Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “İsmet Paşa’nın Delegeler Kurulu Başkanı olabilmesi için daha önce Dışişleri Bakanı olmasını uygun gördüm. Bunu sağlamak için Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey’e özel ve gizli bir yazıyla kendisinin Dışişleri Bakanlığından istifa edip, İsmet Paşa’nın seçilmesinde aracı olmasını rica ettim. … Dışişleri Bakanı olacağını ondan sonra da delegeler kurulu başkanı olacağını söyledim. Paşa birden bire sarsıldı kaldı. Asker olduğunu iler sürerek özür diledi. En sonunda, önemli buyruk sayarak, kabul etti.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 452, 453) kitabından birebir alınmıştır. 

  • …” 1.2.1921 Mustafa Fevzi Paşa Hazretlerine

    …. Konferansa katılma olanağı yitirilirse, önce, birlik sağlanamamasından dolayı İstanbul ve Boğazlar büsbütün Osmanlı’nın egemenliğinden çıkar. İkincisi, İtilaf Devletleri Yunanistan’a para ve asker yardımında bulunurlar ve Anadolu’da ortak bir saldırıya kalkışırlar… savaş yıkımları sonunda sayısı çok azalmış olan Türk halkı bir kat daha ezilir, yok olur. Üçüncüsü, büyük ölçülerdeki özveriler karşılığında dışarıdan yardım almak gereği doğar, sonunda da amacımız olan bağımsızlığın elverişsiz duruma gelmesi gibi ağır sonuçlar doğar. Delegelerinizin İstanbul’a ivedilikle yollanması çok gereklidir efendim.

                                                                             Sadrazam Tevfik.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Sadrazamın tahminleri ilginç.

  • “Yurt için en büyük korkulu durum, Padişahların ve Halifelerin düşmanlarca satın alınmalarıdır. Bu çokluk ve kolaylıkla sağlanabilmiştir.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “Batı Cephesi Komutanı (İsmet Paşa) 61. ve 11. tümenler ve geçici güçlerle (1) 24 Ekim 1920’de Gediz’deki düşmana saldırıldı. Efendiler, dalgalı, düzensiz ve komutasız bir takım savaşlardan sonra bildiğiniz gibi Gediz de yenildik. .. cephenin her yanında yeniden genel bir yenilgiye uğradık.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN NOTU (1) Kuvvei seyyare, geçici değil mobil güçler denmeli, kitabın dil içi çevirisi çok kötü, kasıtlı yorumlar var.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Türk askeri tarihinin en ağır yenilgisi Gediz-Afyon meydan muharebesidir.

  • “Maraş, Urfa ve Antep’te savaştık…”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1993) Ankara’nın o çatışmalara hiçbir dahli (müdahalesi) olmamıştır. Bu Maraş, Urfa ve Antep yöreler halkının Ermenilerin geri gelip de mallarına sahip çıkmaya başlaması nedeniyle gösterdiği reaksiyonlar ve kahramanlıklar, hatta biraz da menfaat çatışması söz konusudur.

  • “..Konya Valisi Cemal, Elazığ Valisi Ali Galip ve Malatya Mutasarrıfı Halil Beylerin tutuklanarak Askeri Mahkemeye verilmeleri ve Trabzon Valisi Galip, Kastamonu Eski Valisi İbrahim ve Ali Rıza Beylerin, Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın görevden alınmaları. Eski Hükümetin görevden aldıklarının iadeleri.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır. 

  • “3 Ekim 1919’da yeni Sadrazam Ali Rıza Paşa’ya ve tüm illere bir genelge yayınladım. “1.Yeni hükümet Erzurum ve Sivas Kongrelerinde belirlenen ve saptanan örgütlere ve ulusal amaçlara saygı gösterirse, ulusal güçler de ona yardımcı olacaktır. 2. Yeni Hükmet, Millet Meclisi toplanarak gerçekten denetleme işine başlayıncaya değin ulusun geleceği ile ilgili hiçbir yüküm altına girmeyecektir.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır. 

  • “25 Eylül 1919 günü General Sally Clade’in, Ali Fuat Paşa’nın yanına gönderdiği bir kurul ki bir kurmay binbaşı ile Eskişehir’deki İngiliz denetim subayından oluşmuştu, İngilizlerin iç işlerimize ve ulusal ayaklanmamıza kesinlikle karışmayacakları konusunda söz verdiler. Bu sırada Merzifon’daki kuvvetlerinin geri alınması durumunda, olayı iyi karşılayıp karşılamayacağımızı sormuşlardı.””

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN NOTU (2010): Paşa da kendi eylemini ayaklanma olarak tanımlıyor.

  • “Kurulunuz ulus ile padişah arasında engeldir. Bu yoldaki direnmeniz bir saat daha sürerse, ulus artık her türlü davranış ve eyleminde kendisini özgür sayacaktır ve bütün yurt, töreye aykırı kurulunuzla kesin olarak ilgisini ve bağlantısını kesecektir. Bu son uyarımızdır. Bundan sonra ulusun alacağı durum, burada bulunan yabancı subaylar aracılığı ile itilaf devletleri temsilciliğine de ayrıntılı olarak bildirilecektir.” … ve Sivas telgraf müdürüne telefon ile: “.. bir telgrafımızın doğrudan doğruya padişahın özel kalemine çekilmesine İstanbul’ca engel olunduğu bildiriliyor. Bir saat içinde telgrafın çekilmesine izin verilmezse, İstanbul’la bütün Anadolu telgraf haberleşmesini kesmek gereğinde kalacağımızı üstlerinize bildiriniz.”  20. ,15. , 13. ,ve 3. Kolordu komutanlıklarına “kongrenin bildiriminden başka hiçbir telin İstanbul’a geçilmemesini ve İstanbul’dan verilecek tellerin kabul olunmamasını… Bu yönergeye engel olacak telgraf görevlilerini, bulundukları yerde hemen askeri mahkemeye verilerek en ağır cezaya çarptırılacaklardır.” .. Aynı gün saat 17’de “Hükmet ulusun sevgili padişahına dileklerini ulaştırmasını önleyip onunla bağlantısını kesmekte ve gerçekleşen haince davranışını sürdürmekte direndiğinden, ulus ta yasal bir hükümet başa geçinceye değin İstanbul Hükümeti ile yönetim bakımından ilişkisini ve İstanbul ile her türlü telgraf ve posta iletişimi ve ulaştırmasını büsbütün kesmeye karar vermiştir. Her yöredeki sivil görevliler askeri komutanlıklarla birlik olarak bu kararı yerine getirecek ve sunucunu da Sivas’ta Genel Kongre Kuruluna bildireceklerdir.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk, (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Bu bir muhtıradır. İlginç bir rastlantı olarak 12 Eylül 1980 darbesi de aynı güne denk geliyor!

  • “Rauf Bey; “Amerika’da yıllardan beri bize karşı yapılmakta olan olumsuz propagandaların doğurduğu düşünce akımını düzeltmek için, hepsinden önce Amerikan Kongresi’nden yurdumuzu inceleyecek bir kuruluşu çağırmak.” Bu öneri oybirliği ile kabul edildi. .. bu yolda bir mektup taslağı hazırlandığını anımsıyorsam da bu mektubun gönderilip gönderilmediğin pek iyi anımsamıyorum.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, (1993 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Kemal Paşa bu mektubun gittiğini çok iyi biliyor. Sivas Kongresi’nin bir manda talebi kongresi olduğu ve manda kararı aldığı bir gerçek.

  • Kara Vasıf Bey; “Bütün devletler bizi tam bağımsız bile bırakacaklarını söyleseler yine yardıma gerek duyarız. Dört yüz ile beş yüz milyon borcumuz var. Bu parayı kimse kimseye bağışlamaz, bize bunu ödeyiniz diyecekler, oysa bizim gelirimiz bunun faizine bile yetmez.”

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır. 

  • (16 Ağustos 1919 günü Milli Savunma Bakanı Ferit Paşa’ya yazdığı mektup🙂

    “…İngilizler bile ,.. Hiçbir dayanağı olmayan ve ulus adına hiçbir görev üstlenmeyen ve üstlense bile bunu ulusa benimsetemeyecek olan bir hükümetle verimli bir işe girişmek olanağı bulunmadığına inanmışlardır.”

    Alıntı: Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bu yetkiye göre, Ankara’da bulunan 20. Kolordu ve buna bağlı olduğu müfettişlikler ve Diyarbakır’daki kolordu ile ve hemen bütün Anadolu’da bulunan sivil örgütlerin başında bulunan yöneticilerle yazışabilecek ve ilişkide bulunabilecektim. Bu geniş yetkiyi, beni, İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak amacıyla Anadolu’ya gönderenlerin..”.

    Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk, (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Mustafa Kemal Paşa’yı Anadolu’ya sürmek için veya İstanbul’dan uzaklaştırmak için hiç kimsenin hiçbir gerekçesi yoktur. Kendisi de bu gerekçeyi söylemiyor zaten. Sürgün edilen bir memura bu kadar geniş yetki, eleman ve ödenek verildiği tarihte görülmemiş bir şeydir. Kemal Paşa, bu görev için Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa ile iki veya üçer sefer görüştüğü biliniyor.

  • “Kâzım Karabekir’in çocuklar ordusuna alıp okullarda okuttuğu çocuklar, Karabekir’e muhalefetten dolayı, yetimler babası Paşa’ya gönülden bağlı ve manen minnettar olduklarından ‘uykuda konuşuyor’, ‘uyurken salyası akmış’ gibi bahanelerle, Askeri Okullardan atılmışlardır.”

    Alıntı: Kâzım Karabekir – Mehmet Fahrettin Kırzıoğlu (1992 – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yarbay Rawlinson İngiltere’nin Mondros Ateşkes Antlaşmasının hükümlerinin uygulanmasını kontrol eden kişi.”

    Alıntı: Kâzım Karabekir – Mehmet Fahrettin Kırzıoğlu (1992 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ermeni Patriği Zaven Efendi: “Kurulacak Büyük Ermenistan’ın başkenti Garin (Erzurum) olacak.” diyordu. Vilâyet-i Sitte veya Elviye-i Sitte Ermenistan demektir.”

    Alıntı: Kâzım Karabekir – Mehmet Fahrettin Kırzıoğlu (1992 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2009): Elviyei Selase, Üç vilâyet ; Batum , Kars , Ardahan .  Vilâyeti Sitte veya Elviyei Sitte; Yani altı Vilâyet; Erzurum, Harput, Diyarbekir, Sivas, Bitlis, Van. Bunlar Ermenilerin yoğun oldukları yerler.

  • “Kâzım Karabekir, iyi keman çalan, beste yapan, denemeler yapan, Fransızca konuşabilen ve okuyan, yağlı boya resimler yapabilen bir insan.”

    Alıntı: Kâzım Karabekir – Mehmet Fahrettin Kırzıoğlu (1992 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal iki kuvveti de (Başkomutanlık ve Meclis Başkanlığı) bırakmadı. İkisinden birini Meclis Genel Kurulunun yöneleceği kişiye bırakabilirdi. Millet Meclisi de yiğitlik gösteremedi. Tahmin ettiğim gibi, sonucu da ortaya çıktı. Bağımsızlığını kurtaran Türk Milleti, hürriyetini çok feci bir şekilde kaybetti. Devrim diyerek yeniden, hem de bağımsızlığını kurtaranlar tarafından kanı döküldü serveti mahvoldu.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1095) kitabından birebir alınmıştır.

  • “3 Temmuz 1922’de Yahya Kâhya’yı Trabzon’da vurmuşlar. Buna pek canım sıkıldı. Kâhya, Enver Paşa taraftarı idi, onu memlekete sokmaya çalışıyordu. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını boğduranın Kâhya olduğu biliniyordu. Kâhya’nın katili, Osman Ağa’nın (Mustafa Kemal’in muhafız komutanı Laz Topal Osman’ın) adamlarıymış ve Ankara’dan gitmişler.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1090) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bu basit yöntemi Almanlarda görmeli, Hemen defter kalem çıkartır, hem hafızasını hırpalamaz, hem de bir şey kaçırmaz. Bizde, not almasını adet edinmiş bir hükümet memuruna rastlamadım.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1085) kitabından birebir alınmıştır.