Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Akraba evliliğinde bir araya gelmemesi gereken genlerin bir araya gelme tehlikesi vardır. Yahudiler arasında geri zekâlılık oranının yüksek olduğu öteden beri bilinmektedir.  Bu, büyük bir olasılıkla akraba evliliklerinin sonucudur ve bazı antropologların sandığı gibi Sami ırkına özgü bir nitelik değildir. Sf. 231, 232

    Öte yandan akraba evliliğinin uygun gen birleşimi bulunduğu zaman şampiyon yarış atları çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Belki getto çocukları arasından hem ahmaklar, hem dâhiler çıkmasının nedeni de budur. Sf. 232

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar)– Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 231, 232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emerson, bir yazısında İngiliz özelliklerinden söz ederken şöyle der: “Her dinsel inancın kendine göre bir fizyonomisi vardır. Metodistler deyince bir yüz, Quakerler deyince bir yüz, rahibeler deyince aklımıza başka bir yüz gelir. Bir İngiliz davranış biçiminden hemen tanınabilir. Meslek ve işler de yüzde ve vücutta kendi izlerini bırakırlar.” Sf. 230

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emest Renan 1883 yılında bir dereceye kadar karşılık verebilmiştir. Yazar bize, “Yahudi tipi yoktur. Yahudi tipleri vardır,” demektedir.

    Gerek gerçek, gerek mecazi anlamda, bu belirli tip Yahudi’yi karakterize eden en önemli nitelik burun biçimidir: Semitik burun, Sami burnu, kanca burun, kartal gagası burun diye adlandırılan burun. Sf. 225

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yani sözün kısası, İsrailliler bütün diğer kavimler gibi başlangıçta bile melezleşmiş bir ırktır. Sf. 221

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada da karşımıza aynı tip sonuçlar çıkmaktadır: “Çeşitli ülkelerdeki Yahudi olan ve olmayan insanların sefalik endeksleri karşılaştırıldığında, aynı ülkede yaşayan Yahudi ve Hıristiyan halkın ölçülerinde benzerlik görülürken, çeşitli ülkelerde yaşayan Yahudiler arasında büyük ayrılıklar saptanmıştır. Bu durumda Yahudilerin ırk bakımından birbirinden farklı oldukları sonucuna varmak kaçınılmaz görünmektedir.”

    Farkların en büyüğü ve en belirgini de Sefardilerle ile Aşkenaziler arasında ortaya çıkmaktadır. Sefardiler genellikle dolikosefal, yani uzun kafalı olurken, Aşkenaziler brakisefal, yani geniş kafalı olmaktadır. Sf. 217

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fishberg bundan sonra Polonya, Avusturya, Romanya, Macaristan ve öteki ülkelerdeki Yahudileri ülkenin asıl halkıyla karşılaştıran istatistiklere dönmüştür. Bundan çıkan sonuç yine şaşırtıcıdır. Her ülkenin Yahudi’sinin vücut yapısı, o ülkenin halkının boyuyla ve yapısıyla orantılı olarak değişmektedir. Sf. 216

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1900 yılında yayımlanan The Races of Europe [Avrupa Irkları] adlı dev eserde William Ripley şöyle demektedir: “Avrupa Yahudilerinin hepsi ufak tefektir. Bu yetmiyormuş gibi, çoğunlukla kavruk kalmışlardır.” Sf. 216

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski ve acı bir çekişmeyi özetlemeye çalışan Raphael Patai şöyle yazmıştır:

    Fiziksel antropolojinin bize gösterdiğine göre, yaygın inançların tersine, Yahudi ırkı diye bir ırk yoktur. Dünyanın pek çok yerinde yaşayan Yahudilerin antropometrik ölçüleri, önemli fiziksel özellikler bakımından bunların birbirlerinden çok farklı olduklarını ortaya koyar. Yapıları, kiloları, ten renkleri, sefalik endeksleri, yüz endeksleri, kan gruplan hiç tutarlı değildir. Sf. 214

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Günümüz Yahudileri iki ana gruba ayrılır: Sefardiler ve Aşkenaziler.

    Sefardiler, eski çağlardan beri İspanya’da yaşayan Yahudilerin soyundan gelmektedir. Bu İspanya Yahudileri, XV. yüzyılda İspanya’dan çıkarılmış, Akdeniz’e yakın başka ülkelere, Balkanlara, daha az olarak da Batı Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Konuştukları dil, İspanyolca – İbranice karışımı olan Ladino’dur. Bunlar kendi geleneklerini, ayin usullerini korumuşlardır. 1960 tahminlerine göre sayıları 500.000 dolaylarındadır.

    Aynı yılda, Aşkenazilerin sayısı on bir milyonu bulmaktadır. Sf. 213

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha önceki bölümlerde sunulan kanıtlar göz önüne alınınca, kaynaklara en yakın durumda olan Polonya tarihçilerinin “Yahudi nüfusunun en büyük bölümünü Hazarlar oluşturmuştur,” tezinde neden birleştiğini anlamak kolaylaşıyor. İnsanın içinden Kutschera gibi durumu biraz abartıp, “Doğu Yahudiliği yüzde yüz Hazar kökenlidir,” diyeceği geliyor. Sf. 199

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadınlar ise XIX. yüzyıl ortalarına kadar uzun beyaz türban takmaktaydılar. Bu başlık da Kazak ve Türkmen kadınlarının taktığı jauluk’un eşidir. (Günümüzde dindar Yahudi kadınlar türban yerine kendi saçlarından yapılmış bir peruk takmaktadır, çünkü saçları evlendikleri zaman tıraş edilmektedir.) Sf. 185

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk bakışta dikkat çeken nokta, Macaristan ve Polonya’da ilk zamanlarda seçkin Yahudilere verilen görev ve mevkilerin birbirine çok benzemesidir. Gerek Macar, gerekse Polonya kaynakları Yahudilerin darphanelerde görev aldığını, hazine yöneticisi, tuz tekeli denetçisi, vergi toplama görevlisi ve faizci, yani bankacı olduklarını belirtmektedir. Bu uygunluk bize bu iki göçmen topluluğun aynı kökenden gelmiş olabileceğini düşündürtmekte, ayrıca Macar Yahudilerinin kökünü Macar-Hazar bağlantısına kadar izleyebildiğimize göre, vardığımız bu yargının doğru olduğu izlenimini vermektedir. Sf. 179

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortaçağda Yahudi dinine inananların büyük çoğunluğunun Hazarlar olduğu anlaşılmaktadır. Hazarların oldukça büyük bir bölümü Polonya, Litvanya, Macaristan ve Balkanlara yerleşmiş, bir Doğu Avrupa Yahudi toplumu oluşturmuş ve yine dünya Yahudilerinin çoğunluğu teşkil etmeyi sürdürmüşlerdir. Sf. 178

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilindiği gibi Karaimlik, haham literatürünü öğrenmeyi reddeden bir temel felsefe mezhebidir. Sf. 174

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne olursa olsun, uzaklaşmadan sonra bile, Hazar etkisi bir zaman sürmüş olmalı ki, Selçuk’un dört oğlundan biri Yahudilere özgü bir ad olan İsrail adını taşımaktadır. Torunlarından biri ise Davut’tur (David).

    Burada Artamonov’a dayanarak, Yahudi adlarının Oğuzların bir başka kolu olan Kumanlarda da kullanıldığını söylemek yerinde olur. Kuman prensi Kobiak’ın oğullarının adları İzak ve Daniel’dir. Sf. 158

    Selçuk’un söz konusu oğlunun genel kabul gören adı Arslan Yabgu’dur. Selçuk’un oğullarının Tevrat isimleri taşıması türlü iddialara neden olmuştur. Örneğin Zekeriya Kazvini, Sultan Sancar’a ayaklanan Oğuzları Hıristiyan (Nasara) sayar, Barthold da bu görüşü destekler. Bu kanı Zeki Velidi’nin tenkidi sonucu değişir.

    Davut, tarih kitaplarında daha çok Kulan Arslan olarak geçer ve 2. Kılıç Arslan’ın (1092-1107) kardeşidir. Sf. 158

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bar Hebraeus’un anlattığına göre, Selçuk’un babası Dukak Bey (Temür Yalıg), Hazar kağanının ordusunda komutandır. Onun ölümünden sonra hanedan sülalesinin kurucusu olan Selçuk, kağanın sarayında büyütülmüştür. Selçuk dik başlı bir gençtir. Kağanla konuşurken kafa tutar gibi davranmaktadır. Hatun, yani kraliçe bu işten hiç hoşlanmaz. Bunun sonucu olarak Selçuk saraydan uzaklaşır ya da uzaklaştırılır.

    Bu kaynakla aynı zamanlarda yazılmış başka bir kaynak da Kemaleddin İbn ül-Adim’in Tarih-i Haleb adlı eseridir, burada yine Selçuk’un babasının Hazar Türklerinin önde gelenlerinden biri olduğu söylenmektedir.  İbn Hassül adlı tarihçi ise Selçuk’un, kılıcını çekip Hazar kağanına vurduğunu ve elindeki gürzle onu dövdüğünü anlatmaktadır. Sf. 157, 158

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 157, 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karaim mezhebi de VIII. yüzyılda İran’da ortaya çıkmış, sonra bütün dünya Yahudileri arasında yayılmış, özellikle Küçük Hazarya’da (Kırım) rağbet görmüş bir Yahudilik türüdür.

    Hatta modern çağlarda bile, Türkçe konuşan (herhalde Hazar kökenli) Karaim Yahudilerinin köyleri bulunmaktadır. Sf. 85

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kesin bir ifadeyle şöyle der: “Atalarımızdan kalan soy kayıtlarımızdan öğrendiklerimize göre Togarma’nın on oğlu vardı. Bunların soylarından Uygur, Dursu, Avar, Hun, Basili, Tamiak, Hazar, Zagora, Bulgar ve Sabirler gelmektedir. Biz yedinci oğul olan Hazar soyundan geliyoruz.” Sf. 83

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama yine de Hazarların başkanı, Yahudi inancının bütün katılığını, sünnet dâhil, kabul etmiş değildi. Halkın inançlarını sürdürmesine, eski putlarına tapmasına izin vermekten de kaçınmadı.” Sf. 66, 67

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 66, 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kez daha Bury’nin satırlarına göz atalım:

    “Başkanlarının Yahudi dinini kabul etmekteki amacının siyasi olduğuna hiç kuşku yoktur. İslam dinini kabul etmek, halifenin ruhsal tebaası arasına karışmak demekti. Zaten halife, epey zamandan beri Hazarları kendi dinine girmeye zorluyordu. Hıristiyanlıkta ise, Roma kilisesinin vasalları durumuna gelme tehlikesi yatmaktaydı. Oysa Yehova’nın dini de saygın bir dindi, öteki iki dinin kitaplarında saygıyla anılıyordu ve o iki dinden olanlar bu dine saygı gösteriyordu. Bu inancı kabul etmek Hazarları hem putperest barbarlar düzeyinden kurtarıp yüceltiyor, hem de halifenin ve imparatorun baskısına karşı koruyordu. Sf. 66

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 66, 67) kitabından birebir alınmıştır.