Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Nakit içinde yüzen Suudiler, yüzlerce milyon doları ABD Hazinesi’ne verecekler, onlar da satıcılara veya çalışanlara ödeme yapmak gerekene kadar bu parayı tutacaklardı. Bu sistem, Suudi parasının Amerikan ekonomisine geri dönmesini garanti ediyordu. Anlaşma, aynı zamanda, komisyon yöneticilerinin Suudiler ile birlikte yararlı olduğuna karar verdikleri herhangi bir projeyi de, meclis onayına gerek kalmadan yapmalarını sağlıyordu. Sf. 136

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 136) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer İran, Irak. Endonezya veya Venezuela gibi diğer ülkeler, bir ambargo tehdidinde bulunursa, geniş petrol rezervlerine sahip Suudi Arabistan araya girip boşluğu dolduracaktı. Bunu bilmek bile, uzun vadede, diğer ülkeleri bir ambargo düşüncesinden uzakta tutmaya yetecekti. Bu garanti karşılığında Washington da Suud Hanedanı’na çok cazip bir teklifle gelecekti: ABD, tam ve tartışmasız bir biçimde politik ve gerekirse askeri destek sağlama garantisi verecek, böylece hanedanın ülkenin hakimi olarak varlığını sürdürmesini sağlayacaktı.

    Coğrafi konumu, askeri kuvvetlerinin yokluğu, İran, Irak, Suriye ve İsrail gibi komşuları karşısında genel olarak zayıf konumu düşünüldüğünde, bu Suud Hanedanı’nın reddedemeyeceği bir teklifti. Sf. 134, 135

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 134, 135) kitabından birebir alınmıştır.

  • Görünürde, bu Suudi Arabistan Para Aklama Tezgâhı (Saudi Arabian Moneylaundering Affair) demekti ama aynı zamanda şakayla karışık bir kelime oyunuydu; krallığın merkez bankasının adı Suudi Arabistan Para Ajansı (Saudi Arabian Monetary Agency) veya SAMA idi. Sf. 132

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gerçek hedeflerse daima aklımdaydı: ABD şirketlerine yapılacak ödemeleri azami düzeye yükseltip, Suudi Arabistan’ı giderek ABD’ye daha bağımlı hale getirmek. Bu ikisinin birbiriyle ne kadar ilgili olduğunu fark etmem fazla uzun sürmedi; yeni geliştirilecek projelerin hemen hepsinin sürekli güncelleme ve bakıma ihtiyacı olacaktı ve o kadar yüksek teknolojiyle gerçekleştirileceklerdi ki, bakım ve modernizasyon ihtiyaçlarını ancak o projeleri geliştiren firmalar karşılayabilecekti. Sf. 131

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsrail yanlısı tutumundan dolayı ABD’nin cezalandırılması gerektiği ve en sert ambargonun bu ülkeye karşı uygulanması konusunda da anlaştılar. Hatta toplantıya katılan ülkelerin bir kısmı %5 yerine %10’luk bir kısıntı yapacaklarını ilan etti.

    Başkan Nixon, 19 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nden İsrail için 2,2 milyar dolarlık bir yardım çıkartılmasını istedi. Ertesi gün Suudi Arabistan ve diğer Arap üreticiler, ABD’ye yapılan petrol sevkiyatına tam ambargo koydu.’

    Petrol ambargosu 18 Mart 1974’te sona erdi. Ambargonun süresi kısa ama etkisi son derece büyüktü. Suudi petrolünün satış fiyatı 1 Ocak 1970’de varil başına 1.39 dolarken 1 Ocak 1974’te 8.32 dolara fırlamıştı. Politikacılar ve sonraki yönetimler 1970’li yılların ilk yarısında alınan dersleri hiçbir zaman unutmayacaktı. Uzun vadede ise o birkaç ayın travması şirketokrasinin güçlenmesine yaradı: Üç direği (büyük şirketler, uluslararası bankalar ve hükümet) birbirine o zamana kadar hiç olmadığı şekilde sıkı bağlandı. Bu kalıcı bir bağ olacaktı. Sf. 125, 126

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 125, 126) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arap petrol bakanları diğer seçenekleri de değerlendirmek üzere Kuveyt’te toplandı. Irak delegesi, şiddetle ABD’nin hedef alınmasını istiyordu: Diğer delegeleri Arap dünyasındaki Amerikan şirketlerini millileştirmeye, ABD ve İsrail ile dostluk iliş- kileri olan tüm diğer ülkelere topyekûn petrol ambargosu uygulamaya ve Amerikan bankalarındaki tüm Arap paralarını çek- meye çağırdı. Bankalardaki Arap paralarının ciddi boyutlarda olduğuna ve öyle bir eylemin 1929’dakinden çok da farklı ol- mayan bir paniğe neden olabileceğine işaret etti. Sf. 125

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suudiler’in dine, politika ve ekonominin önemli bir parçası olarak bakışı, Batı’yı sarsan petrol ambargosuna da katkıda bulundu. Mısır ile Suriye, 6 Ekim 1973 günü, en kutsal Yahudi bayramı olan Yom Kippur’da İsrail’e karşı eşzamanlı bir saldırı başlattı. Bu, Arap-İsrail savaşlarının dördüncüsü ve en yıkıcısı, aynı zamanda dünya üzerinde diğerlerine kıyasla en büyük etki yaratacak olan Ekim Savaşı’nın da başlangıcıydı. Mısır Başkanı Enver Sedat, Suudi Arabistan Kralı Faysal’a, İsrail ile suç ortaklığı yaptığına inandığı ABD’ye misilleme olarak, kendisinin ‘petrol silahı’ olarak adlandırdığı gücü kullanması konusunda baskı yaptı. 16 Ekim’de İran ve Suudi Arabistan’ın da katıldığı beş Körfez ülkesi, petrolün liste fiyatına %70 zam yaptıklarını duyurdu. Sf. 124

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suudi Arabistan’ın tarihi şiddet ve dini fanatizmle doludur. Yerli bir savaşçı olan Muhammed ibn Suud, 18. yüzyılda aşırı muhafazakâr Vahabi tarikatından gelen kökten dincilerle güç birliğine gitti. Bu sağlam bir ittifaktı ve sonraki 200 yıl boyunca Suud ailesiyle Vahabi müttefikleri, İslam’ın en kutsal şehirleri Mekke ve Medine de dâhil olmak üzere Arap yarımadasının çoğunu fethetti. Sf. 123

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suudi Arabistanlı bir diplomat, 1974 yılında bana ülkesinin başkenti Riyad’ın fotoğraflarını göstermişti. Bunların arasında bir hükümet binasının dışına yığılmış çöpler arasında dolaşan bir keçi sürüsünün resmi de vardı. Keçiler hakkındaki soruma diplomatın verdiği cevap beni çok şaşırtmıştı. Bana, keçilerin şehrin ana çöp toplama sistemi olduklarını söylemişti.

    “Kendine saygı duyan hiçbir Suudi çöp toplamaz,” dedi. “O işi hayvanlara bırakırız.” Sf. 123

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kez daha öne doğru eğilip gözlerime baktı. “Şirketinizin daha fazla iş istediğini ve bunu da genellikle projelerin boyutlarını şişirerek, daha geniş otoyollar, daha büyük santraller, daha derin limanlar önererek elde ettiğini anlıyorum. Ama bu defa farklı olacak. Bana halkım için en iyi olanı ver, ben de sana istediğin kadar iş vereyim.” Sf. 115

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakışıklı generali ilan panosunda görüp, altındaki ‘Omar’ın (1) ideali özgürlüktür; bir ideali yok edecek füze henüz icat edilmemiştir!’ deyişini okuyunca ürperdim. İçimden bir his, Panama’nın 20. yüzyıldaki öyküsünün henüz bitmediğini ve Torrijos’un önünde güç, hatta trajik zamanlar olduğunu söylüyordu. Sf.100

     Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2023); Ömer Torrijos; Panama’nın demokrat ve komünist generali.

  • School of the Americas: 1946’da Panama’da kurulan, 1984’te Panama Kanalı Anlaşması sonucu ülkeden atılan daha sonra Fort Benning, Georgia’ya yerleşen muharebe eğitim merkezi. Burada 60 yıl içinde 60 binden fazla Latin Amerikalı asker halk hareketlerini bastırma, keskin nişancılık, komando, psikolojik savaş teknikleri, askeri istihbarat ve sorgu teknikleri eğitimi almıştır. Yüzbinlerce Latin Amerikalı bu merkezde eğitilenler tarafından işkenceden geçirilmiş, tecavüze ve suikasta uğramış ya da doğrudan katledilmiştir. Sf. 99

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Washington’un Pan-Amerikan faaliyetlerini yaymak için Monroe Doktrini’ne dayandı. Son olarak, 20. yüzyılın ikinci yarısında ABD, başta Vietnam ve Endonezya olmak üzere, bu doktrini tüm dünya ülkelerinde gerçekleştirmek için komünizm tehdidini kullandı. Sf. 98

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • O makale beni ülkemin dünyaya karşı tavrı hakkında düşünmeye zorladı. İlk defa 1823’te Başkan James Monroe tarafından dile getirilen Monroe Doktrini, 1850’lerde ve 1860’larda Bariz Kader’i bir adım daha ileri götürerek, ABD’nin tüm yarıküre üzerindeki politikalarını desteklemeyi reddeden herhangi bir Orta veya Güney Amerika ülkesini istila etmek de dâhil olmak üzere, özel haklara sahip olduğunu iddia etmek için kullanılmıştı. Sf. 98

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yazarın çıkış noktası Bariz Kader (Manifest Destiny) idi. Şöyle ki 1840’larda Amerikalılar arasında popüler olan ve Kuzey Amerika’nın fethinin Tanrı tarafından buyrulduğu; yani, Kızılderililer’in, ormanların ve buffaloların imhasının, bataklıkların kurutulmasının ve nehir yataklarının değiştirilmesinin, iş gücü ve doğal kaynakların sürekli olarak sömürülmesine dayalı bir ekonominin insan iradesi değil, Tanrı’nın emri olduğuna ilişkin doktrini temel alıyordu. Sf. 98

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayrıca üniversitedeki profesörlerimin makroekonominin gerçek doğasını anlamamış olduğunu da fark ettim: Çoğu örnekte, bir ekonominin büyümesine yardımcı olmak, sadece piramidin tepesinde oturan az sayıda insanın daha da zengin olmasına yol açarken, diptekiler için onları daha da aşağıya itmenin ötesinde hiçbir şey yapmamaktadır. Gerçekten de, kapitalizmi teşvik etmek genelde Ortaçağ’ın feodal toplumlarındakini andıran bir sisteme neden olmaktadır. Sf. 58

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karar anı, 1951’de İran’ın, doğal kaynaklarını sömürmekte olan bir İngiliz petrol şirketine karşı ayaklanmasıyla oluştu. Söz konusu şirket bugünün BP’sinin, yani British Petroleum’un öncüsü idi. İran’ın popüler ve demokratik yollarla seçilmiş başbakanı (ve TIME dergisinin 1951’de yılın adamı seçtiği) Muhammed Musaddık İran’ın tüm petrol kaynaklarını millileştirdi. Buna son derece kızan İngiltere de, İkinci Dünya Savaşı’ndaki müttefiki ABD’nin yardımını istedi. Ancak her iki ülke de askeri bir misillemenin Sovyetler Birliği’ni, İran’ın yanında harekete geçmeye kışkırtmasından çekiniyordu.

    Washington çareyi deniz piyadeleri yerine, CIA ajanı (ve Theodore Roosevelt’in torunu) Kermit Roosevelt’i İran’a göndermekte buldu. Roosevelt insanları para ya da tehditle kendi tarafına çekmekte üstün başarı gösterdi. Sonra da o insanları kargaşa çıkartmak ve bir dizi sokak gösterisi düzenlemek için harekete geçirerek Musaddık’ın hem beceriksiz, hem de halkın desteğini yitirmiş biri olduğu izlenimini yarattı. Sonunda Musaddık devrildi ve yaşamının geri kalan kısmını ev hapsinde geçirdi, Amerikan yanlısı Muhammed Rıza Şah da tartışmasız diktatör oldu. Kermit Roosevelt, benim de saflarına katılmakta olduğum yeni bir mesleğin temellerini atmıştı. Sf. 47

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birkaç ay içerisinde o zamanlar yeryüzündeki en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip toprak parçası olarak bilinen Endonezya’nın Cava adasına gitmek üzere yola çıkacaktım. Endonezya aynı zamanda petrol zengini ve komünist faaliyetlerle kaynayan Müslüman bir ülkeydi. Sf. 45

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Claudine ile birlikte GSMH’nin yanıltıcı tabiatını açık açık tartıştık. Örneğin, nüfusun çoğunluğu borç altında ezilirken bir kamu hizmetleri şirketi sahibi (yani tek bir kişi) bile çıkar sağlasa GSMH artışı gerçekleşebilir. Zenginler daha da zenginleşirken, fakirler fakirleşir. Ama nihayetinde, istatistiki açıdan bakıldığında bu bir ekonomik ilerlemedir. Sf. 44

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Claudine bana işimin iki temel amacı olduğunu söyledi. Birincisi, parayı devasa mühendislik ve inşaat projeleri aracılığıyla MAIN ve Halliburton, Stone&Webster Brown&Root gibi) diğer Amerikan şirketlerine geri döndürecek büyük uluslararası kredilerin alınmasına bahane yaratacaktım. İkincisi, bu kredileri alan ülkeleri iflas ettirmek için (tabii ki MAIN ve diğer Amerikan şirketlerine olan borçlarını ödedikten sonra) uğraşacak, böylece sonsuza kadar borçlu kalıp, askeri üsler, BM oyları veya petrol ve diğer doğal kaynaklara erişim gibi ihtiyaçlar ortaya çıktığında kolay hedef olmalarını sağlayacaktım. Sf. 43

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.