Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Köylüleri asıl rahatsız eden nokta, köy papazından devrim hükümetine bağlılık yemini etmesinin istenmesi ve bunu reddederse, yerine dışarıdan gelme birini atama çabalarıydı. Sf. 137

    Öte yandan yöre halkı, akın akın, bazen kapatılmış ve terkedilmiş kiliselerde, ama çoğu zaman ve giderek daha çok olmak üzere ahırlarda, ambarlarda ve tarlalarda, açıklık yerlerde, yani bölgenin “Yurtsever”lerinin kendilerini bulamayacağı neresi varsa orada yapılan gizli ayinlere katılmaya başladı. Gizli ayinlerin özelliği, bunların çok daha içten ve coşkulu geçmesiydi. Yasal düzenden kopuş da tam burada oldu. O güne kadar olduğu gibi kabul edilegelen bir dünyanın toplumu, tek bir vuruşla karşı devrim dünyasının eline teslim edilivermişti. 1793’te zorunlu askerlik yasasının uygulanmaya çalışılması, Vendee’deki patlamaya hazır durumu tutuşturacak kıvılcımı ateşlemekten başka işe yaramadı. Sf. 137, 138

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 137, 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk radikal saldırı, az önce 10 Ağustos 1792 ayaklanmasına yol açan nedenlerden biri olduğunu söylediğimiz tahıl dışsatımı iddiaları yüzünden ortaya çıkan kargaşayla bağlantılı bir hareket olarak doğdu. Söz konusu kargaşalar ortamında, Beauce yöresinden Etampesli bir zengin derici (dabağ) çevredeki köylerin köylülerince öldürüldü. Haber bir anda Fransa’nın her yanında duyuldu ve tüm ülkeyi sarstı; gömülmesi ulusal bir törene dönüştürüldü. Ne var ki aynı yörede Jakoben bir köy papazı (cure) olan Pierre Dolivier, bu duygusallık gösterilerine karşı çıkma yürekliliğini göstererek, 1792 Mayısında Yasama Meclisi’ne verdiği dilekçede, öldürülen kişinin zengin ve açgözlü biri olduğunu ileri sürüyor, tahıl spekülasyonuna karıştığını ima ediyor ve öldürülmeyi hak ettiğini söylüyordu. Dolivier bu yolda, yalnız yoksullar ve açlar düşünülerek fiyatların denetlenmesini istemekle kalmıyor, aynı zamanda doğrudan doğruya mülkiyet hakkına da saldırıyordu: Sf. 117, 118

    Çileden çıkmış köylülerin şiddet eylemini savunarak ve mülkiyete saldırarak Dolivier, mecliste bir şok yarattı. Sf. 118

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 117, 118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devlet memurluklarının satılması, uzunca bir süre için siyasal yönden akıllıca bir yöntem oldu. Bu yöntem, burjuvaziye, krallık bürokrasisine girme yolunu açtığı ölçüde, krallığın bu sınıftan müttefikler edinmesini sağlıyordu. Sf. 91

    Aynı zamanda bu yöntemin yapısında saklı bulunan, zamanın ilerlemesiyle önemi de artan bazı özürleri vardı. Bir devlet memurluğunun satılması, uygulamada, o mevkiin babadan oğula geçen bir özel mülk durumuna gelmesi demekti. Böyle olunca da kral, giderek kendine bağımlı olan görevliler üzerindeki denetimini yitirmeye başladı. IV. Henry’nin yönetimi sırasında, ünlü 1604 toprak sahibi sayılma hakkı memurluk sahiplerine bir vergi ödeme karşılığında eksiksiz bir mülkiyet hakkını verdi ve böylece bürokratik mevkilerin bir mülke dönüşmesi onaylanmış oldu. Bu durumun yarattığı sorunlara bir çözüm getirmek üzere kralların başvurdukları tipik yöntem, bazı memurların yaptıklarını gözetim altıda tutmak üzere yeni memurluklar, müfettişlikler yaratmaktı. Ancak bu mevkiler bile zamanla dolaylı yollardan satılır duruma geldi. Sf. 91

    Memurlukların satılması, aynı zamanda kralın bağımsızlığının temellerini de oydu. Gerçekten, kendisine toplum içinde kimsenin karşı koyamadığı, böyle bir şeyin düşünülmesinin bile söz konusu olmadığı Avrupa’nın en güçlü kralının, tarihçilere, buyruklarına hiç de uyulmayan, bu yüzden boyun eğmemezliği (itaatsizliği) son derece normal bir şeymiş gibi karşılamak zorunda kalan bir kral olarak görünüşü gibi garip bir paradoksun temelinde bu durum yatmaktadır. Sf. 92

    Memurlukları ellerinde tutanlar, kendilerini kralın baskılarından korumak için omuz omuza verdiler; yerel çıkarların, kazanılmış ayrıcalıkların inatçı savunucuları durumuna geldiler. Sf. 93

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 91 ile 93 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Oldukça yakın zamanlara dek tarihçilerin anlatageldikleri, Paris’te parlak ama asalak bir yaşam süren aristokrasiyle, genellikle durağan bir tarımın egemen olduğu kırsal bölgelerdeki gururlu soyluların öyküsü, Devrim’i ve soyluluğun devrimci şiddet yoluyla ortadan kaldırılmasını hazırlayan koşulları açıklayan ipuçlarından bazılarını veriyordu. Sf. 76

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çağın bu değişiklikleri yaşayan insanları, bunların sağladığı üstünlüklerin bilincindeydiler; hatta belki gereğinden fazla bilincindeydiler. Kırsal bölgenin kapitalisti, kentteki kapitalist gibi, kendisinin neden olduğu acıları, elde ettiği çok büyük kişisel kazancın bütün toplum için yarattığı yararlardan dem vurarak haklı göstermeye çalışmaktaydı. Bu toplumsal yarar düşüncesi ve içindeki oldukça büyük gerçek payı olmaksızın, çitlemelerin (1) nasıl bu kadar acımasız olabildiğini anlamanın olanağı yoktur. Sf. 52

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2017); Çitleme; kamuya ya da köy ortak mülkiyetine ait arazilerin feodaller tarafından ele geçirilmesi.

  • Aynı toplumsal tabaka içindeki çağdaşlaşma yanlılarıyla gelenekçileri bir arada tutan pek çok bağ vardı; bunlardan biri de, her iki kesimin de “aşağılık insanlar” olarak gördükleri alt tabakalar karşısında duydukları ortak korkuydu. Sf. 45

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • …darbeyi önlemek için yapılan bütçe artışlarına rağmen ordu müdahale etti, tıpkı 1973’te Şilili Başkan Allende’ye yapıldığı gibi. Sivile çalışan denk derecelere kıyasla ordudaki daha büyük maaş artışları, sağlanan yan imkânlar ve ek donanımın satın alınmasına rağmen Ailende devrildi. Sf. 256

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konsolide olmuş bir demokrasi olabilmek için bir ülkenin şunlara sahip olması şarttır:

    “bir devlet…işleyen bir devlet varsa, diğer beş bağlantılı ve karşılıklı güçlendirilmiş durumlar da mutlaka vardır veya demokrasinin konsolide olabilmesi için hazırlanmış olmalıdır. İlk olarak, özgür ve canlı sivil toplumun gelişimi için gerekli koşullar olmalıdır. İkincisi, nispeten özerk ve değerli siyasal toplum olmalıdır. Üçüncü olarak, hukukla bağlı kurallar olmalıdır… Dördüncüsü, kullanışlı bir devlet bürokrasisi olmalıdır… Beşincisi, kurumsallaşmış bir siyasal toplum olmalıdır,” Sf. 254

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ülkelerin, daha az demokratik hale geldiği ve demokratik rejimlerin askeri darbelerce iktidardan indirilip diktatörlüğe dönüldüğü pek çok örnek vardır.

