“İngiliz elçisi bir gün bana, Anadolu, Suriye ve Hicaz topraklarında yer altı kazıları yapmayı düşünüp düşünmediğimi sordu. Bu teklifin altında ne yattığını bilmiyordum ama kabul ettim. Hemen sadrazam Halil Rıfat Paşa’yı çağırttım, … gelecek heyetin çalışmalarını dikkatle takip etmelerini tembih ettim. Tüm masraflarını İngilizlerin karşıladığı bilginlerin bir kısmı Kayseri’de, bir kısmı Musul’da, bir kısmı da Bağdat’a yakın bir noktada kazılara başladı. .. Gelen haberlerden, Musul ve Bağdat’taki heyetler satıh (yüzey) çalışmalarını bırakıp kuyular açmaya başladıklarını öğrendim. O zaman maksatları ortaya çıktı, aradıkları petroldü. Bir süre sonra İngiliz Büyükelçisi huzura girdiği zaman (Padişahla görüşme yaptığı zaman), Suriye ve Hicaz topraklarının büyük bir kısmının çöl olduğunu, buralarda susuzluk çekildiğini, bu yüzden buralarda barınılamadığını söyleyip, eğer muvafık (uygun) bulursam, İngiliz Hükümetinin buralarda insaniyetlik namına kuyular açtırmaya hazır olduğunu anlattı. Yalnız şartları vardı; Eğer buralarda su bulunur ve vahalar (çölde yeşil alanlar) oluşursa, çıkacak suyun kullanılmasını ahaliye bırakacaklar fakat suyun sahibi olacaklardı. Teklifi reddettim. Bununla da yetinmedim açtıkları kuyuları da hükümetçe kapattırdım. Hemen ardından Cemaleddini Efgani (Veya Cemalettin Efgani, Mason Üstâdı Âzamlarından, İngiliz ajanı, Mustafa Kemal’e altınları veren adam) ile Hilafet meselesini kurcalamaya başladılar. Hicaz Emir’ini de ele geçirerek maksatlarına ulaşmak istiyorlardı. Ben de büyük bir derviş kafilesini Hindistan Müslümanları arasına gönderdim. İngilizler buna da Girit gailesini (problemini) çıkararak karşılık verdiler.”
Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın