Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı)

    Kocam da halk düşmanı olarak tutuklandı. Bir kâğıt getirilmiş ve imzalaması için kocamın önüne konmuş. Kocam o kâğıdı imzalamamış; Şağbatyan ise imzalamış; o da öksüzdü; onu Sibirya’ya, orman ve bataklıklarda ağaç kesmeye gönderdiler. Karısı kocasına bot buldu ve bataklıklarda çalışırken giymesi için Sibirya’ya kadar götürdü. Kadın büyük zorluklarla Sibirya’daki kampın kapısına ulaşmış; ama nöbetçi içeri girmesine izin vermemişti. “Gel önce benimle yat, sonra içeri kocanı görmeye git” demiş, kadın bunu kabul etmemiş ve elinde botlar, kocasını görmeden geri dönmüş.”

    Öyle ki, kocamı da yakaladılar. Yaptıkları bir toplantıda beni halk düşmanı olarak Parti’den uzaklaştırdılar. Sf. 614

    Ne büyük bir acıdır bu biliyor musun? O kadar saygı gördükten sonra, halk düşmanı ilan edilmek. Kocam hapsedilmişti; bense Parti’den uzaklaştırılmıştım. İşsiz kaldım. Çocuklarımla birlikte aç kaldığımız, zor günler geçirdik. Sonra, mecburen fotoğrafçılık mesleğini öğrendim. Çalışmaya başladım. Çocuklarım küçüktü; çok zavallılaşmıştık. Derken, savaş başladı. Erkekler cepheye gittiler. Ben çalışıp aileme baktım. Sonra kocam geri döndü. Beni ve onu akladılar. Devlet Arşivi’nde fotoğrafçı olarak çalışmaya başladım. Kocam o üzüntülere dayanamayıp vefat etti. Sf. 615

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 614, 615) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı)

    Tam kendimize gelmiştik ki, milliciler geldi. Milliciler silahlı milliyetçilerdi. Şaşırdık. Türkler artık eskisi gibi savaştan yenik çıkan zavallı acınacak insanlar değildi. Tepeden tırnağa silahlı milliciler gelip işe başladılar. [Mustafa] Kemal Ermenilerin ve Rumların, Müslüman olmayanların sürgüne gönderilmesi işini düzenlemişti…

    Amcamın oğlu Nerses yeniden geldi: “Çabuk kaçın! Milliciler geldi; katliam yapacaklar.

    Evi, eşyaları, babamın yeni açtığı dükkânı yüzüstü bırakıp kaçtık ve İzmir’e gittik. Neyse ki, Yunanlılar gemiler getirip Ermeni ve Rumların Yunanistan’a kaçmasına yardım etti. Kemalistler geçtikleri bütün köyleri yakıyorlardı.” Sf. 614

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 614) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı)

    Adapazarı’nda Türkler bile Ermenice bilirlerdi. Sf. 611

    Evimiz harabeye çevrilmiş; ama içine Türkler yerleşmiş yaşıyorlardı. Büyükannem onları evden çıkardı; Türkler gittiler. Dürüst, yapıcı halkımız evlerini yeniden inşa etmeye başladı. Amcalarımın, dayılarımın evleri boş kaldı. Babam bir dikiş makinesi satın alıp, terzi dükkânı açtı.

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 611 ile 614 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Artavazd Karapıti Kıtratsyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Adapazarı)

    Ermeni olsun, Türk olsun fark etmez, insan, insan olmalıdır. Sf. 608

    Gitti bir parça nabat şekeri getirdi: “Götür bunu döv; toz haline getir. Suyu kaynat ve üstünü iyice suyla kapla; çocuğun yüzünü buhara tut. Sonra o şekeri gözlerine serp ve bağlayıp yatır” dedi.

    Annem de öyle yaptı. Sabah gene aynısını yaptı. Bir de baktım ki, artık görmeye başlamışım. O zaman ben on yedi yaşındaydım. Rakka’da kaldık. Orada Araplar vardı. Gözlerim açılınca, kedi, köpek öldürmeye, bizimkiler yesin diye, onlara götürmeye başladım. Açtık, paramız yoktu. İşsizdik. Öyle bir duruma geldik ki, Araplardan sadaka dileniyorduk. Sf. 609

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 609) kitabından birebir alınmıştır.

  • Garegin Abrahami Hişeyant’ın Tanıklığı (D. 1896, Adapazarı)

    Adapazarı 1915 yılında safi 30.000 Ermeni nüfusa sahipti, bunların yüksek kültür aydınlanma düzeyi Konstantinopolis’ten sonra gelirdi. Sf. 607

     [Türkler] savaş öncesinde Ermeni erkeklerini topladılar, yol inşaatlarına yolladılar. Parti üyeleriniyse silah toplama bahanesiyle astılar. Ermeniler müstakil bir bankaya sahiptiler. Genellikle ticaret Ermenilerin elindeydi, doktorluk da. On doktor ve dört eczaneye sahiptiler. Bir gazete yayımlanıyordu. Ermeniler tarım, kozacılık, ipekçilikle uğraşıyorlardı. Ermeni kadın ve kızlarının çalıştığı üç dokuma fabrikası Ermenilere aitti. Üretim Avrupa’ya yollanıyordu. Sf. 607

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 607) kitabından birebir alınmıştır.

  • Garegin Abrahami Hişeyant’ın Tanıklığı (D. 1896, Adapazarı)

    1399 yılında Timurlenk Batı Ermenistan’ı istila ederek Sebastiya’ya [Sivas] gelir ve Adapazar’ı işgal eder. 1400 yılında tüm Sebastiya kazası ateşe ve kılıca dûçâr olur. Kitlesel kırımlar başlar. Ancak 400 Ermeni kaçarlar ve gece-gündüz kaçarak, gidip bataklık, nemli bir mevkiye yerleşip orada ikamete başlarlar. Tarımla, kısmen zanaatlarla uğraşırlar; buranın adını öncülerinin adına izafeten Tonikavan koyarlar, fakat daha sonra Türk hükümeti bunu Adapazar’a çevirir.

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 607) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gregor Sütçüyan’ın Tanıklığı (D; 1901 Bursa)

    Nisan’da bizim Milli Birliğimiz, Fransız hükümet temsilcileriyle müzakerelere başladı. Ayntap savunma muharebesinde görevim ulaklıktı; silah, mektup, ilaç götürüp getiriyordum. Kentin tam merkezindeki Protestan kilisesi mühimmat, Ermeni kilisesi ise zahire merkeziydi. Ermeni ‘Vrej’ [İntikam] isimli top Türkleri ve Kürtleri bozguna uğrattı. Burada vurgulamak gerekir ki, tüm cephelerde istisnasız Sivaslı, Gürünlü, Zeytunlu, Urfalı, Bursalı, Tigranakertli, tüm yörelerden gelenler, hepsi de birliktelik içinde, Milli Birlik şemsiyesi altında, Ayntap savunması kahramanlık muharebesi esnasında, kendi görevlerini tam anlamıyla yerine getirdiler. Sf. 598

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 598) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hovhannes Stepani Gasparyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Eskişehir, Yayla Köyü)

    1913’de İttihat ve Terakki Cemiyeti komitesi Talat başkanlığında gizli bir oturum yapmış, o oturuma Enver, Doktor Nazım, Bahaeddin Şakir ve başkaları da katılmıştı. Onlar Türkiye’de yaşayan Ermenileri ortadan kaldırmayı kararlaştırır ve o oturumda yok etme planını geliştirirler: yeni doğan bebeklerden en yaşlı insanlara kadar hiçbir Ermeni’yi sağ kalmamalıdır. O komite oturumunda konuşma yapan Doktor Nazım’dır. Bildirisinde: “Ben Türkiye’yi yeniden diriltmek için sizin yoldaşınız kardeşiniz oldum; sadece Türk bu topraklarda bağımsız ve egemen olarak yaşamalı, Türk olmayan unsurlar yok olmalıdır; tek bir Ermeni dahi kalmamalı, hepsi yok edilmelidir” diye konuşmuştur. Benzer bir konuşma yapan Doktor Bahaeddin Şakir en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün Ermenileri yok etmeyi önermiştir. Bu kararın altına Sultan Reşad da imzasını koyacaktı; ama Reşad’ın imzalayacağından kuşku duyduğu için, Alman büyükelçisiyle temas kurup onun kendisinden birkaç dakika önce Padişah’ın yanına gitmesini istedi. Ve büyükelçi Padişah’ın huzurundayken Talat Paşa o gizli toplantıdan çıkan kararı götürdü; büyükelçinin yanında ve onun etkisiyle kararı Sultan’a imzalattılar; o karar sayesinde de 24 Nisan 1915’te Ermeni katliamı yapıldı. Sf. 592

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 592) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hovhannes Paronyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Eskişehir)

    En güzel evler, en güzel dükkânlar Ermenilere aitti. Türkler Ermenileri onların mal varlıklarına el koymak için sürgün etmek istediler. Bu planı gerçekleştirdiler. Ermeniler sürgüne giderken, paralarını, altınlarını elbiselerinin içine dikti; kemerlerinin içine koydu; kötü günler için yanına aldı. Türkler Ermenileri sözde korumak amacıyla atlılar görevlendirdiler; ama Ermeniler aç, susuz ve bitkin çöllere düştüler, Türkler nehir sularına rastlamamaları, su içip güçlenmemeleri, bitkin düşüp ölmeleri için Ermenilerin yolunu nehirlerden uzaklaştırıyorlardı. Sağ kalanlar gittikten sonra, yeni bir Türk ekibi geliyor, yere düşenlerin giysilerini çıkarıp, onları soyuyorlardı. Sf. 588

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 588) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hakob Karapeti Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1891, Sivrihisar)

    (Ermenistan Cumhuriyeti Ressamlar Birliği başkanı, sanat uzmanı, Prof. Karen Ağamyan, büyük babası, Türk ordusunda askerlik yapmış olan Hakob Papazyan’ın 1975’te yazdığı, 2002 yılında bize teslim edilen bu kapsamlı tanıklığı bazı kısaltmalarla size sunuyoruz.)

    “Daha 1912 yılında İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri Talât, Enver, Cemal Paşalar Dr., Nazım ve Behaettin Şakir (bu sonuncusu Tıp Enstitüsünde [Tıbbiye] benim hocamdı) parti toplantısında Ermeni meselesini ebediyen çözmek üzere, tüm Batı Ermeniliğini beşikteki çocuktan yetişkine kadar istisnasız yok etmeye, Ermeni sorununa son vermeye ahd ederler.”  Sf. 580

    1915 yılı Temmuzunda, Pazar günü Vardavar bayramında [Dağda Hz. İsa’nın suretinin değişmesi, Tecelli yortusu] yerel idare tarafından Sivrihisar’daki tüm Ermenilerin kentten uzaklaştırılması için, on günlük mühlet olduğuna dair emirname ilân edilir. O günden itibaren 5.000’den fazla Ermeni yas ve gözyaşları içinde günlerini geçirirler. Kent boşaltılır, tüm gayrimenkul ve menkul malları, hayvanlar, bağlar, evler, tarlalar Türklere kalır. Sf. 580

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 580) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asatuk Hovsepi Menecyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar)

    Sokağımızda Ermeni bir bakkal ailesi vardı. Türkler adamı, onun karısını ve erkek çocuğunu kestiler; kızına ise tecavüz ettiler. Bizim iyi kalpli Türk komşumuz o kıza acıdı; onu içeri alıp bizimle birlikte ona da baktı.

    Öyle ki, Türklerin içinde de iyi olanlar vardır. Sf. 576

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 576) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar)

    Ben Ermenilerin kiliseye gidip diz çöktüklerini, yere eğildiklerini, namaz kılar gibi dua ettiklerini hatırlıyorum. Dini ayinden sonra Türkçe vaaz veriliyor; Hükümete sadık kalmak, Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığını sürdürmesine yardımcı olmak ve Vatan’a karşı olan sorumlulukları yerine getirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamak gerektiği dile getiriliyordu. Biz Ermeniler Osmanlı sayılıyorduk; Ermeni kadınlar da Türkler gibi çarşaf giyiyordu. Onları birbirlerinden ayırt etmeyi mümkün kılan tek özellik, Ermenilerin beyaz mahrama, Türklerin ise siyah çarşaf giymesiydi. Sf. 574

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 574) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar)

    1915’te Afyonkarahisar, Uşak, Eskişehir, Akşehir, Bursa, Bilecik, Kütahya, Adana Maraş ve Ayıntap’ta yaşayan Ermenilerin büyük bir kısmının konuştuğu dil Türkçeydi Bütün bu insanlar da sürgüne gönderildiler. Günahlarının ne olduğunu kendileri de bilmiyorlardı. Sf. 574

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 573) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arpine Bartîkyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Afyonkarahisar)

    Amcam iş için İzmir’e gitti. Sonra da, hepimizi İzmir’e götürdü. Bir de baktık ki, Kemalist hareket baş gösterdi. İzmir’i ateşe verdiler. İlk yangını Ermeni mahallesinde çıkardılar; Aziz Stepanos kilisesini yaktılar. Zira bütün Ermeniler korunmak için o kiliseye girmişlerdi. Sonra, biz Ermeniler kaçıp deniz kıyısına gittik. Denizde bir sürü kayık vardı; ama Türkler kayıkların altını önceden delmişlerdi ki, kayıklar su alsın ve Ermeniler kurtulamasın. Sf. 573

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 573) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Tigrani Kelekyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Everek)

    Köpeklerin, yol üzerindeki Ermeni çocukların cesetlerini yediğini kendi gözlerimle gördüm. Sf. 560

    Bir gün Andranik Paşa Adana’ya geldi; onun şerefine büyük resepsiyonlar verildi, pencerelerde üç renkli Ermenistan Bayrağı dalgalanıyordu; sokaklarda Ermenice şarkılar söyleniyordu. Fransız Ordusu’nda görev yapan Ermeni lejyonerler Bay Damatyan’la birlikte Hükümet Binası’na gittiler ve binaya üç renkli bayrağı astılar. O gün Ermenilerin en mutlu günü oldu. Bir an yaşanmış bütün vahşet unutuldu. Maalesef, ötesi gün Fransız Ordusu bütün Ermeni sorumluları tutuklayıp, süngü zoruyla kendi ordugâhına götürdü ve Ermenistan Bayrağı Hükümet Binası’ndan indirildi.” Sf. 561

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 560, 561) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    Elli gün sonra, Mart 1916’da kaymakam şöyle emretti: “Bir kilo Ermeni eti sağ kalmayacak; bütün Ermenileri katledeceksiniz.”

    O zamana kadar bütün Ermeni köylerinde pek çok Ermeni katledilmişti; sağ kalanların hepsi kaçıp bizim yanımızda saklanmaya gelmişlerdi. Sf. 540

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 540) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    Boşanma yoktu. Kız kaçırma geleneği de vardı; ama herkes papaz tarafından evlendirilmeliydi. Katliama kadar iki kişi Türklerle evlendi. Bir Türk’ün, biri Ermeni, diğeri Türk iki karısı vardı. Adam Ermeni’yle konuşurken yüzünü ekşitiyor, Türk karısıyla konuşurken ise gülümseyerek konuşuyordu. Sf. 538

    Deri kaplı büyük bir “Haysmavurq”, Ermenice harfli Türkçe bir İncil’imiz vardı. Çünkü pek çok Ermeni Ermenice bilmiyordu. Sf. 539

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 538, 539) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    En büyük sülale Araboğlu Gevorg Ağa’nınkiydi. O, koyun, yün tüccarıydı. Ermeni kuyumcular vardı; her türlü takı imal ediyorlardı: yüzükler, zincirler, bilezikler. Ermenileri iyi yaşıyorlardı. Türkler zavallıydı; yamalı, yırtık pırtık elbiseleri vardı. Mülk sahibi, çiftçi çalıştıran zengin Beyler vardı. Sf. 537

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 537) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    Bizde düğünlerde Türkçe şarkılar söylemeye başlamışlardı. Ermeniler ve Türklerin tarlaları ayrıydı; ama birbirimize karşı hep sevgiyle davranırdık. Ermeni mahallesi daha iyi, daha temizdi ve ıslah olmuştu; ama Türk mahallesi daha karanlıktı; sokakları karmakarışıktı. Sf. 536

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 536) kitabından birebir alınmıştır.

  • Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası)

    Ben öz annemi göremedim; ama 1970 ve 1975 yıllarında kız kardeşim beni ve karımı davet etti. Kayseri’ye kız kardeşimin evine gittik. Evimize. Evimize Arnavutlar yerleşmişti. O köydeki yaşlı Türkler beni hatırladılar; zira katliama kadar birbirimizle barışık ve barış içinde yaşamıştık. Artık, keçi kurban ettiler, koyun kurban ettiler; ağırladılar, gezdirdiler. Birlikte iyi vakit geçirdik. Sf. 535

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.