Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Belge; 25 Rusya İmparatorluğu’nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in İstanbul’daki Rusya imparatorluğu Büyükelçiliği’ne Gönderdiği 2 Nisan 1907 Tarihli Rapor.)

    Şehirdeki hava çok can sıkıcı. Valinin kargaşa çıkmasını istediği ve bu nedenle de tüm gücüyle halkı tahrik ettiğine dair genel bir kanı mevcuttur.

    Ben de aynı fikirdeyim. Şubat ayının ortasında aldığım bir haber de beni haklı çıkardı. Bu habere göre vali, Erzurum’dakine benzer olayların yaşanmaması için Ermenilerle Müslümanların yakınlaşmasını önlemesi için gizli bir telgraf almıştır. Şubat ayının sonunda da şimdiki sert uygulamalar başlamıştır. Eğer gerçekten de öyle bir telgraf aldıysa, Vali amacına ulaşmıştır. Ermenilerin öfkeleri artıyor. En küçük bahane, kargaşaya, daha sonra sürgüne ve nihayet Ermenilerin öldürülmesine yol açabilir. Sf. 183, 184

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 183, 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Ferik tarafından düzenin sağlanması için alınan önlemler, fedailere son darbeyi vurmuştur. Artık fedailere her şeylerini toplayıp gitmeleri kalmıştır. Bu dönemde aramalar yapılırken mukavemet gösterilmemesi kararlaştırılmıştı. Fedailer ise Ermenilerin kendilerini teslim etmeyeceğini düşünmüş, ancak yanılmışlardır. Aramaların ilk gününde Ermeniler, fedailerin başkomutanı olan Aram ve 12 taraftarının saklandığı çok gizli olan yeraltındaki yeri göstermişlerdir. Diğer fedailer kaçmıştır. Bunlardan kurtulan Ermeniler rahat bir nefes almış ve bildikleri her şeyi anlatmışlardır. Ermeni devrimi böylece belli bir süreliğine de olsa sona ermiştir.

    Bütün bunlardan çıkarılacak sonuç aslında çok açık ve ibret vericidir. Türk Hükümeti, izlediği yanlış ve zararlı siyaset ile Ermeni devrim hareketinin gelişmesine zemin hazırlamıştır. Böylece devrim için gereken şartlar, çok hızlı bir şekilde oluşmuştur. Ali Rıza Bey’in yılın ilk yarısındaki doğru yönetimi ve Ferik’in adil ve dürüst yaklaşımı, devrim hareketinin yayılmasına darbe vurmuş ve Ermeniler devrimcilerden kurtulmuşlardır. Eğer hükümet, Hristiyanları takip etmeyi bırakır ve yönetim, memur sınıfı, mahkemeler ile vilayetin refahını iyileştirme yönünde çaba sarf ederse, devrim hareketi tamamen sona erecektir. Aksi takdirde ise büyüyecektir. Maalesef son dönemde Van vilayetindeki Ermenilere karşı Türk Hükümeti’nin siyasetinde istenmeyen değişikliklerin olduğu görülmektedir. Sf. 179

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Aşk meseleleri yüzünden fedailerin başkomutanı Aram ile anlaşamayan David bütün komiteyi ve silah depolarının yerini ihbar etmiştir. Yapılan aramalar akıllara durgunluk veren sonuçlar vermiştir: Yaklaşık yarım milyon mermi bulunmuştur. Ancak bu durumda bile vali ile ferik taktik değişikliğine gitmemişlerdir. Sf. 178

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Türk Hükümeti’nin Ermenilerin Rusya ve İran’a çalışmaya gitmelerini yasaklaması, gizli geçişleri arttırmıştır, çünkü önüne geçilemeyecek şeyleri yasaklamamak gerekir. Sf. 177

