Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Konstantin’in Mehmet’e şu cevabı geldi: “Kent’i teslim etmek ne benim iktidarımdadır ne de buna buradaki herhangi bir kimsenin gücü yeter. Hepimiz kendimizi ölüme hazırladık ve bundan da üzüntü duymayacağız.” Kent’ini ve halkını seven bir onurlu yönetici davranışı ile karşı karşıyayız.

    29 Mayıs yaklaşırken surların içinden en çok “Kirye Elison” sesleri yükseliyordu; İstanbullular “Tanrım, bize acı” diye ağlıyorlardı. Barbaro, kuşatmanın son günü için “Kent’in lanetlenmiş halkı Kent’in çoktan düşmüş olduğunu hissediyordu” notunu düşmüş; doğru, son gün her yerde ve surların üzerinde sonun geldiğini haber veren çan çalıyordu. Kuşatmanın son gününde İstanbullular, “Merhamet, merhamet, tanrım, Konstantin’in memleketine Cennet’ten yardım gönder, yardım gönder de bu memleketi dinsizler yönetmesinler!” sözleriyle hem dua ediyorlar ve hem de inliyorlardı. Sf. 407

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 407) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fakat Mehmet, heyecanlarına daha çok basınç uygulamak istiyordu ve kendisini çok heyecanlandıran noktaya gelmişti: “Sonra oğlan çocuklarına da sahip olacaksınız; çok sayıda, çok güzel ve asil ailelerin oğlanları sizin olacak.” Sf. 391, 392

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 391, 392) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aktarmayı sürdürüyorum: “Fakat zavallı kaçaklar, ellerinde demir topuz ve zincirden kırbaçlarıyla, (courbatch olarak yazılıyor, y.k.) bir sıra çavuşla (chaoushes yazılıyor, y.k.) karşılaşıyorlar, çavuşlar kaçakları tekrar hendeğe sürüyordu. Bu acımasız çavuşlardan kaçabilen pek az saldırgan, palalarını çekmiş yeniçerilerle karşılaşıyor ve böylece yalnızca iki ölümden birisini seçme zorunda kalarak tekrar hücuma dönüyorlardı.” Hücumun en önünde olanlar hücumdan dönecek olurlarsa çavuşlar ve yeniçeriler tarafından öldürülüyorlar; hücumun önünde olanlar için iki ölümden birisini seçmekten başka özgürlük bırakılmıyordu. Sf. 382

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci Mehmet, yine askerlerinin moralsizlikle savaştan dönmek istedikleri bir zamanda, adamlarının birisinin aracılığıyla, Eyüp’ün mezarını buluvermişti. Bugün “Eyüp Sultan” olarak bilinen yer, İkinci Mehmet’in uydurmasıdır; Mehmet, askerlerin batıl inançlarından yararlanmaya çalışırken, Hazret-i Eyüp’ü bulmuştu. Bir icattır. Sf. 392

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 392) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçerilik düzeninde Türklerin modeli yine kendileridir; tekrarlamak pahasına da olsa bu düzeni Türklerin kendi kölelik döneminde öğrendiklerini belirtmek durumundayım. İlk ve bir kurum olarak uygulayanlar Memlûk Devletini kurabilmişlerdir; Memlûk Devleti, Türklerin köle halinin işaretidir; “mülk” olmuş Türklerin devletleşmiş aşamasıdır ve “kölemen” tabiri çok daha uygun düşmektedir. Sf.373

    Müslüman şefler, esir Türkleri buluğ çağında alıyordu ve İslâmlaştırarak asker olarak yetiştiriyordu. Türkler, diğer ırklar arasında, en iyi köle asker olmalarıyla derhal sivriliyorlar ve bu öyle net bir duruma yol açıyor ki, “Türk” ve “Memlûk” adları, aynı anlama gelmeye başlamıştı. Sf. 374

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 373, 374) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türklerin İstanbul’a girdiğini ve katliamın başladığını görünce, “Beni öldürecek bir Hıristiyan yok mu?” diye haykırarak ağladığı rivayet ediliyor. Kim ve nasıl öldürdü, bilmiyoruz, iki yeniçeri daha sonra Konstantin’i öldürdüklerini iddia ederek bahşiş almak istemişlerdi, verdiler. Sf. 370, 371

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 341 ile 343 arsı) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Gayretliler, isteyerek erken kalkarlar ve az yerler; oldukça kötü kızartılmış ekmek, güneşte kurutulmuş et, yoğurt veya süt, bal, peynir, üzüm, meyve, yeşillik, hatta altı-yedi kişiyi bir gün doyurmaya yetecek çorba için kullandıkları bir avuç un ile mutlu oluyorlar. Eğer iyi olma ümidi olmayan bir at veya develeri olursa, boğazından kesiyorlar ve yiyorlar. Bununla pek çok kez karşılaştım. Nerede uyuduklarına hiç bakmıyorlar ve genellikle yerde uyuyorlar.” Sf. 341

    “Üstlerine itaatleri sınırsızdır. Hiçbirisi, yaşamları tehlikede olduğu zaman bile itaatsizlik etmiyor. Elde edilen bu büyük başarılar, sayısız fetihler, bu her zaman kendisini gösteren değişmez itaatten kaynaklanıyor.” Sf.342

    Ordularının sayısını Hıristiyanların iki mislinde tutmak Türklerin politikasıdır. Bu sayı üstünlüğü cesaretlerini artırıyor ve çeşitli birlikler kurarak, aynı anda düşmanın çeşitli yerlerine hücum etmeleri imkânını veriyor. Cephede bir yarık elde edince inanılmaz bir kalabalıkla buraya dalıyorlar. Sf. 343

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 341 ile 343 arsı) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi tezi yazıyorum: Türk ordusu hiçbir zaman, teknik anlamda güçlü, etkin bir silahlı güç olmamıştır. Kazandığı savaşlarda eşit sayıda veya sayıca az olduğu örnekler son derece az görünüyor. Bu, fetih analizlerinden ayrı olarak, Osmanlı çöküşünde de önemli bir anahtar değerindedir. Sf. 337

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osman ve sonra Orhan, İznik’i, İzmit’i veya bir başka kale kenti kuşatıyorlar, bekliyorlar. Osman ki doğrusu “Ataman” ve Orhan’ın büyük kent fetihlerinin çoğu, kale içine sığınan aşırı nüfusun, yiyeceksizlik ve ümitsizlik içinde çökmesini, yıllarca beklemekten ibarettir; açlık ve yardım konusunda egemen olmaya başlayan ümitsizlik içinde, kale kentler teslim oluyorlar. Sf. 337

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğanın sağlıksız olanı tasfiye etmesi ve tarih’in başarısız olanı unutması, insan aklında bir zafiyet olmalıdır. Yalnızca yaşayabilen ve başarılı olanı alan bir aklın sınırlı ve eksikli kalacağını düşünebiliyorum.

    Marx düşüncesi de bu şekilde işlemektedir. Ancak savaşların ve mağlupların bellekte kalabilmesini kısmi bir düzeltici olarak görebiliyorum. Sf. 333

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 333) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fatih’in zamanında yazdığı ve Fatih’e sunduğu kitabında açıkça, Fatih’ten çok daha önemsiz kimselerin daha iyi bilinmelerine ve daha ünlü olmalarına razı olamayacağını belirtiyordu ve Mehmet’i, “Makedonya’lı İskender’den hiçbir zaman aşağı olmayan” bir lider olarak tanımlamıştı. “Gerçekten de Sen, eylemle sözü ve akıl ile görkemi birleştiren krallar içinde bir tanesin veya herhalde pek azından birisisin; çünkü Sen, hem iyi bir kral ve hem de güçlü bir savaşçısın”; bu tarih ve övgü Kritovoulos’ta var. Grek yazarın kitabı, “Fatih Mehmet”, Grekçedir.

    Kritovoulos, Fatih Mehmet için açıkça “Philhellene” nitelemesini kullanıyor; Greklerin dostu olduğunu kaydediyor. Bunu, Mehmet’in özel olarak Atina’yı ziyaret etmesi ve özellikle Acropolis’e hayranlığını ifade etmesi üzerine not etmişti; Fatih, Atina’yı dört gün gezmiş ve incelemeler yapmıştı. Demek, zamanına göre çok modern bir imparatordur. Sf. 327

    Grek tarihçi, Fatih’in savaşta olmadığı zamanları şehir planlaması ve felsefe ile geçirdiğine işaret ediyordu; ayrıca Mehmet’ten bir “kesin filozof” olarak söz etmektedir. Mehmet, stoacılarla, Osmanlıların Batlamyus dedikleri Ptoleme astronomisiyle, coğrafya ve özellikle tarihle çok yakından ilgiliydi; çevresindeki Hıristiyan bilginleri, Mehmet’e bu konuda kitaplar okuyorlardı. Kitap okutan ve dinleyen bir imparatordur. Sf. 328

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 327, 328) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Son derece önemsiz bir adım, Seni, en büyük, en güçlü, yaşayan ölümlülerin en meşhuru yapabilir. Nedir diye soruyorsun? Anlamak zor değil; bulmak için uzağa gitmeye gerek yok. Her yerde bulunabilir: Vaftiz olmak, Hıristiyanlığa dönmek ve İncil inancını kabul etmek için, biraz su, aqme pauxillum. Bir kez bunu yapınca, yeryüzünde şöhrette Seni geçecek, güçte Sana eşit bir tek prens bile olmayacak. Seni, Greklerin ve Doğunun İmparatoru ilan edeceğiz ve şimdiye kadar şiddet yoluyla elde ettiklerin, haksız bir biçimde elinde tuttukların, hakkın olarak, senin olacak. Tüm Hıristiyanlar Seni sayacak ve her türlü ihtilaflarında Seni hakem kabul edecek. Tüm mazlumlar, ortak koruyucuları olarak, sana sığınacaklar; hemen hemen dünyanın her ülkesinden insanlar sana gelecek. Çoğu, kendi iradeleriyle senin önünde eğilecekler, senin kapında adalet arayacaklar ve sana vergi ödeyecekler. Müstebitleri ezmek, iyilere destek olmak, kötülerle mücadele etmek senin işin olacak. Ve eğer doğru yolda yürürsen Roma Kilisesi, sana, karşı gelmeyecek. En yüksek makam, diğer krallara gösterdiği sevgiyi sana da gösterecek ve senin pozisyonun daha yüksek olduğu için sana daha fazla sevgi gösterecek. Bu durumda sen, çok daha fazla krallığı, savaş yapmadan veya kan dökmeden, kolaylıkla elde edebilirsin.” Sf. 323, 324

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Papa İkinci Pius, Mehmet’i vaftiz etmeyi planlıyordu, Mehmet’e teklif edilen Hristiyanlıktır. Sf. 319

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alternatiflerin kökünü kazımak, Fatih’in temel yöntemidir. Bu ilkenin bizde çok uzun ömürlü olduğunu sanıyorum. Sf. 319

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • Boşnak Kralı Stephan, 1463 yılında Papa İkinci Pius’a şunları yazmıştı: “Türkler, kendi taraflarını seçen herkese özgürlük vaat ediyorlar ve köylülerin kalın kafaları, “rusticorum rude ingenium” böyle bir vaadin samimiyetsizliğini anlamıyor ve özgürlüğün sonsuza kadar süreceğini sanıyorlar; bu nedenle yanıltılmış halkın, arkamda sizin desteğinizi görmedikleri sürece, benden uzaklaşmaları mümkündür.” 1464 yılında, ülkeleri İkinci Mehmet’in kuvvetlerine teslim olurken Boşnak köylüleri, “Kral’ı savunmak bizim işimiz değil; asiller savunsunlar” demişlerdi. Milan Dükü ile Napoli Kralı arasında 1455 tarihli bir mektup da, Arnavutluk köylülerinin, Türk yönetimini kendi asillerine tercih ettiklerini belirtmektedir. Sf. 285

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dağlar, eski kaçaklara ve gecekondular yenilerine sığınak sağladılar. Dağlar, gecekondular ve uç topraklar, hoşgörü yataklarıdırlar. Aynı zamanda inancın sığlaştığı mekânlardır, diyebiliyoruz. Sf. 283

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cengiz, bir ciddi adamdır; zorunluluğun gereğini yerine getiriyordu. Çeşitli ırkların, halkların topraklarında hareket edenler, hoşgörülü davranmayı öğrenmeye mecburdur; başka bir yol, imkânsıza yakındır ve çıkmazdır.

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moğol sürülerinin her kampında bütün dinler yan yana ve serbestçe öğretiliyor, uygulanıyor. İmam, Rabbi, Papaz, hepsi hepsi haraç ve hizmetten aynı ölçüde bağışık tutuluyorlar; Cengiz, Buhara’da Kuranı atlarının ayakları altına atmakla birlikte, peygamber ve papadan aynı ölçüde saygıyla söz etmekten geri kalmıyordu. Vahşi ve hürmetlidirler.

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinler, iyi veya kötü, dağlara giremiyorlar. Dağlarda bütün dinler, ortodoksisini kaybetmiş, büyük ölçüde bozulmuş ve birbirine son derece yaklaşmış bir biçimde ve yan yana yaşıyorlar. Dağların, her türden inanç karşısında bir rezistansı var. Sf. 282

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet, monarşik olmayan bir devlet biçimidir; seçilenin asil olup olmaması ve seçmen heyetinin sayısı, “cumhuriyet” tanımını etkilemiyor.  Önemli olan, efektif bir seçimin gerçekleştirilmesidir; oy verme yöntemi veya oyların sayım biçimi de, bir tanım için belirleyici olmaktan uzaktır. Sf. 235

    Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 235) kitabından birebir alınmıştır.