Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Din yönetim içindir. Musa, Mısırdan çıktığı an, yönetmekle yükümlü bir halkı olunca derhal bir “din” buldu, yönetimi pek çok kolaylaştıran bir icattır. Diğer taraftan, hadis kitaplarını incelediğimiz zaman, bir yönetim sorunu tespit edilir edilmez bir ayet düştüğünü görüyoruz. Burada bir şaşmazlıkla karşı karşıya geliyoruz ve melekler, hiçbir halde gecikmiyorlar. Demek ki, tekrarlıyorum, dinler yönetim içindedirler ve cumhuriyetler kapitalizme ulaşınca, devrimlerin irreligiosity coşkusu çabuk sönüyor ya da söndürülüyor, “dine dönüş” yerini almaktadır. Sf. 47

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama yapıyoruz ve insanoğlunun en harika icatlarından birisi olan dilin serüvenlerinden biliyoruz; insan olarak kolay olana yatkınız. Aç kaldığımızda ve yiyecek bulamıyorsak, kendimizi yemeye başlarız ve vücudumuzun yağlarını yiyeceğimizi düşünürüz; hayır, yağ yemek zordur. Karaciğerimizi, eklemlerimizin etrafındaki kıkırdakları yeriz, çok kolaydır. Kolay olanı biliyoruz ve seviyoruz. Sf. 42

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Entelektüel ve felsefi planda ise ben tesadüfün varlığına inanmakta güçlük çekenlerin arasında yer alıyorum. Bana göre tesadüf, henüz açıklanamayan ilişkiler ya da beraberliklerdir.

    Materyalist, maddenin diline güvenen canlıdır. Sf. 41

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalnız, yine de çemberi daralıyor ve bu açıdan baktığımızda Erdoğan’ın işi zorlaşıyor; üzülmeye başladığımı saklamıyorum. Amma ve lâkin, Yüce Gök’e şükürler olsun, Doğu Perinçek ve Soner Yalçın varlar; her vesileyle, yardımına yetişiyorlar. Hiç yalnız bırakmıyorlar; Erdoğan’ın en sıkıntılı zamanlarında, hemen yanındadırlar. Yüce Gök’ten, hizmetlerinin karşılıksız kalmamasını diliyorum; çolukları ve çocuklarını düşünüyorum. Sf. 17

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biz bu sözcüğü, aslı “haste”, pek çok zaman olduğu üzere, Farisi’den alıyoruz, Farisi’de “hastan” fiilinden geliyor, yorulmak, yaralamak, dermansız kalmak ve yapmak anlamındadır. İranlılar, bizde ki “hasta” sözcüğü için “bimar” ve “mariz” kelimelerini kullanırlar ki, bu sonuncusu Türk argosunda, “hasta” ve “dengesiz” hale getirmek anlamları var. Ancak İran’da “hastahane”, bizdeki anlama da gelmektedir. Demek ki, “hastayem” yorgunum anlamındadır; hastalık, yorgunlukla hissedilmektedir. Sf. 360

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 360) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ekleyebiliriz, Israel’de önemli bir “Kürt Yahudi’si” topluluğu var, Kürtçe konuşuyorlar, Kürt düğünleri ile evleniyorlar; bakan ve genelkurmay başkanı çıkarıyorlar. Bu Kürt-Yahudi nüfusunun arttığını biliyoruz. Sf. 331

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 331) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Yahudilerinin en “hikmetli” kadrolarının, hahamlarının, “günah” saydıkları için Alyans Üniversel İsraelit okullarına, kısaca “alyans” mekteplerine, karşı çıktıklarını unutuyoruz. Hâlbuki bu okulların kuruluş nedeni, Yahudiler’in yoksul ve Osmanlı Türklerinden daha cahil ve yeteneksiz olmaları idi, başta Osmanlı, diğer Müslüman ve bazı geri Hıristiyan ülkelerde yönetime gelebilmeleri için bir ihtiyaç sayılıyordu; bilmek istemiyoruz. Sf. 291

