“Bu ilkelerin başında din, ibadet, dini teşkilat hürriyeti gelir, ırkçılığın dışında kalmak gelir. Bunlardan başka, klasik feodalizmin iç organları yerine devlet ve halk ilişkilerinin yeni vergi münasebetleriyle (ilişkileriyle) tanzimi (düzenlenmesi), feodalizmin bir sistem olarak reddi, başlı başına bir ileriliktir. Hâlbuki o sırada Avrupa, din, mezhep kavgaları arasında kendi içinde parçalanıyordu. Orta Avrupa’da Osmanlıların elleri altındaki bütün topraklarda kurulan kadılık sistemi Osmanlı yayılışının diğer bir üstün organıdır….Nihayet, tarihin hiçbir zaman görmediği kadar teşkilatlı (örgütlü) “kapıkulu ocaklarını” yani ordu sistemini, şaşılacak derecede detaylara inen teşkilat kanunları ve iç tüzükleri ile bugün ancak hayranlıkla incelemek icap eder. Gerçi bu ocaklar, bu ordu, bilhassa (özellikle) genç Hıristiyan çocuklarının devşirilmesi ve Müslümanlaştırılması esasına dayanır.
Ama sonra bu çocuklar ya Enderun (bürokrat, siyasetçi, yönetici, sanatçı yetiştiren devlet kurumu) vezirleri, seçkinleri, ya Paşalar, kumandanlar, başkumandanlar, sadrazamlar (Başbakanlar), şeklinde bizzat devletin idaresine, hem de Padişahın adına ve müstakîlen (bağımsız olarak) el koyabiliyorlardı.”
Alıntı: Tek Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın