Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “21. Yüzyılın en heyecan uyandırıcı atılımları, teknoloji sayesinde değil, insan olmanın ne anlama geldiğinin daha iyi anlaşılması sayesinde gerçekleştirilecektir…. Artık politikacıların görevi: (uluslararası bir görev) tüm ekonomilerin evrenselleşmesini kolaylaştırmak için politik yapıları yeniden düzenlemektir. Avrupa ile Amerika arasına 1988’de çekilen fiber-optik kablo 40.000 görüşmenin aynı anda yapılmasını sağlıyor. … 1991’de döşenen kablo ile 80.000 görüşmeye çıktı. … Hammadde ağırlıklı ürünlerden kaçış var…. Enerji sarfı da azalıyor. Dünya üretimini arttırırken enerji tüketimi azalmaktadır. OECD ülkelerinde kullanılan elektriğin % 35’i nükleer sistemlerden elde ediliyor. Fotovoltaik pillerin (Güneş ışığını elektriğe çeviren paneller) üretim fiyatı düşecek. Petrol sorun olmaktan çıkacak. Kişisel vergiler aşağıya çekilecek. 1984 ten buyana 55 ülke vergi oranlarını aşağıya çekecek. …ürünlerin boyut ve ağırlıkları azaldıkça deplasmanı o derece kolaylaşıyor. … Japonya, Kore, Tayvan, Tayland, Malezya, Endonezya ve Singapur’da ekonomik patlamalar görülecek…. 1945’ten bu yana dünyanın en zengin 44 ülkesi arasında hiç savaş çıkmadı….  Dünya nüfusunun % 5’inin yaşadığı ABD dünya üretiminin % 25’ini yapıyor…. Amerika’ya inanılmaz yaratıcılığını ve yenilikçiliğini de kazandıran işte bu ırk karışımının zenginliğidir… Hollanda’nın Rotterdam limanı dünyanın en büyük limanı… Manş tünelinin maliyeti 11 milyar dolar….”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 16 ile 55 arası) Kitabından birebir alınmıştır.

  • “Evrensel ekonomik patlama

    Sanatta yeniden doğuş

    Serbest piyasa sosyalizminin doğuşu

    Evrensel yaşam tarzları ve kültürel milliyetçilik

    Refah devletinin özelleştirilmesi

    Pasifik kuşağının yükselişi ( Japonya, Kore, Çin, Endonezya… ) 

    Kadın liderlerin on yılı

    Biyoloji çağı

    Üçüncü bin yıldaki dinsel yeniden doğuş

    Bireyin zaferi”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene – Sf.13) (Siyasi – Tezler)

      

  • 1982’de yazılan “Büyük Yönelimler” kitabında 1980’lerin yönelimleri şunlardı:

    Endüstri toplumundan bilgi toplumuna

    İşgücü ağırlıklı teknolojiden yüksek teknolojiye

    Ulusal ekonomiden dünya ekonomisine 

    Kısa dönemden uzun döneme

    Merkezi yönetimden yerel yönetime

    Kurumsal yönetimden kendi kendine yönetime

    Teslimiyetçi demokrasiden katılımcı demokrasiye

    Hiyerarşilerden şebekelere

    Kuzey yarımküreden Güney’e

    Kısıtlı seçeneklerden çeşitli seçeneklere.  

    Bu yönelişler sürmektedir.

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 12) Kitabından birebir alınmıştır.

  • Harputlu Hacı Hayrı Bey’ in bir kıt’a şiiri;

    “İstekle değil içtiğimiz bade velâkin”

    “Hicr ateşini zehr ile söndürmek içindir.”

    “Mey, neş’eye de keyfe de mahsus değildir.”

    “Erbab-ı gâmı belki tez öldürmek içindir.”

    Alıntı: Harput Yollarında – İshak Sunguroğlu (1992, Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nami Mahmut Mithat Efendi (1848 – 1911) Adıyaman’da (Adıyaman şehir merkezinin adı: Hüsn-ü Mansur’da.) bir yolsuzluğu incelemeye gitmiş. Raporlarını Malatya’ya göndermiş. Yolsuzluk yapanlar bir denk (koli) sabunu rüşvet vererek bu raporu boşa çıkarınca.  Aşağıdaki güzel beyti (iki mısralı şiir) yazmış;  “Hüsn-ü Mansur’da nice zahmet ile ortaya çıkardığım pislikleri, yüz denk sabun paklayamaz.”

    Alıntı: Harput Yollarında – İshak Sunguroğlu (1992, Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Halide Edip (Adıvar) Hanım; “-İzmir’i aldıktan sonra artık biraz dinlenirsiniz Paşa’m! Çok yoruldunuz.” dedi. “-Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra Birbirimizle dövüşeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz!“. “-Neden? O kadar çok yapılacak iş var ki !” “-Ya bana muhalefet etmiş olan adamlar?” “-Bu bir Millet Meclisi’nde doğal değil mi?” .. Bu söz üzerine Mustafa Kemal’in gözlerinde tehlikeli bir parıltı geçtiğini gördüm. Muhalif Mebuslardan bir ikisinin adını anarak, “-Bu adamlar halkça linç edilseler yeridir!” dedi.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Yozgat’ın Akdağmadeni ve Kırıkkale’nin Keskin dolaylarında çok sayıda Ortodoks Türkler varmış. Keskin Metropoliti Papa Eftim, Türk Ortodoksların ruhani lideri olarak İstanbul Patriğinin Elenizm propagandasına karşı çıkıyor ve Anadolu’nun birliği için çalışıyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 470 ile 475 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Yunan Başkumandanı Papulas askerlerinin bizim siperlere çarpıp durduğunu ve bunun zararlı olacağını görüyor. Fevzi Paşa’nın ifadesiyle “Ağırlıklarını da alarak savaş alanından çekilmeye başlamıştır.” Tarih 8 Eylül 1921. Bu sefer biz 12 Eylül 1921 günü Yunan’a karşı saldırıya geçiyoruz. Sakarya Meydan Savaşı 22 gündüz ve 22 gece süren, dünyanın en uzun süren meydan savaşıdır. Bu savaş sonunda Yunan’ı Sakarya Nehri’nin batısına çekilmeye mecbur ediyoruz. Düzgün bir biçimde bu hatta çekiliyorlar. Türk Ordusu on bin ölü, on beş bin yaralı, Yunan Ordusu ise on iki bin ölü, yirmi üç bin yaralı veriyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 439 ile 462 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Gazi cepheyi gezerken ata bineceği zaman ayağı kayıp attan düşünce üç kaburgası kırılıyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 430, 431) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal, Direksiyon Konağı’ndan ayrılmış. Çankaya denen Papazın Bağındaki küçük konağa taşınıyor. Bu köşk de İstanbul’da Şişli’deki kiralık evinin sahibi olan Madam Kasapyan’a aitti.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’in kaleme aldığı ve Mustafa Kemal imzalı tebrik telgrafı;

    “Bütün dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Savaşlarında yüklendiğiniz görev derecesinde ağır bir görev yüklenmiş kumandanlar azdır… Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun makûs talihini de yendiniz!

                                                                                                          Mustafa Kemal “”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 422 ile 425 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Ocak ayındaki I. İnönü savaşının nasıl bir şey olduğu belli değil. Önce Yunanistan savaş alanını terk ediyor ve bu I. İnönü Zaferi oluyor. Çerkez Ethem birliklerinin ortadan kalkması ile Yunanistan artık saldırmaktan başka bir şey düşünmüyor. Bu arada Yunanistan’daki siyası durum da iyileşiyor, Kralcı Ahali Partisi iktidara geliyor ve komutanların çoğu değişiyor. .. Yunan Birlikleri 23 Mart 1921’de yeniden saldırıya geçti. II. İnönü Zaferinin gecesi yani 30 Mart 1921 İsmet, sabah muhtemel (olası) Yunan saldırısından korkup İnönü mevzilerini bırakarak çekilmeye karar verdi. Yazdığı şifreyi hemen Mustafa Kemal’e gönderdi. 1 Nisan sabahı Mustafa Kemal’e gelen telgrafta da genel çekilme emri verdim diyor. Ve birkaç saat sonra gelen telgrafta ise düşman çekiliyor diyor.  İşte; İnönü Zaferlerinin perde arkası budur. Her ne hikmet ise bu zaferlerden 3,5 ay sonra 21 Temmuz’da Yunanistan bütün cephelerde saldırıya geçti, askerlerimiz darmadağın bir biçimde kaçtı. Yunanistan’ın 27 bin kişilik ordusu Gediz – Afyon Meydan Muharebesinde 80 bin kişilik ordumuzu bozguna uğrattı. Türk harp tarihinin görülmemiş yenilgisini aldık.

