Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Toplumsal üretimin az ya da çok gelişmiş şekli bir yana, emeğin üretkenliği doğal koşullara bağlı kalır. Bunların hepsi, bizzat insanın kendi mahiyetine (ırk v.b.) ve doğal çevresine atfedilebilir. Dış doğal koşullar ekonomik bakımdan iki büyük sınıfa ayrılırlar; birincisi verimli topraklar, balık dolu sular v.b. gibi tüketim araçları şeklindeki doğal zenginlikler; ikincisi, güçlü şelaleler, ulaştırmaya uygun nehirler, kereste, madenler, kömür, v.b. iş araçları şeklindeki doğal zenginlikler. Uygarlığın başlangıç döneminde birinci, daha yukarı gelişme dönemlerinde ikinci tür doğal zenginlik daha ağır basar.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Emek belli bir üretkenlik derecesine ulaşmış olmadan, işçinin bu şekilde kullanabileceği zamanı, böyle artık zaman olmadan, artıkemek ve dolayısı ile de kapitalistler, köle sahipleri, feodal beyler, kısaca büyük mülkiyet sahibi sınıfı olmaz. Herkesin emeği ancak kendi yiyeceğini üretmeye yetecek kadar olsaydı, mülkiyet diye bir şey olmazdı.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kapitalist üretim biçimi aynı zamanda, şehirli işçinin fiziki sağlığını ve toprak işçisinin entelektüel hayatını tahrip eder….. Kapitalist tarımdaki her ilerleme, sadece işçiyi soyma sanatında bir ilerlemeden ibaret olmayıp aynı zamanda toprağı soyma sanatında da bir ilerlemedir; belli bir zaman aralığı için toprağın verimliliğinin yükseltilmesinde kaydedilen her ilerleme aynı zamanda, bu verimliliğin devamlı kaynakların mahvedilmesi konusunda bir ilerlemedir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 210, 211) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Üretim sürecinin maddi şartları gelişir ve üretim süreci gittikçe daha toplumsal bir faaliyet halini alırken, bunun kapitalist şeklinin doğurduğu çelişki ve çatışmalar olgunlaşır ve böylece yeni toplumu meydana getirecek unsurlarla birlikte eski toplumu kökünden değiştirecek güçler sağlanmış olur.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Burada en sonunda şu iki husus önemli rol oynamıştır; bir kere, daima ve tekrar ve tekrar görülmüştür ki, sermaye toplumsal üretim alanlarının ancak bazı noktalarında devlet denetimi altına sokulur sokulmaz, diğer noktalarında çok daha ölçüsüz bir sömürü ile uğradığı kaybı telafi imkânı bulmaktadır. İkinci olarak, bizzat kapitalistlerin kendileri rekabet şartlarında eşitlik, yani emeğin sömürüsü konusunda uyulacak sınırlarda eşitlik için feryat eder olmuşlardı.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Modern endüstrinin teknik temeli devrimcidir; oysa daha evvelki bütün üretim biçimlerinin dayandıkları teknik temel esas itibarı ile değişmeye karşı tutucu bir temeldi.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1978): Çok önemli bir tez. Tekniğin devrimci gücü, çalışan insanların yaşam kalitesini yükseltti ama siyasetin tutucu yapısı tekeller oluşmasına ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyümesine engel olamadı.

  • “Makine ile elde edilen her ürün, söz gelişi makine ile dokunan bir metre kumaş, makinenin yerini aldığı işçinin elle dokuduğu aynı kumaştan daha ucuza mal olduğu için, şu mutlak kanuna ulaşırız. Makine ile üretilen nesnenin toplam miktarı, makinenin ortadan kaldırdığı zanaat (küçük el işçiliği yapan kişi, zanaatkâr, esnaf) veya Manifaktür biçimi işletmede elde edilen ürünün toplam miktarına eşit olacak olsa, bu durumda, harcanan emeğin toplam miktarı azalmış olur.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • “James Mill, Mac Culloch, Terrens, Senior, j. St. Mill ve bunlar gibi daha birçok burjuva iktisatçısı, işçileri işlerinden eden bütün makinelerin aynı zamanda ve zorunlu olarak işsiz kalan bu aynı işçileri çalıştırmaya yetecek kadar bir sermayeyi de serbest bıraktığını ileri sürerler. Şimdi, bir halı fabrikasında bir kapitalist yüz işçiyi çalıştırmakta ve adam başına yılda 30 sterlin harcamaktadır diyelim. Bu durumda kapitalistin yıllık değişen sermaye olarak yatırdığı para 3000 sterlin olur. Kapitalist 50 işçiyi çıkarıyor ve geriye kalan 50 işçiyi kendisine 1500 sterline mal olan makinelerle çalıştırmaya başlıyor olsun. Binaları, kömürü ve bunlara benzer şeyleri bir kenara bırakalım. Bir yılda kullanılıp tüketilen hammaddelerin eskisi gibi yine 3000 sterlin olduğunu varsayalım. Bu başkalaşım ile serbest kalan bir sermaye olur mu?”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ure; “İyileştirilip düzeltilen makinelerin hiç değişmeyen amacı, el işçiliğini azaltmak yani fabrikanın üretim zincirindeki bir halkayı insan yerine demirden bir cihaz koyarak tamamlamaktır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngiliz pamuk makinelerinin Hindistan’da yaptığı etki kötü bir hal aldı. Hindistan’daki İngiliz Genel Valisi 1834 yılında şunları bildiriyordu: “Buradakine benzer bir sefalete ticaret tarihinde hemen hemen rastlanamaz. Hindistan ovaları, pamuklu dokumacıların kemikleri ile bembeyaz oldu.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İşçinin makine ile bunun kapitalistçe kullanımı arasındaki farkı görememesi ve dolaysı ile saldırılarına maddi üretim araçlarının kendisine değil de, bunların toplumsal sömürü aracı olarak kullanılmalarına karşı yöneltmeyi öğrenmeyi, zaman ve tecrübeyi gerektirir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İlk defa olarak makinenin ortaya çıkışından beri, işçi, sermayenin maddi varlık şekli olan iş-aracının kendisi ile savaşmaya başlamıştır. İşçi, üretim aracının bu özel şekline karşı, bu şekil kapitalist üretim biçiminin maddi temeli olduğu için, başkaldırır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Artıkdeğerin iki faktöründen biri olan Artıkdeğer Oranı makine kullanımı ile ancak, diğer faktör olan işçi sayısı küçültülerek, büyültülür.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1978): Marks’a göre İngiliz Sanayisinin 1848 ile 1865 yılları arasında göstermiş olduğu aşırı gelişme ve büyümenin en önemli nedeni şudur; bu ülkede işçinin 12 saatten az (10 saat) çalıştırılması yasağı kondu. Bu durum işçilerin mesailerinde daha yoğun bir emek sarf etmelerine yani mesainin derinlemesine artmasına sebep oldu.  İşçilerin mesaideki emeklerinin yoğunlaşması, süratli çalışan makineleri gerektirdi bu da makine yapımındaki yenilikleri doğurdu.

  • “Diğer bütün şartlar aynı kalmak üzere veri olarak alınan bir işgününde (Mesaide) çalıştırılan işçilerin sayısı iki katına çıkacak olsa, makineler ve binalara yatırılmış bulunan sabit sermaye miktarının iki katına çıkarılması gibi hammaddelere, yardımcı maddelere v.b. yatırılan sabit sermayenin de iki misline çıkarılması gerekir. Makine ve binalara yatırılan sermaye sabit kalırken işgünü uzatılacak olursa, üretimin hacminde bir büyüme olur. Bu nedenle sadece artıkdeğer artmakla kalmaz, aynı zamanda bunun elde edilmesi için gerekli harcamalarda da bir azalma olur.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir makinenin uğradığı aşınma ve yıpranma iki türlüdür. Biri tıpkı paraların dolaşım sırasında aşınıp yıpranmaları gibi kullanılmalarından, diğeri kullanılmadan kınında tutulan kılıcın paslanması gibi kullanılmamalarından ileri gelir. Bu sonuncusu makinenin malzemesi ile ilgilidir. İlki kullanımı ile az ya da çok doğru orantılı iken, ikinci tür aşınma ise belli bir ölçüde ters orantılıdır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Buhar gücü ile işleyen çekiç için de aynı şey söz konusudur. Bunun her günkü aşınma ve yıpranması ile kömür v.b. tüketimi her gün dövdüğü büyük miktardaki demir kitlesine dağıldığı için yüzlerce kiloluk bir demire ancak pek küçük bir değer eklenmiş olur, oysa bu dev yapılı araç çivi çakmakta kullanılacak olsaydı, bu eklenen değer çok büyük olurdu. Makinenin ürüne değer aktarma oranı verilmiş olsa, bu değerin büyüklüğü makinenin kendi toplam değerinin büyüklüğüne bağlı olur. Makine ne kadar az emek içeriyorsa, ürüne o kadar az değer katar, ne kadar az değer aktarırsa, o kadar üretken olur ve yaptığı hizmet doğal güçlerin hizmetine o kadar fazla yaklaşır. Ve makinenin makine ile yapımı, makinenin değerini büyüklük ve etkinliğine oranla azaltır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 36, 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bunların her ikisi için yani gerek makine ve gerekse alet için, yapılan ortalama günlük masrafları….. Nedeniyle ürüne aktardıkları değer parçasını düşecek olursak, tıpkı insan emeğinin hiçbir rolü ve katkısı olmadan tabiatın kendi kendine sağladığı güçler gibi sağladıkları hizmeti bedava olarak yaparlar. Makinenin üretken iş görme gücü aletin üretken iş görme gücünden ne kadar büyük olursa, bunun bedava olarak sağladığı hizmetlerin genişliği de aletin sağladıklarına oranla o kadar büyük olur. İnsanoğlu, geçmişte harcanmış ve hâlen maddeleşmiş bulunan emeğinin ürünü olan şeye geniş ölçüde ve tıpkı doğal bir güçmüş gibi bedava olarak iş gördürmeyi ancak büyük endüstri döneminde öğrenir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Büyük endüstrinin muazzam doğal güçleri ve doğal bilimlerin yardımları, üretim sürecinin emrine verilerek emeğin üretkenliğini olağanüstü bir derecede arttırma durumunda olması daha ilk bakışta apaçık görülse bile, bu artmış üretken gücü elde etmek için fazladan bir emek harcanması gerekmediği asla aynı açıklıkla görülmez. Sabit sermayenin bütün diğer unsurları gibi makine de değer yaratmaz; üretimine hizmet ettiği ürüne ancak kendi değerini katar. Makine, bir değere sahip olduğu ve dolayısı ile ürüne değer kattığı sürece, bu ürünün bir değer unsuru oluşturur. Ürünü ucuzlatacağı yerde kendi değeri ile orantılı olarak pahalılaştırır. Kapitalist, bilim için genel olarak, hiç bir masraf yapmaz; ama bu onun bilimden yararlanmasına engel olmaz. Başkalarının emeği gibi, bir başkasına ait bilim de sermayeye bağlanır. İster bilim ister maddi zenginlik konusu olsun, kapitalist biçimde sahip oluşla, kişisel biçimde sahip oluş, birbirinden tamamen farklı şeylerdir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Makinelerin makinelerle (Takım Tezgâhları ile) yapımı için en önemli ve temel üretim şartı, istenilen miktarda güç sağlayabilen ve bununla beraber aynı zamanda da tam kontrol altında tutulabilen bir tahrik edici güç sağlayıcı makine idi. Bu şart halen buhar makineleri ile yerine getiriliyor. Ne var ki, aynı zamanda makine parçalarının yapımında kullanılan doğru, düzlem, daire, silindir, koni ve küre gibi tam geometrik şekilli parçaların makine ile elde edilebilmeleri gerekiyordu. Bu problemi Henry Maudslay 19. yüzyılın ilk 10 yılında Slide-Rest’i (torna tezgâhını) icat ederek çözdü. Cihaz çok geçmeden otomatik hale getirildi ve ilk yapılırken torna tezgâhı için düşünülmüş olan şeklinde değişiklik yapılarak diğer makinelere de (Freze, Planya, Vargel gibi) uygulandı.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “…Dövülüp işlenmeleri, kaynak ile birbirlerine tutturulmaları, kesilip parçalanmaları, delinmeleri ve şekil verilmeleri gereken çok büyük demir kitleleri öylesine dev güçlü makineleri gerektiriyordu ki, bunların yapımı manifaktürün imkânları ile üstesinden gelinebilecek iş değildi. Bu nedenle, büyük endüstri kendi karakteristik üretim aracını yani makineyi bizzat ele almak ve makineleri makinelerle yapmak zorunda kalmıştı. Böylece ilk olarak kendine uygun bir teknik temel yarattı ve kendi ayakları üzerinde duracak hale geldi.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.