“Erat (erler) ve halk çok dindardı, genç subaylar dini ihmal ediyorlardı. Cemiyet-i Muhammediye bunları değerlendirmiştir. Bunların başı Hamdi Çavuş’tur. Hamdi Çavuş 31.03.1909’dan önce Saray’a gider, Padişahı görmek ister, göremez, Mabeyincilerden (Padişah Özel kalemi) birisine Padişahın başa geçmesini rica eder. Abdülhamit reddeder, bunun üzerine Hamdi bir sabah erkenden kendi askerlerini ayaklandırır, nerede bir subay görürlerse tevkife başlarlar. .. İttihatçılar sonradan, bu olayı Abdülhamit tertip etti derlerse de yalandır. İhtilaller seciyesiz (karaktersiz)şeylerdir, idareleri mümkün değil, ne ürün verecekleri de asla bilinmez. ..Selanik’te toplanan ittihatçılar birkaç taburu elde etmişler. Derhal Harbiye Nezaretine gittim, Nazır Paşa’yı buldum, bu zat ile sevişirdik. İttihatçıları hiç sevmezdi. “İş işten geçiyor, sen şu askeri topla 40.000 talimli askerin var, şunları bir hamlede bitir, sonra da dön Abdülhamit’i de hal et! İşler düzelsin” dedim. “Ben bunu yapamam.” dedi. Osmanlı Bankasında 20 lira kadar param vardı, onu aldım. Fransız vapuru ile İskenderiye’ye gittim. ..Hareket Ordusu İstanbul’a girmiş, mukavemet görmemiş. .. İttihatçılar… Meclis’i toplayıp Abdülhamit’i hal’e karar vermişler. ..Türk Padişahını pek adi bir Yahudi ile Esat Paşa gibi katil, rezil bir Arnavut’un eliyle tahtından indirmişler. Abdülhamit, Mithat Paşa müstesna hiç kimseyi idam etmemiştir. Bu adama Kızıl Sultan adını koydular ama tamamıyla haksızdır.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur, (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 301, 302) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın