Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Karl Marks “Şark Meselesi” kitabında; “Vakit vakit Rusya hiçbir fena (kötü)niyeti olmadığını, şu veya bu milleti himaye etmek (koruma altına almak) istediğini söylüyor. İnsanlık, Rusya’nın himaye iddiaları karşısında tetikte durmalı, basireti (ileri görüşlülüğü) elden bırakmamalıdır.  Meselâ Rus himayesi Romenlere çok pahalıya mal olmuştur. Ruslar bir zamanlar Leh (Polonya) milletini de himaye iddiasında bulunmamışlar mıdır? Kırım, Baltık memleketleri, Gürcistan, Çerkez ve diğer kabileler hakkında da aynı iddiaları ileri sürmemişler midir? Şimdi de Türkleri himaye iddiasına kalkışmışlardır. Buna karşı hepimizin gözlerimizi açmamız lâzımdır.” 

    Alıntı: Karl Marks ve Sistemi – Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu (1979 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Karl Marks “Şark Meselesi” kitabında; ” … hiç kimse Türklerin Anadolu üzerindeki haklarını inkâr etmiyor. Anadolu’nun nüfusu kesif (yoğun) olmamakla birlikte burası Türklüğün ana kalesidir.” diyor.”

    Alıntı: Karl Marks ve Sistemi – Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu (1979 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bütün kapitalist üretim sistemi, işçinin iş gücünü mal olarak satmasına dayanır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marks’a göre ekonomide şu safhalar meydana gelecektir;

    1. Sermayede birikme  (teraküm – asimilasyon)  
    2. İşletmede toplanma (tahaşşüt – konsantrasyon)  
    3. İdarede merkezileşme (temerküz – santralizasyon)  
    4. İş gücünde yığınlaşma ve proleterleşme  (proletarizasyon)  

    Alıntı: Karl Marks ve Sistemi – Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu (1979 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karl Marks “Şark Meselesi” kitabında; “Rusya demokratça fikirlerin ve insanların ruhundaki hürriyet aşkının düşmanıdır.”  diyor.

    Alıntı: Karl Marks ve Sistemi – Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu (1979 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ne var ki, makineli üretim, belli bir büyüme ve olgunluk derecesine ulaşır ulaşmaz ve özellikle de kendi teknik temeli olan makinenin kendisi, makine ile üretilmeye başlanır başlanmaz, kömür ve demir üretimi, metal işleme ve ulaştırma işlerinde olduğu gibi, köklü değişikliklere uğratılır uğratılmaz; kısaca, büyük endüstrinin gerekli olduğu genel üretim şartları yaratılır yaratılmaz bu işletme biçimi (makineli üretim) sadece hammadde ve sürüm pazarları temininden başka hiç bir engelle karşılaşmayan bir esneklik, ani ve sıçramalı bir yayılma yeteneği kazanır. Makine bir yandan, örneğin pamuk çekirdeğini ayıklama makinesinin pamuk üretimini arttırmasında olduğu gibi, doğrudan doğruya hammaddeleri çoğaltıcı bir etki yapar. Diğer yandan makine ile elde edilen ürünlerin ucuzluğu ve köklü değişmelerle düzeltilip iyileştirilmesi, mevcut ulaştırma ve haberleşme sistemi yabancı piyasaların ele geçirilmesi için gerekli silahlar olurlar. Makineli üretim diğer ülkelerin el emeğine dayanan üretim sistemini yıkarak, bu ülkeleri zorla kendisinin ihtiyaç duyduğu hammaddeleri üreten tarlalar haline getirir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 128) kitabından birebir alınmıştır.

  • “……… Değişen sermaye, işçinin kendisinin ve ailesinin varlığını devam ettirmek için muhtaç olduğu ve toplumsal üretim sisteminin şekli ne olursa olsun, daima bizzat üretmek ve yeniden üretmek zorunda bulunduğu tüketim araçları veya emek onun bir özel tarihsel görünüm şeklidir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Makine sistemi, iş sürecine daima bütünü ile girer; değerlenme, değere değer katma süreci ne ise her zaman ancak bir kısmı ile katılır. Makine sisteminin ürüne aktardığı değer, hiçbir zaman, aşınma ve yıpranma ile kaybettiği değerden fazla olmaz. Bundan dolayı bir makinenin değeri ile bu makinenin belli bir zaman aralığında ürüne aktardığı değer parçası arasında büyük bir fark olur. Değer meydana getirici bir unsur olarak makine ile ürün meydana getirici bir unsur olarak makine arasında büyük bir fark vardır. Bütün olarak kullanım ile günlük aşınma ve yıpranma arasındaki bu fark makine de alettekinden çok daha büyüktür. Çünkü makine daha dayanıklı malzemeden yapıldığı için daha uzun ömürlüdür. Çünkü kullanımı sıkı sıkıya bilimsel kanunlarla düzenlenip yönetildiği için kendi parçalarının aşınıp yıpranmasın da olsun, kullanıp tükettiği malzemede olsun, daha büyük bir tasarruf sağlanmasına imkân verir. Ve çünkü üretim alanı aletin alanı ile oranlanamayacak kadar büyüktür.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Karl Marks “Şark Meselesi” kitabında; “Rusların maksadı Boğazları ele geçirmektir. Rusların riyakârlıklarını kavramak için Deli Petro zamanından beri yaptıkları ilhakları (fetihleri)  gözden geçirmek kâfidir (yeterlidir).” der.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “İşçi sınıfı tarafından sağlanan ve kapitalistler sınıfı tarafından karşılığı ödenmeksizin ede edilip sermayeye dönüştürülen emek kitlesi, sermayeye dönüştürülmesi ancak karşılığı ödenen emeğe olağanüstü bir ilavede bulunulması ile mümkün olabilecek bir hız ile artıyorsa, bu durumda, ücret yükselir ve diğer her şey aynı kalmak şartı ile karşılığı ödenmeyen emek kitlesi göreceli olarak azalır. Ancak ne var ki, bu azalma sermayeyi besleyen artıkemeğin artık normal miktarda arz edilemez olduğu noktaya ulaşır ulaşmaz, bir tepki meydana gelir; gelirin (rezerve-birikim) daha küçük bir kısmı sermayeye çevrilir, birikim aksaklaşır ve ücretteki yükselme hareketi bir karşı darbe yer. Bundan dolayı emek fiyatındaki yükselme, kapitalist sistemin temellerini sadece oldukları gibi bırakmakla kalmayan, fakat bunun gittikçe büyüyen boyutlarla yeniden üretimini de güven altına alan sınırlar içinde tutulur. Şu halde, sözde bir tabiat kanunu şekline sokulmuş kapitalist birikim kanununun, aslında ifade ettiği şey ancak şudur; bizatihi birikimin mahiyeti (içeriği), emeğin istismar (Sömürülmesi- kötüye kullanılması) derecesinde ya da fiyatında, kapitalist ilişkinin durmadan yenilenmesini ve bunun gittikçe büyüyen boyutlarla yeniden -üretimini tehlikeye sokabilecek böylesine bir düşmeyi ya da yükselmeyi zaten konu dışı eder. Nesnel zenginliğin işçinin gelişme ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut olması yerine, tersine olarak, işçinin mevcut değerlerin kendi kendilerini büyütme, kendilerine değer katma, ihtiyaçlarını karşılamak için var olduğu bir üretim biçiminde de zaten bundan başka bir durum söz konusu olamaz. Din alanında insan kendi kafasının yarattığı şeylerin hükmü altında ise, kapitalist üretimde de kendi eliyle yarattığı şeylerin hükmü altında bulunur.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.

  • “….otomasyonun sözcüsü Dr. Ure, fabrikayı, bir yandan “yetişkin ve yetişkin olmayan çeşitli işçi tabakalarının merkezi bir güçle, aralıksız bir şekilde işler halde tutulan bir üretken makineler sisteminin işleyişini beceri ve gayretle gözeten bir kooperasyonu” olarak bir yandan da “bir ve aynı nesnenin üretimi için uyuşum halinde ve kesiksiz bir şekilde işleyen, çeşitli mekanik ve bilinçli organlardan meydana gelen ve bütün bu organları kendi kendine hareket eden bir hareket gücüne bağlı bulunan muazzam bir otomat” olarak tanımlar.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir miktar emeğin kendisinden daha az bir emekle mübadele edilmesi (değiştirilmesi), bunlardan birinin maddeleşmiş emek diğerinin canlı emek olması dolayısı ile şekil farklılıklarına bağlamak hiçbir fayda sağlamaz. Bu, bir malın değeri, bundan fiilen maddeleşmiş emeğin miktarı ile değil de, bunun üretim için gerekli canlı emeğin miktarı ile belirlenir demek kadar saçma bir şeydir. Bir mal altı iş saatini temsil ediyor olsun.

