“Mustafa Kemal geldi, toplantı başladı. “Bugün barış konferansına gidecek temsilcilerimizi tayin edelim.” dedi. Yusuf Kemal (Tengirşek) “Reis Rauf (Orbay) Bey olsun” dedi. Mustafa Kemal üyelere (Bakanlara) birer birer sordu, kabul dediler. Mustafa Kemal “Diğer temsilci?” dedi, beni söylediler. Herkese birer birer sordu, kabul ettiler. Danışmanlara geçtiler. İsmet Paşa’yı askeri danışman olarak tayin ettiler. Diğer birkaç müşaviri de (danışmanı da) tayin ettiler. Mesele de oldu bitti. Celse dağıldı. … Mustafa Kemal’de kalktı gidiyor, kapının yanında çekip kenara aldım. Heyecan ve şiddet içerisinde dedim ki; “Paşa! Artık hiç değerli bir Türk yok mudur ki bir Abaza (Rauf Orbay bir Abaza)böyle mühim bir yere tayin ediliyor… Hem de o adam bu işi yapamaz rezil oluruz.” durdu durdu, “Hakkın var, ben bu işi düzeltirim. Kimi yapalım ama?” “İsmet hepsinden uygundur. Bir Türk’tür.” dedim. Mustafa Kemal “Peki, ben bu işi düzeltirim.” dedi. Bir gün sonra Yusuf Kemal’e “İstifa et, İsmet Dışişleri Bakanı olacaktır.” diye bir telgraf çekmiş. Yusuf Kemal istifa etti. İsmet pek güçlükle Dışişleri Bakanı seçildi…. Bu sefer Mustafa Kemal Bakanlar kurulunu topladı. Sanki daha önce Heyet-i Murahhasa (Delegeler Heyeti) hiç seçilmemiş gibi; “Eee Konferansa gidecek murahhasları seçelim.” dedi. Herkes durdu, o devam etti; “İsmet Dışişleri Bakanıdır, o başkan olmalıdır.” dedi. “Hay hay!” dediler. Rauf’a baktım, kıpkırmızı oldu. … Meğerse ben ne hata etmişim!? Bir Abaza’nın atılmasına, fakat yerine bir Bitlisli Kürdün geçmesine neden olmuşum.“
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 961 ile 963 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın