Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • BAKKAL’IN NOTU (2007): Yakup Cemil İttihat ve Terakki’nin silahşorlarındandı, tetikçisi idi. Hükûmetin gidişatından hoşlanmayınca ve kendisini yüzbaşı rütbesinden daha yukarısına terfi ettirmemelerine hırslanarak, önce hiç sevmediği Talat Paşa’ya karşı sonra da Enver Paşa’ya karşı darbe yapmayı tasarlamış. Yakalanıp kurşuna dizdiler, ihtilal evladını yedi. Yakup Cemil çok gözü kara, anında cinayet işleyebilecek birisi ve vatansever bir insan. 1913 yılındaki Enver Paşa’nın yaptığı ihtilâlde Nazım Paşa’yı makamında öldüren kişi.

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 180 ile 186 arası) kitabından not olarak alınmıştır.

  • Prens Sabahattin, Sultan Abdülhamit’in kız kardeşinin oğlu, Damat Mahmut Paşa’nın oğlu… Paris’te 1905 te Terakki (gelişme) adında bir gazete çıkartmıştı. .. Cumhuriyet ve demokrasiye kadar gidecek bir devrim istiyordu. … ona göre ulusun yoksulluğunu meydana getiren derin nedenler vardı. Müslüman Türk toplumunun asıl belini büken, genel eğitim sisteminin bozukluğu idi. Türk halkı, birey olarak kişisel girişim niteliğinden yoksundu. Köylü, çiftçi, vb. bilgi sahibi olamadığından para sahibi olamıyor, böylece de büyük işler kuramıyor ve yoksul kalıyordu. İşte, Kanun-i Esasi denen Anayasanın kabulünden sonra memlekette bir sosyal bilgi ve kişisel girişim kampanyası açmak, böylece Batı uygarlığını yürüten buhar ve endüstri çağına girmek gerekiyordu. Sonra, geniş imparatorluk topraklarını bir merkezden yönetmeyi bir yana bırakmalı ve her bölgenin kendi olanaklarıyla gelişmesine önayak olmalıydı. 1907 de Jöntürk Kongresinde başkan seçilen Prens Sabahattin, büyük bir üne ulaşmıştı. Avrupa’dayken İttihatçılarla iyi geçinen Prens, 1908 devriminden sonra yurda dönmüş ve İzmir’de düşüncelerini yaymaya başlarken karşısına İttihat ve Terakki dikilivermişti. !. Dünya savaşının başlangıcında hükümete destek veren Prens durumun kötüye gittiğini anlayınca, birçok aydın gibi “ayrı bir barış” isteyince tasfiye oldular. Ve birçok yandaşları ve diğer aydınlar “taklibi hükümet” (Hükûmeti zorla değiştirme) suçundan sürgün edildiler. Bu sürgünler arasında Komünist Partisi Lideri Mustafa Suphi Bey, Refik Halit (Karay, Karaim Yahudilerinden), Melamiler Şeyhi Salih Efendi, Şeyh Baha Bey, Sosyalist Hilmi Beyler de var.

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal 1914 yılında Binbaşı, 1915 yılında yarbay, 1916 yılında Albay, 1917 yılında ise Mirliva yani tuğgeneral.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’in terfilerini engellediği iddiası doğru değil. Enver Paşa Başkomutan Vekili olduktan sonra Mustafa Kemal her yıl atlayarak terfi etmiştir.

  • “Enver Paşa, Talat Paşa’ya; “Mustafa Kemal’in Mirlivalığa (Tuğgeneral, en küçük rütbeli general, o zaman Mustafa Kemal henüz Albay) terfi iradesi (yükseltilme emri) cebimdedir. Ama siz onu bilmezsiniz, O hiçbir şeyle memnun olmaz. General olur Müşirlik (müşir işaret eden, burada mareşallik) ister, müşir olur, Padişahlık ister.” Mustafa Kemal Enver Paşanın bu sözlerini işittiğinde “Ben, Enver’in bu kadar zeki ve ileri görüşlü olduğunu bilmezdim.” demiş.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Balkan Savaşından sonra Sofya Ateşemiliterliği’ne (askeri ataşeliğine) gittiğinde Madam Corinne kendisini çok yalnız bulmaya ve ona aydın bir kadın olgunluğu taşıyan özlem dolu mektuplar yazmaya başlamıştı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Arıburnu’nda Yarbay Mustafa Kemal, Liman Von Sanders Paşa ile bir askeri sorunun çözümü ile ilgili görüşmesinde bütün cephe kumandanlığının kendisine verilmesini istedi. Paşa telefonda; “Peki çok gelmez mi?” deyince Mustafa Kemal; “Az bile gelir!” diyor..”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 141) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Enver Paşa Mustafa Kemal’e; “Kemal Bey, Hindistan’a doğru bir sefer yapmak ister misiniz? Emrinize tam üç teçhizatlı (cihazlandırılmış, donatılmış) Alay vereceğiz, İran’dan başlayarak bütün İslam dünyasını İngilizlere karşı ayaklandırarak Hindistan’a kadar gideceksiniz.” Mustafa Kemal; “Ben o kadar kahraman değilim.” dedi. Oradan atılan Dâhiliye Nazırı Talat Paşa söze karıştı; “Bu vazifeyi niçin kabul etmiyorsunuz?” dedi. Mustafa Kemal bir harita istedi ve harita üzerinde Hindistan yolunun zorluklarından bahsettikten sonra; “Hem niçin üç Alay, tek bir adam gönderiniz yeter. Nasıl olsa kendi kuvvetlerini kendi yapmağa mahkûm değil mi?”. Enver Paşa; “Bu fedailiği üzerine almalıydın” deyince de “Eğer böyle bir imkân olsaydı sizin emirlerinizi beklemezdim. Kendim gider, kuvvetler bulur, Hindistan’ı fetheder ve İmparator olurdum!” der.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Enver Paşa’nın akılsızlığını ve Mustafa Kemal’in de hırsını gösteren bir olay.

  • “Bulgar Başvekili (başbakanı) Radoslavof, Zümrezade Şakir Bey’e “.. Duyuyoruz ki İstanbul’da yiyecek sıkıntısı varmış. Hemen gidip Talat Bey’i gör, bu birkaç gün içinde onlara iki yüz bin torba un yollayabilirim. ..” diyor. O günlerde İstanbul aç’tı… Şakir Bey bu haberi Mustafa Kemal’e iletti. O da hemen İstanbul’a telgraf çekerek durumu anlattı. Talat Bey İstanbul’a gelmiş olan Şakir Bey’i de yanına alarak Maliye Nazırı Cavit Bey’in yanına gitmiş. Cavit Bey bu ithalat için “Kırk para veremem” diyor. Şakir Bey bu durumu Sofya’da Mustafa Kemal’e anlatınca; “Asmalı, bu herifi asmalı!” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2015): Cavit Bey’i İzmir Suikastı bahanesi ile 26 Ağustos 1926’da asıyor ve Cavit Bey asılırken Paşa çok yakınında bir yerde baloda dans ediyor.

  • “Türk donanmasında görevli Alman Amiral Suşon Paşa… anılarında şöyle diyecekti; “Ben bu bombardımanı yapmak zorundaydım. .. Benim isteğim anavatanın yükünü hafifletmekti. İşte, bu da ancak böyle yapılırdı, Türkleri yanı başımızda savaşa zorlamakla olurdu.” Odesa ve Sivastopol limanlarının durup dururken bombalanması, Türkiye’yi Almanların yanı başında savaşa girmek zorunda bırakmıştı.

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu savaşa girilmesine kimin karar verdiği hala bilinmemektedir. Zamanın Padişahı, Sadrazamı, Başkomutan Vekili Enver Paşa, Dâhiliye Nazırı Talat Paşa sonradan hepsi de savaşa karşı olduklarını söylediler. Enver Paşa’nın Almanlarla savaştan hemen önce yaptığı antlaşma bu savaşa girmemizi gerektirdi, ancak savaş kararını kim verdi belli değil.

