Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (3.03.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    (Nazım Hikmet asıl ismi Raşit Kemali olan Orhan Kemal’den bahsediyor)

    Fakat şimdi yeni bir hikâye üzerinde çalışıyor. İyi olacak. Eğer şartlar vefa ederse, şartlar uygun düşerse, senin peşinden onu salacağım dünya üzerine. Daha genç, acemiliği var. Evvela bir lisan öğrenmesi lazım. Fransızcaya çalışıyor. Bir iki sene sonra şartlar vefa ederse bir hikayeci daha gelecek dünyaya… Haydi hayırlısı… Müdür Beye selamlar. Gözlerinden öperim senin. Sf. 50

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

  •  (3.03.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Sanatta en büyük ustalık ustalığı belli etmemektedir. Bunun için ise bu ustalığı bir gaye olarak değil, bir vasıta olarak kullanmak lazım gelir ki ancak bu suretle iptidailik ile alakası olmayan, sanatkârcasına samimiyete ulaşmak mümkündür. Sf. 48

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • (3.03.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Şimdi bu misali edebiyata getirirsek, bana öyle geliyor ki, aynı mevzu romanda birçok kaim hatların kuvvetle inkişafı ve mimarisi demektir. Hâlbuki hikâyede bir tek kalın hat etrafında ince çizgilerin sarmaş dolaş olmaları var. Bundan dolayı mesele sayfa çokluğunda değil, tek kaim hattın mimarisiyle kurulan mevzu — ince çizgiler yukarıda söylediğim gibi mevcut olabilir— kaç sayfada işlenirse işlensin hikâyedir. Buna mukabil birçok kalın hatların — inceler de yine olabilir — mimarisi ile kurulan aynı mevzu aynı sayfa içinde de olsa— bu sayfa miktarının bir asgari haddi vardır elbette — romandır. Sf. 47

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • (13.02.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Piraye geçen gün bana dedi ki: “Nâzım, insan senden çok şey öğrenir, ama sen bunu insana öyle öğretirsin ki senden öğrendiğinin farkına varmaz, bunları ben kendim buldum, zaten biliyordum zanneder…” Hakkımda söylenen bu söz üzerinde duracak değilim, belki karımın bir iltifatıdır. Sf. 42, 43

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 42, 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • (16 Ocak 1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Semiha’dan arka arkaya iki mektup aldım. Kendisine Bayramdan önce mektup yazmış ve dayımı görerek konuşmasını rica etmiştim. Seni inandıracağını değil, fakat alakadar edeceğini sandığım pasajlarını aynen naklediyorum :

    “7. 1. 1941 – Mektubunuzu aldığımın ertesi günü pazardı. Ancak pazartesi faaliyete geçebildim. Pek yakında hürriyetinize kavuşabileceğinizi dayınız bana katiyetle söyledi ve size böyle yazmamı rica etti... Toska’yı önümüzdeki aylar içinde oynuyoruz ve siz tercüme ettiğiniz bu eserin ilk temsil gecesi tiyatroda olabilirsiniz…”

    “12. 1. 1941 – Bu akşam Ankara’ya gidiyorum, inşallah bu yakınlarda kurtulursunuz. Ankara’da görüşürüz. Dayınız dedi ki: Bu defa ümit pek çok…” Sf. 27

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • (11 Ocak 1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Sonra halam para göndermiş, fakat yine Bayram münasebetiyle hâlâ elime ulaşmadı. Parasız kaldım. Sana da gönderemedim. Sen de parasız kaldın. Bu iki türlü kurban verişimizi az mı görüyorsun? Sf. 22

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • (26 İkincikanun – Ocak – 1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Dalga geçmek, hayal kurmak iyi şeydir demişler, eğer realitenin akışına uyuyorsa bizi daha faal yapar, uymuyorsa zararı sadece bizedir. Sf. 24

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • (26 Birincikanun – Aralık – 1940 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Sana muntazaman gazete ve mecmua gönderiyorum. Alıp almadığını bildir.

    Bugün sabah siftah banyoyu yaptık. Bana 175 kuruşa mal oldu. Kül oldum. Siyatiği tedavi edelim derken açlık tehlikesi baş gösterecek.

    Beş lira gönderdim. Bir hafta evvel. Alıp almadığını bildir. Sf. 19

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6 Birincikanun – Aralık – 1940 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Kemal,

    Bu ikinci mektubumda sana iki sevinilecek haber vereceğim. Birincisi, bugün akşamüstü, alacakaranlıkta Ziya Meriç Bey geldi. Ziya Beyi tanıdın. Nafıa Vekâleti hukuk müşaviri. Dayı Paşa8 göndermiş. Elinde bir istida müsveddesinin notları. Dayı Paşa Başvekille ve fırka grubu erkânıyla görüşüp prensip itibariyle mutabık kalmışlar. Af meselesi hallolunmuş. İstida Başvekile hitaben. Davanın hukuki kısmından bahsetmeyeceğim denildikten sonra, kısaca nasıl kusursuz ve taksiratsız mahkûm edildiğim kaydolunuyor. Etrafıyla üç senedir hapishane köşelerinde çürüdüğüm anlatılıyor. Milli birlikteki yerimi veriniz fikrinin inkişafıyla ve kusursuz, kabahatsiz uğradığım cezayı af yoluna gidiniz diye bitiyor. Hepsi bir daktilo sayfası kadar tuttu. Ana hattında vaktiyle İstanbul Tevkifhânesi’nde Meclis’e yaptığımız af talebi istidasına benzemekte, yani hususi af talebi. Ziya Bey, Artık bu sefer mesele bitmiştir, diyor. Çok yakında, bir aya varmaz çıkacaksınız, tebşir ederim (belirtirim), dedi. Sf. 16

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu önsözü, şimdi dünyada son namuslu insan yaşadıkça var olanlarla beraber bulunacak büyük Türk şairine yazdığım yüzlerce mektuptan biri sayıyorum, öyle de bitiriyorum.

    Seni, aziz Nâzım Hikmet, sevgiyle selamlarım.

    Şiirimizi, yani, Anadolu halklarının yüce duygularını, bir “şair başı boyu yükselten” mübarek ellerini saygıyla öperim. Sağ ol!

                                                                                        Kemâl Tahir

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kısacası doğanın aklı yoktur. En büyük avantajı sabırlı olmasıdır. Yavaş yavaş işlemini yapar ve üzerinde oynayabileceği çok sayıda deneğinin olması sürdürebilirliğini olumlu yolda etkiler. Bu nedenle doğa hiçbir zaman suçlanamaz. Vücudumuzun yapısı ve işleyişiyle ilgili “keşke”yle başlayarak kurulan her istem, aslında doğanın yapamadıklarıdır. Sf. 225

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yağ moleküllerinin boyutlarının küçülmesi ise, çözünürlüğünü arttırdığı için, tat tomurcukları tarafından daha kolay ve daha çok çeşidin algılanmasını sağlar. Bu nedenle soğuk sularda (alabalığı anımsayınız) hatta karasal soğuk ortamlarda (yükseklerde yetiştirilen keçilerin) yetiştirilen hayvan etlerinin daha lezzetli olmasının nedeni bu işleyişe dayanır. Sf. 174

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim, sayılabilir, tartılabilir, ölçülebilir, tekrarlanabilir şeyleri inceleyen bilimin adıdır. Siz dinde hiçbir şeyi ölçemezsiniz.

    Düzensizlikler içinde oluşturulan düzen: Geldiğimiz şu aşamada artık bir şeyi öğrendik: Düzensizliklerin içinde kurulmuş çok ilginç bir düzenin olduğunu. Kargaşalık içindeki bu düzenin her defasında yeniden ve yeniden kurulmasının anahtarını ve ilkesini işte evrim bilimi öğretir. Sf. 146, 147

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 146, 147 ) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuyruk, ağaçlarda yaşarken dengeyi sağlardı. Ancak toprak üzerinde yürümeye başlayınca ve özellikle iki ayak üzerine kalkınca kuyruğun işlevi kalmadı. Oluşan mutasyonlarla küçüldü ve ortadan kalktı. Sf. 131

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Atgiller ailesinin ana vatanı Kuzey Amerika’dır. Bu aile Eosen’den Pleistosen’e kadar değişik cins ve türlere evrimleşti. Son cins Equus, yani bildiğimiz atlar, Pleistosen başlarında yaşanan buzullaşmalar sonucu tüm dünyada deniz düzeyinin düşmesi ve Bering Boğazı’nda oluşan karasal bağlantılar sayesinde Asya’ya ulaştılar. Kısa bir süre sonra da Asya kıtasının tümüne ve ardından Avrupa ve Afrika kıtalarına yayıldılar. Burada ilginç olan; atların Kuzey Amerika’da, Pleistosen’de soylarının tükenmesiydi. Amerikan yerli halkı atı tanımıyordu. Bu halkın atlarla tanışması 1500’lü yıllarda İspanyol askerlerinin gemileriyle getirdikleri atlarla oldu. O günkü Amerikan yerli halkı atları üzerindeki İspanyol askerlerini ilahları gibi karşıladılar ve önlerinde eğildiler. Sf. 120

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bin defa geriye gitsek, her şeye aynen başlasak, acaba bir insan oluşabilir mi’ sorusunun yanıtı, kural olarak, hayırdır. Çünkü geçilen bunca yolda oluşan ya da oluşmayan bir mutasyon, oluşan ya da oluşmayan bir çevre değişimi evrim katarını başka bir yola çevirecektir. Sf. 118

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erkekler arasındaki üstünlük kavgaları hep devam etti; ancak öldürücü olmaktan çıktı. Çünkü dilin şekil değiştirerek gırtlak ile birlikte boğazdan daha aşağı inmesi ile kazanılan ses çıkarma, ağzı sese göre şekillendirme ve konuşma yetisi, tartışmaları öldürmeyle değil, konuşmayla halletmenin yolunu açtı. Konuşma yeteneğinin kazanılmasıyla birlikte insan soyu en etkili silahı da kazanmış oldu. Sf. 118

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hâlbuki Homo erectus kıllarını oldukça yitirmişti ve mükemmel bir terlemeyle vücudunu soğutabiliyordu. Bu nedenle de uzun süre koşabiliyordu. Sf. 117

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tam da burada belirtmek lazım; insanlar maymundan meydana gelme değildir. Ancak günümüzde yaşayan maymunlarla ortak atalarımız vardır. Sf. 114

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kedi ve köpekler güçlü bir görme duyusuna sahip değillerdir. Neredeyse renk körüdürler. Kediler zaman zaman sarı ile maviyi birbirinden ayırabilseler bile köpekler bunu da başaramazlar. Bunlarda koku duyusu çok gelişmiştir. Ancak bu iki tür geceleri insandan daha iyi görebilir. Sf. 69

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.