Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Babaları, çocuklarının idamını izlemeye zorluyordu. Çocuğu henüz idam edilmiş olan bir babayı akşam ziyafete çağırıyor ve ziyafet boyunca yaptığı şakalara gülmesini emrediyordu. Bir ara hasta olmuştu; “yaşarsa, gladyatörlerle çarpışırım” diyen sanatörü, gladyatörlere parçalattı. Bu nedenle olabilir, Montesquieu, “Caligula etoit un vrai sop- hist dan sa cruaute”, Caligula, zalimlikte gerçek bir filozoftu, demektedir. Sf. 244

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki kişiliklidir; hem küstah ve hem köledir.

    Daha küstah olanı ve daha kölesi gelmemiştir ve saralı’dır. Sf. 242

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Caligula’yı, geçen yıl, yazdım; ancak yazarken, daha çok siyaset felsefesi açısından bakıyordum. Cumhuriyet yıkılıyordu, Julyus Sezar, cumhuriyet yıkıcısı ve bir diktatör adayı olduğu için, Brutus ve Cuntası tarafından öldürülmüştü; Brutus, bir “cumhuriyetçi” idi, ama cumhuriyet yıkıcısını öldürmekle birlikte cumhuriyeti kurtaramadı. Hedefinin bilinmemesi ve yalnızca, “sen de mi, oğlum” sözüyle hatırlanması bir tarih talihsizliğidir. İzleyen iç savaşı Augustus kazandı, Augustus, cumhuriyet kurumlarının içini boşalttı ve Tiberius, çökertti; arkasından bu çöküntü üzerinde tepinecek, bir “tepeleyici” aranıyordu, bu Caligula’dır. İnsani değerlerin hiçbirine bağlılığı olmayan ve tam bir dejenere idi; bunun için seçilmiştir. Sf. 241

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada, “aşırı ve ölçüsüz dinsel ritüellere bağnazca bağlanma” ve “aşırı ve frenlenemeyen şehvet” kişilik çizgilerini okuyoruz ki son derece açıklayıcı olduklarında kuşku bulunmamaktadır. Buraya, “kaba donuk yüz ifadesi” de ilave edebilir; benim bu mediko-politik çalışmamda önemli yerlere sahiptirler. Neden mi, çok basit bir nedenle ve bu epileptik karakter çizgilerine baktığımda, “saralı cumhur” tasvirinin yerli yerine oturduğuna bir daha hükmedebiliyorum. Sf. 230

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Julyus Sezar için yaşadığı dönemde rakipleri, “bütün kadınların kocası ve bütün kocaların karısı” yakıştırmasını yapmışlardı; yakıştırmadan öte olduğunu biliyoruz, Sezar da, epileptik idi. Caligula, ayrıca had safhada sodomi düşkünüdür; iki türünü de tatbik ettiği kayıtlıdır, ünlü tiyatro oyuncusu oğlanları altına alıyor ve bir diğerinin altına yatıyordu; sodomi budur. Cinayette ise eşsizdi ve erkek sevgilileri kadar metreslerini de gözünü kırpmadan öldürüyor veya öldürtüyordu. Sf. 212

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalnız bu durum sanıldığından yaygındır; epileptikler arasında, vecd halinde, kendilerini Tanrı ile yüz yüze konuşurken hayal edenler ve bu nedenle de “peygamber” olduklarına inananlar çoktur. Epilepsiye “peygamber hastalığı” da denmesinin nedenlerinden birisi buradadır. Sf. 212

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tersinden de söyleyebilirim; birisi oturmak için minder taşıyorsa ve sandalyesine, kıçından yukarı ve arkasına minder konuyorsa, böylece dayanması kolaylaştırılıyorsa, saralı olduğuna hükmetmek durumundayız. Böyle bir halin, bel fıtığı ile bir ilgisini kurmak pek zordur. O halde tıptaki mesleki ve ahlakı bunalıma tekrar işaret edebiliyoruz. Sf. 200

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 200) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ölüm, bilincin kaybı değilse nedir?

