Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Suriye Büyükelçisine Menderes;

    “-Benim Suriye diye tanıdığım bir devlet yok… Bu kafada giderseniz fena olacak… Sus! Efendilerine Söyle, iki tümenle Suriye’ye girer, altınızı üstünüze getiririm..” diyordu.” Sf. 1649

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1649) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yunanistan ve Türkiye’yi uzlaştırmak için Johnson’un hazırlattığı Acheson planlarının Türkiye ikincisini, Yunanistan ise her ikisini reddeder. Johnson öfkelidir; 

    -Bir General de Gaulle bana yeter. Başka de Gaulle istemem, diye konuşur. 

    Yunan Başbakanı Papandreu, Şubat 1965’te Moskova’ya gideceğini açıklar. Saray ve Washington’un görüşlerini yansıtmakla tanınan Kathimerini gazetesi tehdit eder;

    -Başbakan gidersin, alelâde vatandaş dönersin 

    Papandreu, gerçekten iktidardan düşer. Uzun çekişmelerden sonra, CIA bordrolarından zaman zaman para aldığı ABD Kongresi’nde resmen açıklanan Papadopulos iktidara gelir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1637) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1957 yılının ilkbaharında Sovyet Büyükelçisinin Emlak Bankası ve Petrol Ofisine yardım önerileri olmuştur. 1956’da Türkiye Ticaret Odası Başkanına, Türk özel kesimine yardım için Sovyetlerin öneride bulundukları yazılmıştır. 1957 yılı Haziranında İş Bankasından bir gurup Rusya’ya gitmiştir. İş Bankası’nın, Batılı firmalar tarafından defalarca reddedilen cam fabrikası kurma önerisini Rusya kabul etmiştir. Yine Sovyetler uzun vadeli kredi ile bize petrol gibi mallar satabileceklerini açıklamışlardır. 9 Ocak 1960’da Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu Sovyetlerle temasımızı doğrulayan ve gerekliliğini savunan konuşma yapıyor. 11 Nisan 1960’da Menderesin Rusya’ya gideceği Kruşçov’un Ankara’ya geleceği açıklandı. … ABD’deki açıklamalar göstermiştir ki, CIA 27 Mayıs hazırlıklarından haberdardır fakat bundan Menderes’i haberdar etmemiştir. 27 Mayıs’tan önce, Ankara’dan merkeze gönderilen bir CIA raporunda şu sonuca varılır: “Menderes’in günleri sayılıdır.” .CIA’nın Türk ihtilal hareketini önceden öğrenmiş olması, CIA karşıtlarının, CIA’nın bu ihtilal de faal (aktif) rol oynamış bulunduğunu düşünmelerine yol açtı.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1631, 1632) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 ihtilallerinin ABD’nin arzusu dışında gerçekleşme ihtimali zayıf. Her iki ihtilalden önce, gerek Menderes ve gerekse Süleyman Demirel, ikisi de Sovyet Rusya ile sıcak ekonomik ilişkiler kurmak üzere idiler. İhtilallerden sonra bu ilişkiler çok zayıfladı.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): Osmanlı Devletinin en büyük düşmanı olan Rusya ve Yunanistan en büyük dostlarımız olurlar. İngiltere Dışişleri Bakanı olan Eden 14 Eylül 1937’de “Türkiye, küçük devletlerin lideri” diyor. Varılan nokta, şahsiyetli devlet politikasının ya da devlet adamlarımızın başarısı olmalı! Zekeriya Sertel; Celal Bayar ve Tevfik Rüştü Aras’ı kaynak göstererek Mustafa Kemal’in vasiyetini şöyle yazar: “Sovyetler Birliğine karşı asla bir saldırı politikası gütmeyeceksiniz. Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak Sovyetlere yöneltilmiş herhangi bir anlaşmaya gelmeyecek ve böyle bir antlaşmaya imza koymayacaksınız.” diyor. İngiltere Büyükelçisinin 8 Mayıs 1939’da Londra’ya yazdığına göre, Başbakan Şükrü Saraçoğlu, “Bütün Türkiye nüfusunu batı devletlerinin hizmetine verdiğini” yazıyor. Bu nasıl bir vermedir? Hitler 22.08.1939’da generalleri ile yaptığı bir toplantıda: “Türkiye’yi Kemal’in ölümünden sonra budala ve aptallar yönetmektedir.” der. Bizi 2. Dünya Savaşından uzak tutan en önemli şey ABD Başkanı Roosevelt’in Balkanlarda savaş istememesiydi. İnönü’nün manevralarının fazla bir değeri yoktur. Türkiye o yıllarda savaşa girmiş olmaktan daha beter sefalet ve yoksulluk yaşamıştır, sadece İsmet İnönü’nün beceriksizliği yüzünden, açlık ve kıtlık yaşanmış, bu ülkede ekmek bile karne ile yani devletin belirlediği miktarlar kadar alınabilmiştir, insanlar şeker bulamamış ve çaylarını kuru üzüm ile içmişlerdir. 2.Dünya Savaşı yıllarında Türkiye İngiltere’ye öylesine bağlanır ki, İngiltere Başbakanı Churchill Türkiye dış politikasının sözcülüğünü yapar. Meselâ Stalin ile Türkiye’nin savaşa girip girmeyeceği konusunu hep Churchill konuşur. Bir taraftan da Hitler’in hışmından kaçan Yahudileri ülkemize almanın çabasını gösterirler. Bu arada halkımız eskiden kalma bir duygu ile tüm savaş boyunca hep Almanları desteklemiştir.

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1694) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1924 Yılında Lozan ve Cumhuriyet geride kalmıştır. .. Milletler Cemiyet’i Musul’un 25 yıllığına İngiltere’ye verilmesini kararlaştırır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1429) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Zamanın Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras (Beyaz Türklerden, Sabetayist, solcu geçinir.) kaleme aldığı anlaşma maddesinde kasıtlı değilse çok akılsızca bir hüküm yazıyor: “Türkiye anlaşmazlık konusu araziden ancak, bağımsız Irak yararına vazgeçebilir.” ve tabii ki vazgeçiyoruz.

  • “Türk Parasının Değerini Koruma Yasası”  hükümete ekonomik yapıya müdahale imkânını çok genişletiyor. Bu yasa Devletçiliğin en önemli yasal dayanağıdır. Çay, kahve, şeker ithalatı devlet tekeline bırakıldı. İlk 5 Yıllık Plan 1933’de Sovyet uzmanlarının katkısı ile gerçekleştirildi. 1937 yılında Özel Ormanlar devletleştirilmiştir. 1935 yılında Köy Enstitüleri kurulmuştur.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1395 ile 1418 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): 1937 yılında İsmet İnönü ve 153 arkadaşının önerdiği yasa ile Altı ok (devletçilik, Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık ve laiklik) Anayasa hükmü olur. Böylece liberalizmin önü kesilir, parti devleti kurulmuş olur. 2. Dünya Savaşı’nın çanları çalmaktadır.

  • “Mustafa Kemal 27.01.1931 İzmir CHP il Kongresinde; “Halkımız yaratılıştan devletçidir.” der. CHP parti programı yabancı sermayeyi anormal saymaktadır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1394) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal, 22 Şubat 1931’de Konya Askeri Mahfelinde (toplantı yeri, orduevi):  “Bütün tarih bize gösteriyor ki, milletler yüksek hedeflerine ulaşmak istediği zaman, bu taşıp coşmaları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu genel kuralı içinde yüksek bir istisna (ayrıcalık) bizim tarihimizde Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki Türk milleti ne zaman yükselmek için adım atmak istemişse, bu adımların önünde daima öncü olarak.. Kendi kahraman çocuklarını görmüştür.” diyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1392) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1924 Yılında bazı demiryolları ile Haydarpaşa Limanı ve rıhtımı devlet tarafından satın alınır. 1925’de Tütün İdaresi kurularak yabancı sermayenin “Reji İdaresine” son verilir. Aynı yıl 608 sayılı Maden Kanunu ile maden işleri sadece Türklere bırakılır. 1926 yılında çıkan petrol Kanunu ile petrol araştırma ve işletme hakkı ilke olarak devlete bırakılır. Demiryolu yapımına hız verilir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1388) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu demiryolu yapımı işinde çok büyük miktarda ekonomik kaynak kaybı söz konusu.

  • “Savaşta yararlılıkları görülen bazı kişilere çiftlik ve araziler verilir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1383) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hint Müslümanlarının yardım için gönderdikleri paralarla İş Bankası kuruluyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1383) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Deniz Bakanı ve Eski istiklâl Mahkemesi Başkanı Topçu İhsan Yavuz-Havuz davası olarak bilinen yolsuzluktan dolayı Yüce Divan’da ifade verirken: “Hepiniz, başta Başkanımız, olmak üzere, zenginleşmek gerektir, demokrasi zenginliğe dayanır, demiyor muydunuz? Hepiniz aynı işlere girmediniz mi? “ der. Ama bu savunma onu mahkûmiyetten kurtarmaz.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1384) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Silifke’de Bodosaki’den devlete kalan 62.607 dönüm çiftliği açık arttırma ile 36 bin TL ye alır, geliştirir, sonra çiftliği devlete verir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1369) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Cumhuriyetin ilk Halk Şirketi, Türkiye Milli İthalat ve İhracat Anonim Şirketidir. Kuruluşunda 1 liralık hisse senedi çıkaran bu şirketin kurucuları eski ittihatçılardan seçilmiştir. .. Eleştiriler üzerine şöyle bir ilan verir: “Şirketin kurucuları içerisinde 115 değil daha çok milletvekili vardır. … Ortaklarının büyük bir kısmı yiğit Ordumuzun binbaşı ve daha yüksek rütbeli subaylarından ibarettir.” der. .. Bazı Şirket kurucuları, Gazeteci ve Mebus Yunus Nadi, Şükrü Kaya, Karakol Örgütü kurucusu Albay Kara Vasıf Bey, Karakol Örgütü kurucusu Galatalı Şevki Bey, Lazistan Mebusu Ziya Hurşit,  Ali Çetinkaya, Mebus ve Albay Çolak Selahattin, Mebus Topçu İhsan, vb. .. Üç yıl üst üste temettü (ortaklara dağıtılan kâr payı) dağıtan şirket, 1925 yılında battı. Hükûmet, şirketi iflastan kurtarır, yeni bir şirket yönetimi oluşur. Yönetim Kurulu başkanı Ali Çetinkaya, yardımcısı, Kılıç Ali, üye ise Mustafa Kemal’in yaveri Salih Bozok. Şirketi iki yıl içerisinde kâra geçirirler ancak 1927’de durgunluğa girer… Ayrıca 1927 Sayılı Teşvik-i Sanayi Kanunu ile milli sanayicilere çok geniş teşvik tedbirleri sağlanır. Toprak ağası, sanayici, kapitalist olsun diye çok çaba gösterilir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1374) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “İttihat ve Terakki döneminde de (1908-1918) cumhuriyet döneminde de Asker ve sivil bürokratlar ticaretin tadını alırlar.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1369) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Mustafa Kemal Paşa da ekonomik politikasında aynen İttihat ve Terakki gibi devlet eli ile kişi zengin etme yolunu izlemiştir.

