Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Erzurum delegeleri Hacı Raif Efendi ile Süleyman Necati Beyler Kâzım Karabekir Paşa’ya; “Biz, Mustafa Kemal Paşa’nın Kongreye gelmesinin bizim için iyi mi yoksa fena mı olacağına karar veremedik., aleyhte (olumsuz) bir çok sözler vardır. Halkın son kararı sizin reyinizdir (kanaatinizdir, oyunuzdur). Siz girsin derseniz intihap olunacaktır (seçilecektir), muvafakatiniz yoksa (uygun görmüyorsanız) kabul olunmayacaktır.” devamla ; “Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum Kongresi ile ne münasebeti (ilişkisi) var? . Mustafa Kemal Paşa bilahare (sonradan) keyfi işler yaparak milli kuvveti istediği yere sürükleyebilir. Askerlikten istifa ettiği halde hâlâ üniforma ve yaver (Mustafa Kemal padişah Vahdettin’in yaveri idi.) kordonu taşıması, ihtirasına (aşırı hırsına) delildir. Kumandanlık üniformasını tahakküm (hükmetmek)  için takıyor.” diyorlar. Karabekir Paşa; “Mustafa Kemal Paşa, bu Kongreye yalnız murahhas (üye)  değil, Reis dahi yapılmalıdır. .. Samimi çalışacağına, millet kararından aykırı işler yapmayacağına itimat etmeliyiz (güvenmeliyiz)” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 415, 416) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Erzurumlu Necati Bey demokrat bir insan, Erzurum’da yayınlanan Albayrak Gazetesinin sahibi ve başyazarı, geleceği doğru görüyor. Kâzım Paşa da görüyor ama bence o da bulanık suda balık avlama peşinde, Mustafa Kemal Paşa ondan daha hırslı ve risk alan birisi olduğu için çok zeki bir insan olan Kâzım Paşa’yı ekarte ediyor.

  • “Kâzım Karabekir Paşa, Bolşeviklerle yürütülecek ilişkilerin kendisi kanalı ile kurulup sürdürülmesini istedi ve bunda ayak diredi. Kendisinden başka herkesin zamanla Bolşevik olabileceği üzerinde kompleks halinde bir kanı taşıyordu.”

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 406) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mabeyin (Padişah özel kalemi) Başkâtibi Fuat Bey, Mustafa Kemal’e bundan böyle görevine son verildiğini bildirdi. Kâzım Karabekir bu koşullar altında askerlikten çekilmesinin doğru olduğunu söyledi. Rauf Bey de bu düşünceye ortak oldu. ..Yoksa, Paşa’yı, Sarayın askerlikten kovma tehlikesi vardı ki çok küçük düşürücü bir durum yaratabilirdi. .. Mustafa Kemal askerlikten çekilmenin büyük sakıncaları olduğu kanısında bulunduğundan bir türlü istifaya yanaşmak istemiyordu. .. En sonunda İstanbul’dakiler tarafından kovulmaktansa, kendi isteği ile çekilip, prestijini kurtarmaya karar vermek zorunda kaldı ve birkaç güzel tümceyle Babıâli’ye (Babıâli, hükûmet veya Sadrazam ile Nazırların makamı) ve padişaha meydan okuyarak Türk ulusunun sinesine sığındı. …”……. Bundan sonra gaye-i mukaddese-i milliyemiz (kutsal milli amacımız) için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere sine-i millette (milletin sinesinde, milletin içinde) bir ferdi mücahit (mücadele eden bir fert) sıfatıyla bulunmakta olduğumu arz ve ilan eylerim.” … Mustafa Kemal’in Kurmay başkanı Kâzım (1) Bey ayağa kalkarak şu sözleri söyledi; “Paşa’m, siz askerlikten istifa eylediniz. Bundan sonra benim vazifeme (görevime) devam etmeme imkân kalmadı. Müsaadenizle Kâzım Karabekir Paşa’dan bir vazife isteyeceğim. .. ” dedi. Bu sözler herkesin üzerinde bir soğuk duş etkisi yapmıştı. .. Mustafa Kemal… “Ya öyle mi efendim? Peki Efendim.” demekten başka bir şey yapamamıştı. Ve “Gördün mü Rauf? Haklı değil miymişim? Rütbe ve makamın değer ve ehemmiyetini (önemini) anladın mı? … Şimdi şahidi olduğumuz şu hareketin inşallah arkası gelmez. Yoksa seninle birlikte yapmamız gereken bir şey kalır, o da ayakaltında ezilmekten korunmak için emin (güvenilir) bir yere çekilmektir.” diyor. .. Kâzım Karabekir .. Mustafa Kemal Paşa’nın karşısında dimdik durdu , topuklarını birbirine vurup selam verdi ve öylece selam durumunda ..; “Kumandamda bulunan zabitan (zabitler, subaylar)  ve efradın (fertlerin)  hürmet ve tazimlerini (azim, büyüklük kökünden geliyor, yüceltmelerini, saygılarını)  arza (sunmaya) geldim. Siz, bundan evvel olduğu gibi, bundan böyle de bizim muhterem (hürmet edilen) kumandanımızsınız. Kolordu Kumandanına mahsus (özel) araba ile maiyetinize (emrinize, yanınıza) bir süvari takımı (atlı birlik) getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz, Paşa’m.” dedi.”

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 402 ile 404 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2007) Kâzım Dirik, sonradan Kemal Paşa’nın has adamı olacak, İzmir Valiliği yapmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): İstanbul’dan gelen telgraftan sonra, prestiji sarsılmasın diye, Mustafa Kemal’i görevinden ve askerlikten ayrılmaya Kâzım Karabekir Paşa ikna etti. Sonunda da ona karşı büyük bir destek verdi. Mustafa Kemal Paşa ise, bu olaydan altı yıl sonra Şeyh Sait isyanını bahane ederek Kâzım Karabekir Paşa’yı idam ile yargılattı. Kâzım Paşa orduda çok sevilen bir insandı, mahkeme salonu yüksek rütbeli subaylarla doldu ve İstiklâl Mahkemesi ona idam kararı veremedi. Kâzım Paşa, Mustafa Kemal’i ipten döndürmüştü.

  • “Amasya İhtilalcileri son derece realist kafalara sahiptiler. “Bolşevikliğin Türkiye’de ilanı ile Sovyetlerle ortaklaşa bir anti-emperyalist cephe kurma düşüncesi” tartışmasını rahatça yapmışlar, sonunda Türkiye’nin o günkü egemen olan mantığın çerçevesinden dışarı çıkmamayı kararlaştırarak Kâzım Karabekir’i de sevindirmişlerdi.”

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 220, 221) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): 21 Haziran 1919’da Amasya’da Mustafa Kemal, Rauf (Orbay) ve Ali Fuat Paşaların aldığı kararlara Amasya tamimi veya Amasya kararları denilmektedir. Bu kararların aslı, bu kitabın 219, 220 ve 221’nci sayfalarında var. Amasya kararları içerisinde ülkeyi düşmandan kurtarınca Kürtlerle birlikte hareket etmenin stratejisi de görüşülmüş, Kürt ileri gelenlerine mektuplar yazılmış. Bu mektuplara ulaşılamıyor.

     

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Bergama ve çevresinde direniş için gönüllü toplayan subay Kemal Bey’i, Bergama’nın tanınmış kişilerinden Çeçen Hamit Çavuş ve Tuzsuz Efe pusuya düşürürler. Ellerini bağlayarak Bergama’yı işgale gelen Yunan kumandanına götürürler. Yunan Binbaşıya Bergama’ya davet yazısını verip bayrak-tuz- ekmek töreni yaparlar. Bu Tuzsuz Efe sonradan Kuvayı Milliye’ci olmuş. ..Kitabın 120-130 sayfalarında bu konuda ayrıntılı bilgiler var. Yörük Ali Efe, Aydın’ın Kavaklı beldesinden, Yörük çocuğu, bir hırsızlık suçlaması ile hapis yatmış, sonra askere gitmiş ama askerden kaçmış. O sıralar zaten dağlar kanun ve asker kaçakları ile dolu, Yörük Ali Efe de dağda. Sultanhisar jandarma komutanı onunla görüşüyor, Yunan’ın yakında İzmir’e geleceğini söylüyor ve onu vatan savunmasına davet ediyor, Efe de kabul edip şehre inmiş ve Sökeli Yani Efe çetesine pusu kurmuştu. Yunanlılar Sultanhisar’a geldiklerinde Yörük Ali Efe yeni evlenmişti. Bunun için de Kavaklı’da Yunan Jandarmaları görününceye kadar yerinden kıpırdamamıştı. Sonra sıkışınca yine dağa çıkmış bu sefer bulanık suda balık avlama misali vurgunculuk yapan Kıllıoğlu Hüseyin Efe’nin yanına girmiş. Çine Jandarma komutanı ona asker para ve silah vererek yararlanmış. İlk önemli işi Malkoç Köprüsü civarında Yunan cephanesini ele geçirmek olmuş. Sonra Nazilli’de Yunan saldırısını püskürttü ve Aydın’ın Yunanlılar tarafından ilk işgalinden kurtuluşunda yararlı oldu bir iki gün sonra Aydın tekrar düştü, o sırada binlerce insanımız boğazlandı ve soyuldu. ..Demirci Mehmet Efe ufak tefek, kuru ve cılız bir Efe, Bozdoğan Kasabasını 100 kızanı ile sarmış Ziraat Bankasının bütün kasalarını boşaltarak büyük bir güce ve üne erişmiş ve düşmanla savaşmaya başlamış. Bu arada Türk halkına da zulüm etmiş, dünyada tek başına en çok insan öldürmüş adamdır, yani bir çeşit seri katil.

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 210 ile 240 arası) kitabından not olarak alınmıştır.

  • Epir Kralı Pyrrhus, Romalıları ikinci kez yeniyor, her yer insan ölüsü ile dolu, Başvekil Kinyas’a şöyle diyor; “Dostum; iki zafer daha kazansak bu sefer yurdumuza seninle yalnız başımıza döneceğiz.” 

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Savaş, halklara değil, halkın kahraman olmak veya iktidarını korumak isteyen muhterislerine (hırs sahibi olanlarına) yarıyor sadece.

  • “Veliaht Abdülmecit Efendi de Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bunu yazar Ruşen Eşref Bey de biliyordu. Ama bunu Mustafa Kemal istemiyordu. Ulusal kahramanlıklarla palazlanan bir veliaht, ulusal kahraman olan Mustafa Kemal için çok tehlikeli bir rakip olabilirdi.”

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 104) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bekir Sami Bey Ödemiş’ten Dâhiliye Nezaretine (İçişleri Bakanlığına) telgraf çekiyor; “Yunanlılar güzel İzmir’i işgal ettiler. Kâfi (yeterli) kuvvet, kudret ve imanımız vardır. Emirlerinizi makine başında bekliyorum.” İstanbul Bekir Sami Bey’e cevap verir; “Talimatı Validen alınız.” Telgrafın altındaki imza; Timyolyon’ du. Bekir Sami Bey, Dâhiliye Nazırına yeniden bir telgraf çekti; “Ben, Timyolyon adında bir Müsteşar’ı tanımıyorum. Sizin imzanızla emir bekliyorum.” Dâhiliye Nazırı da aynı karşılığı verdi. … “Efelere, zeybeklere 1500 tane tüfek, cephane dağıtıldı. .. Silahı alan savuşmuş, içlerinden yalnızca 120 kişi kalmıştı.””

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Namuslu insanların, şerefsizler kadar yürekli olmadıkları bir memleketin akıbetinden (geleceğinden) kuşkulanılabilir.” Roosevelt.

    Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): İsmet İnönü’ye bu sözü mal ettiler sözün sahibi Roosevelt’tir.  

  • “Ayvalık, … Bütünüyle bir Rum Kasabası denecek kadar Rum halkıyla doluydu. .. Söylendiğine göre Yunan harfleri ile çalışan ilk basımevi burada kurulmuştu. Avrupa’nın merkezlerinde büyük sloganlarla desteklenen Yunan Ulusal Devrimi bile burada hazırlanmıştı. .. Kasabada işleyen 40 tabakhane (deri işleyen yer) bütün randımanı (verimliliği) ile çalışıyor ve her yıl buradan Fransa’ya tonlarca işlenmiş deri gönderiliyordu. .. Casusluk olayları alabildiğine artmıştı. Bu yüzden Türk Hükümetinin Savaş Kabinesi (1) Ayvalık Rumlarını yerlerinden alıp memleketin kör bir yerine sürmek zorunda kalmıştı. .. Onlardan boşalan yerlere de Sırbistan’da perişan olan Boşnaklar (Müslümanlaşmış Slav ırkından olanlar)  yerleştirilmişti. Ateşkesten sonra Rumlar geri dönerek bu Boşnaklara çok eziyet ettiler.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 390) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1992): Kabine, günümüzde Hükûmet yerine kullanılıyor, Osmanlı’da hükûmet içinde koordine olmuş bakanlık gurupları için kullanılıyordu, birkaç bakanın birlikte yürüttüğü işler için meydana gelen kurula kabine deniliyordu. 

  • “Budyenni; “Acaba General Hazretleri, Anadolu’da kurulacak hükûmet için nasıl bir rejim düşünüyor?” diyor. Mustafa Kemal; “Belki de Sovyetlerin Şuralar Cumhuriyetine benzer bir hükûmet tarzı.” diyor. Budyenni; “Yani, Bolşevikliğin prensipleri üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet, değil mi General’im?” Mustafa Kemal; “Devlet Sosyalizmi dersek daha doğru söylemiş oluruz.” diyor. … Budyenni; “Rusya’nın, bütün ihtiyaçlarınızı tamamlamaya hazır bulunduğunu size arz etmek (sunmak) vazifesini üzerime almış bulunuyorum. Yeter ki, siz de bizim arzularımızı yapınız. Padişahlığı ve Hilafeti lağvediniz (ortadan kaldırınız). Komünistliği ilan ediniz.” diyor. Mustafa Kemal; “Aziz Miralayım, söylediğiniz işler tasavvur eylediğiniz (düşündüğünüz) kadar kolay değildir. Padişahlık müessesesi (kurumu) esasen zayıflamıştır, yıkılmak üzeredir. Hilafet için biraz daha sabırlı hatta biraz daha dikkatli olmak lâzımdır; Arkamızda bir de İslam âlemi vardır. Bunu da hesaba katacağız. Onların müzahereti (yardımı, İslam âleminin yardımı) bugün için elzemdir (lüzumludur). İngilizleri ancak bu sayede yerlerinde tutacağız. Komünistliği ilan etmek te bugün için imkânsızdır. … Zaferi kazandığımız zaman, şartlarımızı daha sakin ve rahat bir ruh haleti (halleri) içinde düşüneceğiz.” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 383, 384) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Havza’da Bu görüşme yapıldığı zaman, Mustafa Kemal Paşa henüz Samsun’a çıkalı bir-iki ay olmuştu ama ihtilale karar vermiş olduğu görülüyor, üstelik bunu Sovyet Rusya biliyor olmalı ki diplomatı bu tür soruları soruyor. Padişah ve Sadrazam, onu, iç direnişi örgütlemek için görevlendirdi ama o, ta işin başından beri darbeyi düşünüyordu!  Osmanlı Padişahı bu memurunun ihtilal yapmak istediğini Ekim 1919’daki Erzurum Kongresine kadar anlayamadı. İngiltere, Osmanlının, çok partili ve demokratikleşen yapısından ve Müslüman sömürgelerinden dolayı da Hilafetinden rahatsızdı, Ruslar da aynı şeylerden rahatsız. Bu Havza görüşmesi Sovyet Rusya’yı da rahatlatıyor ve yardımlar da başlıyor. Ankara’da düzmece bir komünist partisi kurduruluyor, Meclis’te Bolşevik nutuklar atılıyor, Çerkez Ethem’in birliklerinin kolektivist yapısı kızıla boyanarak Sovyetlerin gözü boyanıyor. Daha sonra Rusya, Mustafa Kemal Paşa’nın ihtilâline sırt çevirecektir. Mustafa Kemal’in dediği gibi yeni sistem devlet sosyalizmi de denilebilecek bir garip ve nev-i şahsına münhasır (cinsi şahsına özel, sadece kendisine benzeyen) sistem oluyor. Kemal Paşa’nın İngilizlere yönelik olarak söylediği söz genellikle diplomatik bir ifadedir.

  • “Mustafa Kemal, Samsun’a geçeceği sıralarda, Topal Osman Giresun Belediye Reisiydi. Yalnız bu görevi, bileğinin gücüyle ele geçirmişti.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 361) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Topal Osman Ermeni ve Rum tehcirlerinde (zorunlu göçürülmelerinde) yaptığı katliamlardan dolayı yargılanacağını anlayınca 150 kadar adamı ile birlikte dağa çıkıyor. Trabzon’da kurulan ve adına “Nemrut Mustafa Paşa Mahkemesi” denilen Divan-ı Harbi Örfi (Sıkıyönetim Savaş Mahkemesi) onu idama mahkûm edince Belediye Reisliğini bırakıp dağa kaçıyor. 1919 yılında Samsun’un Havza ilçesinde Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerinde onun Giresun Belediye Başkanlığına yeniden oturmasını Mustafa Kemal Paşa söylüyor. Karısı kereste tüccarı Panas İsmail Ağa’nın kızı Hatun, kayınpederi ve karısının ismi dönme olabileceklerini gösteriyor. Son derece acımasız, gözü kara bir adam.

  • “Kurmay Albay Bekir Sami Bey Manisa’nın Akhisar ilçesinden telgrafla yurtseverleri direnişe sokmaya uğraşıyor. Ayvalık’taki 172 Alay Komutanı Ali Bey (1) .. Ayvalık Rumlarının taşkınlıklarını önleyerek en şiddetli tedbirleri aldığını, silah ve cephanesini güvenli yerlere taşıdığını bildiriyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1992): Çetinkaya, daha sonra da İstiklâl Mahkemelerinde hukuk dışı kararlar alarak adını lekeledi.

  • “21 Mayıs 1919’da Yunanlılar Manisa’yı işgal ettiler. İlk önce bir piyade alayı ve bir süvari bölüğü ile geldiler. Hadisesizce karakollara girdiler. … İzmir işgal edildiğinden beri Manisa’da halk ikiye ayrılmıştı; bir kısmı topçu Alayı ve piyade taburunu halk kuvvetleri ile takviye ederek (güçlendirerek) Menemen sırtlarından savunmaya geçilmesini istiyordu, öbür kısmı ise “hadisesiz” olarak memleketin Yunanlılara teslim edilmesini ileri sürüyordu…. Manisa’ya giren Yunan Ordusuna ellerinde beyaz bayrak, tuz ve ekmek olduğu halde karşılayıcı çıkmışlardı. Yunan Ordusu, tıpkı kendi memleketinin kentlerinden birine girer gibi çiçekler, sirtolar ve şarkılarla karşılanmışlardı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 328, 329) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Ne kadar acı!  Ve ne kadar öğretici!  Vatandaşını sefil bırakan cephelerde kırdıran bir despot İttihat yönetimi, onların memlekete ve vatana olan bağlılıklarını da zayıflatmış.. Halk kötü yönetimden usanmış. Birkaçı dışında Efelerin direnişi de vatanseverce değildir. Efelerin bir çoğunun yaptığı; 1915’teki Rum Tehcirinden sonra Rumların mallarına yerleşen feodallerin veya mütegallibelerin (zorba zenginlerin) kişisel menfaatleri ile ilgili endişelerinin sonucu yaptıkları mücadeledir.

  • “Gerek Reşit ve gerekse de küçük kardeşi Ethem Bey, İttihat ve Terakki’nin “Teşkilatı Mahsusası’nda çalışmaktaydılar. Ateşkes olur olmaz (Ekim 1918) her militan İttihatçı gibi onlar da yeni hükûmet tarafından kovalanmaya başlanmışlardı. Ethem Bey, eski arkadaşlarıyla dağa çıkmış, büyükçe bir çete kurmuştu. Savaştığı kuvvetler, Damat Ferit Paşa hükümetinin adamları ile Hürriyet ve İtilaf Partililerdi. Ethem Bey Bandırma ve Manyas bölgesinde adını duyurmuş, hatta Kaymakamları kovalayarak yenilerini atayacak hale gelmişti Daha önce İzmir Valisi Rahmi Bey’in Küçük oğlunu kaçırmış ve ondan fidye olarak pek çok altın almıştı. İşte, bu para ile çetesini büyütmeye çalışıyordu.

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 322) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022); Çerkez Ethem ve ailesi, 1915 yılında Ege’deki Rumlara yapılan tehcir neticesine Rumlara ait çok büyük arazilere çökmüş, mütegallibe, zorba bir ailedir. Savaşta yenildiğimiz için Rumlar geri dönüp mallarına sahip çıkmaya başlayınca bu Ethem ve kardeşleri gibi zorbalar mallarını kurtarmak için efe oldular.

  • “Bekir Sami Bey çok tecrübeli, zeki ve akıllı kumandanlardan biri idi. 21 Mayıs 1919’da Samsun’a Gülnihal Vapuru ile çıktı, yanında Yüzbaşı Selahattin de vardı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Patrikhanenin kurduğu en korkunç siyasal örgüt, Pontus Kurulu idi. Karadeniz kıyılarını Sinop’tan Batum’a kadar kapsayan bu hayal ülkesi için en korkunç ve en vahşice cinayetler işlenmeye başlanmıştı. … Pontus hükümetinin merkezi Samsun olacağından Pontus çetelerinin en azgınları, en beceriklileri ve en iyi kasapları hep bu bölgede toplanmış, … en korkunçları Bafra bölgesindeki Nebyan çeteleri idi.

    Çarşamba ve Terme Ermeni ve Rumları birlikte eşkıyalığa çıkmışlar,…. Pontus Kurulunun merkezi olan Merzifon’da Rum çeteleri birçok Türk’ü öldürmüş…”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 311 ile 315 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Samsun’un birçok köyü o dönemde Pontus çeteleri kaynıyordu. Kitabın 314. sayfasında köy, ilçe ve belde adları da var.

  • “Bu sırada vapura İtilaf (yenildiğimiz devletler) subaylarını taşıyan bir motor yanaşmıştı. … Mustafa Kemal yüksek sesle bunların niçin geldiklerini ve ne istediklerini sordu. Heyetin silah ve cephane aramaya geldiğini anlayınca da içi rahatladı. .. Kontrol heyeti bütün gemiyi araştırdıktan sonra Mustafa Kemal’i selamlayarak vapurdan ayrıldı, vapur da kalktı. Vapurda bulunanlar; Müfettişlik Kurmay Başkanı Kâzım (Dirik), Yardımcı Kurmay Yarbay Arif (Ayıcı Arif diye anılıyor, 1926 da asıldı.), Harekât Şubesi şefi Hüsrev (Gerede), Topçu Kumandanı Binbaşı Kemal (General Kemal Doğan), Sıhhiye Başkanı Dr. İbrahim Tali (Öngören), ve Yardımcısı Dr. Refik (Saydam), Erkân-ı Harbiye (Komutan Kurmay Heyeti) Mülhakı (yardımcısı, katılanları); Mümtaz Bey ve İsmail Hakkı Bey, Üsteğmen Arif Hikmet, Emir subayı Üsteğmen Hayati Bey, Yüzbaşı Ali Şevket Bey, Başyaver Cevat Abbas Bey, Yaver Muzaffer (Kılıç) Bey, Karargâh Kumandanı Yüzbaşı Mustafa Bey, İaşe (geçindirme, besleme) subayı Abdullah Bey, Şifre Kâtipleri Faik ve Memduh Beyler ve bir de Karargâh Doktoru. Ve bir de Albay Refet (Bele) Bey. … Anadolu kavağında İtilaf Kontrol heyeti bir kez daha vapuru durdurup silah aradı, bulamayınca da yol verdi.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 284 ile 288 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal gerek askeri ortaokul ve gerekse askeri lisede çok şiir okuyan, şiir yazan, hitabetle uğraşan bir genç,… son kerte kendini beğenmişlik, biraz doğuştan geliyorsa daha çok ta… Yalnız ve münzevi (inzivaya çekilen, kendini dinleyen) yaşamayı sevmesinden ya da öyle yaşamak zorunda kalışından geliyordu. … herkesi kendinden aşağı görüyordu.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Padişahtan 30.000 liralık tahsisat (özel ödenek, para) da koparmıştı. Samsun’a gitmeden önce Sadrazam Damat Ferit Paşa konağında yemeğe çağırmıştı. Ve Vahdettin ile son görüşmesi; Vahdettin” …asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Devleti kurtarabilirsin!” … Mustafa Kemal ” hakkımdaki teveccüh (övgü) ve itimat-ı arz’a (güven bildirmenize) teşekkür ederim. Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.” dedi.

    Vahdettin “Benim namağlup (yenilmemiş) kumandanım, her şeyden evvel en büyük emelim İttihat ve Terakki mensuplarıyla (taraftarlarıyla) Teşkilat-ı Mahsusa’cıların (İttihatçıların kurduğu, silahşorlardan oluşan istihbarat ve operasyon yapan gizli askeri güçlerinin) şahsıma karşı kalplerinde taşımış oldukları husumetten (düşmanlıktan) sizin haberdar olmanız ve ona göre hareket eylemenizdir. Vilâyet-i Şarkiyemizin (doğu İllerimizin) temiz ve saltanat-ı seniyemize sadık, saf halkını aleyhimize tahrik eden bu komitecilerin en seri (süratli) bir şekilde ve çok kısa bir zamanda ortadan kaldırılmaları, esbabına tevessül etmenizi (bu yola girmenizi) sizden istemekteyiz. Hafazanallah (Allah korusun) bu tahrikât (tahrikler) ve bu teşevvüş (karışıklık) fazla devam ederse Düvel-i İtilafiye’nin (itilaf devletlerinin) bundan bilistifade (yararlanarak) henüz işgal görmemiş bu mıntıkaya (bu yöreye, Kürt bölgesine) da asker sevk etmeleri (göndermeleri) vaki olabilir (gerçekleşebilir). O zaman Memalik-i mahsusamızın (ülkemizin) en kudretli bir mıntıkası (bölümü) da elimizden çıkmış olur. Büyük devletlerin bu sahada tesis etmek (kurmak) istedikleri Ermeni ve Kürt devletlerinin kurulmasına yol açılmış olur. Buna meydan vermemenizi sizden bekliyorum.” der. Mustafa Kemal ona bu konuda da teminat verir. … Mustafa Kemal bütün bu geniş bir örgüt isteyen çalışmaları için bir tahsisatın verilip verilmeyeceğini sorunca, Padişah;” Muktezi (olabilecek) her türlü masrafın iş’arınız (belirttiğiniz kadar) ve tensibinizle (uygun göreceğiniz şekilde) verilmesi hususunda Sadrazam Paşa’ya derhal irade edeceğiz. (emir vereceğiz)” der.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 220 ile 222 arası) kitabından birebir alınmıştır.