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    İlginçtir ki, Türk memurlarından biri fedailerin mahkemesine başvurarak bir Ermeni’nin kendisine borçlu olduğunu ileri sürmüş ve borcunun ödenmesini talep etmiştir. Dava onun lehine sonuçlanmıştır. Eski vali Tahir Paşa, bu tür mahkemelerin mevcudiyetinden haberdardı ve anlatılanlara göre bu mahkemelerin kısmi de olsa fayda getirdiğini düşünüyordu. Vali hiç şüphesiz birçok kişinin devlet mahkemelerindense fedailerin mahkemesine başvurmasını anlayışla karşılıyordu. Fedailer, zengin Ermeni tüccarların fakirleri ezmelerini engelliyor ve devrimci komitelerin yurtdışında topladıkları paraların büyük bir kısmım adil bir şekilde fakirlere dağıtıyorlardı. Bütün bunlar devrimcilerin iyi faaliyetleriydi. Sf. 176

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Ermeni toplumunun devrimcilere yaklaşımı düşmanca olmasına rağmen, toplum onlardan kurtulamıyor. Türkiye Ermenilerinin uzun süreden beri yaşadığı kölelik ile etraflarındaki Müslümanlara kıyasla sahip oldukları yüksek düzeydeki meziyetler Türkiye Ermenilerinin karakterlerine birçok olumsuz özellik kazandırmıştır: Dalkavukluk, kurnazlık, nefret, gizli düşmanlık, kıskançlık ve bencillik. Bütün bu özellikler Ermenilerde mevcut olup, mide bulandırıcıdır. Sf. 176

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Devrim hareketinin komutanı ve üyeleri genellikle Tiflis’te belirleniyor ve bu görevlere eğitim almak için Rusya’ya kaçan ve orada yüzeysel bir eğitim alan kimseler (Eçmiadzin okulunun mezunları veya eğitimlerini tamamlamamış öğrenciler) atanıyor. Dolayısıyla bu kişilerin çoğu hiçbir ciddi bilgiye ve eğitime sahip olmayan, neredeyse hiç terbiye görmemiş maceraperest, liberal teorilere ve hitabet sanatına ilgi duyan, ahlak anlayışı olmayan ve her türlü suçu (cinayet, zorbalık vs.) işleyebilecek kimselerdi. Normal toplumlarda ancak “daha sürgün yerine gönderilmemiş kürek mahkûmu” sınıfına dâhil edilebilecek bu insanlar devrimcilerin başına geçiyorlar. Türk Hükümeti, devrim için oldukça müsait bir ortam hazırladığından bu insanlar özellikle ahlakı bozulmuş gençler arasında çok kolay taraftar buluyorlar. Sf. 175

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Eşlerini, kardeşlerini ve onlarla birlikte yuvalarını kaybeden kadınlar, tüm bunların yanında bir de her türlü zulme karşı korumasız kalıp hükümetten hiç bir destek bulamayınca devrime hazır yeni bir sınıfı oluşturuyorlar. Bunların bir kısmı, devrim hareketine aktif olarak katılıyor, belgelerle ateşli silahları gizliyor, mektuplar dağıtıyor, bilgi topluyor, hatta çatışmalar sırasında erkeklerden geri kalmayacak şekilde silah kullanabiliyorlardı. Sf. 174

    Köylerde de hükümetten memnun olmayan ve devrime katılmaya hazır olanların sayısı fazladır. Kürt aşiretlerinin eşkıyalıkları, Ermenileri kendilerini koruyacak bir güç aramaya itmektedir. İstediklerini hükümetten elde edemediler. Kendilerini koruyabilmelerinin tek bir yolu kaldı, o da aşiretlerde olduğu gibi bir reisin önderliğinde birleşmektir, işte fedailer onların reisleri hâline gelmişlerdir. Fedailer, köyleri birleştiriyor, onlara kendilerini savunabilmeleri için maddî destek sağlıyor (silah, mermi vs.) ve Kürtlerde olduğu gibi onların harp komutanları hâline geliyorlardı. Bütün bunların sayesinde fedailerin güçlü olduğu yerlerde Kürtler, Ermeni köylerini soymaya cesaret edemiyorlardı. Örneğin 1907’de Karçigan’da hiçbir eşkıyalık olayı olmamıştır. Köylüler hiç şüphesiz devrimci teorileri anlayamıyorlardı. Onların gözünde fedailer, onları Kürtlerin saldırılarından ve eşkıyalıklarından koruyan ve güçsüz hükümetin yapamadıklarını yapan komutanlardı. Onlara göre fedai komutanlar, en az Kürt aşiretlerinin reisleri kadar meşru idiler. Sf. 174

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Ermenilerin bu şekilde göç etmelerinin vilayete zarar verdiğini anlayan Türkler, sorunu onların durumunu iyileştirerek değil de, onların yerine Müslüman Çerkezleri yerleştirerek çözmeye çalışıyorlar. Hükümet, Müslüman Çerkezleri zorla Ermeni köylerine yerleştiriyor ve onlara en iyi toprakları veriyor. Ayrıca onları her konuda destekliyor ve böylece Hristiyan nüfusu tamamen yok eden bir Müslüman köylü sınıfı yaratılıyor. Muş ovasına Çerkezlerin yerleştirilmesi süreci bu sene de aktif olarak devam etmiş ve sultan, kendilerine hediye olarak 4.000 lira ödeme yapmıştır. Sf. 171

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    8. Yönetimin Satılmış ve Ahlaksız Olması

    Müslümanların eğitimsizliği yüzünden memuriyetlerin çoğuna, yüksek rütbeli kimselerin tanıdıkları ve destekledikleri kimseler atanıyor. Birçok memuriyet gizli olarak adeta satın alınıyor. Dolayısıyla da eğitim görmeyen cahil memurların sayısı az değildir. Böyle kişilere özellikle jandarma ve polisler arasında rastlamak mümkündür. Komiserlikten valiliğe kadar Türkiye’deki bütün memurlar satılıktır. Türkiye’nin mâliyesi gerçek bir kaos içerisinde olduğundan ve vilayetin hâzinesinde kronik para yetmezliği yaşandığından memurlar aylarca maaş alamıyorlar. Doğal olarak onlar da geçimlerini sağlamak için yasal olmayan yollara başvurmak zorunda kalıyorlar. Hükümet de maaşlarına karşılık memurlara bazı vergileri toplama hakkı tanıyarak onları yolsuzluğa itmektedir. Böyle bir yönetim sisteminde suiistimallerin olmaması, mucize olurdu. Tabiî ki de Van vilayetinde böyle bir mucize gerçekleşmemiştir. Suiistimallere her yerde rastlanılmaktadır. Ancak daha çok haklardan yoksun Hristiyan, nüfusu ezilmektedir. Sf. 170

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    6. Müslümanlara Silah Taşıma İzninin Verilmesi

    Kanunlara göre Kürtler, silah taşıma hakkına sahip değiller, ancak hükümet bu konuda onlara baskı yapmadığı gibi destek vermektedir. Köylerde, şehirlerde, hatta Van’da Kürtler, ellerinde silahla dolaşıyorlar. Hristiyanların ise silah bulundurmaları yasaklanmıştır. Bu da Hristiyanların korumasızlığını ve Kürtlerin eşkıyalıklarını arttırmaktadır. Sf. 168

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Mahkemelerde görünen davalarda verilen ifadelerin tamamı yalandır. Polisler, komiserler, jandarmalar, mahkeme şahitleri, kaymakamlar, mutasarrıflar, vali ve gazetelerden anlaşıldığı kadarıyla bakanlar da dâhil olmak üzere herkes yalan söylüyor. Türkiye’de adalet yoktur, burada zorbalık, güç kullanma ve rüşvet hâkimdir. Sf.166

    Vergiler toplanırken tahsildarlara zaptiyeler yardım ediyor. Onlar da hediye aldıklarından tahsildarların tarafını tutuyorlar.

    Tahsildarların neredeyse tamamı, Müslüman olup, varlıklı ve etkin olan şehir sınıfının temsilcileri (aralarında memurlar da vardır) veya Kürt ağaları ile beyleridir. Ondalık vergisini toplama hakkını elde ederken çok büyük miktarda kapora vermek gerekmektedir. Sf. 167

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 166, 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Hükümet, Ermenilerin Müslümanlara daha fazla bağımlı olması için bu durumdan istifade etmiş ve özellikle Hamidiye birliklerindeki Kürt yetkililere, Ermenileri kontrol altında tutma ve Ermeni fedailerine karşı koyma görevi verilmiştir. Kürtlere bütün Ermenilerin hükümete karşı olduğu ve onları yakından takip etmek gerektiği fikri telkin edilmiştir. Böylece sadece ismen devletin hizmetinde görünen ve keyfî hareket eden aşiretlere, iç düzenin korunması görevi verilmiştir, yani onlara keyfi hareket hakkı tanınmıştır. Kürtler yollarda gelip geçenleri durdurarak onların fedai olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Örneğin benim Rusya’ya gönderdiğim haberci, Livili Aşireti Reisi Kulihan Bey tarafından durdurulmuştur. Hâlbuki haberci, kavas kıyafetinde ve zaptiyenin refakatinde olup, Van valisinin buyruğunu da yanında bulunduruyordu. Buna rağmen o, adı geçen Kürt tarafından bir günlüğüne alıkonulmuş ve daha sonra Erciş kaymakamının emriyle salıverilmiştir. Böyle bir durum hükümet tarafından son derece doğal karşılanıyordu, çünkü Kürtlere düzeni sağlama görevi verilmişti. Bu uygulamadan dolayı görevler suiistimal ediliyor ve Kürtler ellerindeki iktidarı şahsi düşmanlarından öç almak için kullanıyorlardı.

    Ermeni halkı (reaya) güçlü Kürt yetkilileri tarafından baskı altına alınıyor ve onların bütün isteklerini yerine getiriyorlardı. Ermeniler, kendilerini koruyan (yani soymayan) aşiret reisine bilinen o vergiyi ödüyor, karşılıksız olarak ona çalışıyorlardı. Küçük bir itaatsizlik durumunda da aşiret reisi, onların evini, bazen de bütün köyü soyuyor, insanları öldürüyordu. Hükümet ise buna karşı hiçbir önlem almıyordu. Kızlara tecavüz edilmesi de, sıradan bir olaydı. Örneğin bana Kürt aşiret reisi Fatih Bey’in (Malazgirt civarı) yönetimindeki köylerde, evlenen bütün güzel Ermeni kızlarla ilk geceyi geçirme hakkına sahip olduğu söylenmişti. Cinayetler, köylerin yıkımı, hayvanların kaçırılması, sıradan bir olaydı. Örneğin Hasköy’de (Muş vadisi) son on yılda Kürtlerin yaptıkları hırsızlıklara 1000 lira değer biçmek mümkündür. Aynı süre zarfında bu köyde 9 kadın kaçırılmış, 6 kadına tecavüz edilmiş, 23 kişi öldürülmüştür. Sf. 162

    Livili aşireti ise idaresinde yeterince Ermeni köylüsü olmadığından toprakları bizzat işlemek zorunda kalmıştır. Özellikle Eşref köyünün yıkımı göze çarpmaktadır. Olaylardan önce bu köy, çok büyük olup, bahçe ve üzüm bağlarıyla doluydu. Söylenene göre de köyde 250 zengin hane mevcuttu. Günümüzde ise köy tamamen yıkılmıştır. Köyler harabelere dönüşmüş, tarlalar ile üzüm bağları bakımsız hâle gelmiş, ağaçlar kesilmiş, kilise de dâhil olmak üzere bazı binalar bu köyü 1895’te soyan Emin Paşa Hayderanlı’nın eşkıyalarının ahırlarına dönüştürülmüştür. Sf. 163

    Emin Paşa’nın soyduğu Eşref civarındaki 12 köyde 590 haneden sadece 65 hane kalmıştır. Ailelerin bir kısmı Rusya’ya kaçmış, 360 civarında aile ise işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Bu ailelerden hiçbiri harap olmuş köylerine dönmek istemiyorlar. Bunun iki nedeni var: En başta bunlar, fakirlik yüzünden tarlaları işletme gücüne sahip değiller, ikinci olarak da onlar Kürtlerden korkuyorlar (bu bilgileri bölgede halkla yaptığım konuşmalar sırasında edindim). Sf. 163

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 162, 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    1. Kürtlerin Hâkimiyeti

    Ele alığımız bölgelerin (Van ve Bitlis vilayetleri) halkını, toplum yapısı olarak ikiye ayırmak mümkündür: Aşiretler ve reaya.

    Aşiretler, akraba birkaç köyden oluşan topluluklardır. Her aşirette boy aristokrasisi mevcut olup, söz konusu aristokrasinin en yaşlı üyesi, aşiretin reisi kabul ediliyor ve kendi idaresindeki köylerde neredeyse sınırsız iktidara sahip oluyordu, Böylece aşiret reisi, bir boyun başkanı konumunda olup, aşireti bağımsız bir şekilde yönetiyor ve komşularıyla savaşıyor. Diğer bir deyişle bu sistem, ortaçağdaki feodal yapıya, aşiretler ise Türk İmparatorluğundaki küçük krallıklara benzemektedir.

    Reaya, herhangi bir sosyal yapıya sahip olmamakla birlikte her aile kendi hayatını bağımsız bir şekilde sürdürüyor. Kürtlerin neredeyse tamamı aşiretler etrafında örgütlenmiştir. Hristiyanlar ise reaya konumundadırlar.

    Söz konusu anormal sosyal yapı, birçok soruna neden oluyor. Günümüzde ise hiçbir medenî devletin buna izin vermesi mümkün değildir. Ancak Türkiye’de biz tam tersini görüyoruz. Türkiye böyle bir yapıya izin vermekle kalmıyor, bu yapıyı kabul ediyor ve destekliyor, örneğin Hamidiye birlikleri, söz konusu aşiret yapısına göre oluşturulmuştur. Aşiret reisleri yarbay, albay, hatta general gibi en yüksek unvanları almışlardır. Hâlbuki terbiye, eğitim ve ahlak açısından bunların cahil Kürt çobanlarından hiçbir farkları yoktur. Hatta onlardan daha kötü durumdadırlar, çünkü keyfi hareket ve zorbalığa alışkınlar. Sf. 161

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 22 Rusya İmparatorluğu’nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı General-Kvartirmeysterma Gönderdiği 6 Kasım 1906 Tarihli Rapor.)

    Genel olarak Kürt aşiretleri her gün başka bir yeri soyuyor ve bu faaliyetleri neredeyse tamamen cezasız kalıyor. En büyük zararı silahsız reaya, yani Ermeniler, Nasturiler ve Kürtler görüyor. Söz konusu reaya sınıfının durumu gerçekten de çok ağır. Onlar toplu bir şekilde Türkiye’den göç etmek istiyor ve kurtuluşlarını Rusya ile İran’a göç etmekte görüyorlar. Ancak Türkiye’deki Ermeniler ile Nasturilerin Rusya’ya gidişi Türk Hükümeti tarafından yasaklanmıştır. Sf. 156

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 19 Rusya İmparatorluğu’nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı General-Kvartirmeysterna Gönderdiği 12 Haziran 1906 Tarihli Rapor.)

    İstanbul’dan sürgün edilen çok sayıda siyasi, Van’a geldi. Onlar arasında subay ve askerler çoğunluktadır. Polis ve jandarmanın kontrolünde olmalarına rağmen bunlar Müslüman halk arasında propaganda yapmaya çalışıyor ve onları Türk İmparatorluğu’nun yaşadığı bütün felaketlerin kaynağı olan sultana karşı aynen Araplar gibi ayaklanmaya çağırıyorlar. İlginçtir ki, onlar beyanlarında Müslümanların Ermenilerle birleşerek tiranlığa son vermeleri ve ülkeyi fakirlikten kurtarmaları gerektiğini belirtiyorlar. Ermeni devrimcileri hiçbir faaliyette bulunmuyorlar. Sf. 151

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 17 Rusya İmparatorluğu5nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı General- Kvartirmeysterına Gönderdiği 6 Mart 1906 Tarihli Rapor.)

    Son dönemlerde devrimcilerin yeniden hareketlendikleri görülüyor, iki hafta önce Ermeni devrimcilerin Kayseri’deki Türk camiine bomba attıkları haberi alındı. Bu haberin doğruluğu hâlâ onaylanmasa ve büyük gizlilik içerisinde tutulsa da olayı duyanlar heyecanlanmışlardır. Sonraki Cuma günü, Van’ın en önemli imamlarından, valinin de ruhanisi olan Molla Said, camide okuduğu hutbede Müslümanları ticaret ve zanaat konularında tembel olmakla suçlamış ve Van’da ticaret ile bütün zanaat dallarının Ermenilerin elinde olduğunu söylemiştir. Güya Ermeni düşmanlığı içeren bu konuşmanın yayılması, Ermenileri tedirgin etmiş ve bir sonraki Cuma günü, Ermenilerin çoğu, camide daha kışkırtıcı konuşmaların yapılmasından korktuklarından dükkânlarını açmamışlardır. Ancak bu sefer böyle konuşmalar yapılmamış, imam da Van’dan ayrılmıştı (valinin onu cezalandırdığını ve sürgün ettiğini söylüyorlar). İhtilalci komiteler (Taşnaklar ve Armenakan) beyannameler yayımlıyorlar. Taşnakların beyannamesinin tercümesini sonraki posta ile göndereceğim. Armenakancıların beyannamesini de bulmaya çalışacağım. Taşnaklar, kendi beyannamelerinde Ermenilerden, Türklerle karşı karşıya gelmekten sakınmalarını ve anlaşmazlıklara sebebiyet vermemelerini istiyorlar. Sf. 147

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 11 K. N. Smirnov, “1904 İlkbaharındaki Sason Olayları”, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Haberleri.)

    İhtilalin bütün masraflarını, yurtdışındaki Ermeniler üstlenmiştir. Eskiden saat tamircisi olan Türk Ermeni’si Antranik’in başkanlığında Türkiye’de ve yurtdışında yaşayan 300 Ermeni’den oluşan çete ise ihtilalci kadronun temelini oluşturuyordu. Sf. 130

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 11 K. N. Smirnov, “1904 İlkbaharındaki Sason Olayları”, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Haberleri.)

    Objektif istatistiki bilgilere göre, altı milyon nüfusa sahip Asya Türkiye’sindeki 9 vilayette (Erzurum, Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır, Sivas, Halep, Trabzon ve Adana) yaklaşık 900 bin Ermeni yaşıyor. Bu rakam söz konusu vilayetlerdeki nüfusun ancak yüzde 15’ini veya 1/6’dan daha azını oluşturuyor. Sf. 127

    Ermeniler en yoğun şekilde beş kazada (Möküs, Erciş, Adilcevaz, Karçigan, Bargiri) yaşıyorlar. Söz konusu beş kaza, onları ayıran Van Golü ile birlikte 67 bin nüfusun 41 bininin (yani yüzde 61 inin) Ermeni olduğu bir bölgeyi oluşturuyor. Bundan başka Van vilayetinin 7 ayrı kazası ile Bitlis vilayetinin 2 kazası, kesintisiz bir bölge teşkil etmemesine karşın, Ermenilerin 1/5 i (185 bin) burada yaşıyor. Buraların nüfusunun yüzde 65’i Ermeni’dir. En yüksek oran (yüzde 74) Van kazasındadır. Sonuç itibariyle yalnızca Van ve Muş sancaklarında Ermeni nüfusu, Müslümanlardan daha fazladır. Sf. 128

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 128) kitabından birebir alınmıştır.

  • Belge10; Genelkurmay Başkanlığı Yarbayı Tomilov’un Asya Türkiye’sine yaptığı ziyaretin raporu; (1904)

    Bitlis’teki İngiliz konsolos yardımcısının benimle konuşması sırasında dile getirdiği aşağıdaki görüş çok ilginçtir: “Ermenilerin çok sayıda itici özelliği mevcuttur. Onlar, sevilmek için yaratılmamıştır. Ancak onların çok acı çektiğini kabul etmek gerekmektedir. Gerçi güç Müslümanların değil de Ermenilerin elinde olsaydı, Müslümanların durumu, Ermenilerin şimdiki durumundan çok daha kötü olurdu.” Sf. 125

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.