    Bunun üretimi için gerekli zamanı üç saate indirecek icatlar yapılsa, bu durumda daha önce üretilmiş olan malın değeri de yarı yarıya düşer. Bu mal eskiden altı saatlik toplumsal gerekli emeği temsil etmekte iken, şimdi üç saatlik toplumsal gerekli emeği temsil eder. Demek oluyor ki, malın değer büyüklüğünü belirleyen şey, üretim için gerekli olan emek miktarıdır, yoksa bu emeğin nesnelleşmiş (maddeleşmiş) şekli değildir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir kimse, sırf parası devamlı şekilde sermaye olarak iş gördüğü için, ekonomik bakımdan kapitalist sıfatını alır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

    Kapital 1-2 – K. Marks – Sf.301) (Ekonomi – Liberal – Marks –  Anekdot)

  • “Emeğin üretkenliği ne kadar artarsa işgünü o kadar çok kısaltılabilir ve işgünü ne kadar kısaltılırsa emeğin harcanma yoğunluğu o kadar çok yükseltilebilir….. Kapitalist üretim biçimi, bir yandan, her bireysel iş sahibini işinde tasarruf sağlamaya zorlarken, diğer yandan, kendi doğurduğu anarşik rekabet sistemi yüzünden toplumsal üretim araçlarının ve iş güçlerinin kullanımında sınırsız ve ölçüsüz israflara sebep olur.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sözlük anlamı ölümle yüz yüze.”

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

  • (SSCB Anayasası;)

    “Madde 12; SSCB’de iş, çalışmaya muktedir  (gücü yeten) her yurttaş için “çalışmayan yemez” ilkesine uyan bir görev ve şereftir.”

    Alıntı: Marksizm ve Sovyet Hukuk Teorisi – Rudolf Schlesinger (1979 – Sf. 342) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Millet beraber yaşamak isteyen insan topluluğudur.”

    Alıntı: Yarınlara Doğru – Alexis Carrel (1979 – Sf.136) Kitabından birebir alınmıştır.

  • “Geniş bir propaganda faaliyetini yürütmek için, her şeyden önce şu iki şartın gerçekleşmesi lâzımdır. Önce, hitap edilen kitlenin bu kitlenin meselelerinin, özlemlerinin, endişelerinin kitle içindeki cereyanların (akımların) iyi bilinmesi gerekir. Bu, gerek o kitlenin siyasi, iktisadi, kültürel, içtimai (toplumsal)  ve tarihi yönden etüt edilmesini şart kılar. İkinci olarak; bu etüdün vereceği doneleri (verileri) değerlendirecek, en girift, karmaşık konuları basit sloganlar haline getirebilecek, bunları kitlelere aşılayabilecek yetenekli ve profesyonel bir propaganda teşkilatının kurulması gerekmektedir.”

    Alıntı: Sovyet Rus Stratejisi ve Türkiye I, II – Taha Akyol (1979 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • “18-19 Mayıs 1944 tarihinde gece yarısından sonra Süleymaniye Camii’nin iki minaresi arasına “Saraçoğlu faşisttir” ibaresi yazılı ve altında “Faşizm ve Vurgunculukla Savaş Cephesi” imzası bulunan büyük bir afişi asmak isterken Mihri Belli, Tahsin Berkem ve Safha Gürdanur yakalanmışlardır.”

    Alıntı: Sovyet Rus Stratejisi ve Türkiye I, II Taha Akyol (1979 – Sf. 239) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Stalin tarafından öldürtülen Özbekistan-Sovyet Cumhuriyet’i Ziraat Bankası Başkanı Hıdır Aliyev 1930 yılında bir gerçeği ifade ediyor; “Özbekistan’ın pamukçuluk ziraatı geliştikçe, Moskova’ya bağlılığı o oranda artıyor. Ve Özbekistan Moskova’nın kızıl bir kolonisi (sömürgesi) halini alıyor. Ne kadar pamuk yetiştirirsek o kadar fazla Moskova’ya bağlanmış olacağız. Artık tam anlamıyla sömürge oluyoruz.”

    Alıntı: Sovyet Rus Stratejisi ve Türkiye I,II – Taha Akyol (1979 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.