Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

 7 Mart 1341 (1925) tarihinde İçtima: 71, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey 

1341 Senesi Muvazenei Umumiye (Genel Denge Yani Bütçe) Kanunu Lâyihası; 

Maarif Vekâleti Bütçesine Devam;

Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey (İstanbul); “Arkadaşlar! Avrupa’da tahsil etmek üzere olan 53 talebemiz vardır. Sf. 200

Reis; “35 lira maaşla bir muallim ilâve edilmiş idi.”

(Avrupa’ya eğitime giden Öğretmenin maaşı ayda 35 lira. Milletvekili 300 lira.) Sf. 203 

Refet Bey (Urfa); (Maarifin tarihini anlatıyor); “Malumunuzdur ki: Türkiye’de maarif hayatı 1240 (1824’e denk geliyor, 1829 Tanzimat Fermanı yılları da olabilir) tarihinden itibaren başlar, hayatı değil, daha doğrusu duygusu başlar. Bu tarihe kadar Türkiye’de başka bir tarzı tedris (eğitim biçimi) vardı. Bu tarzı tedris Türk diyarında, Türk yurdunda Türkçeyi öğrenmekten çok uzak bulunuyordu. Memlekete ilmî, idarî, içtimaî (toplumsal), siyasî hayatta adam yetiştirmek kabiliyetinden çok uzaktı. İşte o zamanın münevverleri (aydınları) bunu düşündüler, memlekette bir irfan inkılâbı (bilim devrimi), bir maarif inkılâbı (öğretim devrimi) yapmak ihtiyacını hissettiler. 1240 (1824) senesinde başlayan bu duygu 1254 (1838) ve 1260 (1844) senesinde ve ancak kırk sene sonra kendini gösterebildi ve o zaman İstanbul’dan başlamak üzere beş tane Rüştiye Mektebi açıldı. İşte 1264 (1848) senesi ki: Takriben yetmiş altı sene evvel Türkiye’nin maarif hayatı, İstanbul’da açılmış beş Rüştiye (eskinin ortaokulları) Mektebinden ibarettir.  1269 senesinde bu ihtiyaç ve bu lüzum kendisini fazla gösterdi. Eski Türkiye’nin muhtelif (çeşitli) vilâyetlerinde olmak üzere 25 Rüştiye mektebi açıldı. 1285 (1859) tarihinde bütün Türkiye’de ancak 53 Rüştiye mektebi vardı ki, işte bundan elli sekiz sene evvel Türkiye’nin maarif hayatı bu elli üç Rüştiye mektebinden ibaretti. Tam 1299 (1875) ve 1330 (1916) tarihlerine kadar memlekette bu irfan yürüyüşü ve bu irfan gidişi gittikçe kendisini gösterdi ve ilerlemeye başladı. Nihayet 1300 (1884) tarihine kadar bütün Türkiye’de 209 mektep ve (10.620) talebe vardı. 1.300’den sonra 1324’e (1908 2. Meşrutiyet) kadar yani yirmi dört sene zarfında maarifte, bilhassa maarifi iptidaiyede (ilköğretimde) feyizler (aydınlanmalar) kendisini göstermeye başladı. 1324 (1908) senesinde bin mektep olmuştur ki, yirmi dört sene zarfında takriben dört misli tezayüt etmiştir (ziyadeleşmiştir, artmıştır). Talebe (isteyen, talep eden, öğrenci) miktarı beş misli artmıştır. Ondan sonra Meşrutiyet devri başladı. Arkadaşlar! Hepimiz biliriz ki, Meşrutiyet irfan üzerinde iyi bir tesir yapmamış, mekteplerimiz, tahsilimiz, terbiyemiz gerilemiştir, dediler. Bendeniz bunu ihsaiyata (istatistik), erkama (rakamlara) istinaden (dayanarak) arz ediyorum ki, böyle bir şey yoktur. Birkaç vilâyetin erkamını (rakamlarını) arz ettikten sonra yekûnu (toplamı) söyleyeceğim. Meşrutiyetten evvel Afyonkarahisar’ında, 19 mektep ve 1.800 talebe vardı. Meşrutiyetten sonra 77 mektep, 5.600 talebe olmuştur. Binaenaleyh bu vilâyette maarif, maarifi iptidaiye tedenni etmemiş (gerilememiş, aşağı düşmemiş), yükselmiş ve terakki etmiştir (gelişmiştir). Diyarbekir’de yirmi beş mektep, sekiz yüz talebe varmış, Meşrutiyetten sonra 67 mektep ve 2 396 talebe olmuştur. Bolu’da 13 mektep ve 120 talebesi varmış. Sonra 108 mektep olmuş ve 1.684 kız ve 5.284’ü erkek olmak üzere bu kadar talebesi olmuştur. Bütün Türkiye’de. 1329 (1913) senesinden 1300’den (1884) evvelki, vaziyete nazaran mektep adedi on beş misli artmıştır. Talebe adedi bu müddet zarfında yirmi misli tezayüt etmiştir (fazlalaşmıştır). Binaenaleyh Meşrutiyet, mekteplerimize feyiz (ışık, aydınlanma) vermiştir. Yani bazen dediğimiz gibi tedrisatımız (öğretimimiz) şöyle olmuş, böyle olmuş değildir. Kemiyet (nicelik) ve keyfiyet (nitelik) itibariyle (bakımından) yükselmiştir. 1329 (1913) istatistikîne nazaran (göre) Türkiye’de tahsil görmeyen, tahsilsiz kalan, mektep bulamayan çocukların adedi 591.757 si oğlan, 672.000 i kız olmak üzere bir milyon küsur talebe açıkta kalmıştır. 1338 – 1339 (1922-1923) senesinde mektep adedi 3.694 idi. Yine eksilmemiş artmıştır. Talebe adedi (238.000) i tecavüz etmiştir (aşmıştır).  Geçen sene 4.758 mektep vardı. Bir tetkik ameliyesi (araştırma çalışması) yaparsak görürüz ki, 1340 (1924) senesinde 1.068 mektep artmıştır. Talebe miktarı 393.558’dir. Talebe miktarı 165.000 artmıştır.” Sf. 209-2011

Refet Bey (Urfa) (Devam Ediyor); “1329 (1913) senesinde hususî (özel) bütçelerin yekûnu (toplamı) 1.202.000 liradır. Maarife tahsis edilen (ayrılan ödenek) (372.000) liradır. Takriben sülüsüdür (yaklaşık üçte biridir). Yani Muhasebei Hususiyeler (Özel idareler) kendi bütçelerinin üçte birini maarife tahsis etmiştir...  1340 (1924) senesinde Muhasebei Hususiye (özel idareler) bütçeleri 10.370.000 liradır. Maarife terk edilen 7.600.000 liradır. Bu, yarıdan fazladır. Arkadaşlar! Görüyoruz ki, memleketin heyeti umumiyesi (tamamı) maarife, bilhassa maarifi iptidaiyeye (ilköğretime) çok teşnedir (isteklidir, yatkındır). … Para bulursak, varidat membaları (gelir kaynakları) temin edersek efendiler altmış sene değil, bunun için on üç sene kâfidir. Çünkü Muallim mektepleri (öğretmen okulları) biliyorsunuz ki, eski vaziyetten (durumdan) kurtarılmıştır. Bugün bu mekteplerin 5.500 talebesi vardır. Bütçe müsait (uygun) olmadığından bu sene müracaat eden binlerce çocukları alamadık. Yahudi mektebinin mevcudu 212’dir. Bunun 77 talebesi kız, 135 tanesi erkektir. Oğlandır. Bunların içerisinde altısı kız olmak üzere, otuz beş tane memur çocuğu vardır. Ankara’da mevcut mektepler, tahsil çağında olan çocukların ihtiyacına kâfi gelmiyor. Tahsil çağında beş bin talebe var. Bunlar tahsil görmek istiyor, Ankara’da mevcut on mektep ancak 2 000 talebe istiap edebilir (alabiliyor)” Sf. 213

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 45 (27.02.1925 / 17.03.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 71, Celse: 1, – Sf. 200 ile 213 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , ,

Yorum bırakın