    Orgazm, yaşamı sürdürmek için, anlık ölmek değilse, ne diyebiliriz; orgazm’ı da, zaman zaman “öldüm” sözü ile anlatıyorlar ve biliyoruz. Ortak yanları, bilincin kaybındadır. Sf. 188

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Julyus Sezar ve Caligula’ya ilaveten Dostoyevskiy’in de bir şehvet düşkünü olduğunu not edebiliyoruz; ilk ikisi için, “bütün kadınların kocası ve bütün kocaların karısı” yakıştırması yerindedir, sodomist ve sodomize oldukları noktasında da “tarih” kayıtlarına rastlıyoruz. Dostoyevskiy için ise, tacizci ve/veya “ırz düşmanı” işaretleri var. Dolayısıyla, ortalama saralıların hiposeksüel olduklarını kabul etsek dahi, “büyük” sara hastalarının şehvet düşkünü ve hatta homoseksüel ve sodomizasyon meraklısı olabileceklerini akla getirmek durumundayız. Sf. 170

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fakat asıl deliliği Suavi ihtilali ile başlar. Ali Suavi, Çırağan’ı basıp Sultan Murad’ı tekrar tahta geçirmek isteyinceye kadar Abdülhamit örfen deliydi, sonra tıbben çıldırdı.

    Düşün bir kere, Suavi vakasından sonra Prusya elçisine, “beni muhafaza edin!” diye yalvarıyor. Belinde Osmanlı kılıcı taşıyan bir adamın bir kavas kadar haysiyeti yok. Bir ecnebi sefirine bunu söylemek için bir devlet reisi deli olmalı.” Sf. 167

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbraniler “Karaim” diyorlar, memleketi esas itibariy­le Kırım’dır. Karaylar, hâlihazırda da bir Yahudilik mezhebi olarak varlar, ancak artık daha çok Kırım Türkleri ile Tatarlara ait bir “din” kabul etmek durumundayız. Sf. 482 

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • Buraya Cahen’in şu tespitini aktarmamızın zamanıdır: Atamanlılar, Bizans ile sembiyoz halde, sanki yapışık biçimde, bir Avrupa Devleti idi ve Asya Devleti olarak alınması çok sonradır. Tarikatlaşması İkinci Bayezid ile ve Arap-Müslüman bir tabana kayması ise Birinci Selim ile başlamıştır. Sf. 461

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 461) kitabından birebir alınmıştır.

  • Balkan ülkelerinden pek mühim bir tarihçi olan Iorga, bunun tam tersini yazıyor, Fatih dâhil o zamana kadar bütün Atamanlı sultanları, fetihlerde din motifini hiç kullanmadılar. Fatih Mehmet, Trabzon asillerinin hiçbirisini, zorlamak bir yana, hiçbirisine din değiştirmeyi telkin bile etmedi. Hepsinden Hıristiyan olarak yararlandığını biliyoruz. Sf. 450

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mevleviliği canlandırma ve yayma işi de “sofu” da denilen Bayezid’in omuzlarına düşmüş görünüyor. Hem Nakşibendilik, hem de Mevlevilik, yöneten sınıfların tarikatıdır ve yönetenlerce yayıldılar. Sf. 442

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bayezid, babası Mehmet Fatih’in dinsiz ve imansız olduğunu yaymasının ötesinde, Mehmet’in Bellini’ye yaptırdığı resimlerin tamamını ya yırttırmış ya da pazarda sattırmıştı, resim yapılmasını da dinsizlik saydığını düşünmek durumundayız. Sf. 435

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1469 -1527 yılları arasında yaşamış olan Nicolas Machiavelli, devlet teorisinin kurucularındandır. Hükümdara söylediği, “Fransa’yı zapt etmek kolay, idare etmek zordur, Türkiye’yi feth zor, idare kolaydır” formülasyonu, Machiavelli’nin dir ve mükemmel diyebiliyoruz. Sf. 433

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doktor Fisher, bu çalışmasında, daha çok Dalezze’ye dayanarak, İkinci Bayezid’in, “babam Peygamber Muhammet’e inanmazdı ve as­lında hiçbir inancı yoktu” dediğini haber vermektedir. Sf. 430

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.

  • Buradan, Atamanlıların “dini var, imanı yok” hallerini tekrar bulmuş oluyoruz. Dinleri, dillerindedir. Bir dinler federasyonu içindedirler ve bir din kurmayı deniyorlar. Dinleri önemsemeyen yeni bir kavme yol açıyorlar. Sf. 420, 421

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 420, 421) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak tarihçi Gibbon’dan hatırladığım ve hatırlatmak istediğim teşhis, bir ölçüde, peygamberane idi; “Türk tarihçileri kazanan hizbin kuludurlar”, diyordu.  Kazanan hizbe göre yazarlar ve kazanan değişirse, değiştiriyorlar. Atamanlarda tarih yazımı işte budur. Sf.418

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 418) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kritovoulos, Mehmet’in askerlerinin, öldürerek korkuttuklarını ve doğrayarak terörize edip köleleştirmek istediklerini anlatıyordu. Mehmet’in bu yoluna “Cengiz Usulü” diyorum. Korkuyu silah yapmıştır. Sf. 410

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 410) kitabından birebir alınmıştır.