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 291) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabii burada, pek dindar Dostoyevskiy’nin kumara ve şehvete aşırı ve frenlenemez düşkünlüğünü tekrar not etmek zorunda kalıyoruz; yeridir. Sf. 288

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dostoyevski şöyle devam etti:

    “Siz sağlıklı insanlarsınız; o mutluluğun nasıl bir his olduğunu, biz epileptiklerin nöbetten bir saniye önce duyduğu mutluluğun derecesini tahmin bile edemezsiniz. Muhammed, cenneti gördüğünü, orada bulunduğunu, kitabı Kuranda inanarak anlatıyor. Tüm zeki ahmaklar ise, kendilerinden pek emin, onun yalnızca bir yalancı, bir şarlatan olduğunu düşünür! Ama hayır, Muhammed yalan söylemiyor! O da benim gibi, sara nöbetinden hemen önce cenneti gerçekten de görmüştür. Bu haz bir saniye mi, bir saat mi yoksa aylar mı sürüyor, bilemiyorum, ama şu sözlerime inanın, yaşamın sunabileceği hiçbir mutluluk onun yerini tutamaz.” Sf. 284

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dostoyevskiy’nin hayatı ise sanki para isteme için bir vesiledir; bazı tanınmış epileptik misli paraya da aşırı düşkündür. Hep para istediğini biliyoruz. Sf. 283

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki sözcükten oluşuyor, Elen’ce “şizien”, parçalama anlamındadır ki schism, “hizip” de aynı köktendir ve “frinia”, akıl karşılığıdır; böylece, ikisi birleşince, “parçalı akıl” manasını veriyor. Güzel, buradan bir adım daha atabiliyoruz, bu şizofreni, “parçalı akıl” hali de diyebiliyoruz, ise epileptiklerde sık sık manifeste oluyor; Doktor Lishman bu çıkışın iki kanalına işaret ediyordu ki, aktarmıştım ve burada tekrarlamanın verimli olduğunu düşünebiliyorum. Sf. 282

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Galen, cinsel ilişkinin, hem ruh hem de vücut üzerinde iyileştirici etkisi olduğuna inanıyordu ve tabii savunuyordu; melankolik halde olan ve kızgın bir insan, cinsel ilişkiden sonra daha makul bir duruma geçiyordu. Ayrıca Galen’e göre, cinsel münasebet, aşka düşmüş ve aşkla kavrulan bir insanın ölçüsüz ateşini indirebiliyordu; tabii, ölçüsüz olduğu takdirde, insanı zayıf düşürdüğünü not etmekten de geri kalmıyordu, demek, her filozof-hekim misli Galen de ölçülüdür. Sf. 272

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

  • Galen ya da “Galenus” ki “barışçı” anlamındadır, en çok babasına ve Hippocratese hayran idi ve Hippocrates’e atfedilen “en iyi hekim aynı zamanda bir filozof’tur” diktum’una hep bağlı kalmıştı, her disipline merak saldı ve hep öze inmeye çalıştı. Sf. 271

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 263) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünya’da ilk kalp transplantasyonunu yapan Christian Barnard da, Amerikalı veya İngiliz değildi, Güney Afrikalıydı; Güney Afrika, Doktor Barnard’ın transplantasyon denemeleri yaptığı zamanlarda ırkçılığın en şiddetli olduğu yer olarak bilinmektedir. Doktor Barnard’ın, insandan önce köpekler üzerinde pek çok de-neme yaptığı hep haber veriliyordu; ancak Güney Afrika’da zenciler köpeklerden daha değerli değillerdi ve trafik kazasından yaralı gelenler üzerinde de, ölmekte oldukları varsayılarak, transplantasyon çalışmaları yapılma ihtimali hep yüksek tutulmuştur. İşte böyle bir yerde, 1922- 2001 yılları arasında yaşayan Doktor kalp naklini 1967 yılında gerçekleştirdi ve büyük ün sahibi oldu. İlk kalp naklinin yapıldığı tarihte, ırkçılık kanuni ve egemendi. Sf. 271

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 271) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sir Edmund, papazı bir konuda bilgilendirmek gereğini duyuyor. “Biliyorsun, insanlar asılır veya boyunlarında demir halka sıkılarak boğulurken ereksiyon yaşıyorlar ve tam nefes kesilince boşalıyorlar”; şimdi bu sahneyi oynamak üzeredirler. Sf. 259

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sodom” eski bir Filistin şehridir; ancak yaygın seks, genç oğlanlar ve hayvanlarla yapılıyordu, öyle ki, bu kentin adından pek çok sözcük çıkmış durumdadır, “sodomi”, erkekler arasında ve hayvanlarla yapılan anal seksi anlatmaktadır; sözcüğün “sefahat” anlamı da var. Yakup Kadri’nin “Sodom ve Gömere” romanından genellikle anlaşılan budur. Bunun dışında, İngilizce “sodomize” fiili, iradi veya zorla, anal seks yapmak anlamına geliyor, ancak “to be sodomized” da var. Nitekim, de Sade hakkında mahkemelerde ifade veren fahişeler, Marki’nin kendilerini sodomize ederken, uşağının da Markiyi sodomize ettiğini anlatıyorlardı; buna, İngilizcede “to be sodomized” diyoruz. Bu arada Marki’nin, genelevlere yaklaşmasının yasaklanmış olduğunu not etmiştim, tekrarlamış oluyorum. Sf. 252

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 252) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir nokta, etimolojik düzlemde, “porn” sözcüğü ile “oruspu” kelimesi arasında bir fark bulunmuyor; “porn”, Antik Elenistan’da “fahişe’nin karşılığı olan sözcüklerden sadece birisidir. Ama şimdi, cinsel ilişkiyi tahrik için cinsel ilişkinin, sözle veya resimle ve her türlü estetik kaygıdan uzak olarak, temsil edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Kısacası, erotizmde estetik var, pornografide tahrik ön plandadır. Sf. 258

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 258) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir epileptik, nöbetler arasında son derece zaaflıdır, nöbetler, epilepsi hastasını belleği ve iradesi çok zayıf bir yaratık yapmaktadır. İradesi ve öğrenme kabiliyeti son derece zayıf ve paraya ve hırsızlığa meyyaldirler. Dostoyevskiy’de bu zayıflığı kumarda ve şehvet düşkünlüğünde netlikle teşhis edebiliyoruz. Bu iki açıdan Dostoyevskiy tam bir lümpen kişiliğe sahiptir; kumar ve şehvet tutkusunun esiridir. Bu nedenle “bir nöbet için on yılımı veririm” dediğine bakacak olursak, Dostoyevskiy’nin nöbetlerinde orgazm ihtimalini yok sayamayız. Sf. 263

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 263) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öte yandan, Caligula’nın iktidarında tepeden aşağıya inen büyük bir ahlaksızlık hüküm sürüyordu. Ama aynı zamanda çok muhafazakâr ve bağnaz bir Roma yaratılıyordu. İki kişiliklilik burada da karşımıza çıkıyor. En ahlaksız olan, en dindar görünmek isteyendir; ne yazık, epileptik kişilik, buna çok uygundur. Bu açıklığa ulaşmış durumdayız. Sf. 245

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinselleşme, Augustus döneminde başlamıştı; çöküntüde, imparatorlukta ve benim öne sürdüğüm yeni kavramla “tekeliyet” düzeninde, yönetim, dinselleşme ve yobazlığa muhtaçtır. Az sayıların iktidarında halkın yobazlığa batırılması zorunludur; bu, hem siyasi hem de sınıfi’dir. Saralı Caligula, bunu, kendisinin “Tanrı” ilan edilmesine vardırdı; epilepsi hastanelerinde Tanrı ve peygambere çok rastlıyoruz. Sf. 244

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.