Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Yaptığı resimleri Burhan Toprak’a yolladım. Müddeiumumi de (savcı da) ilgilendi. Sahici milletimle bir kere daha sahiden övündüm. Sf. 213

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.

  • (4.12.1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Bugün 4. 12. 43 tarihinde saat on iki sularında annemden kocaman bir taahhütlü zarf aldım, içinde Dayı Paşa’nın bir mektubuyla iki istida sureti vardı. Dayı Paşamız (1) bu istidaları derhal temize çekip, imzalayıp, kendisine göndermemi söylüyor. İstidalar iade-i muhakeme talebi için Askeri Temyiz’e müracaat. Gayet vakur ve kanun bilgisiyle yazılmış. Pek beğendim. İstidaları öbür gün — yarın pazar olduğundan— yolluyorum. Şimdi dinle beni, benim bu istidaların neticesini bekleyeceğiz. Eğer müspet çıkarsa, derhal sen ve senin peşinden de öteki mağdur arkadaşlar müracaat ederler. Ve zaten bu istidalarda senden, senin, dosyadan da gayet vakıfane bahis var. Benim iade-i muhakemem yoluyla, cezamın tenziline yahut kaldırılması cihetine gidildi mi, sizler ya otomatikman yahut beni emsal göstererek derhal çıkarsınız. Haydi hayırlısı. Ben yüzde elli ümitliyim. Sf. 209

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2024); Dayı Paşa, o yıllarda Adalet Bakanı olan Ali Fuat Cebesoy.

  • (17 İkinciteşrin, Kasım ayı 1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Hapishane idareleri tarafından kontrol edilen ve bir hapisteki arkadaşıma yazdığım mektuplardan neyi öğrenmek istiyorlar? Bu hususta neler düşündüğümü vaktiyle Adliye Vekiline, hatta bizzat Reisicumhura yazmıştım ve nasıl rezilce bir gadre uğratıldığımı ve uğratıldığımızı, Türkiye’nin her namuslu kanun adamı bilir. Yoksa mektuplarımdan öğrenilmek istenen şey, memleketime ve sahici Türk milletine karşı duyduğum aşkın çeşidi ve derecesi midir? Memleketimi ve Türk halkını ne kadar sevdiğimi anlamak, bir mahkûmun kontrol edilmiş mektubunu çalacak kadar alçalan, kanun ve haya bilmez insanların kârı değildir. Her Türk vatandaşı vatanını ve halkını benim sevdiğim, senin sevdiğin kadar sevseydi, Cumhurreisi’nin iki seferdir nutuklarında gayet haklı olarak bahsettiği memleket düşmanlıklarına ve düşmanlarına çök daha az rastlardık. Sf. 204

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.

  • (9 İkinciteşrin, Kasım ayı 1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Kardeşim Kemal Tahir,

    Memleketini ve memleketinin çalışan insanlarını sevmeyen insan, dünyayı ve dünyanın çalışan insanlarını sevemez ve dünyayı ve dünyanın çalışan insanlarını sevmeyen insan kendi memleketini ve kendi memleketinin çalışan insanlarını sevemez. Sevmeyen insan da edebiyat, resim, mimarlık filan yapamaz. Bizim yüksek mi, derin mi, bilmem, fakat halis edebiyat yapabilmemiz bu sevgiyi yüreğimizin başında duyabilmemizdendir. Sf. 202

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Münevverler, tanırım ki, bayramlarda kürsüye çıkıp, “Yaşasın Memetçik!” diye bağırırlar, ama Memetçik etiyle kemiğiyle ve elinde bir istida ile masalarının önüne gelince kapı dışarı ederler. Onlar birer Burhan Cahit’tir: “Köroğlu”nda Memetçik resmi basıp satarak para kazanır ve yolda giderken Mehmetçiğin biri üstüne sürünecek diye ödü kopar. Vatanını ve halkını kimin daha çok, kimin daha az sevdiği akademik bir münakaşa mevzuu değildir. Mademki saha şiir sahası alınmış, bu sevginin bu sahadaki tezahürü ve verimiyle bu iş ölçülür. Sf. 201

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Gelelim Behçet Kemal’in hakkımda yazdıklarına, gülerek okudum. Ne tuhaf şey, İslamcılık kusur, Osmanlıcılık kusur, bunu anlamayacak, takdir etmeyecek kimse yoktur, çünkü ikisi de zamanlarını yaşamıştır ve memleketim için yeniden canlandırılmaları asırlarca gerilemek arzusuyla birdir. Fakat sosyalist şair olmak, yani memleketini ve halkını en çok seven, memleketinin ve halkının en mamur olmasını isteyen şair olmak, neden kusur olsun ve bu neden dolayı Türklük şuuruyla uygun düşmezmiş? Ah, bir kere, bir saniye olsun, memleketini bir sosyalist şairin sevdiği gibi sevmesini, bir sosyalist şairdeki Türklük şuuru gibi bir şuura sahip olmasını öğrenebilseydiler. Bir sosyalist şairde memleket ve halkının sevgisi nasıl konkre, elle tutulur, bir toprağa ve gözle görülür, sesle konuşulur insanlara ait bir sevgidir. Ama onlar bunu bilemezler. Onlar sevgililerini bile mücerret bir mahlûk olarak şiirlerine geçirirler. Hâlbuki mesela ben, sosyalist şair, memleketimi ve halkımı, tıpkı karımı sevdiğim gibi, etiyle kemiğiyle seviyorum. Sf. 200, 201

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 200, 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Her ne sebepten olursa olsun, Kemal Tahir, tembelliği bırakalım, ayıptır, dört elle kaleme sarılıp işimize, yazımıza devam edelim, sevgili Türk halkının bizden, bugün, bu şartlar içinde, beklediği budur. Ona en güzel romanları, hikâyeleri ve şiirleri yazmak zorundayız. Sf. 198

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Sana gayet enteresan bir haber vereyim; Ankara’da biri Alman, biri Macar iki casus varmış. On beşer yıl ceza giymişler. Ama cezalarını Bahçelievler mahallesinde kiraladıkları bir bahçeli hususi evde, bir gardiyan ve bir jandarma refakatinde ve çoluk çocukları, ahbap ve arkadaşlarıyla geçiriyorlarmış. Ne âlâ memleket. Casuslar cezalarını bahçeli evlerde çekerler; sonra bizler, yurtlarını ve halklarını en çok seven insanlar, hapishane hapishane sürünürüz. Sf. 186

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • (2.02.1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Sana dün 10 lira yolladım. Alınca bildirirsin. Bir iki ay daha para sıkıntısı çekeceğiz, sonra şu tercümeden biraz para alınca ferahlarız. Varlık vergisi bizim Hala Hanım’a da dokunmuş, iki aydır metelik yolladığı yok. Sf. 165

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 69, 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • (30.12.1942 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Bundan bir hayli zaman önce cümle kuruluşundaki, fiil ve fail vesairenin yerlerini değiştirmek denemeleri yapıldı. Fakat bu Selanikli şivesine inkılap etti ve nihayet Karakurt’un elinde can verdi. Sf. 158

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • (4.12.1942 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Halifei rûyi zemin ve padişahı âlem’i tekrar tahtı bahtı Osmanî’ye çıkarmak için mektep müdürlerini ve hocalarını bizzat isyana teşvik eden ve bu yüzden As. Cz. K. 94’üncü bedbaht maddesiyle 24’er seneye mahkûm edilen iki mürteci yobaz, softa, divane Harbiye talebesini — bu hadise altı yıl kadar önce olmuş sanıyorum — Büyük Millet Meclisi hususi afla kodesten çıkardı. Bunu sana sinirlenesin diye yazmıyorum. Gülesin diye yazıyorum. Hatta o kadar ki bu hususta düşündüklerini ve düşüneceklerini de gayet iyi tahmin ettiğimden fikrini dahi sormuyorum. Zahmet edip yazma bana fikrini. Sf. 152, 153

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 152, 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • (5.05.1942 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Haydi şöyle el birliğiyle bizim Türk edebiyatına hapishanelerimizden yarının en güzel eserlerini hazırlarsak burada geçen senelerimiz boşu boşuna geçmemiş olur. Sf. 134

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 134) kitabından birebir alınmıştır.

  • (5.05.1942 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Sana bugün para yolladım. Alıp almadığını bildir. Biz burada beş kişi dokuma tezgâhı kurduk. Bu beş ortaktan biri de sensin. Bundan böyle payını muntazaman yollayacağım. Yani artık tezgâh sahibi oldun, dokumacılığını tebrik ederim.

    Nuri Tahir’den ben de çoktandır mektup alamadım. Gönderdikleri eşyaları sattım. Paralarını muntazaman yolluyorum. Sf. 132

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • (29.01.1942 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Radyoda, Yurttan Sesler saatiyle, Klasik Türk Musikisi’ni, Mesut Cemil’in bu iki himmetini, ciddiyetle takip, et. Modern teknikli Türk müziği, operası filan bence bu kaynaklara dayanmalı. Bu hususta Mesut Cemil’e de bir mektup yolladım. Seninle de konuşacağım daha. Mesele Türk edebiyatı köylü şairleri taklit etmeli gibi değildir. Mesele Türk edebiyatı en geniş Türk diliyle konuşmalıdır tarzındadır. Sf. 113

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  • (20.05.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Kardeşim Kemal,

    Sırasıyla: Parasızlıktan şikâyet eden, içime hançer gibi giren telgrafını aldım. Malatya’ya nakledileceğin telgrafını aldım. Sf. 69

    Ben de Baha’ya, Cezaevleri Müdürüne ve bizim enişte olacak Adliye Vekiline yazım. Sf. 69

    Dayı Paşadan haber alıyorum. Yakında hürriyetinize kavuşacaksınız diyor. Sf. 70

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 69, 70) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2020); Nazım’ın Dayı Paşa dediği Ali Fuat Cebesoy, o dönemde Adalet Bakanı ve Nazım ve arkadaşlarının masum olduklarını biliyor, söz ve umut veriyor ama Nazım, Kemal Tahir, Nuri Tahir, Hikmet Kıvılcımlı ve Orhan Kemal için hiçbir şey yapmıyor.

  • (7.06.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Yani demek istediğim, gazete okuyup, radyo dinleyen ve aklıselimi, gözlüğü ve ölçüsü olan bir mahpus bu hususta dışardakilerden daha çok hürdür. Daha çok anlamak imkânına sahiptir. Bu belki biraz da tesellidir. Ama içinde hakikat olan bir teselli. Sf. 63

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  •  (29.04.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Benim şiirler hakkındaki kanaatini bildirip bildirmemekte bir hayli zaman tereddüt ettiğine canım sıkıldı. Şiirlerimi kötü bulduğunu yazmak ne zamandan beri bir cesaret meselesi oldu? Kötü bulduğun şeyi “kötüdür” diye en sevdiğin insanın yüzüne dahi haykırmak hakkından hiçbir endişe seni alıkoymamalı. Bilirsin ki ben şahsen kendi yazılarıma karşı elimden geldiği kadar merhametsizim. Daha iyiyi, daha iyiyi veremeyeceğime kanaat getirdiğim gün belki yazılarıma karşı merhamet duyacağım. Ve bu merhamet sanatkârlık ölümüme karşı duyduğum merhamet olacak. Sf. 61

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • (15.04.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Piraye gitti. İkide bir Piraye gitti diye yazmak geliyor içimden. Âşık olmayan, bir bok olamaz..,. Sevdiğim, saydığım bütün büyük insanlar âşık oldular… Âşıktılar. Öyle hak âşığı, mücerret manada, umumiyetle aşk filan değil, etiyle, kemiğiyle, ruhuyla bir kadına âşıktılar. Üstatlarıma hiç olmazsa bu hususta benzediğimden müftehirim. Sf. 59

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • (15.04.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Tabii ilimlere vakıf olmadan diyalektik materyalist felsefeye tam vukuf, derin ve esaslı vukuf kabil değildir. Diyalektik materyalist felsefeyi anlamadan ise modern manada realist sanatkâr olmak kabil değil… Sf. 58, 59

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • (13.03.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Yeni Adliye Vekili Hasan Bey acaba şu bizim teyzenin, Münevver Hanımın damadı olan eski Adliye Müsteşarı Hasan Bey mi? Merak ettim. Öğreneceğim. Eğer bu Hasan Bey, o Hasan Bey ise herhalde akrabalık makrabalık diye iyiliği dokunur… Sf. 51

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.