Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Türk Ulusu vardır ve bir gerçektir, peki Kürt halkıyla birleşince ne olur, Türkiye ulusu diyebiliriz.” Sf. 85

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tarihsel kardeşlik bizim dediğimiz şekilde olur ancak. Çıkışta basına yazarsınız. Öyle savaş tehdidi gibi şeyler olmasın, yanlış anlaşılır. Siz zaten benden daha iyi formüle ediyorsunuz.” Sf. 67

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Devlet bunu hükümetin oyunu için bir fırsata çevirirse Ekim 15’ten sonra savaş tarzınızı belirlersiniz. Ben zaten burada bitmişim demektir. Benle oyun oynayanla, siz de oyununuzu oynarsınız… Bakın Taksim’e katılsaydınız bile hükümet giderdi, PKK şimdi belki 50 bin kişidir, umarım böyle olmaz, oyun olursa eliniz serbesttir.” Sf. 65

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Öldür ama niye bu insanlık dışı yöntemi kullanıyorsun, amaç nefret uyandırmak. Kurşuna diz, bunun bile bir mantığı vardır. Ama onurunu kırıyor.” Sf. 65

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan;)

    “Sn. Başbakan, çözümü değil çözümsüzlüğü, barışı değil, silahsızlanmayı değil, büyük savaşı dayatmış olursun. (…) Türk-Kürt savaşını dayatıyorlar.” Sf. 64, 65

    “Amed zindanında yapılan insanlık dışı şeyler. Oraya bakın, orada sınırsız bir Kürt düşmanlığı, karşılığında da sınırsız bir Türk düşmanlığı yaratmak vardır. Hakikat komisyonları biraz da bunun için lazımdır.”

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 64, 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan;)

    “AKP şimdi tek taraflı paket hazırlıyor, bunun en nihai sonucu çatışmadır. Tayyip Bey’e, işte böyle yaparsan devlet taviz vermiş olur, PKK’yi tasfiye etmek mümkünken, birkaç da bombalama yaparsan olur, deniyor. Bu tam bir tuzaktır, 20 yıldır bu sürecin içindeyim, biliyorum.”

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sivil Toplum Komisyonu: Kürt sorunu, devleti paylaşma yani devleti federe haline getirecek bir çözüm şeklinde olmayacak. Kürtler bu devlet içinde kendini sivil toplum olarak örgütleyecekler. İlk defa size söylüyorum, toplumu sivil hale getirerek devleti çözüme zorlayacağız. MHP, ırkçılık falan bunlar hep engeldir. Sivil sahayı hem demokratikleştirip hem güçlendirerek bu milliyetçi tantanayı boşa çıkaracağız. Devletin bir parçası üzerinden değil, Kürtleri demokratik bir sivil toplum olarak örgütleyeceğiz. Demokratik özerklik de bunun içindedir.” Sf. 63

    Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çinli kadınların ayak bağlama uygulaması kadar uç olan çok az uygulama vardır. Genç kızların, bazen çocuklukta dahi ayakları o kadar acı verici derecede sıkı bandajlanırdı ki ayakların normal gelişimi mümkün olamazdı. Gerçekten de o kadar sıkı bağlanırdı ki, ayak parmakları ayağın altına doğru bükülür ve bu yüzden de genellikle kırılırdı. Istırap pahasına kanla ve irinle ıslanmış bu bandajların yenisiyle değiştirilmesi sürecinde bu çocuklar çok acı çekerdi ve daha sıkısının yapılması gerçekten yürek burkucudur. Sf. 183

    Çinli erkekler Konfüçyüs öncesi dönemden beri küçük ayaklı kadınlara hayranlık duymuştur. Sf. 183

    Çinli erkekler bu uygulamayı artan bir biçimde cüretkâr olan kadınlarının yasak aşklarını kontrol altına almanın etkili bir yolu olduğunu ifade etmişlerdir.

    Ayakları bir kez bağlanan kadınlar tabiri caizse yardım almadan evden bile çıkamayacağı için “etrafta dolanamayacaktı.” Üstelik ayağı bağlanan bir kadın çalışamazdı, bu yüzden de kocası çalışmaya ihtiyacı olmayan bir kadını geçindirebileceğini göstererek prestij kazanırdı. Erkekler bu uygulamayı kadınlar üzerinde açık ve gerekli üstünlüklerinin bir ifadesi olarak görürdü. Çok geçmeden erkekler ayak bağlama uygulamasının erotik avantajlarını övgüye değer görmüşlerdir çünkü aksayarak yürümenin daha güzel kalçalar ve dar vajina oluşturduğuna inanıyorlardı. Sf. 184

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 183, 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğum sonrası depresyonun sebeplerinin, anne ve aile için gelecek kaygısı (yetersiz anne olma korkusu dâhil), kadının, bireysel psikolojik özellikleri, östrojen ve progesteron seviyesindeki değişimlerin olduğu düşünülmektedir. Sf. 179

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uluslararası Af Örgütü’nün yıllık olarak yayınladığı raporlara göre hükümetler, gerçekleştirdikleri devlet terörünün birçoğu olmadan muhtemelen hayatta kalamazlardı. Terör, antik devletlerin yanı sıra endüstri devletlerinde de bir güç aracı gibi sıradandır ve devletler için karmaşık olduğu kadar toplumlar için eşsiz değildir. Sf. 125

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1840 yılı Manchester, İngiltere’de erkekler için ortalama ölüm yaşı; 38, tacirler için 20 ve vasıfsız işçiler için 17 idi. 1860’larda Sheffield’da daha yüksek sınıflı insanlar yaklaşık 50 yıl yaşıyorken, daha düşük sınıflı insanlar ortalama 30 yılın altında yaşıyordu. 1901 yılında tüm İngiltere için ortalama yaşam beklentisi üst sınıflar için 60 ve en düşük sınıflar için 30 idi. Sf. 124

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İnsana Karşı Kültür) kitabında Jules Henry memnuniyet elde etmek için kültürü zorlarken insanların “en önemli probleminin”, “kendiyle yaşamayı öğrenmesi” olduğunu yazmıştır. Sf. 101

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Protein açısından eksik olsalar da Bena Benalılar tavukların dışkı yediğine inandıkları için ne tavuk ne de tavuk yumurtası yerdi. Lâkin favori besinleri olan domuzlar zaten dışkı yiyordu. Sf. 85

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Etnik merkeziyetçiliğin kökleri insan aklının temel davranışlarında yer almaktadır; yabancılardan korkmak ve onlara şüpheyle yaklaşmak. Sf. 83

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tazmanyalı kadınların diğer halk toplumlarındaki kadınlara kıyasla gıda arayışında daha fazla risk aldığı muhtemeldir. Tam tersine erkeklerin ise yaşamlarını sürdürme adına yaptıkları faaliyetlerin hiçbirinde elle tutulur risk yoktur.

    Kadınların ekonomideki hayati rollerine ve aldıkları riske rağmen, Tazmanyalı kadınlar erkekler tarafından kötü muamele görmüş ve daha kaliteli gıdalara ulaşmaları engellenmiştir. Tazmanyalı kadınlar kötü gıdaları almak konusunda şikâyetçi değildi, bunun yerine ilk Avrupalı ziyaretçilere kocalarının göstermiş olduğu kötü davranış biçiminden yakınıyorlardı. Sf. 74

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cesaret ve agresiflik eğilimli genlere sahip bireylerin zürriyeti, genleri pasif ve çekingen olanlara kıyasla daha fazla olacağı söylenir. Sf.63

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zararlı bir inanç ya da uygulama, bireyin fiziksel ve akıl sağlığını tehlikeye atacaktır. Tütün içmek bir örnek, ölüme sebep olabilecek yüzlerce tabudan herhangi birini ihlal etme korkusuyla yaşamak da başka bir örnek olabilir. Sf. 33

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi ayrıdır ve anlatıyor: Koluyla işaret ederek, “bunlar kuluçka makinaları” dedi. Yalıtılmış bir kapıyı açıp raflar dolusu deney tüpünü gösterdi. “Bu hafta kullanılacak yumurtalar. Kan sıcaklığında bekletiliyorlar; erkek gametlerse” dedi ve başka bir kapıyı açtı. “Otuz yedi yerine otuz beş derecede bekletilmek zorundalar. Tam kan sıcaklığı kısırlaştırır. Termojene sarılı koçlar kuzu doğurtmaz.” Sf. 402

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bakkal Mektebi” de deniyordu. Mezunlarının çoğu, bakkaliye işlerini sürdürüyorlardı. Bizim zamanımızda üniversite olmuştu ve bizi hızla attılar.

    Tayyip Erdoğan’ın artık bir yüksekokul diploması olmadığına emin olabiliriz.

    Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de Ankara Akademisinin (1) “bakkal mektebi” sayıldığı zamanda Akademi’den çıktılar. Sf. 396

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 396) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Bu okullar Ankara, İstanbul ve İzmir’de bulunan 3 yıllık, devam mecburiyeti olmayan İkisadi ve İdari Bilimler Akademileri. 1981 Yılında çıkan YÖK Yasası sonucunda bu okullar ön lisans okulları sayıldılar.

  • Birinci sonuç şudur: Bilim, akademik dünya içinde geliştiği ölçüde, en çok doktora tezleriyle gerçekleşiyor Kuşkumuz yok, bilimin, akademik dünya dışında da geliştiğini biliyoruz. Belki daha çok ve benim alanımda ise hiç kuşkusuz daha çoktur. Ancak akademik evrende bilimin gelişmesi söz konusu ise bu, öncelikle doktora tezleriyle olmaktadır. O halde doktora tezlerini ciddiye almak ve her doktorada bir “tez” aramak durumundayız. Sf. 394

    Tekrar ediyorum: Türkiye’de bilim yapılır ve buradan ikinci sonuca geçiyorum. İkinci sonucumuz, tarihi kökleri olan bir yanılgıyla ilgilidir. Ve şudur, “bilim adamı eşittir öğretim üyesi” ya da daha çok sevdiğimiz sözcükle “hoca” diyoruz. Yanlıştır, ayrıca masraflı ve bozucudur; çünkü, buradan “kitapsız hoca” kategorisini icat ediyoruz. Ve bu yolla öğretim üyelerinin bir kısmını, “kitapsız hoca” yapıyoruz ve aşağılıyoruz. Aşağılanmadan kurtulmak üzere de, son zamanlarda yükseköğretim kuramlarında pek çoğu pek değersiz kitaplar çıkarıyoruz. Buradayız. Sf. 395

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 394, 395) kitabından birebir alınmıştır.