Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “İşçinin kişisel tüketimini kendisi için yapması, kapitalistin keyfi için yapmaması hiçbir şeyi değiştirmez. Bir iş hayvanının beslenip bakılması, hayvan yediğinden zevk alıyor diye, üretim süreci için gerekli bir şey olma niteliğinden hiçbir şey kaybetmez. Güney Amerika’da maden ocaklarında çalışan ve her günkü işleri (1) 180-200 libre ağırlığındaki cevher kitlelerini 450 feet derinlikten sırtlarında taşıyarak yeryüzüne çıkarmakta olan işçiler sadece ekmek ve fasulye ile beslenirler. Kendileri yalnız ekmek yemeği tercih edebilirler; ancak yalnız ekmek yemekle o kadar sıkı çalışamayacaklarını gören patronları, onlara at gibi davranırlar, kendilerini fasulye yemeğe zorlarlar, fasulye ise kemikleri kuvvetlendirici madde (kireçli fosfor) bakımından zengindir. (ekmeğe oranla)

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 311) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(1978): Bu, belki de, dünyanın en ağır işidir.

  • “Kapitalist, sermayesinin bir kısmını iş gücüne çevirdiği zaman, o bununla bütün sermayesini değerlendirir, sermayesine sermaye katar. Kapitalist bir taş ile iki kuş birden vurur. O, sadece işçiden elde ettiği şeyden kar sağlamakla kalmaz işçiye verdiği şeyden de kar sağlar. İş gücünün karşılığı olarak yatırılan sermaye, tüketimleri mevcut işçilerin adale, sinir, kemik ve beyinlerinin yeniden üretimine ve yeni işçilerin meydana gelmesine hizmet eden tüketim araçlarına çevrilir. Bundan dolayı, mutlak zorunlu olan şeylerin (tüketim araçlarının) meydana getirdikleri çerçeve içinde işçi sınıfının kişisel tüketimi, sermaye tarafından iş gücünün karşılığı olarak verilen tüketim araçlarının tekrardan sermaye tarafından sömürülebilecek yeni iş gücüne dönüştürülmesi demektir. Bu tüketim, kapitalist için vazgeçilmesi en imkânsız olan üretim aracının yani bizzat işçinin kendisinin üretilmesi ve yeniden üretilmesi demektir. O halde, işçinin kişisel tüketimi, ister atölye, fabrika yahut diğer bir işyeri içinde veya dışında, ister iş sürecinin devamı sırasında veya durdurulduğu belli zamanlarda makinelerin temizlenmesi üretim ve yeniden üretim faaliyetinin kaçınılmaz bir gereği olması gibi.

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 310) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İşçinin tüketimi iki şekilde olur; üretim aşamasında işçi bizzat çalışarak üretim araçlarını tüketir ve bunları yatırılmış bulunan sermayenin değerinden daha yüksek bir değere sahip olan ürünlere dönüştürür. Bu, işçinin üretken tüketimidir. İşçinin tüketimi aynı zamanda onun kendi iş gücünden bunu satın almış bulunan kapitalist tarafından tüketimidir. Öte yandan, işçi işgücünün karşılığı olarak eline geçen parayı tüketim araçlarını satın almak için harcar, bu onun kişisel tüketimidir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 308) kitabından birebir alınmıştır.

  • ….Her türlü birikimi bir yana bıraksak bile, sırf üretim sürecinin sürekliliği yada basit yeniden üretim ile, kısa yada uzun bir süre sonra, her sermaye zorunlu olarak birikmiş sermayeye yada sermayeleşmiş artıkdeğere dönüşür.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bizim buraya kadarki bakış açımıza göre, kapitalistin geçmiş bir tarihte, bir şekilde karşılığı ödenmemiş emekten bağımsız olan bir başlangıç birikimi ile paraya ve dolayısı ile piyasaya iş gücü satın alıcısı olarak gelebilecek bir duruma sahip olmuş olması muhtemeldir (olasıdır).

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İşçi, üretim araçlarının bir kısmını ürüne dönüştürürken, kendisinin daha önceki ürününün bir kısmını da gerisin geriye paraya dönüştürür.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 302) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir kimse, sırf parası devamlı şekilde sermaye olarak iş gördüğü için, ekonomik bakımdan kapitalist sıfatını alır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir toplum, tüketimde bulunmaktan nasıl vazgeçemezse, üretimde bulunmaktan da öylece vazgeçemez. Bu nedenle, bir bütün oluşu ve bir akış halinde durmadan yenilenişi açısından bakıldığında, her toplumsal üretim süreci aynı zamanda bir yeniden üretim sürecidir. Hiçbir toplum ürünlerinin bir kısmını devamlı olarak üretim araçlarına ya da üretim unsurlarına dönüştürmeden, devamlı olarak üretimde yani yeniden üretimde bulunamaz.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 300) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Artıkdeğeri üreten yani karşılığı ödenmemiş emeği doğrudan doğruya işçilerden emen ve bunu mallarda maddeleştiren kapitalist, gerçi bu artıkdeğere ilk el koyan kimsedir ama hiçbir şekilde bunun son sahibi değildir. O, bunu, sonradan toplumsal üretimin bütünü içinde diğer fonksiyonları yerine getiren kapitalistlerle, toprak sahipleri vb. kimselerle paylaşmak zorundadır. Bundan dolayı, artıkdeğer çeşitli parçalara bölünür. Bu parçalar çeşitli kategoriler meydana getiren kimselerin payları olur ve kâr, faiz, ticari kar, toprak rantı vb. gibi birbirinden bağımsız şekillere bürünürler.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Birikimin ilk şartı, kapitalistin mallarının satışını ve böylece elde ettiği paranın büyük bir kısmının yeniden sermayeye çevrilmesi işini başarabilmiş olmasıdır.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir miktar paranın üretim araçlarına ve iş gücüne çevrilmesi, sermaye olarak bir miktar parasal değerin yapacağı ilk harekettir. Bu çevrilme işi, piyasada, yani dolaşım alanında olur. Hareketin ikinci aşaması, yani üretim süreci, üretim araçları, değerleri kendilerini meydana getiren unsurların değerini aşan yani başlangıçta yatırılan sermaye ile birlikte bir artıkdeğeri içeren, mallara dönüşür dönüşmez tamamlanmış olur. Bu malların da yeniden dolaşım alanına sokulmaları gerekir. Bu, malların satılmaları, değerlerinin para olarak gerçeklik kazanması, bu paranın yeniden sermayeye dönüşmesi, bu hareketin durmadan yenilenmesi demektir. Daima birbirini izleyen aynı aşamalardan geçerek oluşan bu doğrusal hareket, sermayenin dolaşım hareketini oluşturur.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir ülkede kapitalist üretim ne oranda gelişiyorsa, orada emeğin ulusal harcanma yoğunluğu ve üretkenliği de o oranda uluslararası seviyenin üzerine çıkar. (Rusya’daki endüstriden örnek veriyor) Yerli Rus kapitalisti fabrika işlerine yatkın olmadığı için yöneticiler doğaldır ki İngiliz’dir. Aşırı çalıştırma gece ve gündüz devamlı şekilde uygulandığı halde ve işçilere utanılacak derecede düşük ücret verilmesine rağmen, Rus fabrikatörü ancak yabancı rekabetin yasaklanması sayesinde ayakta durabilmektedir.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Klasik Ekonomi Politik “emeğin fiyatı” kategorisini günlük hayattan, üzerinde düşünmeye hiç gerek duymadan olduğu gibi almış ve sonra da bu fiyatın nasıl belirlendiği sorusunu sormuştur. … Arz (sunum) ve talep (istenç) birbirine eşit olduğunda, diğer her şey aynı kalmak şartı ile fiyat oynamaları sona erer.”

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadın için bu ev bakımları, çoğu zaman en üretimsizinden, en zoru ve en çekilmezinden bir çalışmadır. Kadının entelektüel evrimine bir katkısı olmayan aşırı derecede bayağı bir iştir.

    Alıntı: Toplumda Kadının Rolü Üzerine – Vladimir İlyiç Lenin (s. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Onu tamamen kurtarıp, erkeğin gerçekten eşiti kılmak için, ekonominin kolektif olması ve kadının üretici, ortak çalışmaya katılması gerekir. İşte o zaman kadının durumu erkeğinkine eşit hale gelecektir.

    Alıntı: Toplumda Kadının Rolü Üzerine – Vladimir İlyiç Lenin (s. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aile hayatının ve mutfağın aptallaştırıcı ortamından onları çekip almaksızın demokrasiyi ve hele sosyalizmi kurmak olanaksızdır.

    Alıntı: Toplumda Kadının Rolü Üzerine – Vladimir İlyiç Lenin (s. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sömürü toplumunun hukuk ve ahlakı onu erkek karşısında bağımlı, farklı bir duruma sokuyordu.

    Alıntı: Toplumda Kadının Rolü Üzerine – Vladimir İlyiç Lenin (s. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fiziki ıstırap (açlık, yokluk, sefalet) uzun bir gayretin başarısına eşlik ederse, kolayca tahammül edilebilir.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 360) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zayıfların yıkıcı hâkimiyetini önleyecek tek çare, kuvvetlileri geliştirmektir.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 360) kitabından birebir alınmıştır. 

  • Elbette insanlar eşittirler fakat fertler eşit değildir. Zayıf akıllı ile dahi bir adamın kanun önünde eşit olmaması gerekir. … Demokratik prensip seçkin fertlerin gelişmesini engellemek suretiyle medeniyetin çöküşüne yardım etmektedir.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 352) kitabından birebir alınmıştır.