“İsyanlardan çok ürkmüş idik…. Halkın ve askerin daima “Padişah Baba, Halife” demesi önemli bir nokta idi. .. Meselâ Veliaht Mecit Efendi Ankara’ya gelse derhal “Padişah ve halife İstanbul’da esirdir. Ama Veliahd’ı kaçırıp yolladı. Padişah’a vekillik ediyor.” derdik. ..İsyan kalmazdı. Bu teklifi bir gün Bakanlar Kurulunda Celalettin Arif getirdi. Mustafa Kemal derhal küplere bindi. Köpürdü. Şiddetle reddetti. Ben de maliye Bakanı Ferit de bize katıldı. Günlerce, celselerce (oturumlarca) uğraştık. Nihayet Mustafa Kemal kabule mecbur oldu. Mecit’e bir davet mektubu yazıldı. .. mektup Mecit’in eline verilmiş, fakat Anadolu’ya gelmedi. İngilizlere söylemiş, evinin etrafını abluka (çevirme) ettirmiştir. Mecit, birkaç Avrupa dili bilir, ressam, musikişinas, münevver (Nurlandıran, aydın)bir adamdır.“
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 673) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın