Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Derken 17 Mart 1952’de London Daily Express, Bonn mahreci ve Sefton Delmer imzasıyla, gürültü koparan bir makale yayımladı: “Hitler’in Generali Artık Dolarlar İçin Casusluk Yapıyor” deniliyordu başlıkta. Sf.150

    Örgütün tehlikesi gelecekte yatıyor. Gehlen’in şebekesi daha bugünden Almanya’da muazzam bir yeraltı gücü hâline geldiği için…” Sf. 150

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şubat 1948’de Çekoslovakya’daki Komünist darbenin başlangıcında CIA, İtalya’da Komünistlerin yenilgisine yol açan başarılı bir harekâtı gerçekleştirdi ve Hristiyan Demokratları göreve getirdi. Bu, Avrupa’nın geleceği açısından bir dönüm noktasıydı ve bu tür bir harekete güven ve destek oluşturdu. Sf. 143

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Almanya’nın askerî işgali 1949’da sona erdi ve bunun yerini Müttefik Yüksek Komisyonu aldı. Henüz bağımsız bir devlet olmamasına karşın, Batı Almanya’nın Federal Parlamento için genel seçime gitmesine izin verildi ve Konrad Adenauer, savaş sonrasındaki ilk hükümetini 12 Eylül’de kurdu. Gehlen’in “özel ilişkiler” kurma hareketi erken oturmuş ve o kadar büyük verimlilik ile bütünsellik içinde yürütülmüştü ki Gehlen, 1950’de istediğini yapabilecek duruma gelmişti. Sf. 142

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstihbarat ve karşı istihbaratın kendi işleri olmasına karşın Gehlen, Örgütü siyasî sonuçlara ulaşmaya yönelik bir araç olarak da görüyordu. Siyaseti, Örgütün bütün örgüsüne sarmıştı. Sf. 141

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 141) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA, talepleri karşılayacaktı; Örgüt operasyonları yürütecekti. Bir daireyi yöneten Alman ajanının yanına bir CIA yetkilisi atanacak ve CIA, bir Alman/Amerikan haber merkezine gidecek bütün raporları ve değerlendirmeleri elde edecekti. Yine de sorun noktası varlığını sürdürüyordu; Critchfield, Örgüt üyelerinin adlarının kendisine verilmesi konusunda ısrar etmeyi sürdürüyordu ve Gehlen de reddetmeyi sürdürüyordu. Sf. 132

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gehlen’in boyutunu yüksek bir hızla büyüttüğü Örgüt, para darlığı çekiyordu; Ordu tarafından kendisine tahsis edilen miktar ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyordu ve karaborsacılık asıl gelir kaynağı hâline geldi. Sistem, titiz olduğu, kadar üçkâğıda da açıktı. Ordu, özel Örgüt birimlerinin karaborsada sattığı malzemeleri satın almak için tahsis edilen parayı harcıyordu. Daha sonra satışın tamamlanmasının ardından Amerikan Ordusu Ceza İşleri Dairesi, karaborsada yasadışı olarak ticaretinin yapıldığı iddiasıyla mallara el koyuyor ve malları yeniden kendi mülkiyetine alıyordu; bunun ardından mallar yeniden karaborsada satılıyordu. Kârlı olan yeniden çevrime sokma operasyonu, yeni Alman Markının piyasaya sürüldüğü Haziran 1948’in sonrasında bir ölüm kalım meselesi hâline geldi. Sf. 114

    Sigaralar nakit para birimiydi. Bir kartonunu seksen sente alabiliyorduk; karaborsa satıldıklarında, bundan kat be kat fazlasını getiriyorlardı. Ve penisilin de aynıydı. En büyük endişem penisilin konusundaydı. Sf. 114

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gehlen; “Rus’un diğer bir önemli özelliği, diğerlerine, dünyaya ve kendisine karşı sınırsız güvensizliğidir. Rus kimliğine, ilkesi küçük dünyası içinde çevresine güvenmek olan Batı Avrupa’nınkine zıt bir biçimde güvensizlik hükmeder. Rusların bu en yakın çevrelerine güvensizlikleri, devlet yaşamının her lifine sızmış olan ve var olan Sovyet devletinin üzerine oturduğu iyi örgütlenmiş güvenlik sistemine yol açmıştır.” Sf.67-68

