Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

4 Ekim 1920 tarihinde 78. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

(İzmir Mebusu Hacı Süleyman Efendinin teklifi:) 

              “BMM Riyaseti Celilesine;

  … iddia olunabilir ki, dünyada bedbaht (bahtsız, talihsiz) Anadolu halkı kadar gayyayı cehl (cehennem kuyusu gibi cehalet) içinde çırpınan bir kavim (millet) yoktur. … bu fakrı irfan (bilgi, kültür yoksulluğu) bu inkırazı mikrop (mikrobik çöküntü), halkı …. Müslümanlığından değil hatta insanlığından bile şüphe edilecek bir derekei elimeye (çok acıklı hallere) sürüklemiştir.”

  Maarif Encümeni ise ” … memleketimize karanlık bir bulut gibi çöken cehlin (cehaletin) izalesi (giderilmesi) için maarifi iptidaiyenin (ilköğretimin) halkın eline tevdii (verilmesi) münasip (uygun) görülerek …” Sf.535

  Hacı Süleyman Efendi (İzmir); “Bu ânâ değin idarei hususiye (Özel İdareler) tarafından gasp olunan (zorla elinden alınan) hukuku meşrularını (yasal haklarını) köylünün istirdat ettiği (geri aldığı) gün, terakki (gelişmek) ve teali etmek (yükselmek) için ilk hatveyi (adımı) atmış olacak ve Hükümetin de kendilerinden arzu etiği istifade (yara) ve menafi (menfaat) kapıları, bir daha kapanmamak şartıyla açılmış olacaktır.”

  “Köylü mukadderatını (geleceğini) tekrar, tecrübe ile ataletleri (ağır davranışları) zühulleri (dalgınlıkları) yakinen malum bulunan (bilinen) üç beş kişinin idaresine bırakmak, zannedersem cehaleti tamimden (yaymaktan) başka bir şey değildir. Hele köylüden çocuklarınızı okutacağız diyerek hissei maarif (öğretim payı) ve masarifi mecbure (zorunlu giderler) ve daha saire saire diye alıp da aynı para ile mekâtibi taliye ve âliyede (ilk ve orta mekteplerde) ağniya (zengin) ve vükela (milletvekili) evladını okutmak kadar bariz bir kizbin (yalanın), sarih (açık) bir zulmün celi bir istidadı, vazıh (açık) bir âdemi müsavatı (eşitsizliği) (yaşa Hocam sesleri) bu kadar cüstücûya (arayışa) ve son derece tahrime (yasaklamaya) rağmen bizden başka milletlerin birinde vuku bulmuş suretini miratı âlemde (âlemin aynasında)  göremiyorum. Her türlü saadet dinden o da maariften doğar. … biz madem ki halka doğru gidiyoruz, halkın hissini (duygularını) okşayalım. Halkın bize irtibatı (bağlantısı) azalmıştır. Halktan aldığımız paranın hiç olmazsa bir parçasını onlara sarf edelim (harcayalım).” Sf.536   

  Besim Atalay Bey (Kütahya): “- …hükümetler, anlaşıldı ki, bir aile değildir, içtimai (sosyal, toplumsal) bir mukavele (sözleşme) üzerine birleşmiş bir heyeti içtimaiye ve bir cumhuriyettir. … Tanzimatı Hayriye’den beri bilhassa tamamıyla Hükümeti halktan ayırmışız. .. Bugün halkı kendi vazifesiyle alakadar etmek başka, angaryaya (zorla çalışmaya) sevk eder gibi sevk etmek daha başka. Halka; maarifini sen yapacaksın, yolunu sen yapacaksın, mekteplerini sen inşa edeceksin derseniz şüphesiz daha iyi yapacaktır. .. Nasıl ki biz teşkilat yaptıktan sonra ormanlarımız harap olduysa, mekteplerimiz harap olduysa, medreselerimiz hiçe gitmiş ise, bu, teşkilat, yani Tanzimat yüzündendir. Halkın işini halka bırakmamak yüzündendir. .. evvelce halkın elinde iken şüphesiz medreseler daha iyi idi. Çünkü halka fazla salahiyet vermiş idik. Halk doğrudan doğruya medrese açar, kimse ve hükümet ona karışmaz şüphesiz ki lâzım gelen muaveneti (yardımı) yapardı. Fakat hükümet doğrudan doğruya müdahale etmez, burnunu sokmaz, kitaplarına, medreselerine, mekteplerine katiyen müdahale etmezdi; halka bırakırdı. .. Bugün mektep yok, medrese yok, talebe yok, kitap yok, alay alay, tümen tümen maarif müdürleri tayin olunur.”  Sf.537 

  Tunalı Hilmi Bey; “-…âdemi merkeziyet (merkeziyetsizlik, yani yerinden yönetim) bizde cari (yürürlükte) iken, şiddetli bir merkeziyet bizde teessüs etmeye (kurulmaya) başladı…”

Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 78, Celse: 2, – Sf. 535 ile 543 arası) kitabından birebir alınmıştır.

 

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın