(Aleksandr adında bir kaymakam geliyor. Kaymakam, askeri bir rütbe, albay olmalı. Ethem Bey ona, yetkili olup olmadığını sordu:)
“-Her makul arzu ve isteğinizi kabule yetkiliyim. Ve bu yetkimle hem hükümetime, hem de sizin gibi mert ve yakışıklı bir kumandana… hizmet etmekle iftihar ederim.
Kendisine cevabım şu oldu;
1- Sizin sandığınız kadar manen perişan olmayan bu küçük maiyetimi en yetkili memurunuzun imzası altındaki belgeleri taşıyarak, mavzerleri (bir çeşit tüfek) ile birlikte kendi iş ve güçleri ile meşgul olmak üzere, terhis etmeniz birinci şartımdır.
2- …. İşgal bölgenizde herhangi bir siyasi sebeple muhakeme altına alınmış bulunanların, kayıtsız şartsız, geçmişten sorumlu tutulmamak üzere, serbest bırakılmaları,
3- Ben hastayım, esaslı bir tedaviye ihtiyacım var…. İhtiyaç duyarsam, tedavi edilmek üzere Avrupa’nın herhangi bir tarafına gitmek istersem beni serbest bırakmanız son istirhamımdır.
Yunan Kaymakam;
– Bütün isteklerinizi kabul ediyorum. Yalnız arkadaşlarınız tabanca ve kamalarınızı taşıyabilirler.
(Ethem Bey, rakipleri olan Aznavurlardan korktuğu için onların tüfeklerini ellerinden alacaksınız diyor:)
Artık yapacak bir şey kalmamıştı, Yunanlılara teslim olmuştuk. 1921 Şubatının sonları idi.”
Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 190, 191) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem Bey İzmir’e Başkumandan Papulas’a geliyor, iyi karşılanıyor. Papulas Ethem Bey’in tedavisi için Hollanda Hastanesini ayarlıyor.
Yorum bırakın