“Büyük Padişah Selim ne yapılması gerektiğini saptayabilmek için devletin ileri gelenlerinin görüşlerini istedi. Başta Sadrazam (Başbakan) Koca Yusuf Paşa olmak üzere yirmi iki kişiden lâyiha (görüş bildiren yazı) istedi ve Nizam-ı Devlete dair lâyihalar (devlet düzenlemeye dair görüşler) bu şekilde ortaya çıktı.”
Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1995): Bu lâyihalardaki görüşler üç gurupta toplanabilir; 1)Yeniçeri Ocağını ve diğer Ocakları Kanuni devrindeki kanunlara göre ıslah edelim diyen muhafazakârlar. 2)Ocaklara Frenk (Avrupalı) talim ve terbiye usullerini ve silahlarını kabul ettirelim diyen, (Yalçın Küçük Hoca’nın telifçiler dediği) kesim. 3)Bu Ocak bir kenara bırakılsın, bunların yerine Avrupa usullerine göre eğitim yapan bir ordu kurulsun diyen İnkılapçılar, yani devrimciler. Bu tanımlama tamamen Yalçın Küçük Hoca’ya ait.
BAKKAL’IN YORUMU (1995, 2008): Sonuçta üçüncü yolun izlenmesine karar veriliyor. Bunu haber alan Ocak kendi kendini de provoke ediyor, Yahudi bankerler zarar endişesi ile Ocağı alevlendirince, Ocak, Devlete daha zararlı bir hale geliyor. Bence, Ocağı radikal bir şekilde, dönüştürmenin, değiştirmenin yolları aranmalıydı. Maaşları düzgün bir şekilde ödenerek Yahudi bankerlerin elinden kurtulmaları sağlanmalı, Yeniçerilerin maaşlarından beslenen bu bankerler için de yasal engeller kullanılmalıydı. Yeniçerilerin maaşları düzenli verilmediği için Yahudi Bankerler, Yeniçerilerin, maaşlarını düzenli ödemek şartı ile yüksek tenzilat (indirim) uygulayarak maaş kâğıtları olan esamilerini almışlar. Yeniçeri ölse bile Bankerler onun maaşını almaya devam etmişler. Bu düzenin devam etmesi için, Ocak Ağalarının bankerlerle ortak hareket etmeleri ve Ocağın devlete asi bir yapıda olması şarttır. Hoca, sadece Yeniçerilerin esnaf olabilmelerini göz önüne alıyor, oysa maaş ödemede zafiyete düşen Osmanlı, yeniçerilerin, Banker kucağına düşmemeleri için bu düzensizliğe göz yummuştu. Hoca, bu analizde hem bu noktayı dikkate almamış, daha sonraki eserlerinde Yahudi bankerleri meselesine değinecektir. Bir de Yeniçeri Ocağının, Osmanlı devlet düzeninde, güçlü olan şehzadeyi Padişah yapma özelliğinin de devlete dinamizm kazandıran yönü oluşunu ihmal etmiş. III. Selim’in yaklaşımında bir önemli özellik daha var; Sadrazam Koca Yusuf Paşa, Padişah’a “Bizim 120 bin askerimizi 8 bin Rus askeri yendi! Diyor. Yani Yeniçerileri ortadan kaldırmanın korkulacak bir tarafı da yok demeye getiriyor. Ama Padişah iki gurup insanımızın, vatandaşlarının, birbirini kırmasına razı olamıyor ve Alemdar Mustafa Paşa Olayı’nda bu nedenle kırım emrini veremiyor, Paşa’yı ve kendi canını riske sokuyor. Bu şefkat, birçok Osmanlı Padişahında görülüyor. Meselâ II. Abdülhamit dört mebusun Meclis seni istemiyor beyanına uyarak tahtı terk ediyor, kan dökülmemesine azami dikkat gösteriyor.
Yorum bırakın