Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Sultan Abdülhamit, Jön Türklere ve İttihatçılara karşı, Kormancolardan 36 tane Hamidiye Aşiret Alayı kurmuş her Alayın 1200 adet atlı mevcudu varmış.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf.5) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu görüş ilginç, başka kaynaklarda Hamidiye Alaylarının Ermenilere karşı kurulduğunu belirtiyorlar, kısmen de Kürtlerden asi Aşiretlere karşı kullanmayı tasarlamış ve bu şekilde kullanılmış diye biliniyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Yavuz Sultan Selim Alevi tehlikesine karşı, Orta ve İç Anadolu’dan, Türkmen Aşiretlerini, Doğu’ya göndermiş, bunlar da zamanla dillerini değiştirmiş.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu tez akla yatkın, çünkü Kurmançlar diğer Kürtlere ve Zazalara pek benzemiyorlar, dilleri de hem farklı hem de fazla miktarda Türkçe kelime var.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Yavuz Sultan Selim’den önceki harita ve yazılarda Doğu’ya Urartu denilmekte iken, Yavuz’dan sonra Kürdistan denilmeye başlandı.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “M.Ö. 6. yüzyılda,  Doğu Anadolu’ya gelen Ermenilerle, Kürtlerin atası olan Haltiler bir devlet kurmuşlar,

    Roma bu devleti yıkmış ve Haltiler İran (Pers) hâkimiyeti altına giriyorlar. Ve Perslerin dili olan Acemceyi (Farsçayı) kendi dilleri ile karıştırıp, Kormanci dilini oluşturuyorlar. Bu Lohurto Kurtbaba şubesi sonra Babakürdi adını alıyor. Babakürdiler, Kerkük ve Süleymaniye dağlarında, Pervari, Gevaş, Şemdinan (Şemdinli), Cizre, Hizan, Beşiri, Garzan, Sason ve Muş dağlarının birçok kesimlerinde bulunmaktadırlar. Yavuz Sultan selim, Çaldıran dönüşünde “Kurtbaba Aşiretinin” büyüğü İdris-i Bitlisi’yi kabul etmiş ve bu Aşirete Baba-Kürdi Aşireti adını takmış.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Kürtler, boy bakımından üç kola ayrılırlar, Babakürdiler, Kormancolar (Kırmançlar), Zazalar. M.Ö. 2.000 yıllarında Hititlerin kolu olan Haltiler, Urartu ülkesinde yani bu günkü kuzey ve güney Kürdistan’da, hâkimiyet kurmuşlar. Kürtlerin atası olan Haltiler, Asurilerle devamlı savaşırlar. Haltiler haydutluk hayatına bağlıdırlar. Osmanlı Padişahları, haydutluklarını göz önünde bulundurarak, bunları, Şah İsmail’e ve Alevi-Türk kabilelerine karşı bir silah gibi kullanmışlardır.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Kürtler Yavuz Sultan Selim zamanında Kürt diye adlandırılmışlar.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 1) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının parti programında “Ekonomik alanda serbest mesleğe, yani Liberalizme taraftarız.” denilir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde meslek kelimesi ideoloji, siyasi fikirler, düşünsel anlamda tutulan yol anlamında kullanılıyor.

  • “Görüşmelerin kesilmesi ihtimali belirince, “Musul’dan vazgeçerek yeni bir barış olanağı aranmasını” istemiştir. Lozan kesintiye uğradıktan sonra basına verdiği demeçte; “Büyük özverilerde bulundum, her şeyi kabul ettim, fakat memleketin ekonomik tutsaklığını reddettim.” diyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 395 ile 401 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Lozan’dan sonra Duyun-u Umumiye, Dış Borçlar İdaresi,  IMF’den daha müdahaleci bir örgüt olarak kalmış, Türkiye ağır bir borç yükünün altına girmiş, ülke üretimini çökerten imtiyazlı  (ayrıcalıklı) şirketler karşılıklı görüşmelerle hayli büyük avantajlar sağlamışlar, Türkiye beş yıl süre ile gümrüklerine egemen olamamış, bu sorunlar ancak 5-6 yıl sonra ortadan kaldırılabilmiştir.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Osmanlının tüm borçlarını kuruşuna kadar ödemeyi kabul etmiş, 1914’de İttihatçılar tarafından kaldırılan kapitülasyonları yeniden koymalarına direnmişse de tam bir başarı yoktur. 

  • “1924 yılında Tevhid-i Tedrisat (Eğitimin birleştirilmesi veya eğitimde birlik) kanunu çıktı. ABD’nin İstanbul’da Robert Kolej ve Kız Koleji, İzmir’de Uluslararası Koleji vardı. 1927 yılında bile ABD’nin 1400 öğrencili 8 okulu ve 3 Koleji vardı. Bursa’da 1928’de ABD Kız Lisesinde üç kız öğrenci Hıristiyan olunca halkın infiali (öfkesi) büyük olur. Fakat sonunda Misyonerlere üç gün hapis cezası verilir ve o da paraya çevrilir. ABD Elçisi Grew dönemin Milli Eğitim Bakanı Necati Bey’i suçlar. “En kaba cinsten bir politikacı, çok az kültürü var, ona kolay kolay bir eğitimci gözü ile bakılamaz.” der. Hatta Bursa olayını, bütün yabancı okulları kapatabilmek için onun alevlendirdiğini düşünür.”

     Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 374 ile 377 arası) kitabından birebir alınmıştır.  

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bursa olayından sonra, Hükümet, yabancı okulları kapatmamış ama bu okullar kendiliğinden, yani korkudan, birer birer kapanmış ve yerine Necati Bey’in dehasının ürünü olan Köy Enstitüleri açılmış. Bu yabancı okulların eğitim ve işletiminden ders alınıp o kalitede okul yapamamışız. “Mektepler olmasa Maarifi çok iyi idare ederim” diyen adam.

  • “1930’dan sonra ABD Türkiye’nin bir afyon işleme ve ihraç merkezi olduğu konusunu işlemeye başlar. ABD baskısı artınca 1931’de üç tane Afyon İşleyen özel fabrikamız kapatılır. ABD Elçisi General Sherrill Mustafa Kemal hakkında bir biyografya yazar. Şunları belirtir: Mustafa Kemal’in dostluğunu kazandığını ve bu dostluğu da ABD’nin afyon sorununu halletmek için kullanmaktan başka bir amacının olmadığını, 1932’de Dışişleri Bakanı Stimson’a yazdığı yazıda anlatır. ..ABD Türkiye’yi ve Mustafa Kemal’i bu afyon yasağı yüzünden över. Ama diğer yandan da Mustafa Kemal’in özel hayatını da basın kullanır. ABD Hâriciyesi’ndeki “DS 867.001” No. lu dosya Mustafa Kemal’in Özel hayatı ile ilgili bilgileri içerir. 1938 Nisan’ında Ken Dergisi Mustafa Kemal’in özel hayatı ile ilgili bazı şeyler yazar, Türk Büyükelçisi protesto eder, konu ile Başkan Roosevelt ilgilenir. Franz Werfel’in “Musa Dağında Kırk Gün” adlı hikâyesinin filme alınmasına Türkiye müthiş tepki gösterir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 368 ile 371 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “ABD Elçisi Morgenthau anılarında, Enver Paşa’nın kendisine Kapitülasyonların (ayrıcalıkların) kaldırılacağını söyleyince, Elçi şöyle der: “Türk Mahkemeleri ve Türk cezaevleri bugünkü durumlarında kaldıkça, Adli Kapitülasyonlardan vazgeçmeyi asla kabul edemeyiz.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • “30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandı. 8 Ekim 1918’de İttihat ve Terakki Partisi kendisini lağvetti (kapattı). Ekim 1918’de Müşir Ahmet İzzet Paşa kabinesi kuruldu. Cavit Bey (1926 da asıldı) Maliye Nazırı, Fethi (Okyar) bey Dâhiliye Nazırı oldu.”

    Alıntı: Atatürk ve Enver Paşa Hadiseleri – Cemal Kutay, (1993- Sf. 11, 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal’in Miralaylıktan Mirlivalığa yükseltilmesi için sadrazam Talat Paşa’ya rica edilmiş, o sırada Enver Paşa içeriye girmiş ve “Siz Mustafa Kemal’i benim kadar iyi tanımazsınız. Çok değerli ama o nispette de (oranda da) haristir… Hırsına hudut yoktur.” demiş. Bu olayı Mustafa Kemal’e anlatmışlar “Ben Enver’in bu kadar doğru görüş sahibi olduğunu tahmin edemezdim., hakikatten pek doğru söylemiş.” demiş.”

    Alıntı: Atatürk ve Enver Paşa Hadiseleri – Cemal Kutay, (1993- Sf. 11, 12) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Trablusgarp’ta Eşref Kuşçubaşı bir fotoğraf çekmiş. Enver Paşa kendisinden bir adım geride olan Mustafa Kemal Paşa’yı fotoğrafın içinden çıkartmış ve “Mustafa Kemal hayatında kimseden bir adım geride duramaz.” diyor.”

    Alıntı: Atatürk ve Enver Paşa Hadiseleri – Cemal Kutay, (1993- Sf. 3) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kapitülasyonlar 1 Ekim 1914’de kaldırıldı. Elçi Morgenthau ABD Hükümetine danışma gereğini bile duymadan ABD’nin bunu tanımadığını bildirir. Ve Amerikan Konsolosluk Mahkemeleri kaldırılmaz. (1)

    Lozan’da Antlaşma bittikten sonra İsmet, Lozan’ı kabul etmeyen ABD ile ayrı bir antlaşma yapmaya çalışıyor. ABD Kapitülasyonlardan vazgeçmiyor. Amiral Bristol: “Ücretlerinin düşük oluşu ve seçiliş biçimleri yönünden, yargıçlarınıza güvenilmiyor, Mahkeme Usul kanunlarınız yetersiz, cezaevleriniz kötü” diyor. ABD Lozan’ı ve Kapitülasyonların kaldırılışını 1932 yılında kabullenmiştir. Mayıs 1932’de Senato’dan geçiyor, 15 Şubat 1933’de Türkiye’ye bildiriliyor. Ve ABD vatandaşlarının uğradıkları zarar-ziyan için 55 Milyon Dolar istiyor, 1 milyon Dolar veriliyor. 1934’ten 1940’a kadar bu ödeme sürüyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 368) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Bize Kapitülasyonların Lozan’da kaldırıldığı söylenmişti, oysa İttihatçılar 1914’de kaldırdı, savaştan sonra tekrar getirildi o hükümler de Lozan’da kaldırıldı. Kapitülasyonlarda, ithalatımızda gümrük kolaylıkları olduğunu biliyoruz oysa kapitülasyonlara sahip olan devletler kendi vatandaşlarını, ülkemizde kurdukları mahkemelerde yargılıyorlarmış. Esas çirkin ve ağır olan budur. Adli kapitülasyonlar Lozan’da da kaldırılamadı.

  • “ABD, Osmanlı ticari ilişkileri 1811 yılında, İzmir’de ABD ticarethanelerinin açılması ile başlamış, 1830’da imzalanan ticaret antlaşması ile de Kapitülasyonlardan (ekonomik, siyasi, adli ayrıcalıklar) yararlanma hakkına sahip olmuştur. ABD Osmanlı ilişkileri hep sömürgeci zihniyetle olmuştur. Meselâ 1894 yılında Maraş’ta bir Amerikalının evinde Osmanlı polisince arama yapılınca, ABD elçisi Maraş Valisinin görevden alınmasını Dışişlerinden istemiş ve Valiyi görevden aldırtabilmiştir. ABD ancak 1932 yılında Kapitülasyonların kalktığını kabul etmeye razı olur.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 353, 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • “ABD Daimi Delegesi Robert Wımbrıe, Ekim 1922’de yazdığı raporda: “Mahkemelerde parayla iş görüldüğü, rüşvetsiz iş yapılmadığı, küçük memurların rüşvetçi olduğunu” yazıyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İzmir’in işgalini İngiltere yüksek komiseri Amiral Calthrope planlayıp yönetti. Müttefik savaş gemilerinin nezaretinde (gözcülüğünde)15 Mayıs 1919 sabahı iki Yunan Tümeni İzmir’e çıkıyor. .. Zaten Amerika’nın Arizona zırhlısı ve dört destroyeri 11 Mayıs’ta İzmir limanına demirlemişler. İşgal günü üç Amerikan savaş gemisi limandadır. Yunan işgalinin sınırları 19 Mayıs’ta belirlenir. İşgal, İzmir sancağı ve Ayvalık İlçesi ile sınırlıdır. Ama bu karar 28 Mayıs’ta Amiral Calthorpe’a ulaştığında Yunanlılar çoktan Anadolu’nun içlerine doğru dalmışlardı.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 338 ile 341 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “6 Şubat 1920’de Sevr Antlaşmasında Şerif Paşa dinlenir. Şerif Paşa, Birleşmiş Milletler garantisi altında bir Kürt Devleti kurulmasını ister. Diyarbakır, Harput, Bitlis, Musul, Urfa Vilâyetleri söz konusu. Nasturiler(Hıristiyan Kürtler) ise Said Namık ve Rüstem Necip başkanlığında bir heyeti Paris’e göndermişler, Devletleri: Musul’un tamamı, Diyarbakır, Urfa, Siirt ve Hakkâri Sancağını istiyorlar, denize çıkış ise İskenderun’dan olacak. Ocak ve Mart 1919’da Paris’te şiddetli münakaşalar oluyor. Türkiye’yi bir türlü paylaşamıyorlar. Ama Anadolu’yu Türklere bırakmaya niyetleri yok. ABD, Osmanlıları ve Türkleri Hıristiyanların katili olarak görüyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Henüz kendi kendini yönetme yeteneğini elde edememiş milletlerin, belli bir süre için, bir büyük devletin, elinden tutarak, kendi kendini yönetmeyi öğretmesi olarak sunulur. Öğretmen büyük devleti Milletler Cemiyeti (Birleşmiş Milletler Cemiyeti) seçecektir. Amaç bu milletleri bağımsızlığa hazırlamaktır. İngilizler bu fikre karşı çıkmışlardır.

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 309) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Amerika bu ideolojiyi öne sürmekle, o dönemde dünyanın en büyük sömürge devleti olan İngiltere’nin sömürgelerinde bağımsızlık hareketlerini canlandırarak, bu gücünü önce kırmak, sonra da dünya hâkimiyetini İngiltere’nin elinden almak amacı gütmüş ve başarılı olmuştur.