  • “Mustafa Kemal’in prenslerinden olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mustafa Kemal’in gazetesi olan Hâkimiyet-i Milliye’de 19 Şubat 1931’de şunu yazıyor: “Biz devrimin çeşitli evrelerini birer yasa ile saptadıktan sonra, sanıyoruz ki, bunlar kendiliklerinden yürüyorlar. Hayır, hiç biri yürümüyor ve yürüyemez. Bir yaşam biçiminden, öbür yaşam biçimine geçivermek, o kadar kolay bir şey değil.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1362) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nisan 1928’de, 1924 Anayasasındaki “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslam’dır” ifadesi kaldırılarak laiklik sorunu halledilmiş olur. BMM’nin yetkileri içerisinde olan “Şeriat hükümlerinin yürütülmesi” hükmü de Anayasa metninden çıkartılır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1359) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Kastamonu’da yanında başı açık duran Müftüye kılık değiştirmesinin nedenini sorar, Müftü: “Ateşe tapan bir kimseden alınan bir inek, yeni sahibine kendini (sütünü) sağdırmazsa, yeni sahibi ateşe tapanların kılığına girebilir.” diyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1358) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Abdullah Cevdet Paşa, 1913 yılında İçtihat Dergisinde; “Pek Uyanık Bir Uyku” başlığı altında şu görüşlerini öne sürüyor: “padişah… tek bir karı edinecek, resmen cariyeler kullanmaktan vazgeçecektir. Topkapı’da oturacak, Dolmabahçe, Millet Sarayı olacak, öbür Saray ve Köşkler satılacaktır. Binicilik, yüzme, güreş kadınlar için bile teşvik edilecektir. Kadınlar diledikleri gibi giyineceklerdir. Tekke ve Zaviyeler kapatılacak, gelirleri eğitime verilecektir. Kur’an ve Hadisler Türkçeye çevrilecek, hutbeler Türkçe okunacaktır.

      …. Yine aynı dergide Van mebusu Hakkı Kılıç 27 Mart 1914’de: “.. Ah eğer gerçeği, yani düşmanlarımızın en başta softalık ve dervişlik düşüncesi ve inançları olduğunu öğrenmiş ve o iki iç düşmana karşı, hiç olmazsa bundan yüz yıl önce savaş açmış olsaydık, bu gün herhalde başka bir durumda olacaktık. Halka diyeceğiz ki: Kur’an gerçeği dindarlarını, bilim adamlarını ve yenilik düşüncesi yanlılarını dinleyiniz.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1354) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aslında Şeriat Osmanlı Devleti zamanında delinmişti. 1850 yılında Fransa’dan alınan Ticaret Kanunu, 1856 yılında da yine Fransa’dan alınan Ceza Kanunu kabul edilmişti. Şer’i mahkemelerin dışında Nizamiye Mahkemeleri kurulmuştu. İttihatçılar 1.Dünya Savaşı yıllarında “Aile Hukuku Kararnamesi” çıkartmışlar ve evlenme, boşanma, birlikte yaşama işlerini din adamlarının elinden alıp yargıçlara vermişlerdi. Bu Kararname kadın’ı koruyan, boşanmasını kolaylaştıran, çok kadın almayı kısıtlayan, zorla evlenmeyi yasaklayan hükümleri getirmişti. … Tarımda eski toprak düzeni değiştirilmiş, yerine kapitalist ilkeler konulmuştur. 1916 yılında toplanan İttihat ve Terakki Kongresi Şer’iye Mahkemeleri dâhil, bütün mahkemelerin Adalet Bakanlığına bağlanmasını kabul etmiş ve bunu o zamanın Şeyh-ül İslam’ı,  Hayri Efendinin istifasına rağmen bu karar uygulanmıştır.” (1)

    “O zamanın (1916) Adalet Bakanı Halil Menteşe (Aydınlı, Nahit Menteşe’nin dedesi olmalı) amacının, Şer’iye Mahkemelerinin kaldırılması ve Hukukun Laikleştirilmesi olduğunu açıklamıştır. .. Vakıf gelirleri ile işleyen ilkokulların yönetimi Maarif Vekâletine (Öğretim Bakanlığına) bağlanmıştır. Medreselerin çağdaşlaştırılması için yasa çıkartılmış, medreselerin ders programlarına matematik, doğa ve sağlık bilimi coğrafya, yurt ve hukuk bilgisi, jimnastik, Rusça, İngilizce, Almanca ve Fransızca gibi dersler konulmuştur. … Daha 3. Selim ve 2. Mahmut döneminde serpuş (başlık, fes) devrimi, kıyafet devrimi (ceket, pantolon), başta Padişah olmak üzere devlet ileri gelenlerinin uzun sakallarının kesilmesi,.. devlet ileri gelenlerinin balolara gitmesi, Sarayda çatal bıçak kullanılması, Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi, Harbiye ve Tıbbiye gibi Fransız eğitimine önem veren yüksek Okulların kurulması hatta ilk öğretimin herkese mecbur olması gibi reformlar yapılmıştı. (2)

    “… İttihatçılar zamanında kadın haklarına büyük önem verilmiş, Üniversite ve liseler kadınlara da açılmıştır. Ziya Gökalp örtünme aleyhine kampanya düzenlemiştir, peçe kaldırılmıştır. Enver Paşa kadınlara iş bulmak için bir dernek kurmuş ordu atölyelerine binlerce kadın işçi alınmıştır. Bu Dernek aracılığı ile gerçekleştirilen ilk Kadın İş Taburu, 1.Ordu hizmetinde cephe gerisinde görev yapmıştır. Taburun subayları önceleri erkek iken sonradan kadın subaylar bunların yerini almıştır. İstanbul Belediyesi, özel bir üniforma ve pantolon giyinen kadın sokak temizlikçilerden yararlanmıştır. 1916 yılında ilk Devlet Resim Sergisi açılmış, iki Batı Müziği Konservatuarı kurulmuştur. Türk tiyatrosunu geliştirmek için, Devlet, İstanbul’daki tiyatroya para yardımı yapmıştır. Aktör yetiştirme okulu açılmıştır. İttihatçılar, gregoryen Takviminin kabulü, ağırlık ve uzunluk ölçülerinde yenilik, dil reformu, izcilik yasası gibi girişimlerde de bulunmuştur. Latin harflerinin kabulü düşünülmüş, Enver Paşa eski yazının çeşitli biçimlerde okunmasını engellemek amacı ile Arap harflerine bağlı kalmakla birlikte bir “harf devrimini” Ordu’da uygulamaya kalkışmıştır. Tanin Gazetesi bir sütununu yeni usullere göre dizdirmiştir. Savaş zamanında karışıklık çıkartır diye, Enver Paşa’nın yakınında çalışan İsmet (İnönü) bu uygulamayı durdurmayı başarmıştır.” (3)

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1350-1352) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Bu Hayri Efendi,  bu ülkede en üst düzey din görevinde bulunmuş ama Kripto Yahudi, Sabetayist, Suat Hayri Ürgüplü Hayri Efendi’nin torunu ve 12 Mart 1971 darbecilerinin Başbakanlığını yaptı.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (2007); İttihatçılar zamanında Kapitülasyonların kaldırılması, 1876’da Kanun-u Esasi dediğimiz ilk modern Anayasanın kabulü, seçme ve seçilme hakkının verilmesi, Meclis-i Mebusan’ın açılması, Meşrutiyet’e geçilmesi, Abdülhamit dönemindeki birçok devrim niteliğindeki işler. Abdülhamit ve hatalarına rağmen İttihat ve Terakki tarihimizin önemli yenilikçileridirler.

    BAKKAL’IN YORUMU (3) (2007): İttihatçılar döneminde yapılan veya tasarlanan yeniliklerin bir kısmının Mustafa Kemal tarafından uygulanması, kötü ve zorla uygulanması, bu devrimlerin kendisi tarafından yaratıldığının anlatılması söz konusu.