Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Anadolu Selçuklu için kullanılan Rum Selçuklu ifadesi hâlâ tarih piyasası dolaşımındaki yerini korumaktadır. Mevlana Celaleddin Rumi isminde de aynı tanımlamayı teşhis edebiliyoruz. Sf. 231

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Louis Bazin’den aktararak, Pachymere ve Nicephoras Gregoras’ın kroniklerinde ısrarla ve tutarlı olarak Osman’ın ismini “Atman” ya da “Ataman” olarak yazdıklarını; ismini Hellenize ettikleri hallerde ise “Atumanos” ya da “Atumanes” haline çevirdiklerini kaydetmektedir. Küçük, Osman formülasyonunun daha sonra, Dukas’ta ortaya çıktığı ve ancak 16. yüzyılda yerleştiği bilgisini de veriyor. Başka deyişle, Osmanlının kuruluşunu kayıtlara geçiren Bizans onu “Atman/Ataman” olarak tarihe kaydetmektedir. Sf. 223

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 223) kitabından birebir alınmıştır.

  • Makalesinde Gyula Kaldy-Nagy, Ertuğrul ve oğullarının, adlarından yola çıkarak İslamiyet ile bağlarının çok gevşek olduğunu ileri sürer. Profesör Kaldy-Nagy’e göre, Ertuğrul ve iki kardeşi Gündoğdu ve Sungur ile oğulları olduğu söylenen Gündüz ve Savcının adları Türk isimleridir. Makalesinde Osman’ın en seçkin destekçilerinin de, Konur Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş, İslami değil, Türkçe adlara sahip olduklarının unutulmaması gerektiğine dikkat çekiyordu. Sf. 222

    Kaldy-Nagy, Ertuğrul ve diğerlerinin adlarını ele alırken, aslında beyliğin kurucusu Osman’a ulaşmak istiyordu; Osman’ın gerçek isminin de bir Türk ismi olan ‘Ataman’ olduğu düşüncesindeydi. Diğer soruları bu tartışma için bir hazırlıktı. Sf. 222

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lindner de Osmanlıları İslam savaşçısı olarak görmüyordu. Onları İslam’dan çok Şamanizm’in savaşçıları saymaktadır.

    Nicoara Beldiceanu, Osmanlının bir din savaşı vererek İslam’ı yaymakta ve Hıristiyanları Müslüman yapmakta ekonomik bir çıkarının olmayabileceğini de yazıyordu ki, gazaya ilişkin önemli bir ampirik kayıttır. Sf. 221

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gazilik mertebesine ulaşmış Osman Müslüman mıydı; Gibbons’a Osman’ın pagan olduğu iddiasını daha önce not etmiştik. Sf. 219

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Napolyon, büyük ve görkemli dini törenler düzenlemesi ile ünlü idi. “Bir din seçmek zorunda kalsaydım, tanrım, evrensel bir yaşam verici olarak güneş olurdu.” .. onun sözüdür; ama Fransız devriminin sloganlarını fetihleriyle Avrupa’ya taşıyan bu hırslı general ve daha sonra imparator, hâkimiyeti altındaki topraklarda, ünlü büyük törenlerini güneş için değil, inanmadığı Katoliklerin Tanrısı için düzenliyordu. “Din insanları sakin ve sessiz tutmanın en mükemmel yoludur” ve “Yoksulların zenginleri öldürmesini önleyen dindir,” sözleri de Napolyon’a atfedilmektedir. Sf. 116

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl ve özgürlük ile birlikte, ahlakın belirleyenleri ve önkoşulları arasında saymaktadır. Sf. 99

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hobbes, insanın, doğası gereği çıkarlarının esiri olduğunu kabul etti; ancak özel çıkarın hâkim olduğu bir toplumun insanın çıkarına olmadığını da teslim eden Hobbes oldu. Hobbes’a göre, doğru kullanıldığında, iradenin de temelini oluşturan aklın görebildiği işte budur. Hobbes, her toplumun temelinde bir sözleşme olduğunu savundu; bu, düzenin “ilahi” olduğunu söyleyen Kiliseye karşı, her toplumsal düzenin insan elinden çıktığı ve değiştirilebileceği anlamına geliyordu. Sf. 96

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Machiavelli’nin ulus-devletinin de, “silahsız peygamberlerin başarısızlığa mahkûm olduğu” saptamasının da, feodal dönemin azılı ve en acımasız egemeni Kilise için “şeytan işi” olduğundan kuşku duyamayız. Sf. 88

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doktor Barış Erman’ın çalışması pek açıklayıcıdır ve çok kısa aktarmalar yapmak istiyorum. Mucid Jakobs’a göre, “düşman ceza hukukunun özelliklerinden biri, bakışını gelecekteki fiillere yöneltmesi ve toplumun tehlikeli failden korunma amacını gütmesi nedeniyle, failin kişi olmaktan çıkarılması sonucunu öngörmesidir.” Peki, bunlar kimler mi, “vatan hainleri, teröristler”, ayrıca, “hukuk düzeninin diğer ilkel düşmanları” böyle sayabiliyoruz. Bunlar “düşman” tarif ediliyorlar, hukukun dışına çıkarıyoruz.

    Fiil’e bakılmıyor ve fail’e bakılıyor. Bunun anlamı şudur, “ceza kusur ile orantılı olmayıp, failin tehlikeliliği esas alınarak belirlenmektedir. Şöyle de söyleyebiliriz, failin hukuku fiilen ihlal etmesi değil, ihlale ne ölçüde hazırlıklı olduğu önem kazanmaktadır. Ceza, kabiliyetin türevidir. Sf. 73

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsmail Canbolat nazırlık yapmıştı, İzmir İstiklal Mahkemesinde sürgün cezası aldı ve hapishanede “10 yıl sürgünü hak etmiyorum” yollu bağırıp çağırıyordu, o sırada mübaşir dolaşıyor ve “itirazı olan var mı” diyerek koğuş koğuş adam topluyordu. Koğuş arkadaşları Canbolat’ı tutmaya çalıştılar, suçsuzdu, kendine güveniyordu, itiraz ederse beraat edeceğine inanıyordu, önleyemediler. Gitti, bu kez idama mahkûm ettiler ve koğuşunu göremeden sehpaya götürdüler. Güzel, bu mahkemelerde suç esası yoktur. Artık anlıyoruz. Sf. 56

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tuncay Özkan Sendromu: İspanya Engizisyonunda, Elvira del Campo, “Tell me what l have to say” suçumu bana söyleyin, ben size söylerim, diye inliyordu. Bizimki bir Engizisyon’dur. Sf. 51

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nedenle, diyebiliriz, halklar despotları değiştirmeyi başarsalar da, despotizmi ortadan kaldırmayı ve meşruti, anayasalı demek istiyorum, bir monarşi ile değiştirmeyi bilemediler. Sf. 49

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Perinçek’in ise ne zaman ve hangi bayrağa selam vereceğini bilemiyorum. Sf. 45

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünceme göre, 6/7 Eylül, özünde, bir çapulcu işi değil, Hıristiyanları kovma savaşıdır. Ve Erdoğan döneminde, Trabzon, İstanbul ve Malatya’da hep Hıristiyanların öldürülmesini de tesadüfe bağlamıyorum; savaşı sürdürdüler. Yazılmayı beklemektedir.

    Ve Hıristiyanları kovmak, Hıristiyanları katletmek, adım adım, Türkiye’yi yobazlaştırmak demektir. Hep bunu yaptılar. Sf. 34

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erdem Güven, Kuzguncuklu, 6-7 Eylül’ü yaşamış bir Yahudi’yle konuşarak, adını “Y.N.” şeklinde bildiriyor, “6-7 Eylül Olaylarında, kendisinin de, ‘Y.N, mensubu olduğu Yahudi cemaatinin can ve mal güvenliğine yönelik bir saldırı olmadığını” yazmaktadır. Bu kadar değil, Amy Mills adındaki bir yabancı araştırmacının, “6-7 Eylül Olaylarında Yahudilere hiçbir şey yapılmamıştır” tespitini aktarıyor. Bir de “6-7 Eylül Olaylarında, Kuzguncuk’ta Yahudilerden ziyade Rumlar zarar görmüştür” demektedir. İşte hepsi budur. Sf. 33

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok güzel, bu yolla, Jön-Türk liderlerinden Ahmet Rıza’dan sonra Türkiye İşçi Partisi’nin efsanevi liderlerinden, kurucu ve en uzun genel başkan ve milli atlet Aybar’ın da Kuzguncuklu olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Sf. 30

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nurettin Paşa’ya bağlanmaktadır, yangın’dan önce İzmir’deki Yahudilerimizin evlerine ve iş yerlerine işaretler konduğu ileri sürülmüştür ve peki doğru mu, işaretliler korundular; hiç zarar görmediler, öyleyse, doğru kabul etmek durumundayız. Sf. 23

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ataman’ın babasında ve kardeşlerinde ve tabii oğlu Orhan’da, bir tek Arabi isim yoktur ve Kuran okumayı ise hiç bilmemektedir. O halde Ataman’a dönüyoruz. Ve döndürüyoruz. Ataman’dırlar ve modern anlamda, laik olduklarından kuşku duymuyoruz. Sf.10

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve bu adı, “Ataman” ki “başkan” anlamına yakındır, hâlâ kullanıyoruz ve Romalılar, bize, Ataman Beyliği’ne de “ataman” ya da “ottaman” demişler ve biz işte buyuz. Biz Osman’dan türemiş “Osmanlı” değiliz ve biz “Atamanlı” sayılıyoruz. Gericilerden intikam alıyoruz. Sf. 9

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.