    Bu güvensizlik ve Rus’un doğuştan gelen zekâsı, daha da ötesinde meşhur Slav kurnazlığının temellerini oluşturur. Bunun kanıtı, komplo, dalavereci olma ve mümkün olduğu yerlerde hedefine giden düz yoldan kaçınma eğilimleridir.” Sf. 68

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Winston Churchill, Sovyetlerin Doğu Avrupa’yı yutmakta olduğu ve daha fazlasını kapmaya hazır oldukları uyarısında bulundu. “Bu arada” diye uyardı, “halklarımızın dikkati harap ve tükenmiş olan Almanya’ya baskı uygulamakla meşgul olacak ve Ruslar, bunu seçmeleri durumunda Kuzey Denizi’nin ve Atlantik’in sularına kısa zamanda ilerlemeye açık olacaklar.”  Churchill daha sonra kendisinin de Mayıs 1945’e kadar “Rus kütlesinin dev heyulasının tehlikesi karşısında” Alman askerlerini yeniden silahlandırmayı değerlendirdiğini söyledi. Sf. 53

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sovyetlere 1000 uçak daha gönderiyoruz” diye yazıyordu Deane, zamanın Ordu Genelkurmay Başkanı General George C. Marshall’a, “ve aylardır muallakta olan bir vizeyi onaylıyorlar. Bunun ardından, gönderebileceğimiz diğer hediyeler için kafamızı kaşıyoruz ve onlar da daha başka ne isteyebileceklerini belirlemek için kendilerininkini kaşıyorlar.” Sf. 46

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herbert Hoover’in 1928’de Başkan seçilmesinin ardından ona yeniden yaşam pompalama umuduyla Yardley, elde ettiği ve şifrelerini çözdüğü bir dizi önemli denizaşırı mesajı yeni Dışişleri Bakanı Henry L. Stimpson’a göndererek kendi dairesinin cesaretini göstermeye karar verdi.

    Bunun bir hata olduğu ortaya çıktı; Stimpson’ın yanıtı tam olarak mahvediciydi. Derinden şaşkınlığa uğramış halde ve hükümet içinde yabancı hükümetlerin tellerini, örgüte sahip olmanın hem kişisel yaşamına hem de devletin profesyonel işlerine hükmeden güven ilkesini ihlâl ettiğini ilan ederek Stimpson, Yardley’in işine son verdi. Tüm Dışişleri Bakanlığı fonlarının ondan esirgenmesi emrini verme ve MI-8 ile Dışişleri Bakanlığı arasında daha fazla teması yasaklama şeklindeki basit tasarruf ile Şifre Bürosunu lağvetti. “Beyefendiler birbirlerinin mektuplarını okumazlar” şeklindeki ünlü tespitini o zaman yaptı. Sf. 40

    Casusluk (diğerlerinin sırlarını gözlemek) ya da karşı-casusluk (kendininkileri korumak) ordu tarafından bile o kadar az anlaşılmış veya takdir edilmişti ki, kendisine “Kuvvetinizdeki istihbarat çalışmaları nasıl, Efendim?” diye sorulan bir deniz kuvvetleri amiral gemisi subayı şöyle yanıt vermişti: “İstihbarat çalışmasına gerek duymuyoruz. Gemimizde komünist yok.” Sf. 41

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 40, 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Ocak 1945’te kendisine, yakın gelecekteki şiddetli bir Sovyet saldırısına işaret e- den daha karanlık bir değerlendirme sunulduğunda Hitler patladı. Analistleri tamamen aptal olarak adlandırıp, Guderian’a Gehlen’i tımarhaneye kapattırmasını emretti. Sf. 17

    9 Nisan 1945’te, fazla ses çıkmadan, aslında herhangi bir türden yorum olmadan General Reinhard Gehlen’e, Führer’in kararnamesi ile görevinden alındığına ilişkin resmî bir tebligatta bulunuldu. Sf. 17

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1944’ün Noel’ine gelindiğinde Gehlen, giderek mantıksızlaşan Hitler ile derin sorunlar yaşıyordu. Onunla ve çözümlemeleri ile kafası doldurulan Hitler, Gehlen’i yanlış düşünen biri ve bir bozguncu olarak değerlendiriyordu. Sf. 16

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amerikalılar, Almanya’nın kalbini oluşturduğu zayıf, istikrarsız bir Avrupa’yı, komünist yayılma için uygun bir zemin olarak görüyorlardı. Bunun ötesinde Almanlar, Sovyetler Birliği ile açık ya da, örtülü bir tür ittifak biçimi oluşturabilirlerdi. Bunu daha önce yapmışlardı. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Versailles Antlaşması ile konulan koşullardan rahatsızlık duyarak 1919’da Almanya, Sovyet yardımı ile yeniden silahlanmak için bir gizli anlaşmaya girdi. Bu kadar çok yaşama mal olarak Avrupa’nın her yanına uzanan güçlü Alman savaş aygıtı, bunun sonucu oldu. Sf. 11

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amerikalılar, Sovyetlerin ne kadar ve hangi sınıftan askerlerinin olduğunu, bunların nasıl silahlandırıldığını, nerede olduğunu veya liderlerinin onlarla ne yapmak niyetinde olduğunu bilmiyorlardı. Ortaya çıkarma yeteneğine de sahip değillerdi. Ama Hitler’in Sovyet askeriyesi ile ilgili uzmanı General Reinhard Gehlen’e sahiptiler. Bu etkileyici bilgi deposuna ek olarak Gehlen, Amerikalılara kaçınılmaz olarak istedikleri bilgileri sağlayabilecek bir şebekesinin Doğu Avrupa’da hâlâ yerinde durduğunu iddia ediyordu. Sf. 10

    Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren; Kerem Özdemir, (Sorun Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1999 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rorschach kayıtlarını kullanarak, Nazileri sıradan insanlardan ayırmanın bir yolu yoktu. Her durumda Harrower, kişilik özelliklerinin Nazi rejiminin vahşeti ve gerçekleştirdiği zulümle çok az ilgisi olduğunu düşünüyordu. Alman faşizminin yükselişinde daha belirleyici olan, normal insanların mitlere, propagandacı manipülasyona, aldatmaya ve korkuya olan yatkınlığıydı ve bu yatkınlık, bizim türümüzün karakteristik bir özelliğiydi. “Burada da gerçekleşebilir,” dedi Harrower. Sf. 262

    Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kelley, Hitler’in iş arkadaşları, doktorları, sekreterleri ve Nazi liderinin hayatına dair yakından bilgisi olan herkesle görüşme yapmıştı. Vardığı kanaate göre: “Hitler, kendi yeteneğine çok fazla inanmış, megalomanlaşmıştı. Üçüncü Reich’ı başarıya götürebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu. Bazen de vazifesi için kendisini Tanrı’nın seçtiğini hissediyor gibiydi.” Hitler’e karşı gelen herhangi birisi, liderin korkunç öfkesiyle karşılaşıyordu. Kelley’ye göre, Hitler’in özel hayatında nazik ve yumuşak konuşan, kadınlara, çocuklara ve yaşlılara kibar davranan biri olması, iyi yemeği ve hayatın diğer basit zevklerini sevmesi, megalomanlıkla tutarlı değildi.

    Hitler’in iş arkadaşlarından derlediği ifadenin analizi, Kelley’yi Alman liderinin birçok adamdan daha az cinsel dürtüsü olduğuna ve Göring gibi cinsel dürtüsünü işe yöneltmiş olabileceğine ikna etmişti. “Hitler de herhangi biri gibi her açıdan normaldi,” demişti Göring. Sf. 192, 193

    Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 192, 193) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kelley, Almanları açıklamak için tekrar sosyoloji, tarih ve Korzybski semantiğine döndü. “Delilik, Nazilerin durumunu açıklamıyor,” diye yazdı. “Her insan gibi onlar da kendi çevrelerinden etkilenmişlerdi. Birçok insandan daha büyük ölçüde, kendi çevrelerini de etkilemişlerdi.” Üçüncü Reich’ın yükselişini merak eden birçok insan gibi Kelley, Nazi ideolojisinin büyümesi ve Alman kültüründeki uzun soluklu zulüm eğilimi ve tarafgirlik arasında ilişkiler gördü. On dokuzuncu yüzyıl sonlarından Birinci Dünya Savaşına, Alman liderler düşmanları katletmenin gerekliliğine yönelik vaazlar vermişler, Almanları komşu ülkelerden daha üst bir konuma yerleştirmişler ve diğerlerini fethetmenin kaderleri olduğunu söylemişlerdi. Nazilerin, Führer ilkesi kavramlarını; ulusu kurtaracak bir halk kahramanı ve herkese rehberlik edecek bir elitin varlığını icat etmelerine gerek yoktu. Ulusal atmosferde zaten olan bir noktaya parmak bastılar. “Duygusal (talamik) beyin merkezleriyle düşünen birinin, zihinsel (kortikal) açıdan düşünemediği, bilimsel bir gerçektir,” dedi Kelley, genel semantiğe kulak vererek. “Hitler’in halkı, tamamen talamusuyla düşünüyordu. Durum böyle olunca, Goebbels’in, Streicher’in, Ley’in ve diğer propagandacıların tuzağına kolaylıkla düştüler.” Kültüre zaten içkin olan bu fikirleri, sırf liderlik becerileriyle birlikte kullanmak için olağanüstü niteliklere sahip olmak gerekmiyordu.

    Nazilerin ortak faktörü delilik değildiyse neydi? Kelley, Nürnberg sanıklarında ortak olan sadece iki özellik bulabilmişti. İşlerine muazzam enerji sarf etmeleriydi; Göring ve meslektaşları A sınıfı işkoliklerdi. “Hepsi akıl almaz derecede uzun saatler boyunca çalışmış, çok az uyumuş ve tüm hayatlarını dünyayı Nazileştirme meselesine adamışlardı,” diye gözlemledi. “Köle gibi ve fanatikçe çalıştılar. Yazık ki,” diye ekledi Kelley kederle, “demokrasinin işlemesi için bu kadar çaba sarf etmiyoruz.” Ayrıca Kelley, Nazilerin emeklerinin sonucuna odaklandıklarını ve bunların gerçekleşme aşamasıyla ilgilenmediklerini fark etti. Bu sonuçlar, Naziden Naziye çeşitlilik gösteriyordu ve Nazizm’i yaymaktan kişisel güç ve zafer kazanmaya kadar değişkenlik gösteriyordu. Sf. 191, 192

    Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 191, 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tutsaklarla uzun süre boyunca yakın olan Kelley, birkaç nitelik gösterdiklerine inanıyordu; şaibeli bir doğruluk dürtüsüyle gerçekleştirilen hemen hemen her hareketi haklı gösteren ölçüsüz bir hırs, zayıf bir ahlak ve aşırı bir vatanseverlik. Sf. 191

    Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rorschach verilerini ve yorumlarını inceleyen Kelley, beyni hasarlı Ley dışında, üst rütbeli Nazi tutsaklarından hiçbirinin, kendilerine delilik vasfını verecek herhangi bir zihinsel hastalık veya kişisel nitelik emaresi göstermediğini görebiliyordu. Sf. 190

    Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hess’in ifadesi, tutarsızlığıyla öne çıkıyordu. Savcılığı, uydurma belgeler düzenlemekle ve yalancı tanıklar göstermekle suçladı. Nazileri Almanya’yı bu şekilde yönetmeye iten şeyin “anormal [bir] akıl durumu,” olduğunu iddia etti. Lafı uzattıkça uzatırken, Göring onu susturmaya çalıştı. “Hiçbir şeyden pişman değilim… İnsanlar ne yaparsa yapsın, bir gün beni Tanrı yargılayacak. Ben ona cevabımı vereceğim ve benim masum olduğumu söyleyeceğini biliyorum,” dedi Hess. Sf. 179

    Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.