Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (29.11.1920 günü Mustafa Kemal;)

      “… düşmandan tahliye olunan yerlerdeki ahali ya düşmanla beraber kaçıyorlar yahut düşmana yalvarıyorlar, aman burada oturunuz , bizi müdafaa ediniz..” 

    30.12.1920 Çerkez Ethem ile ilgili oturuma devam;

    “Beyefendiler gayet elim (üzücü) bir durum karşısında bulunuyoruz. Eğer Hükûmet varsa (BMM Hükümetini kastediyor) ve hükûmet bir kuvvete dayanıyorsa, yapılacak şey, bu kuvvetin eserlerini göstermek veyahut Hükûmet yoktur. Hükûmetin dayandığı kuvvet yoksa Birinci Kuvve-i Seyyare Kumandanının (Birinci Gezici Kuvvetler Birliği Komutanı Çerkez Ethem’in) diktatörlüğünü kabul etmek lâzımdır.” diyor.

    (Karesi (Balıkesir) Mebusu Basri Bey’in konuşması;)

    “.. bu güne kadar milli mücahit (milli savaşçı, kahraman) olarak alkışlanan Ethem Bey …. Riyaset Makamında (BMM Başkanlık makamında) alkışlanan Ethem Bey eğer kötü ise, kötülüklerini daha önceden görmek icap ederdi (gerekirdi).. Ethem Bey’de bir ihanetten çok bir idaresizliğin sonucu vardır… Bizim Livamız dâhilinde hiç çapulculuk yapmamıştır.”

    Mustafa Kemal; “Ethem Bey şakidir (eşkıyadır). İdare edilerek kullanılıyordu. Şaki daima şakidir.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 393) kitabından birebir alıntıdır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Ethem, mütegallibe yani toprak sahibi güç sahibi bir zorbadır. Hakkında çok bilgi var. Bu Meclis görüşmeleri onun ortadan kaldırılması ile ilgilidir. Mebusların önemli bir kısmı Ethem Bey’i seviyor.

  • (24 Nisan 1920 günü Meclis konuşması;)

    “Bu esnada Padişah Boğaz içinde bulunan İngiliz zırhlılarının Saray’a dönük olan toplarını göstererek, görüyorsunuz, dedi, ben artık memleket ve milleti nasıl kurtarmak lâzım geleceğini düşünmekte tereddüde düşüyorum ve ellerini kaldırarak; ‘İnşallah millet mütenebbih (tembihleniş, uyarılmış) ve müteyakkız (hazırlıklı) olur, bu üzüntülü vaziyetten (durumdan) gerek beni ve gerekse kendisini tablis eder (kurtarır)’ buyurmuşlardı.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 11) kitabından birebir alıntıdır.

  • “Meclis-i Mebusan’a 451 kişi seçildi, bunun 14 kişisi mükerrer (tekraren, yani birkaç yerden birden seçilmişler) seçildikleri için 437 kişinin adı geçiyor. BMM Ankara’da açıldığı zaman, 338 kişilik mebus listesinin 115 kişisi katılmıştı. Mayıs ayı sonunda 62 mebus daha katıldı ve üç mebus ta Aralık ayında geldiler.”       

    (Mustafa Kemal Paşa;) “İç isyanları bastırmak Yunan saldırısını tutmaktan daha önemlidir.”  

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 593) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Kitabın 571 den 574 üncü sayfasına kadar mebusların listesi var. Büyük Millet Meclisinin açılmasından sonra iç isyanlarda adeta bir patlama yaşanıyor. Mazhar Müfit anılarını buraya kadar yazmış. Temmuz 1920 ile 29 Ekim 1923 tarihleri arasındaki dönemle ilgili hatıraları yok?

  • “28 Ocak 1920 günü İstanbul’da, Meclis-i Mebusan’da kabul edildi; 

    Madde 1- … Savaş sonrası işgal altında kalan yerlerde kamuoyuna başvurulacak, tamamıyla bağlı Osmanlı çoğunluğu ile meskûn (yerleşilmiş) bulunan kısmın tamamı.. hiçbir sebeple ayrım kabul etmez bir bütündür.

    Madde 2- Elviye-i Selase’de  (üç livalarda, Kars, Artvin, Ardahan’da) tekrar kamuoyu yoklamasına gideceğimizi kabul ederiz. (1)

    Madde 3- Batı Trakya, burada yaşayan insanların hür bir irade ile beyan edecekleri kamuoyu sonucuna tabi (bağlı) olmalıdır.

    Madde 4- İstanbul şehri ile Marmara Denizinin emniyeti her türlü zarara karşı dokunulmaz olmalıdır. …

    Madde 6- … Siyasi, adli (hukuki), mali (ekonomik) ve diğer gelişmemize engel kayıtlara (bağlayıcı antlaşmalara) karşıyız.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 541, 542) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993): Kamuoyu yoklaması, Wilson Prensipleri’nin ve Milletler Cemiyeti’nin bağımsızlık belirlemedeki en önemli kuralı. Misak-ı Millinin 541 ve 542. sayfalarda tamamı var.

  • “Mustafa Kemal Kasım 1919’da Hâkimiyet-i Milliye gazetesini çıkartıyor. Arkadaşları ile birlikte 27 Kânunuevvel (Aralık) 1919 günü Sivas’tan Ankara’ya geliyor. İstanbul’da toplanan Meclis-i Mebusan 12 Kânunusani (Ocak)1920’de toplanıyor. 16 Mart 1920’de İstanbul İngilizler tarafından işgal olunur. Tekrar Damat Ferit Paşa kabinesi kurulur.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ali Rıza Paşa’nın 5.10.1919 tarihli isimsiz bir telgrafı; “Hükûmetin gücüne riayet olunması (uyulması) ve yabancılar ile siyasi ilişkiye girilmemesi ve Mebus seçiminde ahalinin (halkın) hürriyetine katiyen tecavüz olunmaması konularının tarafınızdan garanti edilmesini talep ediyor. diyor.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 372) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Damat Ferit Paşa daha fazla dayanamıyor ve 2 Ekim 1919’da istifa ediyor. Ali Rıza Paşa kabinesi kuruluyor. Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya iyi gözle bakan Ali Rıza Paşa kabinesine şöyle bir telgraf çekiyor;

    “…. Azledilen (memuriyetten atılan) Sivas Valisi Reşit Paşa’nın asli görevine döndürülmesi ve Bitlis eski Valisi Mazhar Müfit, Van eski Valisi Haydar Beylerin derhal boş vilâyetlere tayin ve istihdamları (işe yerleştirilmeleri) talep olunur.

    Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye’si Namına Mustafa Kemal”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 367) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şunu söyleyeyim ki, Heyet-i Temsiliye zamanında Sivas’taki mektepte (kongre binasında) içki yasak idi.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ekim 1919

    ..bugün Eskişehir’de bulunan İngiliz kuvvetleri komutanı bir İngiliz Heyeti ile birlikte Mustafa Kemal Paşanın yanına gelerek İngilizlerin Harekât-ı Milliye’ye karşı tamamen tarafsız bulunduklarını ve iç işlerimize kesinlikle müdahale etmeyeceklerini temin etmişlerdir. .. İngilizler Merzifon’da bulunan kuvvetlerinin geri alınması halinde memnun olup olmayacağımızı sormuşlar, pek memnun olacağımızı bildirdiğimizden, derhal oradaki kuvvetlerini bütün ağırlıklarıyla beraber Samsun’a çekilmişlerdir. Dün İstanbul’daki Fransa Sefaretinde (büyükelçiliğinde) “Fulon” isminde bir Fransız bizimle görüşmek üzere görevli olarak buraya (Sivas’a) gelmiştir. Elinde, milli hareketimize tamamen taraftar olduklarına, Hükümet’in (İstanbul’daki Hükümetin) sessizliğe mahkûm olduğuna, her türlü arzularımızın Fransızlarca maalmemnun (çok memnuniyetle) tatbikine amade (uygulamaya hazır) bulunduklarına ve talimat verilmesini beklediklerine dair France Despre’nin yaverinden de bir mektubu taşıyordu. .. İki gün önce yanındaki iki General ve on beş kadar subaydan kurulu bir heyet bulunan Amerika araştırma heyeti başkanı General Harbord dahi (bile), Sivas’a gelerek, harekât-i milliyemizin meşruiyetini (haklılığını) ve gereğini ve merkezi Hükûmetin zaaf (zayıflıklar) ve gayri meşruiyetini beyan ve bütün maksatlarımızı ve kuvvetli olduğumuzu ve haklı olan taleplerimizin kabulünden başka çare olmadığını derhal İstanbul’a bildirmiştir.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 313) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): Halit Paşa, yıllarca İstiklâl Mahkemesi başkanlığı yapan Ali Çetinkaya’nın Meclis’te öldürdüğü, çok asabi bir mebus. Mustafa Kemal Paşa, Halit Paşa’yı Trabzon’a Tümen Kumandanı yapmak istiyor, bu tayinin kendisinin başını ağrıtacağını düşünen Kâzım Karabekir Paşa karşı çıkıyor. Ayrıca Karabekir, Halit Paşa’nın Ermeni tehcirinde Ardahan’daki tutumundan dolayı sicilinin bozuk olduğunu da biliyor.  Mustafa Kemal Paşa, sonunda Halit Paşayı Kuvayı Milliye (Milli Kuvvetler) komutanı yaparak Ona Harput Valisi Ali Galip Bey’i tevkif ettiriyor. Sonunda Halit Paşa, kendisini istemeyen Kâzım Paşa’ya kafa tutuyor.

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 301 ile 304 arası) kitabından notlar alınmıştır.

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 301 ile 304 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Diyarbakır’daki 13. Kolordu komutanı Vekili Cevdet Bey; “Milli güvene sahip bir Hükûmetin kurulmasına kadar, merkezi hükûmet ile haberleşmenin kesilmesi ve görüşme merciinin (makamının, muhatabının) Sivas Heyet-i Temsiliye’si olarak kabul edilmesi sakıncalıdır. Her şeyin başında, böyle bir hareket, Hilafet kurumuna karşı isyan telakki edilir (isyan olarak algılanır).“

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal; “Ferit Paşa sizi kandırıyor, gerçekleri ve olayları sizden saklıyor, milletin gerçek duygu ve isteklerine vakıf (bilgi sahibi) olursanız, sizi aldatanları cezalandıracağınızdan emin bulunuyoruz. Taktiğini kullanmak yoluna girmeliyiz.” diyor.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Mustafa Kemal merakla sordu; “Kimdir bu Karakol Cemiyetini kuranlar?” Kara Vasıf Bey; “Benim.”  Mustafa Kemal; “Pekâlâ Başkumandanınız, Erkân-ı Harbiye Reisiniz (Genelkurmay Başkanınız) kim?” Kara Vasıf; “Hepsi sizsiniz… Maksadım bir terör ve tedhiş (şiddet) uyandırarak zaafa duçar olanları (rehavete kapılmış olanları) silkindirmeyi temin eylemekten ibarettir.” der.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Orbay Paşa, Bekir Sami Bey, Hoca Raif Efendi, Şeyh Fevzi Efendi, Mazhar Müfit Bey, Hakkı Behiç Bey, Hüsrev Sami (Gerede) bey, Kara Vasıf Bey, Ömer Muhtar Bey, Niğdeli Mustafa Bey.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • “Bizi İtilaf Devletleri bağımsız bir devlet olarak tanısa bile biz yardıma muhtacız… Amerikalılar da mandadan korkmamamız gerektiğini söylemektedirler. İstanbul’daki Amerika temsilcisine bir mektup yazarak Amerika’ya gizlice bir heyet gönderebilmek ve görüşmelere girişmek üzere emrimize bir torpido tahsis (hususi olan, özel ayrılmış) edilmesini isteyebiliriz.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Kara Vasıf Bey Albay, 1926’da idam edildi.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Yabancı bir kelime, İngilizcesi Mandate, Fransızcası Mandat. Birinci Dünya savaşından sonra kimi az gelişmiş ülkeleri kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek üzere bir büyük devlete verilen vekillik.

  • “Aynı celsede Refet Paşa da konuşuyor; “Manda ile istiklâl (bağımsızlık) biri birine engel şeyler değildir. Şu kadar ki kuvvetli olmak lâzımdır. Kuvvetli olmazsak o zaman manda altında eziliriz. .. Biz harici ve dâhili istiklâl-i tam (içeride ve dışarıda tam bağımsızlık) istiyoruz. Bunu kendi kendimize yapabilecek miyiz ve bizi kendi başımıza bırakacaklar mı? Şurası muhakkaktır ki bugün İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan Türkiye’yi bölmek istiyor. Bunun için bir devletin kefaleti (manda yerine bu ifadeyi kullanıyor, içerik olarak ta yakın bir kelime) altında barış yapacak olsaydık, ileride uygun şartlar altında bulununca hemen döner faydamızı temin ederiz. Aksi halde büsbütün zararlı olmaz mıyız? Amerika kefaletini kabul etmek zorundayız. Bu asırda Beş yüz milyon borcu, harap bir memleketi, pek verimli olmayan bir toprağı, on-on beş milyon bir geliri olan bir millet için müzaheret-i hâriciye (dış yardım, manda) olmadan yaşamak imkânı olamaz.  Böyle bir dış yardım ile gelişemezsek, gelecekte ihtimaldir ki Yunanistan’ın saldırısına karşı bile kendimizi koruyamayız. (1)

    Aynı celsede konuşan Hami Bey; İstanbul’da Sadrazam İzzet Paşa ile görüştüğünü, mandaya muhtaç olduğumuzu, siyasi partilerin görüşlerini anlamak için dolaşan ve sonra İstanbul’a gelen Amerikan Araştırma Heyeti üyelerinin İzzet Paşa’yı ziyaret ederek, Anadolu’daki Milli Örgütün Türkiye’yi temsil ettiğine ikna olduklarını ve İzzet Paşa’nın da bu işin müteşebbisi (girişimcisi) olduğunu bildiklerini, eğer Sivas ve Erzurum Kongreleri Amerikan mandasını talep ederse Amerikan’ın da Osmanlı mandasını kabul edeceğini söylemiş olduklarını ve İzzet Paşa’nın da artık bu milletin savaşa gücü kalmadığından her halde böyle bir çareye tevessül (yönelmek) lâzım geldiğinden bahsederek ve Erzurum’da iken bunları Rauf Bey’e şifre ile bildirdiğini söyledi.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2007): Refet Paşa’nın tespitleri doğru. Mazhar Müfit Bey bu konuşmanın kongreyi çok etkilediğini gören Mustafa Kemal Paşa’nın oturuma on dakika ara verdiğini söylüyor. Bence Mustafa Kemal Paşa bu yoğun manda talebi karşısında direniyor. Bunlar çok önemli belge ve bilgiler. Bu Amerikan mandasını İngiltere’nin kabul etmemesi lâzım, zaten olaylar da buna uygun gelişiyor.

  • “Meclis-i Mebusan kapatılınca Mazhar Müfit ve diğer mebusları Fransa Sefareti (Büyükelçiliği) memurlarından Mösyö Marcel Anadolu’ya kaçırıyor.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 550) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Osmanlı Paşaları, çok omurgasız, ne zaman sıkışsalar kendi halklarına veya güçlerine değil de bir büyük devletin gölgesine sığınıyorlar.

  • “Mustafa Kemal; “Vaki olan başvuru ve talebi üzerine Mr. Bravn’ı kabul ettim ve kendisi ile uzun uzun konuştum. Amerikalı bir gazeteci olan Mr. Bravn bana ‘Hiçbir resmi sıfatım ve memuriyetim yoktur, tamamıyla özel ve kişisel olarak sizinle görüşüyorum’ dedi. Kendisi ile mandaterlik üzerine de görüştüm. Mr. Bravn Amerika’nın mandaterlik gibi bir vaziyet ve vasfı (sıfatı) asla kabul etmeyeceğini, buna kendisinin de taraftar olmadığını , … esefleriyle (üzüntüleriyle) nakletti.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 239, 240) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Vahdettin, Meclis-i Mebusan üyesi Mazhar Müfit (Kansu) Bey’i Huzuruna kabul ediyor; “Heyet-i Temsiliye benim tacı saltanatımın pırlantalarıdır. Allah sizden razı olsun vatan ve milleti ve saltanatı ve hilafeti kurtarsın. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri inşallah afiyettedirler. İstanbul’u şereflendirmeyecekler mi? Kendisi ile mülakata (konuşmaya) hasretim.” dedi ve sordu; “Beyefendi düşmandan memleketimizi kurtarmak için ne gibi çare düşünüyorsunuz?””

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 534 ile 540 arası) kitabından birebir alınmıştır.     

      

  • ” Mustafa Kemal Sivas’ta odasında sohbet ediliyor, konu 4. Maddedeki Geçici İdare; Mustafa Kemal “Yarın, İstanbul Hükûmeti mülkümüzden bir parçayı düşmanlarımıza terk’e razı olur veya bu ıztırarda (zarar verme zorunda) kalırsa ne olacak? Böyle bir olayı suskunluk ve onay ile mi karşılayacağız. Bu karşı koymamıza isterse isyan adını versinler, biz muhakkak ki hemen arkasından bir geçici idare daha doğrusu, açıkçası hükûmet kuracağız.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.