Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

14 Eylül 1338 (1922) tarihinde İçtima: 102, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

Ukrayna ve Diğer Yerlerden Tebrik Telgrafları Sf.46

2. Celse Hafidir: Sürgün Edilmiş Olan Gayrimüslimlerin Mallarının Verilmemesi Konusu Görüşülüyor; Tehcir edilmiş olanların mallarının iadesi ile ilgili bir kararname çıkmıştı savaş kazanıldığına göre onu iptal edelim, kimse hak talep etmesin diyorlar.

8.1.1920 Tarihli Kararnamenin Ref’i (Kaldırılması) Hakkında Lâyihai Kanuniye (Kanun Teklifi);

  Hasan Fehmi Bey (Maliye Vekili) (Gümüşhane); Ekalliyetler (azınlıklar) meselesi mevzuubahis olduğu zaman; bu mesele hakkında kabul ettiğiniz ve bugüne kadar tatbik ettiğiniz ahkâmı (hükümleri) yine tatbik edin, başka bir şey istemiyoruz derlerse, buna karşı zannederim ki vereceğimiz hiç bir cevap kalmaz. Çünkü bu, bütün kavanin (kanunlar) ve ahkâmı esasiyemizi (ana hükümlerimizi) çiğneyerek, tehcir edilen eşhasa (yerleri değiştirilen kişilere) yeni bir takım hukuk bahşediyor (bağışlıyor). Meselâ her hangi bir suretle Müslümanların uhdesine (üzerine) geçmiş olan emval (mallar) ve emlâki (mülkleri) derhal, bilâmuhâkeme (mahkeme etmeksizin) sahip olana veriyor ve bu kanun mucibince (gereğince) bundan tevellüt edecek (doğacak) maddi ve manevî bütün mesuliyeti maliyeyi de (maddi sorumluluğu da) hazine ödemek mecburiyetinde kalıyor. Bunun ahkâmı (hükümleri) kısmen tatbik edildi (uygulandı), kısmen de tatbik edilmedi. Fakat kanunun hükmü bakidir (kalıcıdır). Yine bu kanun mucibince (gereğince) mahlulat (Mirasçısı olmadığı için evkafa veya hükümete kalan mirasları düzenleyen kanun)  esası dahi kabul olunmayarak tehcir edilenlerden nesli munkati (soyu tükenmiş) olanların emval ve emlâki, cemaate veriliyor (mal ve mülkleri kendi cemaatlerine veriliyor). Gerçi bu kararname Meclis’in tasdikine iktiran etmiş (sunulmuş, dayandırılmış) bir kanun değildir. Fakat mevcut kararnamelerin ahkâmı fesih ve reddedilinceye (hükümleri ortadan kaldırılıncaya) kadar, bu da kanun hüküm ve kuvvetini haizdir ve kanunlarımız meyanında mevkii meriyette (yanında yürürlükte) bulunuyor ve bu bapta (konuda) müracaat edenlere de kanunun bazı mevaddı (bazı maddeleri) üzerinden muamele (işlem) yapıyoruz. Bunun için 23 Nisan 1336 (1920) tarihinden itibaren bu kanunun ahkâmı mevkii meriyetten ref’ olunmuştur (bu kanunun hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır)  demek pek doğru değildir. Bunun hükmünün ilgasını (kaldırılmasını) üç sene evveline tevcih etmek (üç yıl öncesine yönlendirmek) belki bazı teşevvüşatı (karışıklığa) mucip (sebep) olur. Onun için şimdiye kadar ne olmuşsa olmuştur. Fakat hiç olmazsa hakkımızda sulh (barış) ciddiyetiyle mevzuubahis olmazdan evvel bu kanunu özümüzden atalım ve müdafaatı kanuniyemiz meyanından (yasal savunmamız içerisinden) çıkaralım. Ondan sonra tasfiye (temize çıkartma) kanunu üzerinde ne yapacağımızı düşünürüz. Bu kanun ahkâmının ref’i hakkındaki hüküm de şu olabilir: «Ahar (diğer, başka bir yere) mahalle nakledilen eşhasın (kişilerin) tasfiyeye tabi tutulan emvali (düzeltilmeye tabi tutulan malları) hakkında 11 Rebiyülâhır 1338 (1922) ve 8 Kânunusani 1336 (1920) tarihli kararname mevkii meriyetten refedilmiştir. (yürürlükten kaldırılmıştır)”

Başka bir takrir sunuldu kabul edildi. 

                      Riyaseti Celile’ye

Ahar (harici) mahallere nakledilmiş eşhasın (kişilerin) tasfiyeye tabi tutulan emvali hakkındaki 16 Rebiyülâhır 1338 ve 8 Kânunusani 1336 tarihli kararname reddedilmiştir. Bâlâda (aşağıda) muharrer (yazılı) kararnamenin kabulünü teklif ederim.

Gazi Ayıntap Mebusu Ali Cenani

Reis; Efendim; kabul edenler lütfen el kaldırsın. Takrir ekseriyeti azîme ile (büyük bir çoğunlukla) kabul edilmiştir.

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 102, Celse: 1, – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın