Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

    26 Aralık 1341 (1925) tarihinde İçtima: 31, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

Alafranga Saat Uygulaması Kanunu Görüşülüyor; Saatlerin Yirmi Dörde Taksimi (Bölünmesi) Suretiyle İstimaline (Kullanılmasına) Dair Numaralı Kanun Lâyihası ve Encümeni Mahsus Mazbatası; 

Muhtar Bey (Trabzon); “..Hatta Osmanlı İmparatorluğu zamanında Rumeli’nin bir kısmı Avrupa vasati saatine (orta saat dilimine) tesadüf ettiği (denk geldiği) için, Şark demiryolunun Selanik’ten Manastır’a kadar giden şimendifer hattı, Avrupa vasati saatiyle işler ve İstanbul saatine nazaran (göre) bir saat teehhürle (gecikmeyle) olan saatle muamele (işlem) görürdü, İstanbul saati bir saat evveli muamele (işlem) görürdü.  Bugün memleketimizin en Şark noktası olan Süleymaniye Sancağıdır. (Bravo sesleri) orada tamam İstanbul nısfınneharına (meridyene, boylama) göre 19 derece, İzmit nısfınneharına (meridyene, boylama) göre 18 derece 72 dakika bir farkla bir saat kullanılacaktır.”    

Mahmut Nedim Bey (Malatya); “Efendim, 1914’te Avrupa’da beynelmilel (uluslararası) umumî (genel) bir kongre inikat etti (toplandı), Bu kongrede bütün milletler saatlerini Girinviç Rasathanesine nazaran (göre) tayin etmeyi (belirlemeyi) kabul ettiler.” Sf.269        

Madde 1. Türkiye Cumhuriyeti Dâhilinde günü yirmi dörde taksim eder saat kullanılır. Günün mebdei (başlangıcı) gece yarısıdır. 

Madde 2. İzmit civarından geçip «Girinviç» e nazaran otuzuncu derecede bulunan nısfınnehar (boylam, meridyen) bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esastır (asıldır). Sf. 275

Rumî Takvimin İlgası (yürürlükten kaldırılması) İle Beynelmilel Takvimin Resmî Devlet Takvimi İttihazı (olarak kabulü) Hakkında Numaralı Kanun Lâyihası ve Encümeni Mahsus Mazbatası;

Muhtar Bey (Trabzon); “.. Tarihin mebdei (başlangıcı) Milat olması meselesi 1332 (1916) senesinde mevzubahis (söz konusu) olmuştu. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, hükümet bir kanun getirdi ve bu kanunda, beynelmilel kullanılan tarihi Milâdiyi (miladi takvimi) bizim de kabul etmemizi ve Rumî olarak kullanmakta olduğumuz Julyen takvimi yanlış olduğundan Giregoryen’e tahvil olunmasını (dönülmesini) istedi. Meclisi Mebusan ve Ayan’da (Osmanlı Senatosu, Padişahın seçtiği kişilerden oluşmuş) uzun uzadıya müzakerat (görüşmeler) cereyan etti. Hicreti Nebeviye’nin (peygamberin hicretinin) on sekizinci senesinde Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında tarih için mebde (başlangıç), hicreti nebeviye tespit edilmiştir (belirlenmiştir). O da (622) senei milâdisinin Temmuzunun 17 sine tesadüf ediyor ve bizim mebdei tarihimiz hakikatte milattan 622 sene farklı olunca bugün 1303 senesi olmak lâzım gelir. Hâlbuki hakikatte senei kameriye (ay yılı) ile senei şemsiye beyninde (güneş yılı arasında) on bir gün yirmi iki saat, şu kadar dakika, şu kadar saniye fark olduğundan, her otuz beş senede bir sene fark etmiş ve bu sene farkı teraküm ettiğinden (biriktiğinden) dolayı 1303 senesi olacağına 1342 senesi olmuştur. Devlet muamelâtında (işlemlerinde) hicrî ve kameri tarihi kullanmaktaki müşkülatı (zorluğu) Osmanlı İmparatorluğu dahi görmüş olduğundan dolayı, muamelâtı maliyesi (mali işleri) için malî bir takvim kullanmıştır. Lâkin devlet, muamelâtı tesmiyesinde (işlemleri isimlendirmesinde) gene kameri (ay takvimi) tarih kullandığı için 35 senede bir sene fark hâsıl ediyordu. Bunun için hâsıl olan bu farkı telâfi etmek maksadıyla o vakit bir seneyi atladılar. Meselâ, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde 1254 senesi yoktur. 1253 senesinden 1255 senesine atlamıştır. Şu halde gerek bizim için ve gerek dünya için fennen muayyen (bilimsel olarak belirli) olan hicret tarihini mebde (başlangıç) olarak kullanmak daha iyi olurdu. Çünkü: tarihi milâdi, milattan 600 sene sonra tespit olunmuş bir tarihtir. Yani tarihi milâdiyi, ayı ile günü ile kati olarak iyi bilen yoktur. Sf. 277   

Takvim Kanunu;

Takvimde Tarih Mebdeinin (başlangıcının) Tebdili (değiştirilmesi) Hakkında Kanun;

Madde 1: Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde resmî devlet takviminde tarih mebdei (başlangıcı) olarak beynelmilel takvim mebdei (başlangıcı) kabul edilmiştir.

Madde 2. 1341 senesi Kânunuevvelinin 31’nci gününü takip eden gün 1926 senesi Kânunusanisinin birinci günüdür. 

Madde 3. — Hicrî, kameri takvimi kemakân (eskiden olduğu gibi) ahvali mahsusada (özel hayatta) istimali caizdir (kullanılması uygundur).

Doktor Rıza Nur Bey (Sinop); “Şimdi teklif edildiği gibi fennen ayların ihtidalarının (dönüşümlerinin) tespit edilmesi kabul edilmiyor. Bu tespit edilir mi edilmez mi bilmiyorum? Mütehassısı değilim. Fakat heyeti celileye bir şey arz etmek istiyorum. Bu ahvali mahsusada (özel hayatta) bayram oluyor, her millet, herkes bayramının ne vakit hangi günde olacağını bir ay evvel, bir sene evvel bilir. Biz bilemiyoruz, çünkü hayatı içtimaiyeyi (sosyal hayatı) tebdil eden (değiştiren) mühim bir meseledir, tatil var, merasim var, birçok şeyler vardır. Bugün hazırlanıyoruz, ayı göremiyorlar, olmuyor, haydi öbür gün gene görülmüyor. Belki üç gün teehhür (tehir, gecikme) ediyor. Yahut hesap ediyoruz, Cuma günü diyoruz, haydi görmüyorlar, Çarşamba oluyor. Bazen de görmeden şahadet (şahitlik) ediyorlar. Haydi, bayram iki gün evvel oluyor. Hâlbuki daha bayrama hazırlanmamıştık. Efendim, bunun daha fenası var. Ecnebiler (yabancılar) adama bayramınız ne vakittir diye soruyorlar. Hâlbuki söyleyebilirseniz söyleyiniz, ne mahcubiyettir. Bu, Lozan’da bizim başımıza geldi. Karşımızdaki murahhaslar (özel temsilciler) bize bir cemile (güzellik, iyilik) yapmak için tatil yapacaklardı, bayramınız ne vakittir diye bize sordular. Bizde söyleyemedik, çok ayıp oldu. Heyeti Celile’den çok rica ederim, Allah aşkına bu tespit edilsin.”  Sf. 279   

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 50 (2.12.1925 / 31.12.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 31, Celse: 1, – Sf. 269 ile 279 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , ,

Yorum bırakın