(Hazırlayan İsmet Bozdağ’ın notu: Abdülhamit, sürgünde iken, 1. Dünya savaşı yıllarında ülkemize gelen, Gazete de Lausanne muhabiri Jean Felix’e şunları söylüyor:)
“Cavit Bey, çağdaş maliye konularını hakkıyla bilen, zeki ve cerbezeli (konuşkan, karizmatik) bir zattı. Osmanlı İmparatorluğunun maliyesini düzeltmek ve geliştirmek gayretindeydi. Fakat her inkılâp memleketinde olduğu gibi, askerler, karşısına büyük engeller çıkartmışlar, özellikle savaşa girme kararına karşı olması Enver Paşa ile arasını açmış, durumunu güçleştirmişti.”. .”Osmanlı mülkünün bekası (kalıcılığı), büyük devletlerarasındaki uyuşmalar ve çatışmalarla çok yakından ilgilidir. Bu mülkün emniyeti, bir harp halinde, denizlerde hâkim olan cephe ile müşterek olmakla kabildir. .. Çünkü Osmanlı mülkü üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır.” …. “Meşrutiyet idaresi kurmak, halkın, bilgi ve idrakinin (aklının) bir muhassalasıdır (hâsılatıdır, toplamıdır, yoğunlaşmasıdır). Bu, tevcih (yönlendirme) ve lütfedilmez (lütfen verilmez), ihkak edilir (yani alınır, hak edilir). Bütün sun-i hâdiseler (yapay olaylar) gibi, sun-i hürriyetler de felâket getirir.” … “Ben vazifemi yaptım. Osmanlı Ülkesinde hiç bir ceddim devrinde, benim padişahlığım müddetinde (süresinde) olduğu kadar mektep açılmamıştır. .. Siz hürriyeti kimlerin ilân ettiğine dikkat ettiniz mi? Bunların hepsi, benim saltanat günlerimde kurulmuş yüksek mekteplerde bilgi sahibi olmuş gençlerdir.” … “Bugünkü Dünya savaşından sonra milletlerin mukadderatını (geleceğini) aynı zihniyete sahip kimseler idare edecekse, savaşların aralıklarla birbirlerini takip etmesini beklemek icap eder.”
Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 234 ile 250 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın