Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Din planında da benzer bir “özgürlük” görüyoruz, hiç önemsemedikleri kesindir. Olcaytu, çok öğretici bir vaka olarak karşımızda duruyor, vaftiz edildiğini ve Nikola adı verildiğini biliyoruz, sonra Budist ve daha sonra da Müslüman oluyor, aslında hangisi oluyor, pek de söyleyemiyoruz. Dine, bir­leştiren ya da bağlayan bir ideoloji olarak hiç bakmıyorlar, hâlbuki din budur ve bu yoksa ‘dinsiz” tabiri uygundur; Moğollar, kötü ruhları uzaklaştırıcı inançlara ihtiyaç duyuyor ve benimsiyorlar. Bu durumda, eğer başka bir söz­cük bulamadığımız için buna “din” dersek, “ilkel” sıfatını da eklememiz isabetlidir. Kötü ruhlardan korunacak ritüellerden ötesine bağlanmıyorlar ve burada da, hastalık hastası kadınlar misali, her “doktor” kapısını çalabiliyor­lar; şaman iken Budist veya Budist iken Hıristiyan ayinlere katılabiliyorlar.

Türklerde övüle övüle bitirilemeyen “dinsel hoşgörü” edebiyatını hatırlı­yoruz. Burada bir “hoşgörü” teşhisi çok zor görünmektedir, hoşgörü ancak iman sahibi birisinin diğer imanlara antagonist (hasım, düşman) olmayan yaklaşımıdır; halbu­ki bir iman teşhis edemiyoruz. Sf. 191

Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır

.

Posted in , , , , ,

Yorum bırakın