20 Nisan 1341 (1925) tarihinde İçtima: 107, Celse:1, Reis Kâzım Paşa
Darülfünun (Üniversite, İstanbul Üniversitesi) Bütçesi;
Muhtar Bey (Trabzon); “Efendim! Güya Darülfünun hakkında Ankara’da muhalif bir fikir varmış. Yani, âdemi lüzumuna (gereksizliğine) kani (ikna) olanlar varmış. Veyahut Darülfünunun muhtariyeti ilmiyesine (bilimsel özerkliğine) itiraz edenler varmış. Darülfünun muhtariyeti ilmiyesi kanaatindeyim. Yalnız Darülfünunu idare edenlerin bazı hareketleri tenkit olunabilir. Nitekim ben de ufak tefek bazı şeyleri arz edeceğim. Bu noktayı da zannedersem Darülfünun heyeti işitmiş olsa gerektir ki rüesadan (reislerinden) birisi şikâyet makamında, Ankara’daki kitapsızlar, kitapları tenkit edemez, diyor. Yani bu kitapsızdan maksat ilmi olmayanlar demektir. … Maarif Müsteşarı Köprülüzade Fuat Bey burada Maarif Müsteşarı idi. Ve hem de Darülfünunun iki kürsüsünden maaş aldı ve hem şube reisliğinden maaş aldı. Hem de Mektebi Mülkiyeden maaş aldı. Hatta Mektebi Mülkiyeden de zamlı maaş almıştır. Orada maaşı 2.500 kuruş iken 3.000 kuruşa çıktı.” Sf. 253
Akçoraoğlu Yusuf Bey (İstanbul) “.. Fakat asıl Darülfünunun vazifesi ilim, hars (kültür) yapmaktır. Millî kültürü vücuda getirmektir. Bendeniz zannediyorum ki Darülfünun bu aslî vazifesini tamamen ifa edememektedir. (Bravo sesleri). O halde Darülfünunu ilga mı (kaldıralım mı), ıslah mı edelim (düzenleyelim mi)? (Islah sesleri).
Ali Rıza Efendi (Amasya); “Bütün müderrisleri (üniversite hocalarını) Avrupa’dan getiriversek daha iyi olmaz mı?” Sf. 255
Akçoraoğlu Yusuf Bey (Devamla); “Daha iyi olmaz. Çünkü o zaman millî harsı tedvin edemeyiz (milli kültürümüzü yayınlayamayız).”
3. Celse: Refet Bey:
(Darülfünunun bir Müderrisi, kendi müdafaanamesinde «Darülfünunu tenkit edecek olanlar Darülfünunun bir Müderrisini tenkit edecek kadar ilim sahibi olmalıdır. Bizce Avrupa Darülfünunu tarafından verilecek hükümler muteberdir» diyordu.) Sf. 259
Hakkı Tarık Bey (Giresun); “Darülfünun (İstanbul üniversitesi) gönderdiği müdafaanamesinde (savunmasında) bahsetmiştir, demiştir ki: «Darülfünunun son on iki senelik hayatında son vukuat (olay) müstesna olmak (ayrı tutulmak) üzere şayanı dikkat (dikkati çekecek) bir (sadece) Ali Kemal hadisesi vardır. Bu hadisede talebe Ali Kemal ile diğer iki kişinin tardını (atılmalarını) ve tart edilmedikçe derslere girilmeyeceğini söylemiştir Meclisi Müderrisin ve Divan (Hoca meclisi ve divanı, üniversite senatosu denilebilir) ise tazyik altında karar verilmeyeceğini ve derslere devam etmelerini ve Darülfünunun vazifesini yapacağını mükerreren (tekrar tekrar) vaat etmiş. Fakat talebe tazyikten (baskıdan) vazgeçmeyerek vesaiti harbiye (savaş aletleri) istimal eylemiştir (kullanmıştır). Mevzubahis (söz konusu) olan kimseler, talebenin tazyikiyle Darülfünundan tart edilmiş oldular.» Sf.263
(İstanbul Üniversitesinin muhtariyetini (özerkliğini) alıp Maarife bağlamak istiyorlar.)
Hakkı Tarık Bey (Giresun); …”Efendiler: Darülfünun Emini (İstanbul Üniversitesi Rektörü) İstanbul’da Sıhhiye Vekili (sağlık bakanı) Mazhar Bey’e karşı söylediği bir nutkunda demişti ki: “Ankara’ya tarafımızdan söyleyiniz ki (bravo sesleri) Darülfünun mevcuttur ve yaşayacaktır. Haricin ve dâhilin elim şeraitine (üzücü şartlarına) rağmen yaşayacaktır. Gelsinler, razıyız, teftiş ve murakabe etsinler (araştırsın ve denetlesinler). Fakat ilim, ancak ilim ile mukayese edilir (karşılaştırılır). Kitapsız hükümler kitapla muhakeme edilir. Kitaplı hükümleri kitapsız hükümlerle tenkit ederlerse bu doğru olmaz” Sf. 268
Saraçoğlu Şükrü Bey; “… Japonya ve Rusya da tıpkı bizim gibi Darülfünun (üniversite) hayatında geri kalmış iki memlekettir ve her ikisi de biraz evvel bulduğumuz şekli halle (çözüm şekline) bir an evvel müracaat ettikleri (başvurdukları) için Avrupa Darülfünunlarıyla (üniversiteleri ile) müsabaka edebilecek (yarışabilecek) bir Darülfünunu memleketlerinde kurabilmişlerdir. Sf.277 … hatırlıyorum, muhterem mebuslarımızdan biri: ‘Biz burada İstiklâl mücadelesi yaparken Darülfünun orada oturuyordu.’ dediler.”
Maarif Vekîlî Hamdullah Suphi Bey; “… Müsaadenizle Darülfünun bütçenizin 723 bin liraya istinat ettiğini (dayandığını) bir defa daha hatırlatacağım ve size misafiriniz olan Amerikalıların kurduğu bir mektebin, Amerikan kolejlinin bütçesinin de, müdüründen doğrudan doğruya, şahsen aldığım malumata nazaran (bilgiye göre) altı yüz elli bin lira raddesinde (miktarında) olduğunu ilâve edeceğim. Bir tek kolej altı yüz elli bin liralık bir bütçe, Darülfünununuzun beş medrese ve on altı on yedi müteferri (çeşitli) darülmesai (işyeri), kütüphane vesaire yedi yüz küsur bin lira, buna ne dersiniz?” Sf. 281
(İçtimanın sonunda Darülfünun bütçesi var. Emin yani rektör; aylık 100 lira müderrisler 60 ile 100 arası alıyorlar. Memurlar 30 lira, Mebuslar 400, reisicumhur 4.000 lira.)
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 48 (14.04.1925 / 22.04.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 107, Celse: 1, – Sf. 253 ile 281 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın