Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Mabeyin (Padişah özel kalemi) Başkâtibi Fuat Bey, Mustafa Kemal’e bundan böyle görevine son verildiğini bildirdi. Kâzım Karabekir bu koşullar altında askerlikten çekilmesinin doğru olduğunu söyledi. Rauf Bey de bu düşünceye ortak oldu. ..Yoksa, Paşa’yı, Sarayın askerlikten kovma tehlikesi vardı ki çok küçük düşürücü bir durum yaratabilirdi. .. Mustafa Kemal askerlikten çekilmenin büyük sakıncaları olduğu kanısında bulunduğundan bir türlü istifaya yanaşmak istemiyordu. .. En sonunda İstanbul’dakiler tarafından kovulmaktansa, kendi isteği ile çekilip, prestijini kurtarmaya karar vermek zorunda kaldı ve birkaç güzel tümceyle Babıâli’ye (Babıâli, hükûmet veya Sadrazam ile Nazırların makamı) ve padişaha meydan okuyarak Türk ulusunun sinesine sığındı. …”……. Bundan sonra gaye-i mukaddese-i milliyemiz (kutsal milli amacımız) için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere sine-i millette (milletin sinesinde, milletin içinde) bir ferdi mücahit (mücadele eden bir fert) sıfatıyla bulunmakta olduğumu arz ve ilan eylerim.” … Mustafa Kemal’in Kurmay başkanı Kâzım (1) Bey ayağa kalkarak şu sözleri söyledi; “Paşa’m, siz askerlikten istifa eylediniz. Bundan sonra benim vazifeme (görevime) devam etmeme imkân kalmadı. Müsaadenizle Kâzım Karabekir Paşa’dan bir vazife isteyeceğim. .. ” dedi. Bu sözler herkesin üzerinde bir soğuk duş etkisi yapmıştı. .. Mustafa Kemal… “Ya öyle mi efendim? Peki Efendim.” demekten başka bir şey yapamamıştı. Ve “Gördün mü Rauf? Haklı değil miymişim? Rütbe ve makamın değer ve ehemmiyetini (önemini) anladın mı? … Şimdi şahidi olduğumuz şu hareketin inşallah arkası gelmez. Yoksa seninle birlikte yapmamız gereken bir şey kalır, o da ayakaltında ezilmekten korunmak için emin (güvenilir) bir yere çekilmektir.” diyor. .. Kâzım Karabekir .. Mustafa Kemal Paşa’nın karşısında dimdik durdu , topuklarını birbirine vurup selam verdi ve öylece selam durumunda ..; “Kumandamda bulunan zabitan (zabitler, subaylar)  ve efradın (fertlerin)  hürmet ve tazimlerini (azim, büyüklük kökünden geliyor, yüceltmelerini, saygılarını)  arza (sunmaya) geldim. Siz, bundan evvel olduğu gibi, bundan böyle de bizim muhterem (hürmet edilen) kumandanımızsınız. Kolordu Kumandanına mahsus (özel) araba ile maiyetinize (emrinize, yanınıza) bir süvari takımı (atlı birlik) getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz, Paşa’m.” dedi.”

Alıntı: Kutsal İsyan III – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 402 ile 404 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1) (2007) Kâzım Dirik, sonradan Kemal Paşa’nın has adamı olacak, İzmir Valiliği yapmış.

BAKKAL’IN YORUMU (2007): İstanbul’dan gelen telgraftan sonra, prestiji sarsılmasın diye, Mustafa Kemal’i görevinden ve askerlikten ayrılmaya Kâzım Karabekir Paşa ikna etti. Sonunda da ona karşı büyük bir destek verdi. Mustafa Kemal Paşa ise, bu olaydan altı yıl sonra Şeyh Sait isyanını bahane ederek Kâzım Karabekir Paşa’yı idam ile yargılattı. Kâzım Paşa orduda çok sevilen bir insandı, mahkeme salonu yüksek rütbeli subaylarla doldu ve İstiklâl Mahkemesi ona idam kararı veremedi. Kâzım Paşa, Mustafa Kemal’i ipten döndürmüştü.

Posted in , , , ,

Yorum bırakın