Musul sorununun tartışılmasını erteliyorlardı; bu erteleme, Türkiye’nin görünüşü kurtarmaya yönelik tepkilerine bile sahne olmadan, Musul’un Büyük Britanya mandasındaki Irak’a bağlanması sonucunu doğurmuştur. Süleymaniye Valisi Şeyh Mahmut’un, bundan sonra, arada bir bağımsız Kürt Devleti’ni ve kendi krallığını ilân ettiğini ve arkasından, İngiliz kuvvetleri tarafından uzaklaştırıldığını ve sonra tekrar Süleymaniye’ye getirilerek yönetici yapıldığını görüyoruz. Bunları, Mahmut’un, fırsatları değerlendirerek, bağımsızlık peşinde koştuğu şeklinde değerlendirmek mümkündür; bazen de, Londra ile danışma içinde hareket ettiğini düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Çünkü bu sırada Londra’nın, Kürt sorununu hem Ankara’yı ve hem de Bağdat’ı terbiye etmek için kullandığı anlaşılıyor; Kürdoloji’deki yeni ve bu arada Britiş diplomatik kayıtlarının incelenmesiyle yapılan araştırmalar, Londra’nın, belli bir merkezî yapıya angaje olmadan bütün Kürt bey ve şeyhlerini ayakta ve hareket hâlinde tutmaya çalıştığı konusunda hiçbir kuşku bırakmamaktadır.
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın