Cengizliler, Alan – Goa’yı ailelerinin kurucusu sayıyorlar. Alan – Goa’nın dikkat çekici bir özelliği var, kocası öldükten sonra da çocuk doğurmaya devam ediyor, bilinmeyen koca veya kocalardan üç oğlu daha olduğu bilinmektedir. Çok yadırganmıyor.
Cengiz’in karısı Börte’nin kaçırıldığı, esir edildiği ve kahramanca yollarla kurtarıldığını, Moğol tarihinin tüm öğrencileri, neredeyse ezbere, biliyorlar. Buna ek olarak Börte’nin bu esaretten hamile olarak döndüğü de hep bilinmektedir; sonunda bir oğlan dünyaya geliyor ve adı Çuci’dır. Fakat bilinmeyen, Cengiz’in bundan hiç rahatsız olmadığıdır, çünkü rahatsız olduğunu gösteren hiçbir işarete sahip değiliz. Ayrıca Moğol aşiretinde de Çuci’ye karşı hiçbir ayrım yapılmıyordu; Cengiz’in büyük oğludur, ne zamana kadar, Cengiz’in ikinci büyük oğlunun şu sözleri, bu soruya, cevap değerindedir; “Baba, sen Çuci’den bahsediyorsan. Onu mu varis yapmak istiyorsun, fakat o Merkitlerden getirilmiştir, bizi idare etmesine müsaade edebilir miyiz’, demek ki, Çuci’nin başka babadan doğmuş olması, sadece imparatorluğun başına geçmesi söz konusu olduğunda sorun olmaktadır.
Bu iki önemli haberden, Moğollarda cinsel özgürlüğün varlığını çıkarabilir miyiz, herhalde bir ölçüde zorlama olur, ancak en azından “piç” kavramı” nın olmadığından kuşku, duymuyoruz. Nesep tartışmaları yok ve buna karşın aile bağları güçlüdür. Bu ise başlı başına bir sorundur. Sf. 185, 186
Bu kuralın iki yolla sürdüğünü görüyoruz; Moğollarda çok eş alma kuralı vardı ve erkek çocuklar, babalarının kendi anaları olmayan eşleriyle evlenebiliyorlardı. Gerçekten evlenebiliyorlar mıydı ve bunu nereden biliyoruz, doğrusu tarihte bilmek, çok zaman asilleri ve seçkinleri bilmektir; çünkü sadece onlarla ilgili kayıt bırakılıyor. Nitekim hanların, ölen babalarının eşleriyle evlendiklerinin İlhan Sarayı’nda pek çok örneğine rastlıyoruz. Dikkat çekici olan, İlhan MoğoIIarı Müslümanlığı resmi din olarak seçtikten sonra da bu kuralı işlettiler, bu da Moğollarda Müslümanlığın hiçbir zaman tam olmadığını göstermekledir ki not etmeye değer. Sf. 187
X. Yüzyıl Arap seyyahı İbn Fadlan, Türklerde bu usulün bulunduğunu kaydediyordu. İbn Fadlan Oğuzlardan subaşı Alptogan oğlu Ertuğrul ile tanışmasını not ettikten sonra; “Karısını gördüm, daha önce babasının karısıymış.” Bilgisini vermektedir. Sf. 187
Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 184 ile 187 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın