(27 Şubat 1923 tarihli gizli celsede Lozan görüşülüyor:)
Hüseyin Avni Bey (Erzurum): “.. Efendiler bu milletin geleceğini ariz ve amik (enine ve boyuna) düşünecek merci hazırlık anlamında orada, esas itibariyle buradadır. Paşa’yı (İsmet Paşa’yı) ben dinledim, siz de dinlediniz. Sizden soruyorum ne dinlediniz? (hiç sesleri). Efendiler bir teklifim vardır. gerek Bakanlar Kurulu ve gerekse Büyük Millet Meclisi Misakı Milli’den (1) zerre kadar feda ederse namus gereği ve milliyetçilik gereği çekilip gitmeli.. (Bravo sadaları, şiddetli alkışlar.) Biz harbe atıldığımız zaman burada daha güçsüz idik. Bugün elimizde Ordumuz bulunduktan sonra öyle kandırılmış bir duruma düşmek istemem.”. (bravo sadaları)…
Operatör Emin Bey (Bursa) …”Musul’u verdiğimiz gün hudut Erzurum’dur.”
Hüseyin Avni (Ulaş) Bey: “Yalnız İsmet Paşa Hazretleri’nden ricam şudur: Askeri sahada fikirlerini saygıyla dinlerim. İktisadi (ekonomik) savunmalarını dinlemem, mali fikirlerini dinlemem, adli işlerde Adliye Bakanı çıkmalı, Mali işlerde Maliye Bakanı çıkmalı, hem danışmanlarıyla bizi inandıracak ve bir karar alabilecek şekilde çıkmalıdır. Bugün bu kadar yeter, gitsinler hazırlansınlar, gelsinler eğer bundan fazla hazırlanamıyorlarsa yerlerini hazırlanacak adamlara bırakmalıdırlar.” (Bravo sadaları, alkışlar.) …..
Sırrı Bey (İzmit):… ” Milletin yıllardan beri etrafında dönüp dolaştığı ve âleme ilan edilen Misak-ı Milli çiğnendi, heba oldu, iptal edildi, battal edildi… Hiçbir noktası temin olunamadı… Ümit ederim ki Bakanlar Kurulu ve Heyet-i Murahhasa (Lozan Delege heyeti) bizden güvenoyu istesinler. ..
Mustafa Kemal Paşa (Ankara): “… Musul’u vermemekte ısrar edersek savaşa girer iş. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) Musul Meselesini bir seneye kadar hal etmek üzere talik edip (erteleyip) barışa geçmek ve savaşı kabul etmemek mümkün müdür, kabil midir, faydalı mıdır? Bu muhakemeyi suhuletle (ılımlılıkla) yapabiliriz. .. Ben de diyorum ki Sırrı Bey Misak-ı Milli’nin ne olduğunu anlamamıştır. Musul meselesinin hallini, savaşa girmemek için bir yıl sonraya bırakmak demek onu göz ardı etmek demek değildir. Belki bunun elde edilmesi için daha güçlü olabileceğimiz bir zamana bırakmaktır. Bugün barış yaparız, bir ay sonra iki ay sonra Musul sorununu hal etmek için ayağa kalkarız. Fakat bugün Musul meselesini halletmek istediğimiz zaman bu mesele karşısında yalnız İngilizler değil, Fransa, İtalya Japon ve bütün dünyanın düşmanları vardır…. Ordumuzu yürüteceğiz, bugün alacağız dersek bu mümkündür. Musul’u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul’u aldıktan sonra savaşın hemen son bulacağına kani olamayız. “…
Sırrı Bey (İzmit):” Paşa Hazretleri ben Misak-ı Milli’yi yazanlardanım!”
Mustafa Kemal Paşa: “Keşke yazmasa idiniz. Başımıza çok bela koydun.”
Haşim Bey (Çorum): “Paşa Hazretleri bütün arkadaşlarımız tektir ediyorsunuz (azarlıyorsunuz), Tektir, tevbih ile iş olmaz.”
Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 1304 ile 1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1995): Misakı Milli: milli sözleşme, 1919’un sonunda İstanbul’daki Meclis-i Mebusan tarafından kabul edilen ve Türk ve Kürtlerin yaşadığı yerleri vatan kabul eden bir metin
Yorum bırakın