29 Aralık (Kanunuevvel) 1920 tarihinde 125. İçtima 3. Celse Gizlidir, Reisi Sani Celalettin Arif Bey.
(Nafıa Vekili Fazıl Paşanın yolsuzluk nedeni ile güvenoyu alamaması istifasına sebep oldu, bir takrir veriyor günahsız olduğunu belirtiyor. Sonra Mustafa Kemal Paşa Çerkez Ethem konusunu izah ediyor.)
Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “Reşit Beyin biraderi Ethem Bey vardır, onun biraderi Tevfik Bey vardır. Bunlar Anzavur meselesinde, o zamanlar şimal mıntıkasında (kuzey kısmında) kumandan bulunan Yusuf İzzet Paşa ve Kâzım Paşa Hazretlerinin tahtı emirlerinde (emirleri altında) olarak Biga’da muvaffakiyetle icraatta bulunmuşlardır. Onu müteakip (ondan sonra) Düzce isyanı vuku buldu. Orada yine Fuat Paşanın tahtı emrinde (emri altında) nâfi (yararlı) hizmette bulundular. Ondan sonra idi ki Yozgat hadisesinde dahi istihdam olundular (görevlendirildiler) ve o gün için alevli bir halde bulunan vak’ai isyaniyeyi teskin ettiler (isyan olayını yatıştırdılar). Bu arkadaşların bu saydığım harekâtla hakikaten vaziyetimizi tarsine (kuvvetlendirmeye) ve maksadımızı yürütmeye fevkalâde denecek hizmetleri sebketmiştir (olmuştur) ve bu hizmetlerinden dolayı hepimiz zannederim kendilerine lüzumu kadar takdiratta (takdirlerde) ve tevkiratta (ihtiramlarda, saygılarda) bulunduk.”
“…. Gediz taarruzu yapıldı. Tabii muharebe hakkında tafsilât (ayrıntılı açıklama) verecek değilim. Tabii bendeniz de bilmiyorum. Henüz Garp Ordusu Kumandanı resmen bir malûmat vermemiştir. Yalnız mesmuatımız (duyduklarımız) – ki mevsuktur (vesikalıdır, belgelidir) – bittabi düşmanın kuvveti çoktu. Bu, kumanda eden arkadaşlarımızın ifadeleriyle teeyyüt etmiştir (teyit edilmiştir, pekişmiştir). Bittabi düşmanın mevziî gayet kuvvetli idi. Düşmanın kuvveti daha çok idi. ilk anda mağlup olduk ve ricat (geri çekilme) emri de verilmiştir. En nihayet geride bulunan Ethem Beyi davet etmiş ve ondan sonra emirleri nafiz (etkili) olmaya başlamış ve öyle zamanda başlamıştır ki Kâzım Beyefendi aldığı ricat (geri çekilme) emrine itaat etmemiş (uymamış), itaat etmeye lüzum görmemiş, anlamış vaziyeti ve sis olduğu için, ihtimal düşman da vaziyeti anlamadığı için ricata karar vermiş. Düşmanın ricat etmiş olması bizim için zahiri (görünür) bir ricat telâkki edilmiştir (algılanmıştır). Bittabi düşman mağlup edilmedi, geriye çekildi. Malûmu âliniz Bursa cephesinden düşman taarruzla Yenişehir’i işgal etmiştir. Oradaki kuvvetlerimizi işgal etmiş, Uşak’tan taarruz etmiştir. Yani cephenin her tarafında bizi tekrar mağlup etmiştir. Orada da bir taraftan yanlışlıktan düşmanın ricatı (geri çekilmesi), diğer taraftan ricata karar vermesi isabet oldu. Açık bir hava olsaydı, belki de düşman mukabil bir taarruza geçer, yegâne (biricik) kuvvetlerimizi de orada imha ederdi. Binaenaleyh işte Gediz taarruzu budur. Fuad Paşanın oraya gitmesini pek muvafık bulduk. Çünkü inkılâbımızda şöhret kazanmış bir kumandanımızdı. İngilizlerin düşmanıdır, yani Moskova’da güzel bir tesir yapacağını düşünerek oraya göndermek istedik ve o da derhal kabul etti. İşte Fuad Paşa Hazretleri… Zannediyorum, Hacı Şükrü Bey yazmıştır, kendisine. Fakat bir kaç gün sonra Ethem Beyden bir telgraf geliyor, doğrudan doğruya bana. Onda deniliyor ki; filan gece müfrezemden (birliğimden) şu kadar kişi firar etti. Bu firarın esbabı hakikiyesini (gerçek sebebini) tetkik ettim (araştırdım). Binnetice (sonuç olarak) derdest olduğum (elde ettiğim) hakikat şudur: Refet Bey benim firarilerimi Ankara’dan iade ettiği için ve vesikalarını yırttığı için bundan cesaret alarak firar ettiler. Binaenaleyh müsebbibi firar (firarların sebebi) Refet Beydir. Hâlbuki Kuvvei Seyyareye mensup olanlar yahut olmayanlar yani çete tarzında olanlar, böyle hâlî (boş) olan yerlere giriyorlar ve soyuyorlar. Sonra diyorlar ki; siz vaktiyle düşmanla beraber hareket ettiniz. Bir de onları öldürüyorlar. Simav vakası daha evvel olmuştu. Düşmandan tahliye olunan (boşalan) yerlerdeki ahali ya düşmanla beraber kaçıyorlar yahut düşmana yalvarıyor; aman burada oturunuz, bizi muhafaza ediniz (koruyunuz) veyahut bize karşı cephe teşkil ediyorlar.
4. Celse hafidir, Gizlidir.
(Çerkez Ethem meselesine devam. Sadece Paşa konuşuyor ve hafi celse bitiyor.)
Mustafa Kemal Paşa (Ankara);” ..Efendim, Hacı Şükrü Beyin kabahatleri çoktur, isterseniz onu diğer münasip bir zamanda mevzuubahis (söz konusu) ederiz.
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 125, Celse: 1, – Sf. 438 ile 466 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın