Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Rusya,  24 Nisan 1877 günü (Hicri 1293) Osmanlı İmparatorluğuna savaş açıyordu. Harp İlanı Kararı Meşrutiyet Meclisinde okunurken bunun Ermeni Mebuslar (Milletvekilleri) tarafından hararetle alkışlandığı görüldü.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngiliz Sefiri (Büyükelçisi) Henry Elliot 7.12.1876 yılında kendi Bakanlığına bir rapor gönderdi; “Ermeni Patriği Merses dün ziyaretime geldi…. Patrik, milletinin çok heyecanlı olduğu cevabını verdi ve Avrupa devletlerinin sempatisini çekmek için isyan zaruri ise, böyle bir hareketi başlatmakta zorluk bulunmadığını belirtti. “”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 112) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Abdülhamit 1876’da tahta geçti, Meşrutiyeti ilan etti ve Kanun-i Esasi denen demokrat ve laik anayasayı çıkarttı, Türk tarihinin ilk meclisi olan Meclis-i Mebusan’ı açtı. Altı ay sonra Osmanlı Rus Harbi meşhur 93 Harbi çıktı. Sadrazam Mithat Paşa bu savaşı istiyordu. Durum kötüye gidince veya bu bahane ile Padişah Meclisi kapattı, Mithat Paşayı azletti (görevden aldı)  Büyük bir yenilgi yaşandı. Tam da bu sıra bu görüşmeler oluyor. Patrik ve cemaati Osmanlı’ya ihanet ediyordu.

  • “1820’de Van’da doğan Hrimyan, Van ve Muş’ da din adamı olarak görevlendirildi. Van Kartalı ve Muş Kartalı adlı gazeteleri çıkardı. Ermenilerin Osmanlılara karşı kışkırtılması bu patrik ile başlamıştır. Henüz 49 yaşında iken 1869 da Patrik seçildi. Zaten Ermeni sorunu 1870’te başladı. Bütün Piskoposlara tamim yollayarak, doğu illerinin sorunlarını rapor etmelerini söyledi. Ve 1872’de Sadarete (sadrazamlığa, başbakanlığa) bir muhtıra (İhtar, uyarı yazısı)  verdi. 1873 yılında istifa etti ama etkisi ve faaliyeti devam etti.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Marcel Leart (Gerçek adı Zohrab Kirkor) la Question Armenienne adlı kitabında ” Anadolu’daki 166 ithalatçının 141’i Ermeni, 12’si çeşitli uyruklu, 13’ü Türk’tür. Ve 9800 dükkân sahibi ve sanatkârın 6.800’ü Ermeni, 2550’si Türk’tür. 150 ihracatçının 127’si Ermeni, 23’ü Türk’tür. 153 Sanayicinin 130’u Ermeni, 20’si Türk. 37 Bankacının 32’si Ermeni. Türk Ermenilerinin yaşadıkları bölgede 803 okulları, 2088 öğretmenleri, 81.266 öğrencileri vardır.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): II Mahmut Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırırken Yahudilerin nüfuz (etki) sahibi olanlarını da yok etmesi, o zamana kadar devlet dairelerinde etkili olan Yahudileri atarak onların yerine Ermenilere değer vermesi sonucunda, Ermeniler her alanda geliştiler. İttihat ve Terakkinin Yahudi ve Mason Yönetimi 1908’de iktidara gelince adeta Ermenilerden bunun intikamını aldılar.

  • “Rus Çarı II. Nikola (Deli Petro) 1853 yılında İngiliz Büyükelçisine; “Kollarımızın üzerinde çok hasta bir adam var, samimiyetle belirtmeliyim ki, gerekli bütün hazırlıklar yapılmadan bu hasta ölürse büyük bir felaket olur.” diyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün(4. Baskı 1992, Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ermeni yazar Dadion; “İlk Ermenice gazete 1863’te çıktı. ‘Ermeni Milleti Nizamnamesi (Yönetmeliği)  çıktıktan sonra gazeteler çoğaldı. … Basını engelleyen hiçbir şey ve tesir (etki)  altına alan bir dış tazyik (baskı)  yoktu. 1859 ile 1866 arasında İstanbul’da Ermenice çıkan günlük gazete sayısı on dörde yükseldi. Van’da bile Ermenice gazete çıktı.” Ermeni Mekhiter ilk kitaplarını 1700’lerin başında İstanbul’da bastırdı.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstanbul 19. asrın başında 150.000 Ermeni nüfusu ile dünyanın en kalabalık Ermeni şehri olmuştu.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Bursa’daki Ermeni Piskoposu Hovakim’i İstanbul’a getirerek ona, Ermeni Patriği unvanını verdi.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Patrik; Ermeni ve Ortodoksların ruhani liderine verilen isim.

  • “13. Asrın birinci yarısında Moğollar Ermenistan’dan geçerek Kilikya’ ya (Adana, Mersin, Antalya)  yaklaştılar. Ermeni kralı Hetım Moğol Kralı Göyük Han ile (1247) ve onun halefi Mangu Han ile anlaştı. Bu arada Eyyubiler dağıldı Kürtlerin atası olan Memluklular yükselmeye başladılar. Ermeniler Moğollarla birlikte Eyyubileri yendiler. Moğollar 1260’da Memluklulara yenildi. 1266 yılında Memluklular Ermenileri katlettiler, geriye kalan ahaliyi Mısır’a götürdüler.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • “MS 600 Yıllarında Ermeniler, kabileler halinde şehir devletleri gibi yaşıyorlar.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992 – Sf. 2) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ruhbilimci Abraham Maslow “Temel İhtiyaçlar Kuramında”; Korunma ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlar karşılanmazsa bunların yerini, ait olma, başarı elde etme ve kendini kanıtlama gibi ihtiyaçlar alır. Bu durum bireyler için olduğu kadar toplumlar için de geçerlidir.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 280) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Değişiklikleri kurumlardan çok bireyler sürüklemektedir. Tüm kolektif yapılar (örgütlenmiş din, birlikler, komünist partiler, büyük şirketler, siyasi partiler, ..) içerisinde, kişinin bireysel sorumluluğundan kaçma olasılığı bulunur. Birey düzeyinde ise böyle bir olasılık söz konusu olamaz. Bireyin kaçacak hiçbir yeri yoktur. Bireylerin konumu iyice belirlendikten sonra özgürce birleşip bir topluluk yaratılabilir. Bu topluluğun içerisindeki birey de sorumluluktan kaçamaz…. Artık bilgiyi denetim altında tutamamaları nedeni ile diktatörlerin sayısı günden güne azalıyor.”

    Alıntı: Megatrends 2000, John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 269 ile 378 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “ABD’de okullarda “Ahlak ve kişilik geliştirme ” dersleri konuldu…. Bilim ve teknoloji bize hayatın anlamını söyleyemez. Hayatın anlamını ancak edebiyat, sanat ve tinsellik aracılığı ile kavrayabilir… Tin; Manevi, ahlaki, doğaüstü olan (mistisizm). Amerikalılar dinden çok Tin’e inanıyorlar. ABD’lilerin % 94’ü Tanrıya inanıyor, dindar insanlar, dinden çok tin’e inanıyorlar.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 242 ile 249 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tokyo Teknoloji Enstitüsünde Isao Karube’nın geliştirdiği “tazelşk çipi ” balığa takılıyor, balık bayatlayınca rengini değiştiriyor. Bu sistemin diğer besinler için de uygulanmasına çalışılıyor. Metafor= Tırtılın kelebeğe dönüşmesi sürecidir. BST adlı bir hormon ineklerin süt verimini % 30-40 arttırıyor. … Toronto Üniversitesinden Dr. Robert Haynes “Günümüzde genleri belirleyebiliyor, tartabiliyor, ölçebiliyor, sayabiliyor, değiştirebiliyor, kopya edebiliyor ve test tüplerinde mutasyona (değişime) uğratabiliyoruz, hücreden hücreye aktararak türler arasındaki sınırları zorlayabiliyoruz.” diyor…”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 220 ile 232 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Etkin bir lider, insanlara, şirketin hedeflerini ve bu hedeflere nasıl ulaşılabileceğini ve şirket kararlarının arkasındaki örgütleyici güç olmak zorundadır. Etkin bir liderin bağlılık kazanması için, ahlaklı, açık sözlü, hoşgörülü ve teşvik edici davranarak bir kusursuzluk örneği yaratması lâzımdır. Bilgisiz bir kişi sorumluluk yüklenemez, bilgili bir kişi ise sorumluluktan kaçamaz. Günümüzde buyurucu yöneticilerin yerini, öğretici, kolaylaştırıcı ve yol gösterici yöneticiler alıyor. .. Motorola Inc. şirketi her yıl 99.000 çalışanının 1/3 ünü eğitimden geçiriyor. Amerikan şirketleri işyerinde eğitim ve öğretime 210 Milyar Dolar harcıyor.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 200 ile 208 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “500 Yıl önce Akdeniz’den Atlantik’e doğru kaymaya başlayan yükseliş trendi Pasifik’e doğru dönecek…. Pasifik kuşağının yükselişinin ana nedenleri, itici güçlerinin ekonomi oluşu, bu kuşakta 1.000’in üzerinde dil kullanılması ve dünyanın en çeşitli dinsel ve kültürel geleneklerin olması ile Eğitime büyük ağırlık verilmesi. .. Birleşmiş Milletler standartlarına göre, Güney Kore, gelir dağılımı adaleti açısından dünyanın en iyi ülkesidir. Güney Kore dünyanın en büyük çelik tesisi ve tersanesine sahiptir…. ABD de yetişkin nüfusun % 25’i üniversite mezunudur…. Japon öğrenciler haftada 5.5 gün ve yılda 240 gün okula gidiyorlar. ABD’de 180 gün. …G. Kore’de her yıl 32.000 mühendis mezun oluyor, bu rakam ABD’den yüksek Japonya ile aynı ve 256 Üniversitenin 206’sı Hyundai, Daweoo gibi şirketlere ait. … Asya-Pasifik kuşağı, yoksul bir ülkenin, insan kaynaklarını yeterince değerlendirdiği takdirde, doğal kaynakları olmaksızın da kalkınabileceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 163 ile 196 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Alman Şansölyesi Otto Van Bismarck 1883 te Hükûmet tarafından finanse edilen Sosyal Sigorta uygulamasını başlattı. Ve 1889 yılında, 70 yaşındaki tüm işçilere emeklilik fonu kurulmasını sağladı. Refah ile ilgili yönelimler şöyle olacaktır; kamu konutlarından ev sahipliğine, Ulusal sağlık hizmetinden özel seçeneklere, Hükûmet düzenlemelerinden pazar mekanizmalarına, refah programından çalışma programına, Hükûmet tekelinden rekabetçi girişimlere, Devlet endüstrisinden özelleştirilmiş şirketlere, Devletin sosyal güvenlik planlarından özel sigorta ve yatırıma, Vergi yüklerinden vergi indirimlerine.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 156 ile 162 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007) Yazarlar bu kitabı hazırlarken, Sovyet sistemi çökmemişti. Sovyetlerin çökmesi, kapitalist hatta karma ekonomileri farklı bir yere götürdü, çalışanların sendikalarından ya da Sosyalizme kaymaları endişesinden kurtulan yönetimler, tekellerin eline düştü, bütün dünyada çalışan veya orta halli kesimlerin yaşam standardı geriledi. 

  • “Çince konuşan insan sayısı 800 milyon, İngilizce anadili olanlar 12 ülkede 400 milyon, 400 milyon kadar da yabancı dili İngilizce olanlar var. İngilizce evrensel dil olma yolunda ilerliyorsa bunun sonucu bellidir; İngilizce konuşulan ülkelerin kültürleri egemenlik sağlayacak. Dünya dili olarak İngilizceyi çekici kılan etmenlerden birisi de, kötü biçimde kullanılmasının kolay oluşudur.  Gittikçe artan homojenleşme karşısında, tüm insanların, ister dini, ister kültürel, ulusal, dil’sel yada ırksal olsun, kendi kimliklerini koruması gerekmektedir. Bir Katalan şairi olan Joan Brossa “Dilim olmaksızın kültürüm da olmaz ve kültür baskıya karşı kullanılabilecek en iyi silahtır.”  Katalonya’nın başkenti olan Barselona İspanyanın ekonomik başkenti olmuştur. Francisco Franco Katalancayı yasaklamıştır. … Kültürel milliyetçilik derinlerde yatıyor, bir meydan okumayla karşılaştığında yada uygun bir ortam bulduğunda yüzeye çıkması pek zor olmuyor.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 114 ile 139 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dünyada Hükümetlerce yönetilen ekonomilerden, piyasalar tarafından yönetilen ekonomilere doğru köklü bir geçiş gözüküyor. .. Rubik küpünün yaratıcısı Macar matematikçi Erno Rubik bir yılda, ülkesine, sanayi mamulü ihracatından getirdiği paradan daha çok kazandırdı.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1990’lar boyunca toplumun boş zamanlarını değerlendirme etkinliği olan sporların yerini sanat alacak…. MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü)  Başkanı Paul E. GRAY “Profesyonel bir mühendis, toplumsal bir sistem içerisinde yaşayıp çalıştığından, kültür ve insanla ilgili değerleri anlamak zorundadır.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.