Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İnsanın orijinalitesi hem irsiyete (soya çekime) hem de gelişmeye bağlıdır.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 275) kitabından birebir alınmıştır.

  • Oruç dokularımızı temizler ve değiştirir.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 275) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu kitapta orucun yararları konusunda daha ayrıntılı bilgiler var. Burada bahsedilen oruç 24 saatlik bir oruç ama su ve az miktarda meyve tüketilebilen bir oruç.

  • Bütün guddeler (salgı bezleri) arasında husye (erkek yumurtalığı), aklın kuvvet ve kalitesi üzerinde en büyük etkisi olanıdır. Büyük şairler, dahi sanatkârlar, azizler, fatihler umumiyetle (genellikle) cinsiyet bakımından çok kuvvetlidirler. Cinsi guddelerin alınması yetişkinlerde bile zihni durumlarının değişmesine sebep oluyor. Kadınlar yumurtalıklarının alınmasından sonra durgunlaşıyor.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eşyanın tam ve derin müşahedesi (izlenmesi), açık muhakeme alışkanlığı, mantık etüdü, matematik dilinin kullanılması, iç disiplin, fikri kudreti arttırmaktadır. Aksine, eksik müşahede, acelecilik, bir intibadan (görüşten, kabulden) süratle ötekine geçme, imaj çokluğu, kaide (kural) ve gayret yokluğu aklın gelişmesini önler. 

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gebelik sırasında kadının fizyolojik ve psikolojik durumu yavru tarafından sürekli değişikliğe uğratılır. Denebilir ki dişiler… ancak bir veya birkaç gebelikten sonra tam bir gelişme gösterebilirler. Çocuğu olmayan kadınlar daha az dengeli ve …. Daha sinirlidirler. 

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir organda kan dolaşımının üç-dört saat durması o organa bir zarar vermez. Fakat beyin oksijensizliğe karşı çok hassastır. Beyinde yirmi dakikalık bir kansızlık ölüme… on dakikalık kan kesintisi ise telafisi imkansız sorunlara neden olur. … Bizler kelimenin tam anlamıyla balçıktan yapılmış bulunuyoruz.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fikri çalışma, metabolizmayı hiç yükseltmiyor. … bu çalışma için az bir enerji gerekiyor.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genellikle en hassas, en çevik ve en dayanıklı insanlar uzun boylular değildir. Dahi insanlar için de durum aynıdır.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1977): Bir Arap atasözü var: “Külli kasirun fitne. Külli sağirun ahmak” Anlamı: Bütün kısalar fitne, bütün uzunlar ahmaktır.

  • Edison felsefe ve din üzerindeki görüşlerini halka bildirmekte tereddüt etmiyordu. Halk da bu yeni konularda onun öteki konularda olduğu kadar otorite olduğunu sanarak sözlerini saygı ile karşılıyordu. …bilmedikleri şeyi öğretmeye kalkan büyük adamlar insanlığın bir sahada ilerlemesine katkıda bulunurken diğer sahada bu ilerlemeyi geciktirebiliyorlar.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan her şeyin ölçüsü olmalıydı.

    Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sebep, şart ve vesile (bahane veya sebebin ortaya çıkmasına sebep olan şey)  hepsi ayrı ayrı şeylerdir. Sebep sonuç ilişkisini ortaya çıkartmak ilmin ilk görevidir.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 99) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • Lenin, birçok defa şu hususu belirtmiştir ki, komünizm, sadece komünistlerin elleri ile inşa edilemez, bunun için burjuvazi aydınlarının bilgisinden ve kültür mirasından faydalanmak gereklidir. Bu sebeptendir ki devlet idaresine Rıskulov, Hocaev, İkramov, Sultan Galigev, Velidov (Ahmed Zeki Velidi Togan), Murtazin v.b. alınmışlardır.

    Alıntı: Türkmenistan Rusya İle Çin Arasında – Baymirza Hayit (s. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marksizm’le kapitalizm arasında esaslı bir ayrım yoktur. Çünkü iki fikir de materyalizme dayalıdır.

    Alıntı: Milliyetçi Türkiye – Kurt Karaca (s. 19) kitabından birebir alıntıdır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007) Bu kitapta verilmek istenen ideolojinin felsefi hiçbir dayanağı yok. Böyle bir açılım da yok. Milliyetçi insanları cahilleştirme, sürüleştirme ve uydurma bir ideoloji ile Marksist veya sosyalistlere karşı donatma amacı güdülmüş. Bu paket program muhtemelen CIA veya MOSSAD gibi yabancı servisler tarafından hazırlanmış olmalı.

  • BAKKAL’IN NOTU (1997): Nesneler hareketsiz kalmazlar, değişirler. Ama  “formel mantık” adlı bir başka mantık daha vardır. Formel mantık “Özdeşlik Yasası”na (“A” eşittir “A”), yani şeylerin kendilerine eşit olduğuna ve birbiriyle belirli ilişkiler içinde olduğu düşüncesine dayanır. Dalton’un atom teorisi maddenin atomlardan oluştuğu ve her bir tip atomun sadece kendisine benzediği –yani şekil ve ağırlık yönünden sadece o elemente özgü olup diğer hiçbirinde bulunmadığı fikrine dayanıyordu. Dalton’dan sonra yine katı formel mantığa dayalı az çok katı bir element sınıflaması yapılarak bir hidrojen atomunun hidrojen atomu, karbon atomunun karbon atomu vs. olduğu ileri sürüldü. Ve eğer herhangi bir atom başka bir şey olabilseydi, modern kimyanın temeli olan bu sınıflandırma sistemi tamamen çökerdi. Öyleyse bizzat bilimin gelişimiyle formel mantığın yıkılmaya başladığını görüyoruz. Ama bu olgusal buluşlardan sonuç çıkaran ve gerek doğada gerek de toplumda mutlak veya sabit kategoriler olmadığını ortaya koyan diyalektik yöntemdir.

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 104) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • Kalbinde başka bir ırkın gururunu taşımayan kendisini samimi olarak Türk hisseden ve Türklüğe adayan herkes Türk’tür.

    Alıntı: Milliyetçi Türkiye – Kurt Karaca (s. 19) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu tarif, ırkçı ve ülkemizdeki farklı etnik gurupları rencide eden, onları etnik uyanışa iten, dolayısıyla ülkemizi bölmeye hizmet eden bir tariftir.

  • “1967 yılında sol fikir sahibi sendikalar Türk-İş in bünyesinden çıkarak DİSK’i (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu) kurdular.”

    Alıntı: Milliyetçi Toplumcu Sendikacılık – Mustafa Kemal Erkovan (Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Diyalektik Engels’ten beri iki kola ayrılır:

     1-Mefhumlarımızın (kavramlarımızın) tekâmülü (gelişimi) diyalektiği; Bu sübjektif diyalektik,

    2-Bizzat varlığın (maddenin) ilmi düşünce içindeki diyalektik tekâmülünün in’ikas etmiş (gelişmesinin yansımış)  şekli olan objektif diyalektiktir.

    Engels Diyalektik Materyalizm için üç kanunu koymuştur:

    Kemiyetten (nicelikten) keyfiyete (niteliğe), keyfiyetten kemiyete geçiş kanunu.  

    Zıddiyetlerin (karşıtlıkların) birbirine etki etme kanunu.

    Nehy’ i (yasaklamayı) Nehy’ etme (yasaklama)kanunu.  

    Diyalektik materyalizme göre sebep; bir başkasının ortaya çıkmasını sağlayan bir tezahür (ortaya çıkma, görüntü), netice ise: sebebin yarattığı tesirdir (etkidir). Bu izaha göre sebep tesirden (etkiden) öncedir. Fakat önce oluş, her zaman bir sebep olmayı gerektirmez. Meselâ gece gündüzden öncedir, fakat o gündüzün sebebi değildir.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 104) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • “Türk-İş içindeki sendikalardan on bir sendikanın lideri tarafından TİP (Türkiye İşçi Partisi) kuruldu. 1971’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.”

    Alıntı: Milliyetçi Toplumcu Sendikacılık, Mustafa Kemal Erkovan, (Sf.48) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bağ ve bahçe arazisi de dâhil olmak üzere ekilen arazi 26.250.000 hektardır. Tüm yüzölçümün üçte biridir. Ve 1,5 milyon hektarı sulu arazi. Bir koyun Fransa’da 64 Almanya’da 46 Türkiye’de 16 kg gelmektedir. Bir sığır ABD de 275 Almanya’da 245 Türkiye’de 84 kg gelmektedir. Bir inekten alınan yıllık süt üretimi Hollanda’da 4150, Polonya’da 2141 Türkiye’de 590 kg dır.”

    Alıntı: Tarım Kentleri – Tahsin Yahyaoğlu (Sf. 95 ile 185 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Diyalektik Hegel’de tefekkürün (düşüncenin) bir tezahürü (ortaya çıkmış hâli) olarak görülür, fakat Marks ve Engels’e göre düşünce, tekâmülün (gelişmenin) bir sonucudur ve her şeyin temeli maddedir.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 99) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.