Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Mustafa Kemal Harbiye’den ve Kurmay Okulundan sınıf arkadaşı Albay Asım (Gündüz) Bey’i İstanbul’da buldurup Anadolu’ya çağırdı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Temmuz 1921 Büyük Bozgun veya Afyon yenilgisi de denilen ağır kayıp sonucu Yunan Sakarya’ya geliyor. Mustafa Kemal Paşa cephede Albay Asım Bey’den “Ne yapalım?” diye soruyor.

  • (1) “Yazıda;  “… Yeşil Ordu örgütüne özgü Talimatnamenin Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’ce ve öbür bildirinin de Tokat Mebusu Nazım Bey’in kardeşi Lütfi Efendi’ce dağıtıldığı…”

    Mustafa Kemal hemen işi adalete intikal ettirmek üzere Ankara İstiklâl Mahkemesi Başkanlığı’na bir yazı gönderdi…. kısa bir süre sonra Tokat Mebusu Nazım, Afyonkarahisar Mebusu Mehmet Şükrü Beylerle, Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’nin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve hemen tutuklanarak Ankara İstiklâl Mahkemesine verildiler. 9 Mayıs 1921 günü yargılama bitti;

    “-TBMM Hükümetini devirerek Ulus’un isteğine aykırı bir hükûmet kurmaya çalışmak suçundan sanık; Çerkez Ethem, Tevfik (Ethem’in kardeşi), Reşit (Ethem’in Ağabeyi) Yüzbaşı İbrahim (Subayların hepsi Ethem’in adamları) Jandarma Yüzbaşı Sami, Kurmay Yüzbaşı Halil, Polis Artin, Manyaslı Şevket, Çerkez Ahmet, Reşat, Binbaşı Abdullah, Mülkiye Kaymakamı Lütfü, Silahlı olarak bu suçu işleyip sonra düşman yanına kaçtıkları anlaşıldığından hepsinin idamına…  Tokat Mebusu Nazım.. Vatana İhanet Kanununun 12. Maddesi gereğince on beş yıl kürek cezasına, Bursa Mebusu Şeyh Servet ile Mehmet Şükrü’nün beraatına..”  Ayrıca Yeni Dünya Gazetesi Başyazarı Arif Oruç ise tutukluluk süresi yeterli görülerek savaşın bitimine kadar Hükümet’in istediği bir yerde ikamete mecbur edildi. Yeni Dünya süresiz kapatıldı.””

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 411 ile 413 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1992): Ethem Bey ve Yeşil Ordu saf dışı bırakıldıktan Mustafa Suphi ve 16 arkadaşı da Karadeniz’de boğdurulduktan sonra sırada Ankara’daki Bolşevikler vardı. Hem de muhalefete de bir gözdağı vermek gerekiyordu. Bu sırada Ali Fuat ve Rıza Nur’dan oluşan heyet Moskova ile uzlaşıyor, öte yandan Yunan her cephede saldırısını ve zaferlerini devam ettiriyordu. Nurettin Paşa 19 Ocak 1921 tarihli bir şifre ile Bolşevik faaliyetlerini Genelkurmay’a şikâyet ediyor, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa hemen Bakanlar Kurulu Başkanlığı’na 24 Ocak 1921 tarihli yazıyı yazıyor.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992) Mustafa Kemal Paşa, Mustafa Suphi ve arkadaşlarını Zigana Dağlarında yok etmek için Cafer Bey’i görevlendiriyor.  Kâzım Karabekir bunu duyunca hemen Mustafa Kemal’i uyarıyor; Bölgesinde kanlı komitacılığa müsaade edemeyeceğini söyleyince bu iş yatıyor. .. Rusya’da siyasi eğitim görüp Azerbaycan üzerinden gelen Mustafa Suphi ve 16 arkadaşı, Erzurum girişinde neredeyse linç ediliyorlardı. Onları Kâzım Karabekir Paşa kurtardı. Mustafa Kemal’in emri ile oluşan bu linç girişimi dışında, Erzurum halkı bunları hem rezil etmiş hem de çok terbiyesizlikler yapmıştır. 11 Ocak 1921’den 28 Ocak 1921’e kadar Kars’tan Erzurum’a oradan Bayburt’a ve Trabzon’a kadar yürütülüyorlar. Hastalık nedeni ile iki kişi Bayburt’ta kafileden ayrılıyor. Trabzon’da Yahya Kâhya Mustafa Kemal’den aldığı emir ile onları alıp motora bindiriyor ve Karadeniz’in sularında boğuluyorlar.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 400 ile 404 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa: “Vaktiyle kurulmuş olan Yeşil Ordu dahi Partiye (TKP’ye) katılmış olduğundan dolayı, artık Bolşevizm, Komünizm düşünce ve prensipleri üzerinde hiçbir dernek ya da kurulun fotoğraflı belge ve yetki namesi olmaksızın kim olursa olsun kişilerin çalışmasına müsaade olunmayacaktır. Durum İçişleri Bakanlığına bildirilmiştir.””

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 391, 392) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Mustafa Kemal Paşa, Hakkı Behiç Bey ile birlikte Türkiye Komünist Partisi’ni 18 Ekim 1920’de kurdurttu. Üç ay sonra da Ethem Bey’in işi bitirildi,  bu dönem Mustafa Kemal’in atak yapmak zorunda olduğunu hissettiği bir dönem. “Sevgili Yoldaş” diye başlayan bildirilerin altında TKP Genel Sekreteri Hakkı Behiç onun da altında TBMM Başkanı Mustafa Kemal unvanları var. Komünist hareketi elinde tutmak ve Ethem Bey’in altını boşaltmak için başka sol oluşumları da yasaklamış. Bu sırada gerçek Sosyalistler Halk İştirakiyun (Ortakçılık, kolektivizm) Fırkası da faaliyetine devam ediyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Ethem Bey’in birlikleri Gediz’de saldırıya geçen Yunan birlikleri ile savaş durumunda. İsmet Paşa ise birliklerini almış Kütahya’dan Ethem’in üstüne geliyorlar. Ethem anlaşma yolu arıyor. Ankara askerlerine bir tek kurşun atmıyor. Sonunda bir kısım Alay Komutanlarına şu konuşmayı yapıyor: “Ankara’ya gönderdikleri İstanbul kurulunun (Salih ve İzzet Paşaların) açık konuşmaları ile de Yunanlıların aczi meydana çıkmıştı. Ne var ki bu kurulun Ankara’daki teması önlenmiştir. … Arkadaşlar! Kuvve-i Seyyareyi (seyyar kuvvetler, Ethem Bey’in paralı askerleri) bu acıklı duruma benim temiz yürekliliğim ve içten düşüncelerimle ben düşürdüm!” diyor. Bu konuşmadan sonra on subayı kendisi ile birlikte kalıyor, dört subay ve erleri silahlarını bırakmak koşulu ile serbest bırakılıyor. İstanbul heyetinin esir alınmasının sebebi anlaşıldı. Ethem’in başarısının yayılmaması. Ve çarçabuk Ethem ortadan kaldırıldı, ortadan çekildi! Ethem Bey’in imhası sırasında yani Aralık 1920 ile Ocak 1921 arasında Yunanistan da kaynıyor, Hükümetleri zor durumda. Yunan saldırısından iki gün önce İsmet Paşa, Çerkez Ethem’e saldırıyor. Havadan bildiri atıyorlar, ilk defa “Çerkez Ethem” sözünü kullanıyorlar. Ethem Bey, Saruhan Mebusu Reşat Bey ve Binbaşı Aziz Bey’i İsmet Paşa’ya arabulucu gönderdi: “Kardeş kuvvetler arasında dökülecek olan kanlar iki taraf için ihanet olacağı gibi, karşımızda durumu çok sarsılmış düşmanlarımıza fırsat ve yeniden can vereceğini, söyleyiniz. İsmet Bey’e son selamımı söyleyiniz, insafa çağırınız.” İsmet Bey bunları Ankara’ya gönderdi. Ethem Bey iki adamını Yunan komutanına göndererek Ateşkes antlaşması yolunu da aradı. Dört günlük ateşkes sağlandı. Hasan İzzettin Dinamo’ya göre, Çerkez Ethem, İsmet Paşa güçlerine karşı savaş açtı, onları bozguna uğrattı. .. Bu sırada Yunan uçakları Kütahya’ya çekilen 8. ve 11. tümenler üzerine birkaç bomba da attı. Bu olay Yunanlıların Kuvve-i Seyyare ile el ele çalıştıkları duygusunu yaratmak içindi. Ethem Bey Bolşevik Taburu Komutanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’e şu emrini verdi. “Bozulan İsmet Bey birliklerini izleyerek Kütahya’ya doğru ilerliyorum. Fakat Yunanlıların aramızdaki bu çekişmeyi fırsat sayarak, yararlanmaları ihtimali çoktur…. Eğer herhangi bir yandan ve özellikle Gediz’e doğru ateşkes hükümlerini bozan bir saldırı karşısında kalırsanız, tereddütsüz silahla karşı koymak ile görevlisiniz.” Çatışmanın üçüncü gününde… İsmet tam yenilmek üzere iken Refet Bey yardımına koşuyor. Ethem Bey güçlerini arkadan vurmaya çalışan Refet Bey’i Ethem Bey çok fena yendi, Refet Paşa evrak çantasını da bırakarak kaçtı… Bu sırada İsmail Hakkı Bey’den Ethem’e bir haber geliyor: ” …Yunanlılar, bize gelen doğru haberlere ve keşiflerimize göre saldırı amacıyla hazırlıklarda bulunmaktadırlar. Hatta şimdi Uşak’taki bir casusumuzun verdiği habere göre Yunan birliklerinin Uşak’ın Doğu yönünden Dumlupınar ve Afyon yönüne doğru saldırıya geçmiş ve ilerlemekte oldukları ….” Ethem Bey bu haber üzerine kardeşi ve Komutanları ile bir toplantı yapıyor. Üstün durumda olmalarına rağmen, tam bir vatanseverlik örneği gösterip, İsmet Bey güçlerinin arkasını bırakıp, Kuvve-i seyyareyi yine Gediz’e çekmeye karar vererek hemen o gece bunu uygulamaya başladı. Dördüncü gün Ethem Bey’in birlikleri Yunan ile savaşıyor. İsmet Paşa ise Ethem’i izliyor. .. Daha sonra İsmet de ağırlığını Yunan’a kaydırıyor. Bu sırada Refet Bey kuvvetleri de Ethem’i kovalıyor. Reşit Bey (Ethem’in ağabeyi) Yunan karargâhında, bir sığınma Protokolü yapılıyor. Ethem, Refet Birliklerinin üzerine top atışı yapılmasına mani oluyor. Ethem Bey in kardeşi Tevfik Bey Yunan’a sığınıyor. Ethem Kardeşlerine son notunu yazıyor: “Yunanlılarla yaptığımız sığınma Protokolü nefsime çok ağır geldiğinden dolayı sizin arkanızdan gelmeyeceğim. Beni bağışlayınız. Kuvve-i Seyyare Subay ve eratlarını bıraktım. Hepsini dağıttıktan sonra ben de karargâhımla bilinmeyen bir yana doğru Tanrıya sığınarak gidiyorum.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 329 ile 346 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • (1) “Mustafa Kemal ile görüşmelerinde, İstanbul ve daha çok İngiliz makamları Ali Fuat Paşa’nın Batı cephesi kumandanlığından ayrılmasını koşul olarak öne sürmüşler. Ancak bu koşulun yerine getirilmesinden sonradır ki Misak-ı Milli (Milli Anlaşma) üzerinde  bir görüşme söz konusu olabileceğini söylüyorlar…. Ethem hemen geri dönüyor ve Ali Fuat Paşa’dan durumu soruyor. Doğru olduğunu anlıyor. Ali Fuat Paşa Ethem’e benimle birlikte Moskova’ya gel diyor. Çerkez Ethem Bey Ankara’da Mustafa Kemal ile görüşüyor. Ali Fuat Paşa’nın Moskova’ya İstanbul’un isteği üzerine gittiğini duydum diyor.” (2)

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 219 ile 319 arası) kitabından birebir ve notlar alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1992): Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, Çerkez Ethem olayına çözüm arıyorlar, Çünkü Çerkez Ethem hem kahramanlığı hem de sosyalist bir kesimin sempatisini toplaması nedeni ile müthiş pirim yapmıştı. Mehmet Şükrü Bey (İzmir suikastı nedeni ile asıldı) Ethem Bey’e “Meclis’i Sivas’a almayı düşünüyorlar.” diyor. Bu durumda Ethem Bey Mustafa Kemal’in kuvve-i seyyareyi dağıtmak için (Ethem’in birliklerini dağıtmak için) Ankara’ya kadar bile geri çekilmeyi göze aldıklarını fark ediyor. .. 26 Ekim 1920 günü Gediz Savaşında Ethem, Yunan’ı geri püskürtüyor, önemli bir galibiyet elde ediliyor, tarih bunu yazmıyor tabii ki. İzmit Mebusu Fuat Bey, Eskişehir’de Ethem Bey’e çok önemli bir haber veriyor: “- Ali Fuat Paşa Batı Cephesi Kumandanlığından ayrılıyor.” “-Peki Paşa bu değişikliğe razı oldu mu?” “-Paşa’nın henüz bilgisi yok. Nedeni de şu imiş, İzzet ve Salih Paşaların (İstanbul Hükümetinin bakanları olan bu zatlar, Ankara’ya görüşme, nasihat için gelip tutuklu kalmışlar) Çerkez Ethem anılarında bu Paşaların Ankara’ya Yunanistan’ın ateşkes teklifini getirdiklerini söylüyor bu çok önemli bir belgedir.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1992): Mustafa Kemal Paşa hiçbir cevap vermiyor. Diyarbakır Mebusu Hacı Şükrü Bey, Ethem Bey’e: “Mustafa Kemal tek rakip olarak seni görüyor. Seni ortadan kaldıracak ve böylece son günlerde tırmanan Bolşevik eğilimine de son verecektir.” diyor. Aynen böyle oluyor. .. Ethem Bey Mustafa Kemal ile konuşmak için Direksiyon Konağına gittiğinde Mustafa Kemal hasta yatağında ve eli yastığının altındaki tabancasında, yanında Tevfik Rüştü. Ethem Bey’e “Artık eşkıyalık bitti ” diyor. Tam bu sırada Ethem’in adamı içeriye girip Çerkez Ethem’e: “Sarıldık” diyor. Mustafa Kemal’in adamları hemen bu adamı enterne ediyorlar ve silahlar patlamadan Ethem Bey odayı terk ediyor. Ethem Bey İsmet Paşa ile görüşme talep ediyor, zamanım yok deyince çok kızıyor ve adeta zorla İsmet’in karargâhına giriyor. İsmet çok korkuyor, alttan alıyor: “İstediğin rütbeyi sana alırım, sen seç ben sana aldırırım.” diyor. Ethem Bey ret ediyor. … Refet (Bele) Bey Gediz savaşında Ethem’in adamlarına aşağılayıcı ve tehditkâr konuşuyor ve bir gurup asker toplu olarak (150 kişilik Alaca’lı Alevilerden oluşan bir müfreze) firar ediyorlar. Konu İstiklâl Mahkemesine intikal ediyor ve Refet Bey suçlu bulunuyor. Buna rağmen Refet Bey Dâhiliye Vekili yapılıyor ve de Güney Cephesi Komutanlığı’na getiriliyor. Ethem Bey bu işe çok kızıyor… Ethem Bey 1.1.1921’de Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey’e bir telgraf çekiyor: “tarih beni az ve sizi çok lanetleyecektir.” diyor.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Topal Osman Ağa, Giresunlu olan ve çocukluktan beri arkadaşı olan dört Rum eşkıyasını, Gülnihal vapurunun fırınına attırıp, canlı canlı yaktırıyor. Ve işkencenin en kötüsünü bizzat yaşamış olan Hasan İzzettin Dinamo bu canavarlığı mazur gösterme gayretinde.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 213 ile 215 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Tarihi bir gerçek; 1920 Haziranındaki Yunan ilerleyişinde Yunan’a ilk ciddi darbeyi vuran ve bu ilerleyişi durduran Çerkez Ethem’dir. 1921 yılındaki Yunan saldırısı sırasında, iki ateş arasında bırakılarak Ethem’in ortadan kaldırılması ile Yunan birlikleri Polatlı’ya kadar geldi.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 29) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Sosyalistlerin Ethem’e ilgisini bilen Mustafa Kemal Paşa, Ethem’in siyaseten de altını boşaltmak için kendi öncülüğünde Yeşil Ordu adı altında bir sosyalist dernek kurdurtuyor. Tokat Mebusu Nazım Bey’in yanına Feridun (Kandemir), Dr. Adnan (Adıvar), Yunus Nadi, Eyüp Sabri, gibi kendi adamlarını katıyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 74 ile 76 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Asker bandoları Mustafa Kemal için bestelenmiş marşların yanı sıra Ethem Bey Marşı’nı da çalıyor. Dâhiliye Vekilliği için yapılan seçimde Mustafa Kemal’in aday olarak öne sürdüğü Albay Refet Bey 89, muhaliflerin adayı Tokat Mebusu Nazım Bey’e (1) ise 98 oy çıktı. … Nazım Bey seçilip de makamına yerleşince, ilk iş olarak İcra Kurulu Başkanı olan Mustafa Kemal’i ziyarete gittiyse de Mustafa Kemal onu makamına kabul edemeyeceğini söyleyerek geri çevirdi. Meclis’in verdiği karara karşı gelmeyi göze almıştı. Mustafa Kemal Keçiören’deki evine giderek Ethem’in Nazım Bey’in geri çekilmesini sağlamasını istiyor. Ethem bunu sağladı. Nazım Bey O’na : “Kurtuluş Savaşının ileride hepimizi tasfiye ederek (ortadan kaldırarak) bir burjuva devleti meydana getirmek uğruna kullanılacağına inanıyorum.” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 60 ile 71 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1992): Nazım Bey, sosyalist bir mebus olup Ethem ile sıkı ilişkide, Mustafa Kemal Paşa onu idam ettirdi.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Halk Osmanlı subaylarına (ittihatçılara) güvenmiyor. O kadar ki Ali Fuat Cebesoy Paşa, Kuvayı Milliye’ci kıyafeti ile dolaşıyor. Temmuz 1920’de Ethem’in itibarı çok yüksek, Mustafa Kemal’in durumu iyi değil. Ethem verem olduğu için Ankara Keçiören’de kalıyor. 

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Yunan’ın geleceğini duyan Denizli eşrafı (şereflileri, ileri gelenleri), hemşerileri olan Rumları koruyorlar. Daha önce de Denizli Müftüsü, Demirci Efe’ye şehirdeki Rum erkekleri şehirden uzaklaştırmasını söylüyor. Efe de Sökeli Ali Efe’yi Denizli’ye gönderiyor, Sökeli hem Rumların erkeklerini şehirden çıkarıyor, hem de Müslüman eşraftan çalıp çırpmaya ve işrete (keyif âlemine) düşüyor. Denizli eşrafı ve halk Sökeli Ali Efe’yi pusuya düşürüp öldürüyor. Bunu duyan Demirci Efe Denizli’ye geliyor ve katliam yapıyor. Eşraftan ve halktan kimi bulursa,  58 kişiyi 9 Temmuz 1920 günü mezbahada yere yatırıp enselerinden kesiyor. Şeyh Tahir Efendi, Efe’nin hırsını yatıştırıyor. Yoksa gazyağı döküp tüm şehri yakacak ve daha çok insan kesecekmiş. Zaten 1200 kişi ile dünyada en fazla adam öldüren kişi olarak Guines’e girmiş.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 14) kitabından notlar alınmıştır

    .

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Ethem Bey, Yozgat’taki Çapanoğlu İsyanını bastırmak için Haziran 1920’de görevlendiriliyor. Mustafa Kemal Paşa ve diğerlerine Yunan’ın saldırıya geçebileceğini, kendisinin ve kuvvetlerinin cephede bırakılmasının uygun olacağını söylüyorsa da dinletemiyor. Fevzi (Çakmak) Paşa Ethem’in yokluğunda cepheyi denetliyor ve sorumluluk alıyor, 29 Haziran 1920 tarihli telgrafında Yunanlıların yakında bir saldırı gerçekleştirmesi ihtimali yoktur diyor. 3 Temmuz’da ise İsmet Paşa, Ethem’e çabuk cepheye gelmesini Yunan’ın atağa geçtiğini yazıyor. Bu sırada Yozgat’a giden Mebuslar dönüşlerinde Mustafa Kemal’e Ethem ile ilgili “Mustafa Kemal’i Ankara’da Meclis’in önünde asacağım” dediğini söylüyorlar. Ethem’in Yozgat’a gönderilişi Salihli’deki güçlü cepheyi çökertiyor ve Yunan’a Ankara yolunu açıyor. Ethem üzüntüsünden Ali Fuat Paşa’nın yanında ağlıyor. Ethem’in dönüşte Ankara’dan geçmemesi için uğraşıyorlar, olmayınca Mustafa Kemal Paşa bir bahane ile Eskişehir’e cepheye gidiyor. Ethem Yunan’ı başarı ile tüm cephelerde püskürtüyor, Mustafa Kemal Paşa ona tebrik telgrafı gönderiyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 590 ile 600 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Konya halkı Ankara’da toplanan Meclis için mebus seçimi istemiyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Refet Paşa asker ve efelerle Sarayönü’ne geliyor. Konya’ya girerek seçimi yaptırması zor görünüyor. Telgraf çekiyor Konya ileri gelenleri gelsin görüşelim diyor. Geliyorlar ama aynı trenle hiç indirilmeden doğru Ankara’ya yollanıyorlar. Refet, Fahrettin Altay’a kan dökülmemesi için yaptığını söyleyerek özür diliyor. Mustafa Kemal bunlara Ankara’da çok kahhar bir nutuk çekiyor hepsi yumuşuyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Konya’da olan şey, bazı ileri gelenlerin Konya Şuralar Hükümeti yani sosyalist hükümet kurma isteğinden kaynaklanıyor iddiaları var.

     

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): 21 Mart 1920’de 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa ve 12. Kolordu Komutanı Albay Fahrettin (Altay) Bey İstanbul ile görüşemediklerinden bahsediyorlar. İstanbul tüm birliklerin Yusuf İzzet Paşa Komutası altında birleşmesini, Mustafa Kemal’in ekarte edilmesini istiyor. Fahrettin Altay da buna yatkın, muhalif tarafta, Sivas’taki 3. Kolordu Komutanı Selahattin Bey de Fahrettin Altay’a yaklaşmıyor. Bu durum Mustafa Kemal’i memnun ediyor. Telgrafın kesilmesi ile İstanbul’un emirleri Yusuf İzzet Paşa ve diğerlerine ulaşamıyor, Mustafa Kemal’in darbe organizasyonunu güçlendiriyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 280) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “Recep (Peker), Mustafa Kemal’in karargâhında bir yüzbaşı, sonra Başbakanlık yapıyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal 12 Mart 1920’de İstanbul’daki arkadaşlarına telgraf çekiyor :

    “- İngiltere temsilcisi olarak Ankara’da bulunan Vitol, dün buradan ağır eşyasını da alarak şimendifere binip gitmiştir. .. Arkadaşların gafil avlanmayarak, gerektiğinde çabucak ve güvenle Anadolu’ya geçmek üzere şimdiden tertibat almış olmaları gerekir.” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 111 ile 116 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Kemal Paşa, işgali 4 gün önceden tahmin ediyor ve İstanbul’u da organize ediyor. İşgali haber alınca çok seviniyor. “İngilizler bize bundan daha büyük hizmet yapamazlardı.” “Artık yeniden devletin temellerini atabiliriz.” diyor. Çok doğru. Meclis Ankara’da toplanıyor ve yeni Hükûmetin temelleri atılıyor. Aslında zaten İngilizlerin kontrolünde olan İstanbul bu sefer 16 Mart’ta işgal ediliyor, Babıâli ya da Hükûmet değil de Meclis basılıyor, Mebuslar ve ittihatçılar önce Bekirağa Bölüğü’nde tutuklanıyorlar sonra kısım kısım bırakılıyorlar, Malta’ya sürüyorlar, oradan rahatlıkla kaçıyorlar!

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Cevat Rifat Atilhan 1920 Nisanında yüzbaşı rütbesi ile İnebolu’ya çıkıyor. Zonguldak Ankara yolunu Fransızlardan temizliyor. Büyük bir özveri ve gayret gösteriyor. Ağustos 1920’de ise Milis Generali oluyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 209) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Feridun Kandemir, Rauf Orbay’ın akrabası, savaş yıllarında Konya’da Örgüt Dergisi’ni çıkartıyor. Daha sonra Ankara’ya gelip Meclis’te Basımevi Müdürü oluyor. Kuvayı Milliye’ci, yürekli ve çalışkan.

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 275) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “17 Mart 1920 günü İngilizler Meclis-i Mebusan’ı çevirmiş. Rauf (Orbay), Vasıf (Kara Vasıf), Faik ve Şeref Beyler ile Numan Efendi İngilizler tarafından alınıp götürülmüş. Son Meclis-i Mebusan toplantısında son konuşmayı Dr. Rıza Nur yapıyor ve “Düşünce Özgürlüğü ve vicdan serbestliği olmadığı için Meclis’in kendisini dağıtmasını” öneriyor ve önerge kabul ediliyor. Rıza Nur ayrıca: “Görülüyor ki bütün umut bağrımızdan çıkaracağımız kahramanlara kalmıştır.” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 108, 109) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Yahya Kaptan, Enver Paşa zamanında Teşkilat-ı Mahsusa’ya (Özel Kurum, İstihbarat kurumu) alınmış, burada teşkilat üyelerine komitacılık eğitimi vermiştir.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Eş zamanlarda yaşamış olan Yahya Kaptan ve Yahya Kâhya farklı kişilerdir. YAHYA KAPTAN (1891 – 9 Ocak 1920): Makedonya’nın Köprülü kasabasında 1891 yılında doğdu. İttihat ve Terakki’nin ünlü silahşoru Yakup Cemil ile Irak Cephesi’nden dönerken tanışan Yahya Kaptan, onun idealizminden, coşkusundan, diriliğinden oldukça etkilendi. 1916 yılında hep Yakup Cemil ile İstanbul’da yeni bir kabine kurmak için yaz aylarında başlattıkları baskın başarısız oldu. Yahya Kaptan, eski İttihatçıların kurduğu gizli bir örgüt olan Karakol Cemiyeti’nin Menzil grubuna katıldı. Daha sonra Kemal Paşa’nın Sivas Kongresindeki tüm birliklerin tek çatı altında birleşmesi kararına uyarak kendi askerî kuvvetleriyle birlikte Kuvayı Milliye’ye geçti. Bunun üzerine çok mutlu olan Atatürk, Yahya Kaptan’ı onurlandırdı ve onu halka tanıttı. O dönemde, bu olay Kuvâyı Milliye için büyük bir kazanım oldu. Bu sırada durumdan memnun olmayan İttihatçılar kendi saflarındaki bu çözülmenin önüne geçmek için İstanbul’daki dönemin gazetelerinde, “Kuvâyı Milliye’de böyle bir eşkıyanın var olmasının yanlış olduğu; bu durumun Kuvâyı Milliye için bir kara leke olduğu” gibi karalayıcı yazılar çıkardı. Bu haberlerden bir süre sonra da Yahya Kaptan, İttihatçılar tarafından ele geçirildi ve ensesinden yediği kurşunla 8 Ocak 1920’de öldürüldü. 

    BAKKAL’IN NOTU (2015): Yahya Kâhya; Trabzonludur. Trabzon kayıkçılar kethüdası yani kâhyasıdır. Denizle olan bağı nedeniyle hem Yahya Kaptan hem de Yahya Kâhya olarak bilinmektedir, bunun içindir ki Yahya Kaptan ile karıştırılmaktadır. İttihat ve Terakki yanlısı olan Yahya Kâhya, Enver Paşa taraftarlığıyla bilinirdi. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olmasıyla tanınan ve Komünist Parti taraftarı Mustafa Suphi’nin ölümünden de sorumlu olduğu söylenmektedir. Yahya Kâhya Çetesi Trabzon’da konuşlanmış ve yaklaşık 3.000 silahlı milisten oluşmaktadır. Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme girişimlerinde baş aktör Yahya Kâhya ve çetesidir. Yahya Kâhya düzenli orduya katılmak istememiştir. Yahya Kâhya Mustafa Suphi hadisesi nedeniyle Karabekir’in emriyle 1921’de tutuklanıp, Sivas’ta yargılanır ve beraat eder. Daha sonra Yahya Kâhya ‘Sanki ben bu işi tek başıma mı yaptım, çok üstüme varırlarsa her şeyi açıklarım’ demeye başlar… Yahya Kâhya bir yıl kadar sonra 3 Temmuz 1922’de faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cinayeti Topal Osman’ın işlediği şayiası yayılır. Zira olay yerinde iki sabıkalı adamı görüldüğünden bu iş Osman Ağa’ya nispet edilmiştir. Laz Topal Osman ile Karadeniz’de Rumlara karşı çok katliamlar yapmış biridir.

    Alıntı: Kutsal İsyan IV – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.