  • “Mustafa Kemal Harbiye’den ve Kurmay Okulundan sınıf arkadaşı Albay Asım (Gündüz) Bey’i İstanbul’da buldurup Anadolu’ya çağırdı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Temmuz 1921 Büyük Bozgun veya Afyon yenilgisi de denilen ağır kayıp sonucu Yunan Sakarya’ya geliyor. Mustafa Kemal Paşa cephede Albay Asım Bey’den “Ne yapalım?” diye soruyor.

  • (1) “Yazıda;  “… Yeşil Ordu örgütüne özgü Talimatnamenin Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’ce ve öbür bildirinin de Tokat Mebusu Nazım Bey’in kardeşi Lütfi Efendi’ce dağıtıldığı…”

    Mustafa Kemal hemen işi adalete intikal ettirmek üzere Ankara İstiklâl Mahkemesi Başkanlığı’na bir yazı gönderdi…. kısa bir süre sonra Tokat Mebusu Nazım, Afyonkarahisar Mebusu Mehmet Şükrü Beylerle, Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’nin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve hemen tutuklanarak Ankara İstiklâl Mahkemesine verildiler. 9 Mayıs 1921 günü yargılama bitti;

    “-TBMM Hükümetini devirerek Ulus’un isteğine aykırı bir hükûmet kurmaya çalışmak suçundan sanık; Çerkez Ethem, Tevfik (Ethem’in kardeşi), Reşit (Ethem’in Ağabeyi) Yüzbaşı İbrahim (Subayların hepsi Ethem’in adamları) Jandarma Yüzbaşı Sami, Kurmay Yüzbaşı Halil, Polis Artin, Manyaslı Şevket, Çerkez Ahmet, Reşat, Binbaşı Abdullah, Mülkiye Kaymakamı Lütfü, Silahlı olarak bu suçu işleyip sonra düşman yanına kaçtıkları anlaşıldığından hepsinin idamına…  Tokat Mebusu Nazım.. Vatana İhanet Kanununun 12. Maddesi gereğince on beş yıl kürek cezasına, Bursa Mebusu Şeyh Servet ile Mehmet Şükrü’nün beraatına..”  Ayrıca Yeni Dünya Gazetesi Başyazarı Arif Oruç ise tutukluluk süresi yeterli görülerek savaşın bitimine kadar Hükümet’in istediği bir yerde ikamete mecbur edildi. Yeni Dünya süresiz kapatıldı.””

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 411 ile 413 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1992): Ethem Bey ve Yeşil Ordu saf dışı bırakıldıktan Mustafa Suphi ve 16 arkadaşı da Karadeniz’de boğdurulduktan sonra sırada Ankara’daki Bolşevikler vardı. Hem de muhalefete de bir gözdağı vermek gerekiyordu. Bu sırada Ali Fuat ve Rıza Nur’dan oluşan heyet Moskova ile uzlaşıyor, öte yandan Yunan her cephede saldırısını ve zaferlerini devam ettiriyordu. Nurettin Paşa 19 Ocak 1921 tarihli bir şifre ile Bolşevik faaliyetlerini Genelkurmay’a şikâyet ediyor, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa hemen Bakanlar Kurulu Başkanlığı’na 24 Ocak 1921 tarihli yazıyı yazıyor.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992) Mustafa Kemal Paşa, Mustafa Suphi ve arkadaşlarını Zigana Dağlarında yok etmek için Cafer Bey’i görevlendiriyor.  Kâzım Karabekir bunu duyunca hemen Mustafa Kemal’i uyarıyor; Bölgesinde kanlı komitacılığa müsaade edemeyeceğini söyleyince bu iş yatıyor. .. Rusya’da siyasi eğitim görüp Azerbaycan üzerinden gelen Mustafa Suphi ve 16 arkadaşı, Erzurum girişinde neredeyse linç ediliyorlardı. Onları Kâzım Karabekir Paşa kurtardı. Mustafa Kemal’in emri ile oluşan bu linç girişimi dışında, Erzurum halkı bunları hem rezil etmiş hem de çok terbiyesizlikler yapmıştır. 11 Ocak 1921’den 28 Ocak 1921’e kadar Kars’tan Erzurum’a oradan Bayburt’a ve Trabzon’a kadar yürütülüyorlar. Hastalık nedeni ile iki kişi Bayburt’ta kafileden ayrılıyor. Trabzon’da Yahya Kâhya Mustafa Kemal’den aldığı emir ile onları alıp motora bindiriyor ve Karadeniz’in sularında boğuluyorlar.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 400 ile 404 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa: “Vaktiyle kurulmuş olan Yeşil Ordu dahi Partiye (TKP’ye) katılmış olduğundan dolayı, artık Bolşevizm, Komünizm düşünce ve prensipleri üzerinde hiçbir dernek ya da kurulun fotoğraflı belge ve yetki namesi olmaksızın kim olursa olsun kişilerin çalışmasına müsaade olunmayacaktır. Durum İçişleri Bakanlığına bildirilmiştir.””

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 391, 392) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Mustafa Kemal Paşa, Hakkı Behiç Bey ile birlikte Türkiye Komünist Partisi’ni 18 Ekim 1920’de kurdurttu. Üç ay sonra da Ethem Bey’in işi bitirildi,  bu dönem Mustafa Kemal’in atak yapmak zorunda olduğunu hissettiği bir dönem. “Sevgili Yoldaş” diye başlayan bildirilerin altında TKP Genel Sekreteri Hakkı Behiç onun da altında TBMM Başkanı Mustafa Kemal unvanları var. Komünist hareketi elinde tutmak ve Ethem Bey’in altını boşaltmak için başka sol oluşumları da yasaklamış. Bu sırada gerçek Sosyalistler Halk İştirakiyun (Ortakçılık, kolektivizm) Fırkası da faaliyetine devam ediyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Ethem Bey’in birlikleri Gediz’de saldırıya geçen Yunan birlikleri ile savaş durumunda. İsmet Paşa ise birliklerini almış Kütahya’dan Ethem’in üstüne geliyorlar. Ethem anlaşma yolu arıyor. Ankara askerlerine bir tek kurşun atmıyor. Sonunda bir kısım Alay Komutanlarına şu konuşmayı yapıyor: “Ankara’ya gönderdikleri İstanbul kurulunun (Salih ve İzzet Paşaların) açık konuşmaları ile de Yunanlıların aczi meydana çıkmıştı. Ne var ki bu kurulun Ankara’daki teması önlenmiştir. … Arkadaşlar! Kuvve-i Seyyareyi (seyyar kuvvetler, Ethem Bey’in paralı askerleri) bu acıklı duruma benim temiz yürekliliğim ve içten düşüncelerimle ben düşürdüm!” diyor. Bu konuşmadan sonra on subayı kendisi ile birlikte kalıyor, dört subay ve erleri silahlarını bırakmak koşulu ile serbest bırakılıyor. İstanbul heyetinin esir alınmasının sebebi anlaşıldı. Ethem’in başarısının yayılmaması. Ve çarçabuk Ethem ortadan kaldırıldı, ortadan çekildi! Ethem Bey’in imhası sırasında yani Aralık 1920 ile Ocak 1921 arasında Yunanistan da kaynıyor, Hükümetleri zor durumda. Yunan saldırısından iki gün önce İsmet Paşa, Çerkez Ethem’e saldırıyor. Havadan bildiri atıyorlar, ilk defa “Çerkez Ethem” sözünü kullanıyorlar. Ethem Bey, Saruhan Mebusu Reşat Bey ve Binbaşı Aziz Bey’i İsmet Paşa’ya arabulucu gönderdi: “Kardeş kuvvetler arasında dökülecek olan kanlar iki taraf için ihanet olacağı gibi, karşımızda durumu çok sarsılmış düşmanlarımıza fırsat ve yeniden can vereceğini, söyleyiniz. İsmet Bey’e son selamımı söyleyiniz, insafa çağırınız.” İsmet Bey bunları Ankara’ya gönderdi. Ethem Bey iki adamını Yunan komutanına göndererek Ateşkes antlaşması yolunu da aradı. Dört günlük ateşkes sağlandı. Hasan İzzettin Dinamo’ya göre, Çerkez Ethem, İsmet Paşa güçlerine karşı savaş açtı, onları bozguna uğrattı. .. Bu sırada Yunan uçakları Kütahya’ya çekilen 8. ve 11. tümenler üzerine birkaç bomba da attı. Bu olay Yunanlıların Kuvve-i Seyyare ile el ele çalıştıkları duygusunu yaratmak içindi. Ethem Bey Bolşevik Taburu Komutanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’e şu emrini verdi. “Bozulan İsmet Bey birliklerini izleyerek Kütahya’ya doğru ilerliyorum. Fakat Yunanlıların aramızdaki bu çekişmeyi fırsat sayarak, yararlanmaları ihtimali çoktur…. Eğer herhangi bir yandan ve özellikle Gediz’e doğru ateşkes hükümlerini bozan bir saldırı karşısında kalırsanız, tereddütsüz silahla karşı koymak ile görevlisiniz.” Çatışmanın üçüncü gününde… İsmet tam yenilmek üzere iken Refet Bey yardımına koşuyor. Ethem Bey güçlerini arkadan vurmaya çalışan Refet Bey’i Ethem Bey çok fena yendi, Refet Paşa evrak çantasını da bırakarak kaçtı… Bu sırada İsmail Hakkı Bey’den Ethem’e bir haber geliyor: ” …Yunanlılar, bize gelen doğru haberlere ve keşiflerimize göre saldırı amacıyla hazırlıklarda bulunmaktadırlar. Hatta şimdi Uşak’taki bir casusumuzun verdiği habere göre Yunan birliklerinin Uşak’ın Doğu yönünden Dumlupınar ve Afyon yönüne doğru saldırıya geçmiş ve ilerlemekte oldukları ….” Ethem Bey bu haber üzerine kardeşi ve Komutanları ile bir toplantı yapıyor. Üstün durumda olmalarına rağmen, tam bir vatanseverlik örneği gösterip, İsmet Bey güçlerinin arkasını bırakıp, Kuvve-i seyyareyi yine Gediz’e çekmeye karar vererek hemen o gece bunu uygulamaya başladı. Dördüncü gün Ethem Bey’in birlikleri Yunan ile savaşıyor. İsmet Paşa ise Ethem’i izliyor. .. Daha sonra İsmet de ağırlığını Yunan’a kaydırıyor. Bu sırada Refet Bey kuvvetleri de Ethem’i kovalıyor. Reşit Bey (Ethem’in ağabeyi) Yunan karargâhında, bir sığınma Protokolü yapılıyor. Ethem, Refet Birliklerinin üzerine top atışı yapılmasına mani oluyor. Ethem Bey in kardeşi Tevfik Bey Yunan’a sığınıyor. Ethem Kardeşlerine son notunu yazıyor: “Yunanlılarla yaptığımız sığınma Protokolü nefsime çok ağır geldiğinden dolayı sizin arkanızdan gelmeyeceğim. Beni bağışlayınız. Kuvve-i Seyyare Subay ve eratlarını bıraktım. Hepsini dağıttıktan sonra ben de karargâhımla bilinmeyen bir yana doğru Tanrıya sığınarak gidiyorum.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 329 ile 346 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • (1) “Mustafa Kemal ile görüşmelerinde, İstanbul ve daha çok İngiliz makamları Ali Fuat Paşa’nın Batı cephesi kumandanlığından ayrılmasını koşul olarak öne sürmüşler. Ancak bu koşulun yerine getirilmesinden sonradır ki Misak-ı Milli (Milli Anlaşma) üzerinde  bir görüşme söz konusu olabileceğini söylüyorlar…. Ethem hemen geri dönüyor ve Ali Fuat Paşa’dan durumu soruyor. Doğru olduğunu anlıyor. Ali Fuat Paşa Ethem’e benimle birlikte Moskova’ya gel diyor. Çerkez Ethem Bey Ankara’da Mustafa Kemal ile görüşüyor. Ali Fuat Paşa’nın Moskova’ya İstanbul’un isteği üzerine gittiğini duydum diyor.” (2)

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 219 ile 319 arası) kitabından birebir ve notlar alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1992): Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, Çerkez Ethem olayına çözüm arıyorlar, Çünkü Çerkez Ethem hem kahramanlığı hem de sosyalist bir kesimin sempatisini toplaması nedeni ile müthiş pirim yapmıştı. Mehmet Şükrü Bey (İzmir suikastı nedeni ile asıldı) Ethem Bey’e “Meclis’i Sivas’a almayı düşünüyorlar.” diyor. Bu durumda Ethem Bey Mustafa Kemal’in kuvve-i seyyareyi dağıtmak için (Ethem’in birliklerini dağıtmak için) Ankara’ya kadar bile geri çekilmeyi göze aldıklarını fark ediyor. .. 26 Ekim 1920 günü Gediz Savaşında Ethem, Yunan’ı geri püskürtüyor, önemli bir galibiyet elde ediliyor, tarih bunu yazmıyor tabii ki. İzmit Mebusu Fuat Bey, Eskişehir’de Ethem Bey’e çok önemli bir haber veriyor: “- Ali Fuat Paşa Batı Cephesi Kumandanlığından ayrılıyor.” “-Peki Paşa bu değişikliğe razı oldu mu?” “-Paşa’nın henüz bilgisi yok. Nedeni de şu imiş, İzzet ve Salih Paşaların (İstanbul Hükümetinin bakanları olan bu zatlar, Ankara’ya görüşme, nasihat için gelip tutuklu kalmışlar) Çerkez Ethem anılarında bu Paşaların Ankara’ya Yunanistan’ın ateşkes teklifini getirdiklerini söylüyor bu çok önemli bir belgedir.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1992): Mustafa Kemal Paşa hiçbir cevap vermiyor. Diyarbakır Mebusu Hacı Şükrü Bey, Ethem Bey’e: “Mustafa Kemal tek rakip olarak seni görüyor. Seni ortadan kaldıracak ve böylece son günlerde tırmanan Bolşevik eğilimine de son verecektir.” diyor. Aynen böyle oluyor. .. Ethem Bey Mustafa Kemal ile konuşmak için Direksiyon Konağına gittiğinde Mustafa Kemal hasta yatağında ve eli yastığının altındaki tabancasında, yanında Tevfik Rüştü. Ethem Bey’e “Artık eşkıyalık bitti ” diyor. Tam bu sırada Ethem’in adamı içeriye girip Çerkez Ethem’e: “Sarıldık” diyor. Mustafa Kemal’in adamları hemen bu adamı enterne ediyorlar ve silahlar patlamadan Ethem Bey odayı terk ediyor. Ethem Bey İsmet Paşa ile görüşme talep ediyor, zamanım yok deyince çok kızıyor ve adeta zorla İsmet’in karargâhına giriyor. İsmet çok korkuyor, alttan alıyor: “İstediğin rütbeyi sana alırım, sen seç ben sana aldırırım.” diyor. Ethem Bey ret ediyor. … Refet (Bele) Bey Gediz savaşında Ethem’in adamlarına aşağılayıcı ve tehditkâr konuşuyor ve bir gurup asker toplu olarak (150 kişilik Alaca’lı Alevilerden oluşan bir müfreze) firar ediyorlar. Konu İstiklâl Mahkemesine intikal ediyor ve Refet Bey suçlu bulunuyor. Buna rağmen Refet Bey Dâhiliye Vekili yapılıyor ve de Güney Cephesi Komutanlığı’na getiriliyor. Ethem Bey bu işe çok kızıyor… Ethem Bey 1.1.1921’de Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey’e bir telgraf çekiyor: “tarih beni az ve sizi çok lanetleyecektir.” diyor.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Topal Osman Ağa, Giresunlu olan ve çocukluktan beri arkadaşı olan dört Rum eşkıyasını, Gülnihal vapurunun fırınına attırıp, canlı canlı yaktırıyor. Ve işkencenin en kötüsünü bizzat yaşamış olan Hasan İzzettin Dinamo bu canavarlığı mazur gösterme gayretinde.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 213 ile 215 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Tarihi bir gerçek; 1920 Haziranındaki Yunan ilerleyişinde Yunan’a ilk ciddi darbeyi vuran ve bu ilerleyişi durduran Çerkez Ethem’dir. 1921 yılındaki Yunan saldırısı sırasında, iki ateş arasında bırakılarak Ethem’in ortadan kaldırılması ile Yunan birlikleri Polatlı’ya kadar geldi.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 29) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Sosyalistlerin Ethem’e ilgisini bilen Mustafa Kemal Paşa, Ethem’in siyaseten de altını boşaltmak için kendi öncülüğünde Yeşil Ordu adı altında bir sosyalist dernek kurdurtuyor. Tokat Mebusu Nazım Bey’in yanına Feridun (Kandemir), Dr. Adnan (Adıvar), Yunus Nadi, Eyüp Sabri, gibi kendi adamlarını katıyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 74 ile 76 arası) kitabından notlar alınmıştır.