Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Yahudi filozof Musa ibn Meymun, bir keresinde, kişi sadece “bilmiyorum” demeyi öğrense başarılı olur, demiştir. Sf. 324

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Neden depresyonda ya da manik olduğumu açıklayabiliyorsam, bu durumda depresyon ya da mani hastalıkları bende yoktur. Bir sebep öne sürmek her şeyi normal hale getirir. Sf. 324

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak leke ne kadar derin olursa olsun, sağlık ile hastalık arasındaki sınırın geçirgen olduğu gerçeği tartışmasız olmaya devam eder. Akıl sağlığının bazı yönleri en ağır akıl hastalıklarında bile bulunur ve akıl hastalığının bazı yönleri zihinsel bakımdan en sağlıklı insanda da görülür. Bu açıdan bakıldığında Freudcular haklıydı; hepimiz zihinsel olarak bir ölçüde hastasıyız. Sf. 310, 311

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 310, 311) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hitler olmasaydı Holokost da olmazdı denilmiştir. Ancak Hitler Nazi rejimini tek başına yaratmadı ve sürdürmedi. Diğer pek çok Nazi liderinden yardım gördü. Bu liderler, artık biliyoruz, zihinsel bakımdan gayet sağlıklıydılar. Sf.307

    Hitler’e gerekliydiler, onun gözü, kulağı, kolu ve eliydiler. İkinci sınıf Nazi liderler olmadan hiç kimse böylesine totaliter bir devleti yönetemezdi. Şu paradoksla yüzleşmek durumundayız: Onlar kötü yaratıklardı, fakat zihinsel bakımdan sağlıklı, normal homoklitlerdi. Sf. 307

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nuremberg duruşmalarında Müttefikler, iki düzine Nazi liderlerini pek çok psikiyatr ve psikoloğun iki yıl boyunca kapsamlı kişisel mülakatlar ve psikolojik testlerle süren değerlendirmesine tabi tuttular. Bu değerlendirmeler Nazi liderlerinin, akıl hastası olmayan, zihinsel olarak sağlıklı, normal insanlar olduklarını ortaya koydu. Bu sonuç Hannah Arendt’in kötülüğün sıradanlığı tezinin sonradan doğrulanması olarak da görülebilir. Eğer öyleyse, bu durum bize en azından şunu söyler: Hiçbir Nazi lideri, intihar eden ve bu yüzden Nuremberg’de yargılanamayan üç kişi (Hitler, Himmler ve Goebbels) dışında, akıl hastası değildi. Sf. 301

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.

  • David Owen bunun “Hubris sendromu” olduğunu hatırlatır ve bir iktidar bozulması olduğunu düşünür. Liderleri on yıllarca uluslararası siyasetin en yüksek saflarında gözlemlemiştir ve uzun süre iktidara maruz kalmanın bu insanların çoğunun eleştiriyi kabul etme ya da kendi inançlarına ters düşen olayları doğru biçimde yorumlama konusunda isteksiz olduklarına, hatta bunu yapamadıklarına inanır. Hubris Sendromu, yönetimde kalma süresine ve yönetimin mutlaklığına göre ağırlaşır. Owen, depresyon, mani ya da anormal kişilikten tamamen bağımsız olan bu sendromun özgül niteliklerini de saptamıştır. Owen’e göre bu türden liderler karşıt görüşlere tepkisiz olurlar, sadakat gösteren “biz”le konuşurlar, tarihin ya da Tanrı’nın doğru bir yargıda bulunacağını farz ederler, kamuoyunu göz ardı ederler, muhalifleri aşağılarlar ve aksini gösteren bulgulara rağmen kendi inançlarını katı biçimde savunurlar. Sf. 299

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 299) kitabından birebir alınmıştır.

  • Chotiner, Nixon’a agresif siyaseti öğretti. Bu siyaseti Chris Matthews şöyle özetler: “Chotiner’in iki ilkesi vardı. Birincisi, oy vermenin negatif bir edim olarak görülmesiydi: İnsanlar birisi için değil, birisine karşı oy verirlerdi. Chotiner’in ikinci kuralı, seçmenlerin bir kerede ancak iki ya da üç sorunu kavrayabilecek kadar zihinsel kapasiteye sahip olduklarıydı. Her bir kampanyanın hedefi, bu nedenle, sorunları iki ya da üç adetle sınırlamaktı; bunların hepsi muhalefete bağlanmalıydı ve hepsi negatifti. ‘Bütün samimiyetimle şunu söylemeliyim ki eğer kampanya başlamadan önce muhalefetin adayını tanımlamazsanız,’ diyordu Chotier müritlerine, ‘yenilgiye mahkûm olursunuz.” Sf. 276, 277

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 276, 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakın arkadaşlarının olmaması (Reagan gibi) ve içe dönüklüğü (Carter gibi) nedeniyle Nixon kendi sınırlarını biliyordu. “Dandik bir kişiliğe sahip olduğumu biliyorum,” demişti bir keresinde. Dehşet küfrederdi: Beyaz Saray tapelerinde açığa çıkan, en fazla kullandığı sözler, “saksocu” ve “lanet Yahudiler” idi. (Kennedy, “sikiş” ve “siktir” sözcüklerini tercih ederken, Johnson kurmay toplantılarını başkanlık tuvaletinden sürdürür, işeme ve dışkılamayla ilgili metaforlar kullanırdı; fakat fazla kibar olmayan George McGovern sözünü kesen birine kıçını öpmesini söylediği zaman, medya kıyameti koparmıştı.)

    Bunların hiçbiri akıl hastalığını ya da özellikle anormal bir kişiliği göstermez. Sf. 273, 274

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 273, 274) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne var ki, bu terimlerin genel tanımlarını uyguladığımız zaman, büyük liderler belirgin biçimde zihinsel olarak hastadırlar ve başarısız mevkidaşları da zihinsel olarak sağlıklıdırlar. Bu ya tuhaf bir rastlantıdır ya da gayet anlamlıdır. Sf. 260

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • Onun ılımlı bipolar bozukluğunun 1937’ye kadar, karizmasını, esnekliğini ve siyasi yaratıcılığını ateşleyerek, siyasi karakteri üzerinde olumlu bir etki yarattığını düşünüyorum. Bu tarihten sonra, esas olarak damardan verilen amfetaminlerin -bipolar bozukluğu nedeniyle bu maddelere özellikle duyarlıydı- zararlı etkisi, Hitler’in liderlik yeteneklerini felaket niteliğinde sonuçlar yaratacak şekilde sakatlayarak onun manik ve depresif epizotlarını kötüleştirdi. Sf. 250

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kariyerinin ilk dönemlerinde Hitler yetki verme konusunda sıkıntı yaşamazdı. Kapsamlı siyasetler oluşturur, askeri ve siyasi danışmanlarının bunları uygulamalarına izin verirdi. Artık ayrıntıları takıntı haline getiriyor ve komutanlarına her fırsatta ne yapmaları gerektiğini detaylarıyla söylüyordu. Hitler’in özel onayı olmaksızın hiçbir emir verilemez hale gelmişti. Feldmareşal von Rundstedt şöyle diyordu: “izin almadan sevk ve idare edebildiğim yegâne birlik, kapımın önündeki nöbetçiler.” Sf. 245

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Temmuz 1944 günü askeri komplocular Hitler’e başarısız bir bombalı saldırı düzenlediler. Bazı komplocular Rommel’in de onlarla beraber olduğunu sonunda itiraf ettiler ve Hitler komploya karışan subayların peşine düşüp onları infaz ettiğinde Rommel, Führer’inin akıl hastası olduğu sonucuna vardı. Yardımcılarından birine, “Patolojik yalancı iyice çıldırdı,” demişti. Ekim ayında rejim Rommel’e iki seçenek sundu: Sessizce intihar etmek ya da ailesiyle birlikte infaz edilmek. Naziler, onun kalp krizinden öldüğünü söylediler ve tam bir askere yakışacak görkemli bir cenaze töreni düzenlediler. Sf. 244

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aralık 1943’te Himmler, Hitler’in “zihnen hasta” olduğu kanaatine vardı ve bütün savaş tutsaklarının infaz edilmesi gibi bazı emirlere itaat etmedi. En azından iki kez (1938’de ve 1942’de) birkaç General, Hitler’in bir akıl hastanesine sevk edilmesi için önde giden psikiyatrları ikna etmeye çalıştı. (Doktorlar bunu reddettiler.) Sf. 244

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tedavi edilmemiş bipolar bozukluğu olan bir adama her gün damardan amfetamin vermek, onun karar alma süreçleri üzerinde muhtemelen büyük bir etki yaratır. Güçlü antidepresanlar olan ağız yoluyla alınan amfetaminler bile, bipolar bozukluğu olan insanların yaklaşık yarısında maniye neden olur, özellikle lityum gibi (Hitler zamanında yoktu) ruhsal durumu düzenleyen ilaçlar da bu insanlara verilmez. Sf. 242

    Hiçbir çağdaş hastane etik komitesi böylesine riskli bir araştırmaya izin vermez; bu, hasta haklarının açıkça ihlali olur. Ancak Adolf Hitler bu ihlali her gün yapıyordu. Aylarca her gün kas içinden amfetamin verilerek bu türden bir araştırmaya tabi tutulan fareler, psikoz araştırmasında hayvan modeli olarak kullanılmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse, bunlar, özellikle ağır zihinsel hastalığı olan insanlara verildiğinde tehlikeli olan ilaçlardır. Sf. 243

    Hitler’e zaman ayarlı bomba demek bile sorunu azımsamak olur. Sf. 243

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 242, 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kennedy protestoların neden yükselmekte olduğunu merak ediyordu. Bir gazetenin imtiyaz sahibi ve en yakın siyah danışmanı olan Louis Martin’e başvurdu. “Zenciler öncekinden farklı fikirler geliştiriyorlar,” dedi Kennedy. “Bu fikirleri nereden alıyorlar?” “Sizden!” diye yanıtladı Martin. Sf. 219

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adolf Hitler damar yolundan amfetamin alırdı. Göreceğimiz gibi, kendisinde gençliğinden beri ağır depresif ve manik epizotlarla (ataklarla) seyreden bipolar bozukluk vardı. Fakat bu ruhsal epizotlar, 1937 civarında depresif dönemlerinin tedavisinde amfetamin kullanana kadar, Hitler’in karizmasına ve liderlik becerilerine katkıda bulunarak pek çok bakımdan gayet yardımcı oldu. Sonra günlük damar içi enjeksiyonlarla bu tedaviye başladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bu uygulama her gün devam etti; bipolar bozukluğunu artırdı ve sözcüğün tam anlamıyla dünyayı mahvederken giderek daha ağır manik ve depresif epizotlar yaşadı. Sf. 206

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik İle Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Roosevelt fazla felsefe ve şiir okumaz, tarihi tercih ederdi. Entelektüel tartışmaya katılma baskısı hissettiğinde, duraksardı. Bir keresinde genç bir muhabir neredeyse tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, “Sayın Başkan,” dedi, “yoksa siz bir Komünist misiniz?” “Hayır.” “Peki, kapitalist misiniz?” “Hayır.” “Sosyalist misiniz?” “Hayır,” dedi FDR biraz şaşırarak. “O zaman sizin felsefeniz nedir?” “Felsefe mi?” dedi Başkan, iyice şaşırmıştı. “Felsefe mi? Ben bir Hıristiyan ve bir Demokratım, hepsi bu.” Sf. 168

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Esneklik, riskten tam bir kaçınmayla değil, riske maruz kalmakla gelişir. Sf. 157

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • Travmanın kendisi bazı insanlara psikolojik olarak hiçbir zarar vermeyebilir; aslında onlara yardımcı olabilir. Burada söz konusu olan travmaya rağmen değil, travma nedeniyle daha iyi olmaktır. Sf. 155

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Freud ve Frank şiddet içeren misillemenin, adaletsizliğe daha doğal bir tepki olduğu konusunda bence haklıydılar.” Sf. 136

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. ) kitabından birebir alınmıştır.