“Yavuz ve Kanuni zamanlarında İstanbul’da matbaa vardı. Yahudi ve Ermenilerde var. İstanbul’a matbaa girmesine ferman var; Türkçe ve Arapça kitap basımına izin yok. … Ulema ayrıcalıklı bir sınıf olduğu için; Yer yer kast özelliği gösteren ve kendi çıkarlarını kıskançlıkla koruyan bir sınıf.”
Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1995): Matbaada Türkçe ve Arapça kitapların basılmasının yasaklanması, hattatların (yazıcıların) işine geliyor, ama daha çok, ulemanın bilgisinin veya bilgisizliğinin tekelini ellerinde tutmasına yarıyor.
BAKKAL’IN YORUMU (2010): Matbaanın geç gelmesi, inançlı halkın okuma özürlü olmasından kaynaklanıyor. İş yapamayacak bir sistemi neden kursunlar ki? Şöyle ki; İbrahim Müteferrika 1700’lü yıllarda kurduğu matbaada toplam 27 kitap basıyor hemen hiç birini satamıyor.
Yorum bırakın