Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Ali Kemalî; “Hızır’a dua ve üç gün oruç Yezidiliğin mirasıdır.  Yezidiler Zerdüştlerin torunları Kürtlerin de atasıdır. Güneşe dua etmekte Yezidilerin âdetidir.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Ali Kemalî sadece Tunceli Dersim Alevilerini inceleyerek bu kanıya varmış. Ve bunları da Kürt olarak değerlendiriyor.

  • “Şeref Han Şerefnâme’sini Kürtçe değil Farsça yazmıştır.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Şerefnâme önemli bir Kürt tarihi kaynağı.

  • “Ali Kemalî Erzincan Valisi. Koçgiri-Pülümür isyanını bastırmış, Kürtler hakkında araştırma yapmış.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Ali Kemalî,  Mustafa Kemal’e muhalefet eden ve Savaştan sonra feci şekilde öldürülen gazeteci-yazar Ali Kemal değil. Ali Kemali Dersimde Valilik yapmış Kürtler ve Dersim hakkında kitap yazmış, rapor düzenlemiş bir bürokrat.

  • “Etnosit; Kültürel imha. Tarihi ve kültürel soykırım (tarihi ve kültürel yok etme ifadesi daha doğru)  Jenosit; Etnik imha. Etnik yok etme.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 2) kitabından birebir alınmıştır

  • “Andonyan’ın; “Ermeni Katliamına İlişkin Resmi Belgeler” kitabı 1920 yılında basıldı. Bu kitapta ….”Naim Bey, Halep’teki Tehcir İdaresi Eski Başkâtibidir. … Naim Bey her türlü para teklifini reddetti. Bize çok sayıda Belge verdi.” diyor. Andonyan 1937’de kitabının bir siyasi kitap olduğunu, hatalardan arınmış olamayacağını söylüyor. Ve “Şunu da eklemek istiyorum ki Londra’daki Ermeni Bürosu ve Paris’teki Ermeni ulusal heyeti, savundukları davanın gerekleri uğruna, kitabımın yayınlanması sırasında yazdığım metni (yazının esasını) istedikleri gibi kullanmışlardır.” Ve Andonyan, Naim Bey hakkında da bu sefer farklı şeyler söylüyor. “içki, kumar düşkünü olduğunu, belgeleri de para karşılığı sattığı, tamamen ahlaksız bir insan olduğunu” söylüyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 328 ile 333 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “15 Mart 1921 yılında Berlin’de Sophomon Tehlirian isimli bir tedhişçi (terörist) tarafından öldürüldü. Tehlirian jüri tarafından suçlu bulunmayıp, fiili taammüden olmadığı için (yaptığını önceden tasarlamadığı için) 3.6.1921 günü beraat etti.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.

  • “27 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasından hemen sonra İzzet Paşa Kabinesi (Hükümeti)Tehcir edilen Ermenilerin yerlerine iadelerini belirten bir tamim (resmi duyuru)yayınladı. Sevr (Sevres) Antlaşması 10 Ağustos 1920’de imzalandı.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • “14 Ekim 1917’de Bolşevik ihtilali olunca ve milletlere Devlet kurma hakları tanınınca 15 Kasım 1917’de Ermeni Sovyet Cumhuriyeti kuruluyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 290) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dâhiliye Vekâletinin Sadarete (Başbakanlığa, Başvekâlete) verdiği 7.12.1916 tarihli raporda 702.900 kişinin Tehcir edildiği bildiriliyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 290) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1.11.1918 tarihli son İttihat ve Terakki Kongresinde Talat Paşa: “Birçok yerde, düşmanlıklar, arzu etmediğimiz suiistimallere (kötüye kullanma) sebep olmuştur. Birçok memurlar haddinden ziyade (çok) zulüm ve şiddet gösterdiler. Birçok yerlerde bigayrihak (haksız yere) bir takım masumlar da kurban oldular. Bunu itiraf edelim.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Talat Paşa çok cesur ve pervasız bir insan.

  • “Dâhiliye Vekâleti şifresi: “Son zamanlarda, Vilâyet içindeki (1) Ermenilerin geceleri şehirden dışarı çıkartılarak Koyun Gibi Boğazlatıldığı, şimdiye kadar öldürülenlerin 2.000 kişi tahmin edildiği haber alınmıştır. Kesinlikle önlenmesi ve gerçek durumun bildirilmesi ….“

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992); Söz konusu vilayet Diyarbakır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bir anlatıma göre Diyarbakır’daki Kürt aşiretleri Ermenilere inanılmaz derecede işkence ve katliam yapmışlar. Kürtler ile Ermeniler iç içe ama çok farklı ekonomik seviyelerde yaşamışlar. Bu gelir durumundaki eşitsizlik ve Abdülhamit’in kurduğu ve bu kitapta sözü edilmeyen Hamidiye Alaylarının Ermenilerle karşılıklı kıyımları iki etnik topluluğu birbirine düşman etmişti. Ayrıca Diyarbakır’ın Kürt ve Zazaları Ermeniler gibi, acımasız ve kıyıcı olabilmişlerdir.

  • “4 Temmuz 1915 Tarihinde Elazığ’a gönderilmiş Dâhiliye Vekâleti şifresi: “Ermeni çocuklarının, ileri gelenlere evlatlık verilmesi ve çocuk başına 30 kuruş aylık ödenek verilmesi, bu çocukların listesinin de muntazaman tutulup İstanbul’a yollanması.” hakkında bir yazı.””

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Ermeni tehcirinde Harput’ta ve civarında göçe dayanamayacak olan yaşlıların ve çocukların, Ermeniler tarafından komşuları olan Türk ailelere emanet edildiği, onların da bu insanlara insanlıklarının ve hoşgörülerinin gereği olarak, sonuna kadar sahip çıktıkları, bu insanların ileride zarar görmemeleri için, birçok çocuğun eski kimliğini bilmeden yaşadığı, hazin ve ilginç bir durumdur. Doğum tarihi 1900 olan bir Harputlunun anlattıklarına göre, Müslümanlar, Ermeni komşuları ile hep sorunsuz yaşıyorlardı. Harputluların bu tutumu, zamanın Hükûmeti tarafından iyi değerlendirilmiş. Harput’a bağlı yerleşim yerlerinde de benzer durumlar yaşanmıştır. Harput’ta Türkler Ermeni kızları ile çok evlenmişler. Bu evliliklerin bir kısmı rıza ile olmuş, tehcir sırasında bir çok zorlama durumlar da olmuştur. Harput Müziğinde, Ermeni kızlarına yakılmış çok güzel türküler vardır: Ahçik ve Kar mı Yağmış Şu Harput’un Başına türküleri gibi. Müslüman kızlarının da Ermenilerle evlendikleri nadiren de olsa yaşanmıştır.

  • “4 Temmuz 1915 Tarihli Dâhiliye Vekâleti şifresi: Trabzon, Sivas, Diyarbakır ve Elâzığ Vilâyeti ile Canik (Samsun Amasya Merzifon) Mutasarrıflığına, Dâhiliye Vekâletinin şifresi: (Gizli Yazısı) “Vilâyet ve livalar içindeki zararlı kişilerin yerlerinin değiştirilmesi.” emri geliyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Yer değiştirmeler, bu bölgelerin kendi içinde oluyor.

  • “1 Temmuz 1915 Tarihli Dâhiliye Vekâleti şifresi: “Ermeniler toplu olarak veya ferden (kişisel olarak) din değiştirseler de gönderilecekler.” 

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “14.6.1915 tarihli Dâhiliye Vekâletinin şifresi: (Gizli Yazısı) “Erzurum’dan çıkartılan 500 kişilik kafile, Erzurum ile Erzincan arasında aşiretler tarafından öldürülmüşlerdir.” Yazıda kesinlikle halkın bu kafilelere saldırmasına müsaade edilmemesi, saldıranların şiddetle cezalandırılması, emrediliyor. 26 Haziran 1915 yazıda da; “Koruma altında Erzurum’dan gönderilen Ermeni kafilelerinin Dersim eşkıyası tarafından yolları kesilerek öldürüldükleri gelen kafilelerin dokunulmazlıklarının sağlanması.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 285, 286) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Diyarbakır, Elazığ ve Sivas Ermenilerinin tehcire tabi tutulmayacaklarına dair Dâhiliye Vekâleti yazısı yazıldı.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası, Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 284, 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • “30 Mayıs 1915’de alınan Bakanlar Kurulu Kararı bu tehcirin emniyetli bir şekilde yapılması gerektiğini belirtiyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 281, 282) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992) Hükûmet Akdeniz sahili ve savaş bölgelerindeki Ermenileri Kürt bölgelerine gönderiyor. Uygulamada başarısızlık var ama Ermenilerin mağdur olmamaları için alınması gereken tedbirleri (önlemleri) de karara bağlamış.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Ermeniler ile Kürtler arasındaki husumet (düşmanca hisler) bilinmektedir. O dönemde tehcir yollarının güvensiz oluşu da bilinen bir gerçek. Kürtlerin bu tehcir esnasında Ermenilere kötü ve acımasız davrandıkları bilinmektedir. Ermenilerin de isyan ettikleri dönemlerde son derece kıyıcı ve acımasız katliamlar yaptıkları da bilinen bir gerçektir. Enver Paşa’nın Ermenilerin savaşta bizi arkadan vurma isteğine karşı, onları Kürtlerin intikam duygularına teslim etmesi Devlet geleneğimize de insanlık anlayışımıza da sığmazdı.   

  • “26 Mayıs 1915’de Başkumandan Enver Paşa Dâhiliye Nezaretine bir yazı yolladı.

    Tehcir Emri: “Ermenilerin Doğu Anadolu Vilâyetinden Zeytun’dan ve buna benzer yoğun bulundukları yerlerden Diyarbakır Vilâyeti güneyine Fırat Nehri vadisine Urfa Süleymaniye yakınlarına gönderilmesi şifahen (sözlü olarak) kararlaştırılmıştı. Yeniden fesat yuvaları meydana getirilmemesi için Ermenilerin göç ettirilmelerinde şu düşünceler esas alınmalıdır:

      a)Ermeni nüfusu gönderildikleri yerlerdeki aşiret ve Müslümanların sayısının %10’unu geçmemelidir.  

      b)Göç ettirilecek Ermenilerin kuracakları köylerin her biri 50 evden çok olmamalıdır.  

      c)Ermeni göçmen aileleri seyahat ve nakil (yer değiştirme) suretiyle de olsa yakın mesafelere evlerini taşımamalıdır. 

      26 Mayıs 1914’te aynı gün, Dâhiliye Nezaretinden (Dâhiliye Vekâleti ile aynı anlama geliyor) Başvekâlete şu yazı gelir: “Harp sahasına yakın Ermenilerin bir kısmının, belirtilen yerlere, Halep civarlarına, Musul tarafına iskân edildikleri”  diyor. Ve 27 Mayıs 1915’de “Seferi Durumda Orduya ve Hükümete Karşı Gelenlere Sert Cevap Verileceğini Belirleyen Geçici Kanun” çıktı.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 277, 278) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992) Tehcir, hicret ettirme, zorunlu göçürtme. Osmanlı devlet geleneğinde halkını tehcir etme yoktur, bu İttihatçıların işi. Tehcir emrinde, iskân edildikleri derken yerleşim projesinden bahsediyor olması lâzım. İskân edildi yani yerleştirildi işlem bitti anlamına gelmiyor sanırım. Eğer iskân bitti ise demek ki tehcir, Başkomutanın yazısından çok önce yani yazıda da belirtildiği gibi şifahi emir ile başlamış oluyor.

  • “26 Mayıs 1915’de Başkumandan Enver Paşa Dâhiliye Nezaretine bir yazı yolladı.

    Tehcir Emri: “Ermenilerin Doğu Anadolu Vilâyetinden Zeytun’dan ve buna benzer yoğun bulundukları yerlerden Diyarbakır Vilâyeti güneyine Fırat Nehri vadisine Urfa Süleymaniye yakınlarına gönderilmesi şifahen (sözlü olarak) kararlaştırılmıştı. Yeniden fesat yuvaları meydana getirilmemesi için Ermenilerin göç ettirilmelerinde şu düşünceler esas alınmalıdır:

      a)Ermeni nüfusu gönderildikleri yerlerdeki aşiret ve Müslümanların sayısının %10’unu geçmemelidir.  

      b)Göç ettirilecek Ermenilerin kuracakları köylerin her biri 50 evden çok olmamalıdır.  

      c)Ermeni göçmen aileleri seyahat ve nakil (yer değiştirme) suretiyle de olsa yakın mesafelere evlerini taşımamalıdır. 

      26 Mayıs 1914’te aynı gün, Dâhiliye Nezaretinden (Dâhiliye Vekâleti ile aynı anlama geliyor) Başvekâlete şu yazı gelir: “Harp sahasına yakın Ermenilerin bir kısmının, belirtilen yerlere, Halep civarlarına, Musul tarafına iskân edildikleri”  diyor. Ve 27 Mayıs 1915’de “Seferi Durumda Orduya ve Hükümete Karşı Gelenlere Sert Cevap Verileceğini Belirleyen Geçici Kanun” çıktı.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 277, 278) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007) Tehcir, hicret ettirmek demek zorunlu göçürtmek demek. Osmanlıda vatandaşını göçürtme uygulaması yok, bu ittihatçı faşist paşaların döneminin uygulaması, vahşi ve kanlı uygulama. yazılı emirde İskân edildikleri derken yerleşim projesinden bahsediyor olması lâzım. İskân edildi yani yerleştirildi işlem bitti anlamına gelmiyor sanırım. Eğer iskân bitti ise demek ki Tehcir Başkomutanın yazısından çok önce yani yazıda da belirtildiği gibi şifahi emir ile başlamış oluyor.

  • “24 Nisan 1915’de Dâhiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı) Ermeni komite merkezlerinin kapatılmasını evraklarına (belgelerine) el konulmasını ve elebaşlarının tutuklanmasını 26 Nisan’da da Başkumandanlık bu elebaşların askeri mahkemelere sevk edilip cezalandırılmasını emrediyor.”

    Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 276-277) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1992): Ermeni isyanları da devam ediyor. Ermeniler bu tarihi, tehcirin başlangıcı kabul ediyorlar. Kitlesel tehcir daha sonra.