  • “Tıbbiyede ittihat ve Terakkinin ilk çekirdeğini meydana getirenlerden biri de Karagümrüklü Ethem Ruhi Bey’di. Tıbbiye üç yıl ihtilâlci düşüncenin merkezi olarak kalmıştı. … Ethem bey ileri düşünceli, yobazlıktan uzak bir aydındı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dr. Nazım Bey .. Enver Paşa’ya şöyle demişti; “Bu vaziyet böyle devam ederse seni de belki vururlar. Bari şimdiden bir halef (yerine gelecek kişi) tayin et.” Enver Paşa’nın verdiği yanıt şu olmuştur; “Mustafa Kemal!” … Enver Paşa Mustafa Kemal’i Yıldırım Orduları Kumandanlığına gönderdiğinde yine Dr. Nazım Bey; “Mustafa Kemal’i bu Orduya gönderme, sonra başımıza bela olur.” diyor. Enver Paşa, “Ne çare ki ondan büyük kumandan bulamıyorum.” diyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstanbul’da Singer Makineleri şirketinde çalışan Belçikalı anarşist Jores suikastı en ince ayrıntılarına dek hazırladı. Rusya Ermenilerinden Hristofer Mikaelyan ve Konstantin kızıyla birlikte Jorse’in yardımcısıydı. .. Ölüme mahkûm edilen Jores ve bütün bu işle ilgili olanlar sonradan affa uğradılar.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1903’te yine evlendiyse de kadıncağızın kocadan yana talihi yoktu, Mustafa Kemal’in bu üvey babası da ölmüştü.”

    Alıntı: Kutsal İsyan II – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Mustafa Kemal’in Ragıp Bey adında bir üvey babası var.

  • “İngiliz amirali WEP 14 Mayıs 1919 Pazartesi günü İtilaf Devletleri adına Babıâli’ye bir Nota veriyor. Yunanlıların 15 Mayıs 19192da İzmir’i işgal edeceklerini bildiriyor. Bu kararın Paris’te toplanan Dörtler (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya) Yüksek Meclisince alındığını açıklıyor ve Osmanlı askerlerinin İzmir Kalesini boşaltarak Yunan askerlerine teslim edilmesini istiyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 365 ile 367 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sevkiyatçı Binbaşı Ali Rıza Bey Mustafa Kemal’in eski sınıf arkadaşı, zengin bir işadamını, ihtilalci diye Mustafa Kemal ve Ali Fethi Bey ile tanıştırmış, sık sık görüşür olmuşlardı.  Bu işadamının şirketine çok kâr edecekleri hayali ile katılmışlar. Ali Rıza Bey bu kişiden bahsederken “.. İzmir’le bir zeytinyağı, incir, üzüm üzerine geniş çapta iş yapmaktadır.” diyor ve ihtilal yapmak için sermaye gerektiğinden bahsediyor, inanıyorlar. Bu adam zarar etmiş.”

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 365 ile 367 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal 7. Ordu’ya iki kez kumandanlık etmişti, Yedinci Orduyu da içine alan Ordular Gurubu Kumandanı Alman Generali Falkenhain’di. General Falkenhain’in kimi yöntem ve davranışları Paşa’nın canını sıkıyordu…. Mustafa Kemal… kendi kendini Ordu Kumandanlığından affetmiş, daha da ileri giderek Kolordu Kumandanlarından Ali Rıza Paşa’yı yerine vekil olarak atamış ve kendi görevine son vermişti. ..Enver Paşa onu .. Merkezi Diyarbakır’da bulunan İkinci Ordu Komutanlığına göndermişti… Sudan bazı sebepler ileri sürerek bunu da reddetti. (1) ..cebinde İstanbul’a gidecek bir bilet parası bile yoktu.. (Bu olaydan çok önce) Onun bu para sıkıntısını yakından bilen Falkenhain, Yıldırım Ordusu Kumandanlığını kabul edip İstanbul’dan Halep’e gideceği zaman Mustafa Kemal’e zenginlik tanrısı Mamon’un işaretiyle birkaç küçük sandık dolusu altın göndermiş, …onu da kendi davası için satın almaya kalkmıştı. .. Bir Türk kurmay subayının yanı sıra bir genç Alman subayı Akaretlerdeki 76 numaralı eve gitmişti; ..Mustafa Kemal getirilen sandıkları kendilerini kabul ettikleri odaya getirmelerini emretti. Salon kapısının yanına ufacık sandıkları yerleştirdiler. Alman subayı ; “Paşam, İstanbul’dan ayrılıyorsunuz, size yolculuk için Mareşal Falkenhain’ce biraz altın gönderilmiştir” dedi. … Mustafa Kemal tercümanlık yapan Türk subayına; “Bu sandıklar bana yanlış geldi. Ordunun levazım (alım-satım) dairesine gönderilmesi lâzımdı; benim için fazla külfettir.” dedi. Alman subayı; “Efendim o da başka.” diye yanıt verdi. Mustafa Kemal, Türk subayına ; “Paranın miktarını bu zabitten (subaydan)iyi tahkik et (hak kelimesinden, hakikati bulma, burada miktarı tespit anlamında kullanılmış) huzurunda alındığına dair (hazır olduğu halde, yani yüz yüze) bir senet yaz, ver imza edeyim.” dedi. … Alman subayı imzalı senedi kabul etmek istemiyordu…. Mustafa Kemal ” Bu subay bilmiyor, senedi alsın ve Mareşale versin ve siz de bu paraları gelip alması için Levazım Reisine haber gönderiniz.” dedi.

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 357 ile 362 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Bu davranış devlet geleneğine çok ters, kişi kendi vekilini atayamaz, onu ancak görevi veren makam görevden alabilir ve yerine vekilini atayabilir.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu altın sandıkları Levazımda beklemiş. Mustafa Kemal Paşa Falkenhain ile takışıp kendi kendisini Kumandanlıktan atınca, bu imzalı senet onun canını sıkmış, yaverleri Cevat Abbas ve Salih (Bozok) Bey’i Falkenhein’a gönderip senetleri istetmiş, Mareşal para verdiğini hatırlamadığını ve imzalı bir senedin de kendisinde olmadığını söylemiş. Paşa, adamları ile altınları gönderip imzalı kâğıdı almış. Kitapta bu altınların vekil olan Ali Rıza Paşa’ya verildiği de yazılı.

    BAKKAL’IN NOTU (2008): Mustafa Kemal Paşa, 1911 Trablusgarp savaşından gözünden hasta olduğu için erken dönmüş, 7. ordudaki görevinden de, 1918’de Çanakkale Anafartalar’dan da savaş bitmeden dönüyor.

  • “Mustafa Kemal Harbiye Nezaretine (1) iki adet tezkere (zikretmekten geliyor, hatırlatma yazısı) yazıyor. Birincisinde İtilaf Devletleri ile yapılmış olan Ateşkes antlaşması ile daha sonra alınan bazı kararların kendisine verilmesini istiyor. İkinci yazısında ise, 9. Ordu Müfettişliği (bir idari bölüm, Eyalet gibi) bölgesindeki vilâyetlerle bağımsız livalar (ilçe gibi) ve Jandarma genel kuvvetleri ile bunların bölge üzerindeki dağılışını gösteren bir krokinin Dâhiliye Vekâletinden alınarak kendisine verilmesini istiyor. Daha sonra 13 Mayıs 1919 tarihli tezkerede ise tahsisatları (Anadolu’daki görevi için kendisine verilecek paraları) soruyor ve istiyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 353) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1992): Harbiye Nezâret’i yani Savaş Bakanlığı, bugünkü Milli Savunma Bakanlığı, savunma diyoruz ama savaş bakanlığıdır. Osmanlı bu konuda daha dürüst isimlendirme yapmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gizlice kaçtığı iddialarının doğu olmadığını gösteren belgelerdir bunlar. Ona gerekli bilgi, belge, yetki, kadro ve ödenekler Osmanlı Devleti tarafından verilmiştir.

  • “Korkudan başka korkulacak şey yoktur.” Rooswelt

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Enver Paşa Anadolu’ya bir hayli Alman göçmeni getirip, halkın uygarlık alışmasını düşünüyormuş.”

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Suriye’den parasız dönen Mustafa Kemal önce Pera Palas otelinde kaldı sonra Arap asıllı Salih Fansa’ların evinde kaldı daha sonra Akaretlerde ev kiraladı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 208 ile 223 arası) kitabından birebir alınmıştır.