Başkaldırının hazırlığı gizli yapılmıştır; ancak bu gizlilik çok tartışmalıdır. Komite, ordu içinde örgütleniyordu ve Halit Bey, 1924 yılı kasım ayında, diğer Kürt liderlerinin katılımını sağlamak üzere, Diyarbekir üzerinden, Halep’e gidiyordu. Harekete katılanların birbiriyle irtibatı, konspirasyon kurallarına hiç uymayan bir gevşeklik içinde geliştirdiklerini artık çok iyi biliyoruz; bütün bunların, zamanında Ankara tarafından da bilinmediğini düşünmek çok zordur. Nitekim Albay Halit, 1924 yılında yakalanmış ve isyana hazırlıktan dolayı, Yusuf Ziya ile birlikte, derhâl kurşuna dizilmiştir; bütün bunlar üzerine, başkaldırının neden önlenmediği sorusu önümüzde duruyor.
Yeni Kemalist yönetimin, böylesine ve hızlı bir yayılmayı beklememiş olması ve daha sınırlı bir ayaklanmadan yarar umması ihtimal dâhilindedir. Bununla birlikte, Ankara’nın, daha kalıcı politikalar için, böyle bir başkaldırının yayılmasını öngörmesi de ihtimal dâhilindedir; bu takdirde, bununla tutarlı olarak, yeni Kemalist yönetimin, Musul’un ve aynı anlama gelmek üzere, bugünkü söyleyişle Güney’in, yeni cumhuriyetle birleşmesini göz ardı ettiğini de düşünmek zorundayız.
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın