Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

 10 Mart 1341 (1925) tarihinde İçtima: 74, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

1341 Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti Bütçesi: Sf. 320, 324 arası.        

2. Celse;  İsmet Bey

Nafıa (Yararlı İşler, Bayındırlık) Vekâleti Bütçesi:

Muhtar Bey (Trabzon); (Osmanlı döneminin Nafıa Vekilliğini yapmış;) “…  bu memleketin yükselmesi daima nafıa işlerinin yani vesaiti nakliyenin (araçların naklinin) ve memleketin imarının (yapılaşmasının) temini ile kabildir (mümkündür). Hatta Nafıa işi öyle bir iştir ki hususî teşebbüs (özel girişimci) ile yapılamaz. Yani bir adam ne kadar fakir olursa olsun evlâdını okutabilir, zengin bir adam vesaiti nakliyesini yapamaz… Demiryolları Müdüriyetine geldiğim zaman tetkik ettim (araştırdım) ve gördüm ki, bu memleketin en mühim şimendiferi (demiryolu aracı) Samsun – Sivas şimendiferi olmuştur. Mutlaka bu şimendiferin yapılması için teşebbüs ettim, üç sene ciheti askeriyeyi (askerî kesimi) kandırabilmek için uğraştım. Hayır, efendim, buraya merbut (bağlı) olmadan denize doğru şimendiferle bağlayamayız dediler, 1324 (1908)’ten ta 1328 senesine kadar bu şimendiferin inşası için muvafakat hâsıl ettiremedik (onaylarını aldıramadık). (1912) senesinde başladık. Peşinden bir İtalyan muharebesi (harbi, savaşı) geldi, ondan sonra Balkan muharebesi geldi. Daha sonra Harbi Umumî (Genel harp, 1. Dünya Savaşı) geldi. Sf.326… bu Vilâyatı Şarkiye’ye (doğu vilâyetlerine) hakkı hayat (yaşama hakkı) vermek için mutlaka ve mutlaka orada bir vasıtai medeniye (medeni araçlar) tesisi lâzımdır (kurumları gerekir). Mahsulü (getirisi, geliri) az ve çok olsun mevzubahis (söz konusu) değildir. Mutlaka oranın hayatını muhafaza etmek ve orada yaşanır bir hal tesis etmek lâzım gelir. Sf.328 Bugün Avrupa’dan gelen tren Edirne’den İstanbul’a kadar 300 kilometreyi on iki saatte alıyor. Binaenaleyh bizim bu trenlerin bu sürati hakikaten doğru değildir. Yirminci asırda Türkiye’nin Avrupa ile iltisakında (kavuşmasında, buluşmasında) kağnı arabası ile gider gibi hepimizin nazarı dikkatini celp etmiştir (çekmiştir). Şark demiryolları şimendiferleri giderken biraz alışkın olan bir adam inip tekrar binebilir. Sf.332 Yani mecmu (toplam) mühendislerimiz üç yüzü geçmemekte idi. Onun da bir kısmı vefat etti. Şu oldu, bu oldu. Adedi zannederim bugün 280 kadardır.  Bulgaristan gibi ufak bir devlettin 1.800 kadar mühendisi varken yine Avrupa’ya birçok talebeyi mühendis yetiştirmeye gönderir iken biz mühendislerin adedini arttıramadık. Buna rağmen mühendislerimize verdiğimiz maaş da adeta amele ücreti gibi bir şeydir. Burada beğenmeyip de 5 000 – 6 000 kuruş vermekte tereddüt ettiğimiz bir mühendise ne vakit isterse 300 – 400 hatta 500 lira maaş veriyorlar ve öyle bizden alıyorlar…” Sf.332

  Niyazi Bey (Mersin); “..  Almanya’nın da belki 50 – 60 bin mühendisi olduğunu düşünürsek bizim memleketimizde ne dereceye kadar mühendise ihtiyaç olduğunu takdir edersiniz. Binaenaleyh mühendis mektebimizin gerek tedrisatı (öğretimi) itibariyle ve gerek tesisat (donanım) itibariyle hâli mükemmeliyete ifrağı (mükemmel duruma dönüştürülmesi) lâzım ve bunan için tahsisatı lâzımenin (gerekli ödeneğin) vazı (verilmesi) zarurî iken geçen sene bu cihet (husus) Muvazenei Maliye (mali denge, bütçe) Encümeni mazbatasında (komisyonu tutanağında) kayıt ve tespit edilmişken maatteessüf bu sene de ihmal edilmiştir. Sf.335 Türkler sulama hususunda büyük bir kudret sahibi imişler. Hâlâ öyledirler de. Elyevm (bu gün) Türkistan’da eskiden yapılmış ve el ‘an (hâlen) istifade edilen (yararlanılan) arklar vardır. Türkistan’dan gelen Türkler de Anadolu’da aynı şeyi yapmışlardır. Gerek Konya Ovasında, gerekse Adana Ovasında tetkikat yapılsın, göreceksiniz ki birçok suyolları enkazı mevcuttur.” Sf. 339 

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 45 (27.02.1925 / 17.03.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 74, Celse: 1, – Sf. 320 ile 339 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , ,

Yorum bırakın