Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Paxil, Zoloft ve Lexapro gibi popüler antidepresanlar, beyindeki “iyi hissetme” kimyasalı olan seratoninin düzeyini artırır. Vücudunuzdaki serotonin miktarının tahminen %80 ila 90’ının bağırsaklarınızdaki sinir hücreleri tarafından üretildiğini öğrenmek sizi şaşırtabilir! Aslında bağırsaklarınızın beyni, kafanızdaki beyinden daha fazla serotonin (ana mutluluk molekülü) üretir. Sf. 35

    Alıntı; Beyin ve Bağırsak (Brain Maker) – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Şelale Dalyan, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Şubat 2018 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesela tekerlekli sandalye ve mesane kateteri kullanmasını gerektirecek kadar korkunç bir MS hastalığı olan bir adamdan bahsedeyim. Tedaviden sonra sadece kateterden kurtulup destek almadan yürüme becerisine kavuşmakla kalmadı, aynı zamanda MS hastalığı da gerileme sürecine girdi. Sf. 16

    Alıntı; Beyin ve Bağırsak (Brain Maker) – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Şelale Dalyan, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Şubat 2018 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk olarak modern tıbbın babası, Yunan hekim Hipokrat, MÖ üçüncü yüzyılda, “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar,” dedi. Sf. 13

    19. yüzyılda insan ömrü ile vücuttaki bakterilerin sağlıklı dengesi arasında şaşırtıcı bir şekilde doğrudan bağlantı kuran Rus asıllı, Nobel ödüllü biyolog İlya Meçnikov, “Ölüm kalın bağırsakta başlar” dedi. Sf. 13

    Alıntı; Beyin ve Bağırsak (Brain Maker) – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Şelale Dalyan, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Şubat 2018 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abraham Firkowich, XIX. yüzyılın en renkli bilim insanlarından biridir, bu kitaba kendisiyle ilgili ayrı bir ek konmasını bile hak eder. Kendi alanında yetkin bir insandı, ama aynı zamanda mensubu bulunduğu Karaimlerin öteki Yahudilerden ayrı olduğunu Çarlık Rusya’sına kabul ettirmeye, bu nedenle Karaimlere Yahudiler gibi ayrı bir işlem yapılmaması gerektiğini kanıtlamaya çalışan, kendine özgü amaçlara sahip biriydi. Sf. 255

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha sonra Bolşeviklerle arasında anlaşmazlık çıktı ve İran’a kaçtı. Türk dili uzmanı olarak (Başkir dili de Türkçedir) 1924 yılında Ankara’da, Mustafa Kemal’in Milli Eğitim Bakanlığı’nda danışman olarak göreve başladı. Bunu izleyen yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde Türkçe profesörü oldu. Yedi yıl sonra ondan ve öteki profesörlerden uygarlığın Türklerden doğduğu yönünde eğitim yapmaları istenince, istifa edip Viyana’ya gitti. Sf. 247

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitapta sunulan görüşe göre, bu eski Yahudilerin çoğunluğu Türk kökenlidir. Aralarına biraz da Filistinli ya da başka toplumlardan kişiler katılmıştır. Bilemediğimiz başka bir şey de, “Yahudi burnu” ya da tipik sayılan öteki niteliklerin hangi oranda gettodaki cinsel seçilimin ürünü ya da kabile içindeki baskın bir genin sonucu olduğudur. Sf. 236

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 236) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kitabın 2. Bölümünde de, Doğu Yahudiliğinin ve dolayısıyla dünya Yahudiliğinin büyük çoğunluğunun Sami kökenli olmayıp, Hazar-Türk kökenli olduğunu ortaya koyan tarihsel kanıdan derledim. Sf. 235

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 235) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akraba evliliğinde bir araya gelmemesi gereken genlerin bir araya gelme tehlikesi vardır. Yahudiler arasında geri zekâlılık oranının yüksek olduğu öteden beri bilinmektedir.  Bu, büyük bir olasılıkla akraba evliliklerinin sonucudur ve bazı antropologların sandığı gibi Sami ırkına özgü bir nitelik değildir. Sf. 231, 232

    Öte yandan akraba evliliğinin uygun gen birleşimi bulunduğu zaman şampiyon yarış atları çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Belki getto çocukları arasından hem ahmaklar, hem dâhiler çıkmasının nedeni de budur. Sf. 232

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar)– Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 231, 232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emerson, bir yazısında İngiliz özelliklerinden söz ederken şöyle der: “Her dinsel inancın kendine göre bir fizyonomisi vardır. Metodistler deyince bir yüz, Quakerler deyince bir yüz, rahibeler deyince aklımıza başka bir yüz gelir. Bir İngiliz davranış biçiminden hemen tanınabilir. Meslek ve işler de yüzde ve vücutta kendi izlerini bırakırlar.” Sf. 230

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emest Renan 1883 yılında bir dereceye kadar karşılık verebilmiştir. Yazar bize, “Yahudi tipi yoktur. Yahudi tipleri vardır,” demektedir.

    Gerek gerçek, gerek mecazi anlamda, bu belirli tip Yahudi’yi karakterize eden en önemli nitelik burun biçimidir: Semitik burun, Sami burnu, kanca burun, kartal gagası burun diye adlandırılan burun. Sf. 225

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yani sözün kısası, İsrailliler bütün diğer kavimler gibi başlangıçta bile melezleşmiş bir ırktır. Sf. 221

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada da karşımıza aynı tip sonuçlar çıkmaktadır: “Çeşitli ülkelerdeki Yahudi olan ve olmayan insanların sefalik endeksleri karşılaştırıldığında, aynı ülkede yaşayan Yahudi ve Hıristiyan halkın ölçülerinde benzerlik görülürken, çeşitli ülkelerde yaşayan Yahudiler arasında büyük ayrılıklar saptanmıştır. Bu durumda Yahudilerin ırk bakımından birbirinden farklı oldukları sonucuna varmak kaçınılmaz görünmektedir.”

    Farkların en büyüğü ve en belirgini de Sefardilerle ile Aşkenaziler arasında ortaya çıkmaktadır. Sefardiler genellikle dolikosefal, yani uzun kafalı olurken, Aşkenaziler brakisefal, yani geniş kafalı olmaktadır. Sf. 217

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fishberg bundan sonra Polonya, Avusturya, Romanya, Macaristan ve öteki ülkelerdeki Yahudileri ülkenin asıl halkıyla karşılaştıran istatistiklere dönmüştür. Bundan çıkan sonuç yine şaşırtıcıdır. Her ülkenin Yahudi’sinin vücut yapısı, o ülkenin halkının boyuyla ve yapısıyla orantılı olarak değişmektedir. Sf. 216

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1900 yılında yayımlanan The Races of Europe [Avrupa Irkları] adlı dev eserde William Ripley şöyle demektedir: “Avrupa Yahudilerinin hepsi ufak tefektir. Bu yetmiyormuş gibi, çoğunlukla kavruk kalmışlardır.” Sf. 216

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski ve acı bir çekişmeyi özetlemeye çalışan Raphael Patai şöyle yazmıştır:

    Fiziksel antropolojinin bize gösterdiğine göre, yaygın inançların tersine, Yahudi ırkı diye bir ırk yoktur. Dünyanın pek çok yerinde yaşayan Yahudilerin antropometrik ölçüleri, önemli fiziksel özellikler bakımından bunların birbirlerinden çok farklı olduklarını ortaya koyar. Yapıları, kiloları, ten renkleri, sefalik endeksleri, yüz endeksleri, kan gruplan hiç tutarlı değildir. Sf. 214

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Günümüz Yahudileri iki ana gruba ayrılır: Sefardiler ve Aşkenaziler.

    Sefardiler, eski çağlardan beri İspanya’da yaşayan Yahudilerin soyundan gelmektedir. Bu İspanya Yahudileri, XV. yüzyılda İspanya’dan çıkarılmış, Akdeniz’e yakın başka ülkelere, Balkanlara, daha az olarak da Batı Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Konuştukları dil, İspanyolca – İbranice karışımı olan Ladino’dur. Bunlar kendi geleneklerini, ayin usullerini korumuşlardır. 1960 tahminlerine göre sayıları 500.000 dolaylarındadır.

    Aynı yılda, Aşkenazilerin sayısı on bir milyonu bulmaktadır. Sf. 213

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha önceki bölümlerde sunulan kanıtlar göz önüne alınınca, kaynaklara en yakın durumda olan Polonya tarihçilerinin “Yahudi nüfusunun en büyük bölümünü Hazarlar oluşturmuştur,” tezinde neden birleştiğini anlamak kolaylaşıyor. İnsanın içinden Kutschera gibi durumu biraz abartıp, “Doğu Yahudiliği yüzde yüz Hazar kökenlidir,” diyeceği geliyor. Sf. 199

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadınlar ise XIX. yüzyıl ortalarına kadar uzun beyaz türban takmaktaydılar. Bu başlık da Kazak ve Türkmen kadınlarının taktığı jauluk’un eşidir. (Günümüzde dindar Yahudi kadınlar türban yerine kendi saçlarından yapılmış bir peruk takmaktadır, çünkü saçları evlendikleri zaman tıraş edilmektedir.) Sf. 185

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk bakışta dikkat çeken nokta, Macaristan ve Polonya’da ilk zamanlarda seçkin Yahudilere verilen görev ve mevkilerin birbirine çok benzemesidir. Gerek Macar, gerekse Polonya kaynakları Yahudilerin darphanelerde görev aldığını, hazine yöneticisi, tuz tekeli denetçisi, vergi toplama görevlisi ve faizci, yani bankacı olduklarını belirtmektedir. Bu uygunluk bize bu iki göçmen topluluğun aynı kökenden gelmiş olabileceğini düşündürtmekte, ayrıca Macar Yahudilerinin kökünü Macar-Hazar bağlantısına kadar izleyebildiğimize göre, vardığımız bu yargının doğru olduğu izlenimini vermektedir. Sf. 179

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortaçağda Yahudi dinine inananların büyük çoğunluğunun Hazarlar olduğu anlaşılmaktadır. Hazarların oldukça büyük bir bölümü Polonya, Litvanya, Macaristan ve Balkanlara yerleşmiş, bir Doğu Avrupa Yahudi toplumu oluşturmuş ve yine dünya Yahudilerinin çoğunluğu teşkil etmeyi sürdürmüşlerdir. Sf. 178

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.