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 252) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrasiye götüren faktörlerle ilgili, “demokrasi bir kez oluşturulduğunda konsolide olur” geçerli varsayımı altında bazı temel öngörülerde bulunduk. Öyleyse demokratikleşme ne zaman ortaya çıkar? Önemli bir faktör de gruplararası eşitsizliği artırmak olabilir. Demokrasinin eşitsizliğin yeterince yüksek olduğu durumda ortaya çıktığını gösterdik ki bu durum hakkından mahrum edilenlerin iktidara kafa tutabilmesine yol açar, öte yandan eşitsizlik o kadar da yüksek değilse seçkinler baskı kullanmayı daha çekici bulurlar. Sf. 248

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1905 Haziranında, Potemkin zırhlısındaki denizciler, yemekte verilen çürük eti protesto ettiler. Karşılığında geminin kaptanı elebaşlarını vurulması emrini verdi. İdam mangası emri yerine getirmeyi reddetti ve mürettebata katılarak subayları denize attılar. Potemkin’deki isyan, ordu ve donanmanın diğer birimlerine yayıldı.

    Sanayi işçileri Rusya genelinde greve gittiler ve Ekim 1905’te demiryolu işçileri greve gitti, bu da Rusya’nın tamamında demiryolu ağını felç etti. Aynı ayın sonlarında Leon Troçki ve Menşevikler St. Petersburg Sovyeti’ni kurdular. Takip eden haftalar boyunca Rusya genelinde elliden fazla Sovyet kuruldu. Sf. 168

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrasi dışı düzende siyasal gücü elinde bulunduranların karşı karşıya kalacağı en önemli baskı, siyasal güçten mahrum edilenlerin onu ele geçirmek için çaba gösterecek olmaları ya da siyaseti yönetenleri alaşağı edebilecek olmalarıdır. Sf. 146

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genellikle, demokrasi dışı düzenlerde iktisat politikalarını şekillendiren iki özellik vardır: birincisi, iktidardaki grubun tercihleri ve ikincisi, bu grubun karşı karşıya kaldığı sınırlamalar. Her şey eşit iken, iktidardaki grup, seçkin, kendi faydasını maksimize edecek politikaları seçer. Bununla birlikte seçkinler, farklı sosyal grupların ya da grup içindeki diğer bireylerin onların yerini alması korkusuyla yaşarlar. Bu nedenle, demokrasi dışı düzenlerde önemli bir konu da hiçbir grubun rejimi devirecek kadar mutsuz olmamasının ya da iktidardaki grubun çıkarlarına zarar verebilecek siyasi ve ekonomik eylemlerin alınmasının önlenmesidir. Sf. 144

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • Drake (1996) analizinde; emeğin, Arjantin, Brezilya, Uruguay, İspanya ve Portekiz diktatörlüklerindeki rolünü benzer biçimde tartışıyor, şöyle ki;

    diktatörlüklerin çoğu, sermaye ile ücretler arasındaki dağıtım mücadelesinden ortaya çıkmıştır... Diktatörlüklerin şafağında, işçi sınıfı militanlığı mülk sahiplerini korkutmaya başlamıştı, bu nedenle de liberal demokrasi terk edildi. Kârlarını, gücünü ve meşruiyetini kaybeden ekonominin seçkinleri askerlerce kurtarıldı… Bu sağ kanat, asker kökenli hükümetler, kapitalizmi halkçılıktan, sosyalizmden ya da komünizmden aşağı sınıflardan gelen talepleri bastırmak yoluyla korudular. Özel sektörü kamu sektörüne, zengini işçilere, sermaye birikimini yeniden dağıtıma, hiyerarşiyi eşitliğe tercih ettiler,” Sf. 95

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Schumpeter’in (1942) tanımını benimsemiştir, ona göre demokrasi

    … bireylerin, halkın oyunu alabilmek için gerçekleştirilen rekabetçi mücadele aracılığıyla karar alma gücü kazanmalarını sağlayan siyasal zemini hazırlayan kurumsal düzenlemedir, Sf. 71

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyasal kurumlar ile demokratik konsolidasyon (pekişme) arasındaki bağa işaret eden bir başka örnek; başkanlık demokrasisi, parlamenter demokrasiye göre daha dengesiz olabilir iddiasıdır (Linz, 1978, 1994). Bu düşünce bizim çerçevemizde karşılık buluyor çünkü yasama, yürütme ve yargı ile lobicilik, seçkinlerin radikal politika önerilerini engellemesine olanak sağlayabilir, oysa doğrudan seçilmiş bir başkanın toplumda çoğunluğun taleplerini temsili daha muhtemeldir ve bu nedenle de daha popülist olmak durumundadır. Dolayısıyla başkanlık sistemleri seçkinlerin çıkarını daha fazla tehdit eder ve bu nedenle de daha fazla darbeye neden olur. Sf. 57

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimlerin doğası bu kitabın odak noktası olmasa da, devrimlerin oluş sıklığı açısından bu fikirlerde saklı ilginç anlamlar vardır. Örneğin, bu düşünceler neden devrimlerin çoğunun -örneğin, Rusya, Meksika, Çin, Vietnam, Bolivya ve Nikaragua- öncelikle tarım toplumlarında olduğunu açıklayabilir. Bizim önerimiz, bunun toprak sahibi seçkinlerin baskıyı tavize tercih etmelerinden kaynaklandığı yönündedir ve baskı başarısız olduğunda devrim onun yerini alır. Seçkinlerin yatırımlarını sermayeden yana yaptıkları kentleşmiş ve endüstrileşmiş toplumların çoğunda taviz tercih edilir ve devrimlerin görülme sıklığı azalır. Sf. 55

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diktatoryal rejimler toplumsal muhalefet ile çökertilirler, demokrasiler ise benimsedikleri radikal, popülist ve sürdürülemez politikalar ile askeri darbeleri davet ettiklerinden çökerler. Sf. 28

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir diğer hassas soru ekonomik büyüme ve demokrasi arasındaki ilişkiyle ilgili olandır. Bu ilişkinin ilk bölümü, demokrasinin, Martin Seymour Lipset’in modernleşme hipotezinde ortaya koyulduğu şekliyle, ülkeler daha hızlı büyüdüğünde, ortaya çıkmasının daha muhtemel olup olmadığıdır. Hâlihazırda 2005’te biz bu hipotezi sorguladık ki o zamanlar inanılırlığı hayli yaygındı. Şimdi bu konsensüs çöktüğüne göre, hızlı büyüyen ülkelerin demokratikleşmelerinin daha muhtemel olmadığı kanısı genel kabul gördü. Daha eğitimli ülkelerin demokrasinin inşası ve korunması konusunda daha olasılıklı oldukları durumu da geçerliliğini yitirdi. Sf. 13

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitap, demokrasinin oluşumu ile konsolidasyonuna yönelik bir çerçeve geliştiriyor. Farklı sosyal gruplar, siyasal güç ve kaynakların paylaşım şeklinden dolayı, farklı siyasal kurumları tercih ediyor. Bu nedenle, demokrasi vatandaşların çoğunluğunun tercihi iken seçkinlerin karşı olduğu bir yönetim biçimidir. Vatandaşlar, toplumsal huzursuzluk ve devrim ile tehdit edebildiğinde, diktatörlük kalıcı değildir. Buna karşılık baskının maliyeti yüksek ve imtiyazlar ile ilgili verilen sözler inandırıcı değilse, seçkinler demokrasinin oluşturulmasına mecbur kalabilirler. Demokratikleşme ile seçkinler, toplumsal istikrarı sağlayarak, güvenilir bir biçimde siyasal gücü vatandaşlara aktarabilirler. Demokrasi, seçkinlerin onu alaşağı etmek yönünde güçlü teşvik yoksa konsolide olabilir. Bu süreçler (1) sivil toplumun gücü (2) siyasal kurumların yapıları, (3) siyasi ve ekonomik krizlerin doğası, (4) ekonomik eşitsizliğin düzeyi, (5) ekonominin yapısı ve (6) küreselleşmenin biçimi ve kapsamına bağlıdır. Sf. 1

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 1) kitabından birebir alınmıştır.