“Atatürk ölünce, Saray ani bir biçimde boşalıverdi.
… Atatürk ölmüş, Saray’a feryadı figan içinde, ona karşı son sadakati hayatı bahasına gösteren aziz arkadaşımız Salih kanlar içinde bitap yatarken, Saray ani surette boşalmış, birkaç arkadaş dertlerimizle, teessürümüzle baş başa kalıvermiştik. Tıpkı tarihlerde gördüğümüz gibi bir tarafta Padişahın hasıra sarılmış cenazesi, diğer tarafta Kılıç Alayı (Merasim kıtası) merasimi hazırlıkları gibi bir havanın estiği hissediliyor.
Ankara’da Reisicumhur seçimi, Bakanlar Kurulu seçimi var. Bütün reisicumhur memurları hemen Ankara’ya çağrılmışlar, zavallı Hasan Rıza yapayalnız iş başında kalmış, Sarayı ne arayan ne soran kalmış!
Bu elim manzaraya isyan etmemek kabil olmadı. Ankara telefonla bulundu, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Baki Bey telefon başına çağırıldı. Bu acı hal ve manzara Celal Bayar’a intikal ettirildi….. aradan bir saat kadar bir zaman geçmişti ki Saray’da bir faaliyet başladı. Ordu Müfettişinin cenaze törenine ve hazırlıklara memur edildiği bildirildi. Resmi üniformalı subaylar tarafından Atatürk’e resmi saygı nöbetleri tutulmaya başlandı.”
Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştı.
Yorum bırakın